“Sabah Namazı Tanıklıdır!” Öyle mi?

“Kur’ane el fecri kane MEŞHUDEN”

Yine bir meal problemiyle ilgili bir ufuk paylaşmak üzere bir kez daha yazmak zorunda hissettim… Kuran’da ne yazdığını anlamak gibi bir derdi olan ve o kitaba tapmak için değil doğruyu bulmak üzere o kitabı okuyanların eminim ki birçok kere kulaklarının tırmalanıp takıldığı bir yerden bahsedeceğim. İsra 78’inci ayet… Ki bu ayeti “Arapçayı sular seller gibi bilen!” geleneksel meal yazarlarının hemen hepsi aynı biçimde çevirmişler… “Sabah namazı tanıklıdır” …Hatta kimileri hızını alamamış ve “sabah namazına melekler şöyle şahit olurlar, böyle şahit olurlar” diye olan kelimeleri değiştirmekle kalmayıp olmayan kelimeleri de eklemişler kitabın ayetine.

Peki, neden böyle yapmışlar? Benim öngörüm; konunun saplantılı bir hassasiyetle namazla bağdaştırılıyor olmasıdır. Daha önceki makalelerimde de belirttiğim gibi “salât” namaz demek değildir. Yeri geldiğinde elbette örfi olan namazı da içeren geniş kapsamlı bir kelimedir. Konudan uzaklaşmamak ve sonu gelmeyecek tartışmalara girmemek için salât kavramı ve örfi namaz hakkındaki satırlarımı uzatmak istemiyorum.

Burada ikame edilmesi istenen salât büyük oranda nebiyi ve arkadaşlarını bulunduğu yerden kovma planları yapan veya kendi istedikleri kıvama getirmek isteyen müşriklere karşı yapılacak mücadelenin düşünsel hazırlığıdır. Ayetin önündeki ve arkasındaki diğer ayetleri de okursanız bunu net biçimde göreceksiniz. Nebi bu konuda sıkıntı çekiyor. Ne yapılması gerektiği üzerinde düşünüyor ve Allah’tan yardımını umuyor. Enine boyuna iyice düşünmeden karar vermek istemiyor. Bu bir hal tarzı çalışmasıdır. Kendi hayatınızda karşılaşabileceğimiz farklı konularda da ibret alınabilecek bir örnektir. Detaylandırılabilir ana mesaj kabaca şudur: “Başkaları tarafından başına bir sıkıntı getirildiğinde etraflıca düşünmeden hareket etme. Yol gösterici kitabın üzerinde çalış. Konuyu analiz etmeye vakit ayır, sonra kararını ver ve Allah’tan ümidini böylece kesme.”

Oysa ayetlerin önüne ve arkasına bakmayanlar… o kadar sıkıntı içerisindeki peygamberin… başındaki belayı unutup hangi saatlerde nasıl namaz kılacağının ve kılacağı namaza meleklerin şahit olup olmayacağının derdine düştüğünü zannediyorlar. Hatta bazılarına kalsa peygamberin başında kılıç sallanırken bile namazını bozmayacağını ileri süreceklerini biliyorum. Ama Kuran’da böyle bir manzaraya rastlayamazsınız. Hatta tam tersine tehlike anlarında salâtın kısa tutulması gerektiği söylenir. Neyse tekrar konunun odağına dönelim… Tanıklık meselesi!

Ayette geçen “fecr”in “sabah aydınlığı”, Kuran’ın ise “okunan, okuma” anlamına geldiğini biliyorsunuzdur. “Meşhuden” ifadesi ise “görünen, görünür, görülebilir, tanık olunabilir, müşahede edilebilir” demektir. Yani ayette denmek istenen şey, fecr’deki okumanın sadece aklından geçirme değil, gözle de görülebilir bir okuma olduğudur. Okuyup düşünme işinin aydınlıktan dolayı kolaylaşmış olduğudur. Çünkü akşam alacakaranlığından gecenin kararmasına kadar ve gecenin bir bölümünde de konu üzerinde kafa patlatan nebinin o saatlerde gözle rehberi okuma gibi bir olanağı yokken fecr ile birlikte aydınlığa da kavuşmuş olması söz konusudur.

