Kalemzáde Cengiz Yardım | Resmi İnternet Sitesi

Tanrı’nın Oku: İzdüşümsel Bir Maya Kurgusu

Son kitabım olan “Yağmurun İzdüşümü”nden hemen hemen bir yıl sonra yeni bir kitapla karşınıza çıkmaktan mutluluk ve sevinç duyuyorum. Ancak şunu söylemeliyim ki “Bize Yalan Söylediler Venya ve Dünya”dan sonra aynı derin duyguyu ve kurguyu yakalayabilecek yeni bir roman yazmak benim için ciddi bir cesaret işiydi. Aynı motivasyonu değil aynı seviyedeki duyguyu yakalayamamak endişesi itiraf ediyorum ki Tanrı’nın Oku’nu bitirene kadar yakamı hiç bırakmadı. Neticede ortaya ne kadar değerli ve kaliteli yeni bir eser çıktığı elbette okurların beğenisine mazhardır ama iç huzuruyla “artık oldu, tamam” diyerek kitabı yayınevine verdiğimde o endişem de zaten son bulmuştu.

Kitapyurdu adresi’ne buradan ulaşabilirsiniz.

Tanrı’nın Oku: Kurgu Nasıl?

Tanrı’nın Oku; kadim Maya Uygarlığında yaşayan ortalama bir Maya gencinin aldatılmakta olan toplumunun devlet yapısı içinde yükselirken başına gelen dehşet verici olayları resmediyor. Aynı zamanda gencin düşüncede yükselişe geçmesiyle birlikte gaddar yöneticilerle ve zalim din adamlarıyla girmek zorunda kaldığı mücadelesini görüyoruz. Bu çerçevede tapınak ve saray hayatını göz önüne seren akışta sevdiği kızın kurban edilmesine kadar varabilen bir süreç yaşayan gencin serüveni ciddi bir ivme ile tüm toplumlar için izdüşümler sunuyor.

Tanrı’nın Oku: Roman akıcı mı?

Arada bir serinletecek sayfaları olsa da kurguyu çok sıcak ve o ölçüde heyecanlı bulacaksınız. Ama kurgunun içine girebilmeniz için şart olan ve insan kurban etmekle başlayıp tasvirlerle devam edecek olan ilk birkaç bölümü zayiatsız atlatmanız gerekiyor. Peşi sıra gelen kitabın büyük bölümü ise su gibi akacak.

Tanrı’nın Oku: Mayaların dinini bugünkü Mayalardan daha iyi öğrenmiş olabilirim 🙂

Romanı yazmadan önce başta kutsal kitapları Popol Vuh olmak üzere uzun süre Maya uygarlığı ve bağlantılı olarak Aztek ve İnkalarla ilgili elime ne geçirdiysem okudum, izledim, inceledim. Bunlara Toltekler, Olmekler, Zapotekler ve Kızılderililer de kısmen dâhildir. Mayalarla ilgili arkeolojik buluntuları ve antropolojik tespitleri yerli ve yabancı birçok web sayfasından ve belgesellerden inceledim. Popol Vuh’u adeta bir Kuran hassasiyetiyle baştan sona defalarca okuyup arka planını anlamaya çalıştım. Bununla bağlantılı olarak Mu dinini ve Tengri kültürünü de inceledim ve aradaki ilginç bağlantıları gördüm. Maya şamanlarının neredeyse tüm ritüellerinde bulunmuş ve tüm ezoterik ayinlerine katılmış kadar din ve tasavvuflarının içine daldım. Bir tapınak talebesinin psikolojik durumuna empati yapmaya ve duygularını derinden hissetmeye çalıştım. Popol Vuh bağlamında başta Kur’an olmak üzere tüm dinlerin kaynaklarının buluştuğu gerçekleri ortaya koyacak anlaşılır ve akıcı bir kurgu oluşturduğumu düşünüyorum.

Tanrı’nın Oku: Mayalar arasında dolaşmak

Tüm bunlarla yetinmeyip oralara gitmek de isterdim. Ancak böyle bir imkânım olmadığı için teknolojiden faydalanmak en akıllı çözüm olacaktı. Ciddi zaman ayırarak bunu sanal olarak yaptım. Uydu haritasından konumlara inip oralarda sokak sokak, dolaştım. Fotoğraflar ve sembolik görseller arasında koşturdum. Yerli ve yabancı gezginlerin bölgede çekip paylaştıkları videoları pür dikkat takip ettim. Yöresel danslar içeren “Rabinal Achi” gösterileri ve “buhar saunaları” gibi kimsenin kolay kolay aklına gelmeyecek videolar izledim. “Uzun Hesap” adlı verilen takvimsel döngüyü doğru anlayabilmek için elimde kalem kâğıt ve hesap makinesiyle bir çok astronomik hesaplamalar yaptım. Birçok kaynaktan Mayaların matematik ve astronomi bilimlerinde nerelere ulaştıklarını görmeye çalıştım. Maya rakam sistemini bile öğrendim. Kitabın içindeki her bölümün başında ilgili bölümün numarasıyla uyumlu maya rakamlarını göreceksiniz.

