Telefon Tellerindeki Kuşlar

telgraph road telefon telelrindeki kuşlarUzun zaman önceydi.

Üzerinde kelebekler uçarken… etrafında çekirgeler sıçrayan bir patikadan… ve uzun bir yoldan gelmişti… sırtında torbasıyla bir adam.

Önce durdu bir… sağa sola bakındı.

Beğendi. Burası olur diye düşündü.

İndirdi yükünü yere… İki parça ekmek, bir kitap, bir battaniye, iç çamaşırı… biraz tohum ve birkaç alet edevat… ve de uzakları çeken küçük bir dünya radyosu.

Balta değil… adeta göz bile değmemiş bir ormanın… suya yakın ağaçlarının arasına girdi… Şurası olur dedi.

Tek başına yaptı ahşap kulübesini. Bahçe döşedi önüne… ekti biçti kenarı köşeyi… kışlığını hazırladı.

Bir zaman sonra diğer yolcular geldi patikadan beriye… Gelen devam etmedi… Duran geri gitmedi.

Onlar da evler yapmaya başladı…

Sonra bir cami yaptılar… Sonra bir okul… Hastane… Sonra bir mahkeme salonu… Yasalar oluştu.

Sonra bir tren istasyonu… ve yükler dolusu kamyonlar.

Orman kelleşirken… çirkin siyah bir karayolu uzandı… Kenarında telefon direkleri… üstündeki telleri… ve etrafında betonlar.

Maden aradılar sonra… Bulduklarıyla sevindiler…

Daha yüksek binalar yaptılar… ve de daha geniş bir yol.

Bir de baktı sonra… Madenler ve ekinler yüzünden tartıştılar… Çetin zamanlar yaşadılar… Süregelen savaşlar… Biri biterken diğeri başladı.

Sonra savaşmak kötü dediler… sanki savaşanlar başkasıymış gibi. Ama gizlice savaşmaya hep devam ettiler.

İngiliz radyosunda bir şarkı çalıyordu… Adı telgraf yolu… Uzun bir şarkıydı… Dinlerken gençliğini hatırladı… Yalnız zamanlarının hüzünlü şarkılarındandı… ama dil bilmezdi ve anlamazdı o zamanlar… Biraz dinledi… sonra çevirdi frekansı kendi istasyonuna…

Meteoroloji diyor ki bu akşam sağanak var… Daha işçiler fabrikalardan dönmemişken evlerine… Trafik olmuş altı şerit… Geliş yönü tıkalı. Gidiş yolu ağır da olsa ilerliyor… ama göl yolu daha sakin ve tercih edilebilirmiş.

Sonra haberler okundu televizyondan. Birisi sızlanarak dedi ki işimi seviyordum… ama iflas edince işsiz kaldım. Seri üretim bizim dükkânı bitirdi. Burada başka bir iş bulmaksa çok zor.

Açıklama geldi sonra… Esnafa kredi vereceklermiş… Ama önce iş kurulmalı… ve iyi kâr ettiği belgelenmeliymiş. Ben kazanıyor olsaydım… kredi benim neme zaten dedi vatandaş… Küstüm artık devletime.

Marul ve patates üreticisi isyandaymış… emeğe değmezmiş sebze ekmek.

Marketten alansa pahalı diyor… neredeyse tane tane alacağım.

Adam geçen zamanı düşündü… telefon direklerine…  ve tellerine bakarken.

Üzerine kuşlar konuyor ve kalkıyordu… Canları çektiği anda uçup uzaklaşabilirlerdi… bu soğuktan, bu dumandan, bu kalabalıktan. Beni bağlayan nedir diye düşündü.

Başı omzunda, eli saçlarındaydı… Soğuk havaya rağmen aldırmaz görünürken… Gideceğiz buralardan diye mırıldandı ve devam etti…

Karanlıktan kurtulup gün ışığına çıkacağız… Caddelerin öfkesinden… Ara sokakların pisliklerinden…

Çünkü hafızamdaki kırmızı çizgileri çiğnedim… Onların kırmızı ışıklarında da durmadım. Umutsuzluğu alev alev yakarak yok ettim.

Bir daha da görmek istemiyorum… Kapalıyız diyen dükkanları… Randevunuz yok diyen memurları… Senin hastalığın şudur demeyen ilgisiz hekimleri… Dinini bilmeyen din adamlarını… Bana ahlak öğreten ahlaksızları… Hukukunu başlara bağlamış hukukçuları… Aslı yerine vekilini koruyan polisini… Ağasının yalaması olmuş askerini… Suyumu bana satan tüccarını…

Sevgiyi şehvete… duygularını sömürgene… ve aklını zalime teslim etmiş insanlarını… Birbirine bıçak çeken erkeklerini… Türlü planlar içindeki kadınlarını… Artık görmek istemiyorum.

Ben kelebekler istiyorum yolumda… Kenarında sıçrayan çekirgeler. Özgürce uçan kuşların kanatlarındaki mutluluklardan istiyorum.

Ben özgürlük istiyorum… ve gönlümceliğimin mekânını.

Biraz şarkıdan aldım, biraz kendi kelimelerimden, biraz yüz sürdüğüm toprağımdan…

Ve en çok da okuyor olmamdan öğrendim…

Al şu kitabı koy çantana… Hadi gel benimle.

Emin ol ki Tanrı bizimle.

3 Replies to “Telefon Tellerindeki Kuşlar”

  1. Yılın ilk gününde böylesine duygu dolu,anlam dolu bir gönül sesini duymak çok iyi geldi.Elinize,gönlünüze sağlık.
    Herşey,önce en kötünün uç noktasına varmadan insanoğlu ders almıyor.Hatta o zaman bile,bırakın gerçekleri duymayı,apaçık görseler bile gönlü açılmamışlar için değişen bir şey olmuyor.Ama, bu gönül penceresi açıklar için bir engel olmamalı.Hayatını doğru yola ,Allahın cemaline ulaşma yoluna adamışlar için ne üzüntü ne yılgınlık ne de pes etme vardır.O,son nefese kadar bu mücadele zevk ile sürecektir diye düşünüyorum.
    Bu yeni yılla ,hatta şu yeni anla birlikte Allah’a tüm gönülden bağlı olanlara bu yolu daha iyi keşfetmek için, gelişme için kolaylıklar ,sağlık ve bitmeyen bir iç neşe diliyorum.
    Selam ve sevgilerimle.

  2. benim yazma ve duygularımı ifade etme özürlü olduğumu bilirsin Abi, ama yine ifade edebilirsem, gönlümde olup da dile getiremediklerimi yazında çok güzel dile getirmişsin, sanırım hem bu an ve mekan olarak dünya hayatında, hem de gelecek anlamındaki an’da mekanda cennette de, bu gönlüncelikle istenilen özgürlük ve mekana ulaşılabilecektir umarım… sana ve senin gibi kalbi güzel olan herkese de buna ulaşma umuduyla, gönlüncelikle Abi…

  3. Ne güzel dile getirmişsiniz boğulan insanlığın nedenlerini, ilerlemek, üretmek, gelişmek amacından sapınca başımıza gelen hep aynı oluyor. Ne güzel söylenmiş; “Madde rikkat peyda ettikçe, hayat şiddet peyda eder.” Selam ve sevgi ile..

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.

%d blogcu bunu beğendi: