Borçlu Ölenin Cenaze Merasimi!

En Büyük Günah Kul Hakkı mı? Yoksa ayetlerin, gerçeklerin üstü mü örtülüyor?

Kanalları karıştırırken denk geldi… Yoksa seyredilecek şeyler değil… Akit tv’de çok bilinen ve çok alim(!) bir medyatik hoca konuşuyor… Diyor ki… Adamın biri ölmüş… Cenazesine resulullahı çağırmışlar… Resullullah demiş ki, bu adamın borcu var mıydı? Var diye karşılık vermişler. O zaman, demiş, cenazenizi kendiniz kaldırın, ben gidiyorum! Derken ebu bilmem ne adamın biri çıkmış… Bu adamın borcunu ben üzerime alıyorum, demiş. Resulullah bu sefer, tamam demiş… Kıldırırım namazını o zaman! Neyse namaz kılınmış, adam gömülmüş… Ertesi gün Resulullah borcu üstüne alan adamın evine gitmiş ve… ödediniz mi borcu, diye hemen sormuş… İşte bu durum, resulullahın kul hakkını ne kadar önemsediğini gösteriyormuş! Vay canına!

Hep bize söyler dururlar ya… “Kul hakkı en büyük günahtır! Allah’ın affetmeyeceği tek günah kul hakkıdır!” diye! Aslında rivayet bununla ilgili. Şimdi bakalım, bu kısa hikâyede neler olmuş ve bize ne mesajlar veriliyor aslında…

İlk mesaj şu… Bak, eğer borcun varsa, cenazen bile kılınmaya değer değilmiş! Peygamber bile kılmazmış böylelerinin cenaze namazını!

İkinci mesaj şu… Borç varsa mutlaka ödenmeli!

Üçüncü mesaj… Borçlu olan adam ölürse borç öyle ortada bırakılmaz! Ne yapılır edilir, borç sahibine başkaları tarafından ödenmelidir.

Dördüncü mesaj… Peygamberimiz cenaze namazı kıldıran, cenaze kaldıran bir din adamı gibi yaşardı.

Beşinci mesaj… Bir borcu takip etmek, herkesin görevi olmalıdır! Peygamber bile gider borcun ödenip ödenmediğini takip ederdi!

Şimdi gelelim bu rivayetin ve mesajlarının Kuran’a ne kadar uygun olup olmadığına… Önce şu en büyük günah kul hakkıdır, Allah bir tek o günahı affetmez inancına… Bakalım gerçekler öyle mi?

4.sure… Nisa suresi… 116.ayet: Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk (ortak) koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanlardan dilediğini bağışlar….

Demek ki en büyük günah kul hakkı değilmiş. Demek ki Allah onu da affedebilirmiş. Ama affetmeyeceği tek günah kendisine ortak koşulmasıymış. Peki ortak nasıl koşulur? Sadece taştan ya da tahtadan heykelin karşısına geçip secde etmek midir şirk koşmak? Hayır! Birilerinin peşinden Allah’ın peşinden gider gibi giderseniz şirk koşmuş olursunuz. Allah’ın hükmü gibi hüküm verenler olduğunu söylerseniz şirk koşmuş olursunuz. Allah’ın sözleri gibi başka sözler olduğunu iddia ederseniz şirk koşmuş olursunuz. Allah’ın kitabının yanında birtakım başka kitapları, rivayetleri, hadisleri, sözleri de dini hüküm bildirir gibi kabul ederseniz Allah’ın kitabına ortaklar koşmuş olursunuz. Eğer dinde Allah’ın sözlerinden başka sözlerden de sorumluymuşuz gibi dayatırsanız şirk koşmuş olursunuz. Bakın ayetler ne diyor?

43.sure… Zühruf suresi… 45.ayet… Ve şüphesiz o (kitap), senin ve topluluğun için gerçekten bir öğüttür/hatırlatıcıdır. Siz ondan sorulacaksınız.

