Yaratılış Kalemi 7.Bölüm | Denenme Platformu

Yeryüzü Yaratılıyor

Kitapta yeryüzü tabiri “genel algımız itibarıyla” dünya arzı için kullanılıyor. Ancak gök, yakın gök, dünyanın göğü, üzerinizdeki gök ve gökler gibi kelimelerin özellikle kullanılmasından o göklerin muhtevasında bulunan yerlere de arz/yeryüzü demekte bir sakınca olmadığını anlıyorum. Allah bize kendi üzerine bastığımız yeryüzünü gezip dolaşıp incelememizi söylerken aya, güneşe, yıldızlara bakmayın demiyor. Hatta onlara ait bir takım özellikleri bize işaret ederek kâinatın geçici dünyadan ibaret olmadığını, tüm bunların boşuna var edilmediğini hatırlatıyor. Ayetler okundukça ve bilimsel tespitler ilerledikçe bilgide de daha derine gidebileceğimiz açıktır.

İşi ehline bırakıp, bildiğimiz kadarını söylemekle ve net bilgiler üzerinden tasavvur etmekle yetinelim… Ayetlerin söyledikleriyle devam edelim.

Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O’dur. Sonra göğe yönelip/yönetip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzenleyen O’dur. Ve O, her şeyi bilendir.

2-Bakara suresi 29.ayet

Yukarıda belirttiğim gibi, gök ve yer paralel biçimde gelişmeye devam ediyor ve dördüncü evrenin sonunda yeryüzü yaşama hazır hale geliyor.

Ardından iki evrede de (yedi) gök katmanları tamamlanıyor. Böylece altı devirde göklerin ve yerin yaratılması tamamlanmış oluyor. Ancak bu altı devir içinde olup bitenlere dair ayetlerde özetle nelerden, hangi inşalardan bahsediliyor.

Bir bakalım…

Göklerle ilgili olarak…

Genişletilmesi…

Göğün yedi katman olarak ve göklerin yedi gök olarak yaratılması (üstünüzde yedi yol yarattık (23:17) ayetinin de bununla irtibatlı olabileceğini yeniden diriliş evresinde çıkarımlayabiliriz)…

Gökte burçlar (yıldız kümeleri ve galaksiler) kılınması…

Gökyüzünün korunmuş bir tavan kılınması (ki buna dair gerek mecaz gerekse reel birçok kanıt vardır. En ciddi kanıt atmosferin dünyayı birçok zararlı ışından ve gök taşlarından koruyor olması ve gezegenin manyetik alanla çevrelenmesi başta geliyor)…

Güneş ve ayın bir hesap ile belli bir karar noktasına doğru akıyor oluşu (ki güneş yakın bir geçmişe kadar sabit zannediliyordu)…

Gecenin ve gündüzün oluşması (ki güneş ve ayla birlikte zikredilmesi manidardır)…

Yeryüzüyle ilgili olarak…

Yerin döşenip yayılması…

Dağlar, ırmaklar ve hareket sahalarının var edilmesi…

Dağların çakılmış kazıklar olarak yerleştirilmesi (ki bugün artık dağların tektonik kaymalara karşı depremden bu şekliyle koruyucu oldukları bilinmektedir)…

Çatlaklarla dolu yer ifadesi (fay hatlarının oluşması)…

Gökten su indirilip yer altı kaynakları dâhil olmak üzere toprağın canlandırılması…

Denizlerin oluşturulması…

Aşılayıcı olarak rüzgârlar gönderilmesi (ki rüzgârların aşılayıcılığı sadece bitki tozlarını taşımasından ibaret değil esasen bulutların aşılanarak yağmurların oluşmasını tetiklemesi de söz konusudur)…

Ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirilmesi…

Hayvanların yaratılması…

Bizim beslemediğimiz ama bize direkt ya da dolaylı olarak mutlaka faydası bulunan birçok canlının besinlerinin (besin zinciri) onlar için de hazır edilmesi…

Göklerin ve yerin altı günde (evrede) yaratılmış olmasıyla, en başta bahsettiğim tüm yaratılışın ikinci aşaması henüz bitmiş olmuyor. Biraz geçişken olmakla birlikte sadece kitapta gördüğümüz kronolojiyi vermeye çalıştım.

Hatırlayalım…

Kendisinden “Rabbimsin” sözü alınan ve kendi kendisine şahit kılınan insana beden verilmeden önce hem o bedenin verileceği yapıtaşlarını içeren hem de deneneceği şartları oluşturan platform böylece hazırlanmış oluyor. İster Âdem devrinde doğmuş olsun ister bugün isterse yarın, kâinatın varlığına bağıntılı olan zaman var edilmeden önce yaratılmış olan her insan, bu mekân ve zaman sürecine bir aşamada dâhil olmuş oldu ve oluyor.

Her insan bir âdem gibi… Bu süreçleri bir şekilde her insan yaşıyor. Varlığı Allah’ın kabzasında olan ve bugün yeryüzüne doğan bebek milyarlarca yıl önceymiş gibi bir algıyla değil… Az önce Allah’a “Rabbimsin” diye söz vermiş ve kendisinin farkında olmadığı 13,7 milyar yıllık platform o bebek için hazırlanmış ve son dokuz ayda ana karnında beden olarak suretlendirilmiştir. Buradaki zaman çizgisine henüz dâhil olmuş olsa da, maddi varlığı üç boyutlu yeryüzü kaynaklı olmakla birlikte esas varlığı âdemle aynı yaşta ve fücuruyla, takvasıyla, unuttuklarıyla ve hatırlaması gereken fıtratıyla âdemle aynı donanımdadır.

Sekizinci bölüm: SalSal’den Doğuma

E-kitap başlangıç menüsündedir

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.