Peki ben bunu sadece kendime göre Kuran’ı anlamaya çalışan cahil biri olduğum için mi böyle anlıyorum? O halde sizi davet ediyorum “meşhud” kelimesini Arapça sözlük ve lügatlerden araştırıp görün. Hemen itiraz etmeyin. Gidip açın bakın. Etimolojisini inceleyin. Evet kelime tanık olunan diye de çevrilebilir ama bu tanık olunma hali hani İngilizcedeki “observable, visible, appearing” kelimelerindeki anlamlara yakındır. Başkalarının gelip bize tanık olması değildir. Melekleri devreye sokmak için “tanık olunan” diyip geçmeyin. Bu edilgen tanık olunmanın cümle içindeki yapısını siz de inceleyin… Anlayacaksınız.

İkna olmadınız mı? O halde size daha da vurucu şekilde ifade edeyim… Buyrun… “Meşhud” kelimesi sadece İsra 78’de değil Hud 103’de de geçer… Bakın geleneksel mealcileriniz bunu nasıl çevirmişler… Neden tanık olunan dememişler de açıklamaya çalışmışlar? Düşünün.

11 Hud 103 Ahiret azabından korkan için bunda kesin ayetler vardır. O, bütün insanların kendisinde toplanacağı bir gündür ve o GÖZLEMLENEBİLEN bir gündür. (Ali Bulaç)

11 Hud 103 Her halde bunda Âhıret azâbından korkanlar için muhakkak bir ibret vardır, o öyle bir gündür ki onun için insanlar toplanacak, hem öyle bir gün ki mutlak GÖRÜLECEKTİR. (Elmalılı)

11 Hud 103 Doğrusu bunda (bu kıssada), âhiret azâbından korkanlar için elbette bir ibret vardır. Bu (kıyâmet vakti), insanların onda toplanmış olacağı bir gündür ve bu, (HERKES TARAFINDAN) GÖRÜLECEK bir gündür. (Hayrat)

İkna olmadınız mı? O halde Buruc 3’e de bakın, inceleyin… Bakıp, okuyup incelemek bedava. Hele düşünmek bedavadan da bedava.

85 Buruc 3 Şahid olana (görene) ve ŞAHİT OLUNANA (GÖRÜLENE). (Ali Bulaç)

85 Buruc 3 O şahitlik edecek ve ŞAHİTLİK EDİLECEK olana yemin olsun ki, (Elmalılı)

85 Buruc 3 Şahid olana (görene) ve ŞAHİD OLUNANA (GÖRÜLENE) (Tefhimul Kuran)

85 Buruc 3 Ve tanığa ve GÖRÜNENE. (A.Gölpınarlı)

Şimdi söyleyin “sabah namazı tanıklıdır” mı yoksa “fecr (sabah aydınlığı) okuması görünürdür” mü? Melekler sabah şahitlik yapıyorlar da gün içinde ve geceleyin şahitlikten mi kaçıyorlar? Üstelik Allah’ın her şeye tanık oluyor olması yetmiyor mu bize? Hala mı hayır? Gönlüncelikle ve selam ile…

191 Meryem 36, 37 Gerçek şu ki, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin. Dosdoğru yol budur. İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü GÖRMEKTEN dolayı, vay inkâr edenlere.

“Sabah Namazı Tanıklıdır!” Öyle mi?&rdquo hakkında 9 yorum

  1. Sayın Cengiz abi. İsra 78 namaz vakitlerini bildirmektedir. Tıpkı Hud 114 gibi… gelelim “Kur’an el fecr” ve “meşhud” ifadelerine.

    Fecr, sabahın alacakaranlığıdır yani Şafak vaktidir. burada sorun yok.