Tanrı’nın Oku: Mayalar hakkında ciddi bir genel kültür

Kurgusal taraflarını bir tarafa bıraksak bile okurlar bir roman okuyarak bu toplumlar hakkında en azından şimdiye kadar kulaktan duyarak öğrendiklerinden çok daha fazla genel kültürel bilgiyi almış olacaklar. Neticede felsefesi olan bir roman okuyacaksınız. Öncelenmesi gereken şey; romanda verilmek istenen izdüşümleridir. Genel kültürün ötesinde bu uygarlıkları en doğru biçimde araştırıp öğrenmek isteyenler zaten bir romana değil akademik dokümanlara başvurmalıdır.

Tanrı’nın Oku: Roman karakterleri

Kurgudaki karakterlere verdiğim isimler başlangıçta size biraz garip ve hatta komik gelebilir. Ama emin olun ki bu algınız bizim topraklarımızda yaşayan ve bizim kültürümüzle yoğrulan insanlar olduğumuz için böyledir. Şayet bize ait bazı isimleri o coğrafyada yaşayan insanlara tercüme ile dillendirseydik onlar da bizimkileri garip ve komik olarak algılayacaklardı. Kitapta yer yer dilimize oturmuş deyimleri bile elimden geldiğince onlara uyarladığımı göreceksiniz. Örneğin karakterlerin “bir çuval inciri berbat etmek” yerine “bir çuval kakao çekirdeğini nehre döktüğünü” veya yüzlerinin “pancar” yerine “koşinil böceği” gibi kızardığını okuyacaksınız.

Tanrı’nın Oku: Ritüeller ve ayinler

Kurguda yer verdiğim ritüeller, ezoterik ayinler ve yaşam biçimleri tarihi alt yapısı olan, arkeolojik ve antropolojik çalışmalarda bir şekilde rastlananlar arasından derlenmiştir. Tasvirlerde kurgu gereği mübalağa olabilir ama sırf kurguya uysun diye uydurulmuş bir ritüel ya da gerçekte adı geçmeyen dini kaynaklar kullanılmamıştır. Aynı durum yaşam, bina ve insan tasvirleri için de geçerlidir. Bu anlamda bilimsel çalışmalara sadık kalınmıştır. Tek istisna Maya ağırlıklı bu hikâyenin içine Aztek ve İnkalara ait tarihi ve kültürel bazı istisnalara da kurgu gereği yer verilmiş olmasıdır.

Tanrı’nın Oku: Kitabın amacı

Amacım bu kitapla Orta Amerika teolojik kültürünü kimseye öğretmek değil… Onların kültürünü ve dini geleneğini bir kurgu içinde yansıtarak bizim yaşadığımız kültürün ve benimsediğimiz dini anlayışın sorgulanmasına bu bilgiyi vasıta etmektir. Daha da ötesinde elimizdeki zühruf değerinde olan ve gerçeğin ruhunu yansıtan Kur’an’ın doğru anlaşılmasına, hurafeci anlayış yerine bugüne ve bize fiili olarak izdüşen gerçeklerin ayırt edici biçimde anlaşılmasına kapı aralamak ve/veya katkı sunmaktır.

Tanrı’nın Oku: Hikayeden alıntılar

Marak edenler için çok da deşifre etmeden romanın farklı enstantanelerinden birkaçını aşağıda paylaşıyorum.

BİLGELERLE KARŞI KARŞIYA

“Öyle kolay olmayacak ona ölüm!” dedi “Onun için Yeni Ateş Günü’nü bekleyeceğiz. Sabırlıyız biz! Biz Tanrı’mızın sabrını taşır Kukulkan’ın emrini bekleriz! İçinizde bilenleriniz vardır. İddiaları varmış bu hainin! Bizim dinimize karşı iddiaları varmış! Eğer iddiasında ısrarlıysa gelsin bizim kutlu bilgelerimizin karşısına çıksın bakalım!”

“Sen kimsin ki bu koca millete ve bu büyük dine karşı çıkıyorsun? Madem Tanrı aklını kullanmanı istiyor, bu yaptığın tutarlı mı? Bana, Tanrı’nın Gölgesi’ne ve Tanrı’nın kutsal Muluçitza insanlarının dinine karşı çıkıyorsun? Buyur göster ilmini! Senin o küçük kellen ilmini mi yoksa ne kadar cahil birisi olduğunu mu önümüze serecek, görelim bakalım!”

DİNİM YIKILIYOR!

Gözlerime inanmam mıydı yapmam gereken yoksa bize öğretildiği gibi gözlerimin gördüğünü değil inanmak zorunda olduğumu onaylamam mı? Genç kızın gözünün gözüme değdiği andaki yıkılmış onurunu fark etmemiş ve çare aramaktan vazgeçmiş sessiz çığlığını duymamış mı olacaktım? Şahit olduğum şeyi o güne kadar inandığım dinin yıkılışına mı yoksa kendi imanımın zayıflığına mı yoracaktım?

DİN BU MUYDU?

Gördüğümüze değil bildiğimize inanmamız, duyduğumuzu değil inandığımızı işitmemiz isteniyordu. Eğer herhangi bir şey görür, duyar ve o şey inandıklarımızın aksine olursa bu kendi cehaletimiz, iman eksikliğimiz ve hatta inkârımız nedeniyle kötü tarafımızdan gelmiş ve içimizdeki kötülük canlanmış demekti!

İNSAN KURBANLARI

Başı bedeninden ayrılmış olan vücut piramitten aşağı yuvarlanırken içimdeki merhamet duygusuna yenik düşüp başımı çevirdim. Kızın bedeninin son halini görmek istememiştim. Ama buna rağmen gözlerimi bir noktadan sonra çevirmiş olmam benim iman eksikliğimden olsa gerek diye düşünüp kendimi içten içe kınamıştım.

Yüzümü yukarıya tekrar çevirdiğimde üçüncü kurbanın nasıl verileceği açıklanıyordu. Sırada Kutsal Küre Oyunu vardı. Yenilen takımın kendi içinden bir kurban seçmek zorunda kalacağı oyun!

MAYALARDA ÇAĞ DÖNÜMÜ

Geleneğimize göre iki takvimimizin her çakışma gününde “Yeni Ateş Kutlamaları” yapılırdı. Törenler düzenlenir, Ulu Kukulkan’a ve esmalarına ketsal ve ahua yönetiminde kurbanlar verirdik. Gerek mal ya da yiyecek hediyeleri ve gerekse insan kurbanları! Çünkü diğer tüm tanrıların babası olan Kukulkan o gün yeryüzüne inecekti!

RUH KANOSU

Davulun ritmiyle adeta yayından fırlayan bir oka dönüşmüştük. Kendimi gerçekten de bir nehirdeki kanonun içinde hissediyor hem kendimin hem de yanımdaki diğer kürekçilerin boğazından hırıltılar çıktığını duyuyor, tüm gücümle ve hatta gücümü de aşan hırsımla kürek çekiyordum. Az sonra kendimden başkasını da duyamaz, hissedemez olduğumda bambaşka bir haldeydim.

Kahrım hayrete dönüşmüş, hayretimse her an daha da artan bir meraka kürek çekerken kalbim davul gibi coşmuştu. Emin olun siz de benim gibi zaman denizinde her yöne doğru yol almakta olan bir kanoda olsaydınız benden çok da farklı hissetmezdiniz.

KAYIP RUH AYİNLERİ

Ter banyolarındaki Kayıp Ruh Ayinleri’nden sonra kiniçlere her şeyi anlattığımız gibi şimdi de üstada Ruh Kanosu’nda yaşadıklarımızı anlatmaya başlamamız beklenirdi. Ama bu kez saunalardaki gibi biz değil bizim gördüklerimizi önce üstat anlatacaktı. Eğer onun anlattıkları ile bizimkiler arasında uyum varsa tekâmül etmiş ya da umduğumuz iyileşme her neyse onu bulmuş olacaktık.

DİNDEN ÇIKAN GENÇLER

Sorun çocukların dinden çıkması değil, çocuklara din anlattıklarını zannedenlerin dinsizler kadar bile din sahibi olamamasıdır. Kendilerini Tanrı’nın dininin sahibi zanneden ve atalarını takip etmekle doğru yolda olduğunu dayatan din adamlarının çoğunun Tanrı’nın gerçeklerinden habersiz, cahil ve hatta ikiyüzlü olmalarıdır. Dostlarım! Bize ahlâk öğretenler ahlaksız, bize din öğretenler gerçekte dinsiz, bize yol gösterenlerin kendileri yoldan sapmış durumda. Çocuklar dinsiz oluyorlarsa bu bile Tanrı’ya her önüne gelen ahkini, üstadı, beyi ve lideri ortak koşan, okumadığı kitaba inandığını söyleyen, anlamadığı Kiçece bir duaya el açanların durumundan daha parlak ve daha gelecek vaat edicidir.

Tanrı’nın Oku’ndan sonra sırada ne var?

Daha da makbul ve daha da güzel işler yapma motivasyonumu kaybetmeden yola devam etme niyetindeyim. Bu kapsamda yaklaşık altı aydan beri üzerinde çalışmaya başladığım yeni projelerim hakkında da bir iki tüyoyu şimdiden vereyim. Allah iznederse bol bol düşünce deneyi dolu ve okuru da içine alacak zihin fırtınaları hazırlama gayretindeyim. Astrofiziğin, biyofiziğin ve parçacık fiziğinin yeni gözdeleri haline gelen bilimsel teorilerin müthiş çekiciliğinde Kuran’ın kozmik ve biyolojik izdüşümlerini ufkumuza sermiş ve benzeri yazılmamış yepyeni bir kitapla ve blogumda yayınlamayı düşündüğüm ayrı bir e-kitapla huzurunuza çıkma umudundayım. Heves ve gayret benim, destek sizin, takdir Allah’ın.

Saygılarımla ve selam ile…


0 yorum

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.