Toprak Reformu

Param yok, işim yok, malım yok, arazim yok zannediyorsun! Oysa var. VARLIK İÇİNDE YOKLUK YAŞAYAN İNSANLAR, TOPRAK REFORMUNU KONUŞMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ?

Artık dünyada da ülkemizde de belirli kesimlerin paranın ve malın çoğunu elinde tutarak, her siyasi, hukuki ve teknolojik gelişmeden ilk önce faydalanıp parasına para, malına mal katmasının önüne geçilmeli. Politikacıların çoğunun bunu gerçekten yapmaya niyeti yok. Çünkü onların çoğu da mevcut düzenden faydalanarak ellerinde tutukları gelir kapılarından olmaktan ve her yoğurdun kaymağından tatmaktan beri olmak istemezler. Sözde halktan gibi görünseler de oy kaygısı ile ve içgüdüyle postmodern toprak ağalarıyla, para ve piyasa egemenleriyle mücadele etmeye cesaret edemezler. Oysa gerçek egemen halktır.

Halk, egemen zannettiği birtakım özel kişilerden borç dileyen, kredi dileyen, iş dileyen, ucuzluk dileyen, insan hakları dileyen, adalet dileyen, anlayış dileyen, sosyal yardım dileyen, dilenciler olmamalıdır. Emeğin de piyasada dönen paranın da suyun da toprağın da, bu ülkenin de dünyanın da gerçek egemeni halkın kendisidir. Hele ki toprak gibi, su gibi, hava gibi Allah’ın aracısız olarak direkt tüm insanlığa hediye ettiği varlıklar kimsenin tekelinde olamaz. Bu anlamda toprağın sahibi sözde üst sınıflar ya da devlet değildir. Toprak halk adına devlete emanettir. Halkın zor zamanlarında kendi kumbarasını kullanmasının önüne geçmek kimsenin tekelinde olamaz. Bu yüzden parası olanın değil olmayanın, malı olanın değil olmayanın, işi olanın değil olmayanın, rant fırsatı görenin değil gerçekten çalışmak isteyenin faydalanacağı bir toprak reformunun konuşulmasının zamanı gelmiştir.

Genç, çalışkan ve modern çiftçilere ve giderek fakirleştirilen halkımızın derin bir nefes alıp kendisine gelmesine şiddetle ihtiyacımız var. Modern tarım eğitimi verilerek, satılamaz koşulu konularak ve bedel talep edilmeden toprak reformu yapılmasını artık halkın kendisi talep etmeli ve gündeme alınmalıdır. Halkın isteyeceği şey başkasının değil kendisinin malı olacaktır. Bu ülkenin toprağının sahibi bir takım imtiyazlı kişiler değil halkın kendisidir. Toprak reformu artık konuşulmalıdır.

Toprak reformu işsizlik sorununa büyük çözümdür. Postmodern gayrimenkul ağalığına darbedir. Müteahhit baskısına ve fırsatçılığına son vermektir. Ayrılıkçı teröre ve istismara en ciddi çözümlerden birisidir. Tarımda ithalatın ve dışa bağımlılığın azaltılması demektir. Toprak reformuyla modern tarım katma değeri oluşacaktır. Ata tohuma ve doğal gıdaya dönüşe hız verilecektir. Gıda enflasyonuna darbe vurulacaktır. Gıda stokçuluğuna darbe vurulacaktır. Kıtlık tehdidine engeldir. Şehirde yaşayanın da emeğinin değer kazanması ve düşük ücretlere mahkum kalmaması demektir. Çevre kirliliğine, şehirlerdeki çarpık kentleşmeye ve bozuk psikolojilere son vermektir.

Toprak reformu, şehir yaşamından modern köy yaşamına geçmek isteyenlere önemli ve maliyetsiz bir olanaktır. Bugünün imkanları betonlaşma yerine modüler ve yeşil enerjili konut ortamını getirecektir. Tarım araçları ve tarım bağlantılı sektörlerde sanayi atılımı sağlayacaktır. 21.yüzyılın atılım teknoloji olmaya aday blokzincir teknolojisi kullanılarak üretici-tüketici güven hattı ve karşılıklı kazan kazan uygulamasına yol açacaktır.

Toprak reformu yapılmalı, bu konuda insanlardan ücret talep edilmeksizin devlet desteği sağlanmalı, modern tarım eğitimi verilmesi ve toprağın belirli bir süreyle satılmama şartı getirilmesi gibi koşullarla bu konu artık gündeme getirilmelidir. Hava, su ve toprak bizimdir. Bu ülke birilerinin değil, bizimdir. Halk kul değil, bu ülkenin gerçek sahibidir. Varlık içinde yokluk, kulluk ve sefalet yaşamayı kimse hak etmiyor.

Toprak Reformu&rdquo hakkında 5 yorum

  1. Yazdıklarınıza katılmamak elde değil.
    Beyninize ve vicdanınıza sağlık. Allah razı olsun.🤲

  2. Sevgili dostum.
    Yine çözüm odaklı, umut verici bir onerme de bulunmuşsun. Malumun rahmetli Gazi’ninde vatandaşlarin refahı ve mutluluğu için üretim yapmak isteyenlerin toprak sahibi yapılması ve kooperatif oluşumları ile devletçe desteklenmesi öncelikli hedefiydi. Seninde önerdiğin gibi, küresel elitlerce gittikçe daha çok daha kıskaca sokulduğumuz su günlerde başka da bir çıkış yolu zaten yok.
    Ancak insiyatifi sahibi ve karalı insanların bir araya gelmesi ve bu çözümun sistematiğini pratize etmesi gerekiyor. Sanırım bu hedef üzerine odaklanarak, daha çok çalışmak gerekiyor.
    Emeğine yüreğine sağlık.
    Saygılar

  3. Bu yazılanlara katılanlar toprak reformu 1940’larda 50’lerde mecliste konuşulduğunda ne düşünüyorlardı acaba? Elleriyle seçip gönderdikleri vekiller reformu var güçleriyle engellediğinde onları yeniden seçerken, hatta mahallelerine girmelerine izin verirken ne düşünüyorlardı?

    Veya toprak reformunu talep ettiğini öne süren insanlar ilerde değerlenir beklentisiyle arsa rantına, arsa rantıyla zehirlenmiş binalara para verirken bu talepleriyle çelişen bir iş yaptıklarını hiç düşündüler mi acaba?

    Yarın başka bir hükümet reform yapıyoruz ve herkesin taşınmazlarının satışını donduruyoruz dese diyelim, bu sıkıntıya katlanmak isteyecek kaç kişi çıkacak? Yani bir şeyi istiyoruz demek kenara çekilip biri bizim için hokkabazlık yapıversin mi demek, yoksa “ben sıkıntı çekmeye razıyım, yapalım” mı demek?

    Tersten soralım: Bir toplumun başına tekrar tekrar, uzun süre aynı belalar geliyorsa Allah onlara haksızlık mı ediyordur, yoksa bunu Allah’tan kendileri mi istemişlerdir?

    Kafa yormak isteyenlere Perinçek’in Reform kitabını, Korkut Boratav’ın konuyla ilgili kitaplarını, bir de Kafaoğlu’nun Tarım Bolluk İçinde Yoksulluk kitabını tavsiye ederim. Son ikisi “reform” kitabı olmasalar da reformun niyesine nasılına ışık tutar.

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.