    Meşhur sözlük Lisanul Arab’a göre Kur’ân kelimesi, karaa قرأ fiilinin mastarı olan kur’ (القُرْء) veya kar’ (القَرْء)’dan türetilmiştir; mastar olarak anlamı toplamadır. Okumak, kelimeleri bir araya getirip anlamı kavramak olduğu için قرأَ fiiline okuma anlamı da verilir. Allah’ın son kitabına Kur’ân denmesi de 114 sureyi bir araya topladığı içindir. Fecrin kur’ân’ı, fecirdeki ışık kümeleşmesidir.

    Meşhûd ise gözle görülen demektir. Fecir ışıklarının gözle nasıl görüldüğünü şu âyet açıklar:

    “Fecrden (kızıllığın olduğu taraftan) kara çizgi ak çizgiden sizce, tam ayırt edilinceye kadar yiyin için sonra orucu geceye kadar tamamlayın” (Bakara 187).

    Dolayısıyla İsra 78 meali şöyledir: “namazı, güneşin batıya yönelmesinden gecenin karanlığına kadar, bir de şafak ışıklarının kümeleştiği vakitte sürekli ve tam kıl. Şafak ışıklarının kümeleşmesi gözle görülür.”

    Selam ve saygılar…

    1. Arkadaşım çok güzel ve bende senin gibi düşünüyordum çünkü araştırmalarımda kuranın fecri. Karanlıkların aydinlandigi vakit olarakda geçiyor

  2. Selam Cengiz kardeşim, Allah; “Allah size yeter derken, kolaylaştırdığını ant vererek kitabınında yeter” olduğunu beyan ettiği bu kitab doğrultusunda, bakıp kafa yorunca, anlam kargaşasına maruz kalmış bazı Kuran beyanları da önümüze açılmış olarak çıkıyor. Tabi ki en doğrusunu Allah bilir, Fakat mesul olan kullar aklını kitabın delilleri ile kullanmayınca da malesef aynı dine iman ettiğini söyleyen insanların ayrı ayrı yollar hatta yeni yeni dinler oluşturduğu da aşikar. Kitabın beyanları içinde “Allah vaadinden caymaz” diye bir çok yerde uyarılar da var. İlmi de, hidayeti de, doğruya ulaştıracağını da, samimi yaklaşan kullarına vaad buyuran Allah’a güvenmemektir bu kitabın delilleri ile bakmadan duydukları ile kanaat getirmek. Rabbim, böylesi rahmet vaadlerine mazhar olacak işler yapan kulları arasına alsın samimi davranan kullarını, Rabbim ilmimizi arttırsın inşallah. Bu güzel yazı için ayrıca çok teşekkürler, selam ve sevgi ile…

  3. bu ayet ve salat geçen tüm ayetler insanın, Allah’ın dinini ayağa kaldırması ve devamını sürdürmesi için diğer insanlarla olan mücadelesidir ve bunu sabah güneş doğduktan ta ki karanlığın tamamen hakim olduğu zamana kadar diyor günün bu zamanları hariç ise insanın Allah ile başbaşa kalması Allah’ın gönderdiklerini anlaması ve Allah’ı hatırlaması içindir bu ayetteki “meşhuden”kelimesi ise fecr vaktinin, okunanın indirilişine tanıklık ettiği için özellikle belirtilmiştir .
    Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum ve devamını diliyorum ayrıca herkese de sorgulayan akıl sahibi olmayı diliyorum

  4. İsra/78’deki “Kur’an el Fecr” ifadesi iki defa tekrarlanarak “Şahitli” olduğuna özellikle vurgu yapılmış. “Görünür” olmak ile “Şahitli olmak” aynı şey değildir.
    “Meşhuden”; Şahit olunan demektir.

    “Kur’an el fecr” sabah namazı değildir. Ne olduğu veya kökeni ayrı bir araştırma konusudur.
    Ayete “Muhakkak ki Fecr okuması görünürdür(veya güneş çıkınca ortalık aydınlanır)” gibi bir anlam vermek yanıltıcı olur. Ayet böyle bir şey söylemiyor. Doğan güneşin ortalığı aydınlattığını bilmek için ayete gerek var mı?
    Yani İsra/78 ayeti bize “Kur’an el fecr”e “Bir şey”in şahitlik ettiğini söylüyor. Başka anlam aramak gereksiz.
    Bir başka ifade ile;
    Birileri Seher vaktinde birşeyler okuyorlar ve “Bir şey” de okunanlara ve okuyanlara şahitlik ediyor.
    Kimdir bu şahit?

    Selamlar…

    1. Ne olur sırf karşı çıkmak için karşı çıkmayın. Tamam eleştirel okuyun ve ancak varsa ortaya kendi doğrunuzu serin. Ben de faydalanmış olurum. “Doğan güneşin ortalığı aydınlattığını bilmek için ayete gerek var mı?” Eleştiri mı şimdi bu Serkan? Yapma. Kasten yapmıyorsun belki ama saptırıyorsun. Mevcut anlayışı MUHAFAZA etme kaygısına düşmeden düşün. Daha doğrusunu daha makbulünü göster ben de “aaa evet doğru” diyeyim.

      1. Mevcut anlayışı muhafaza etmek gibi bir kaygım asla yok. Ben de Kur’an’ı doğru anlamaya çalışan biriyim ve mevcut meallerde sorunlar olduğunun elbette farkındayım.
        Sırf size karşı çıkmak için size yazmadım. Görüşümü gerekçeleriyle anlatmaya çalıştım.
        Bunu kabul eder veya etmezsiniz.
        İsra/78’in mealinde bir sorun yok ama siz var diyorsunuz. “Kur’an el Fecr”in “Şahitli” olmasını bir meal hatası olarak görüyor ve ayete “Kur’an el fecr görünürdür” diye bir meal vererek “Sorunu” çözdüğünüzü düşünüyorsunuz. Görünür olmak, güneş ışıklarının ortaya çıkması ile ilgili değil mi? Konuyu saptırmıyorum, sizin mealinizi kendi kelimelerimle ifade ediyorum. Aynı şey!
        O halde şöyle sorayım:
        “Kur’an el fecrin görünür olduğunu” bildirmek için ayet inmesine gerek var mıydı? Görünüyorsa zaten görünüyordur. Üstelik bu durum ayette vurgulu biçimde söyleniyor! Anlamsız değil mi?

        Kendi doğrumu tekrar kısaca ifade edeyim:
        “Kur’an el Fecr şahitlidir” diye verilen klasik mealler doğrudur diyorum. Mealde bir sorun yok. Sorun; Bu şahidin kim olduğunun bilinememesi ve klasik tefsirlerde yazan “Melekler şahittir” izahının ikna edici olmaması!

        “Tek kaynak Kur’an’dır” diyen ve kendisini “Kur’an Müslümanı” olarak tanımlayan arkadaşlar bu şahidin kim olduğunu biliyorlardır. Çünkü “Kuranın apaçık ve ayrıntılı bir kitap” olduğunu iddia ediyorlar. Yazsınlar buraya biz de öğrenelim.

        Özetle;
        Klasik mealde bir sorun yok.
        Siz hiç “Muhakkak ki öğle vakti okunan Kur’an veya kılınan namaz görünürdür.” Şeklinde bir hadis veya ayet duydunuz mu? Duymamışsınızdır! Çünkü böyle bir cümleye gerek yoktur. Yani “Fecr okuması görünürdür” demek hiç bir anlam ifade etmiyor.
        Ayet net bir şekilde “Fecr okuması şahitlidir” diyor. Burada bir anlam var elbet.Mesele bu anlamı bulmak!
        Tekrar bir düşünün derim.
        Selamlar…

  5. Muhammed Esed (Kuran Mesajı)
    17:78 GÜNEŞİN doruğu aşmasından gecenin çöküşüne kadar(ki süre içinde) namazı(nı) gereği üzere yerine getir; sabah (namazı) okumasını da (tam bir dikkat ve duyarlık içinde gerçekleştir); çünkü sabah okuması(nda insan) gerçekten de (ulvî olan her şeye) açıktır.

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.