Vay efendim sünnet de lazım, fıkıh, mezhep, cemaat, icma, alimler, evliyalar, atalarımız, ecdadımızın yolu, hadissiz olur mu, sahih hadisler de ayet gibidir… falan filan… Ama bakın kitap ne diyor? Ortak koşuyor olmayasınız!

29.sure… Ankebut suresi… 51.ayet… Kendilerine okunmakta olan bu kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir topluluk için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt/hatırlatma vardır.

Ya iyi tamam da biz onu anlayamayız ki… onu ancak alimlerimiz hocalarımız anlar… bu kadar hacı hoca dururken sen mi anlayacaksın Kuran’ı!… Yine bakalım… Kitap ne diyor bu hususta? Anlayabilir miyiz, anlayamaz mıyız?

54.sure… Kamer suresi… 17.ayet… 22.ayet… 32.ayet… 40.ayet… Yemin olsun ki, Biz Kuran’ı öğüt alma/hatırlatma için kolaylaştırdık. Fakat düşünüp akleden var mı?

Sen bana sen anlayamazsın, biz anlayamayız derken, zır cahil olan ve sözü okuyup anlayamayanlar sizin hocalarınız olmasın! Kitapta bir defa değil tam dört defa aynı surede Allah yeminle söylüyor aynı şeyi… Diyor ki anlamanız için kolaylaştırdım ama düşünmüyorsunuz… sonra siz kalkıp biz anlayamayız diyorsunuz ya… Allah’ın bu yeminli sözünün üstüne başka bir söz kimin olursa olsun… Allah’ın sözüne başka sözler ortak koştuğunuzun ve üstelik bu sözlerle Allah’ı yalanladığınızın farkında mısınız? Anlayamayız diyen sensin, ben değil. Eğer sen anlayamıyorsan, hocanın anladığını ve benim anlayamadığımı sen nasıl anlayasın!

Dönelim kul hakkı ve borç meselesine… ve rivayetteki mesajların cevaplarına…

Borcun varsa cenazen bile kaldırılmaya değer değilmiş gibi algılatıldık ya… Rivayetler ne derse desin, bakın ayetler ne diyor…

9.sure… Tevbe suresi… 84.ayet… Onlardan ölen biri için salat etme, mezarı başında ebediyen durma. Çünkü onlar, Allah’a ve elçisine (karşı) inkâra saptılar ve fasık kimseler olarak öldüler.

Kim onlar acaba? Peygamberimiz kimin cenazesinin başında durmamalıymış? Bir göz atın, borcu olan bir adam mı görüyorsunuz gerçekten? Hemen peşindeki ayet…

9.sure… Tevbe suresi… 85.ayet… Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah bunlarla, onları azaplandırmayı ve dünyada canlarının onlar inkâr içindeyken çıkmasını irade ediyor.

Çok ilginç değil mi? Meğer borcu olan adam değil, tam aksine mal ve evlatça zengin olanların içinden çıkmış kimselermiş kitabın bu bölümünde bahsedilen o kimseler… bu ayetleri önünü ve arkasını dahil ederek okursanız daha açık ve daha net göreceksiniz, kimler olduklarını ve mallarını korumak ve çoluk çocuklarını öne sürme mazeretiyle peygamberle birlikte olmaktan kaçmış olduklarını.

Borç varsa mutlaka ödenmeliymiş… Tabi ki borç ödenmeli. Miras ayetlerinde de bunu görürüz. Ancak, bir insanın borcunun olarak ölmesi onu affedilmez yapmaz. Bugün çevrenize bakın. Borcu olanların borcu olmayanlardan kat be kat fazla olduğunu göreceksiniz. Belki de şu satırları okuyan biri olarak senin de öyle ya da böyle birçok borcun var. Az sonra sen ölsen, borcun ödenene kadar cenazesi kaldırılmayacak bir adam haline mi gelmiş olacaksın? Bu hak mıdır? Peygamber böyle bir iddia ortaya atmış olabilir mi? Dolar, lira, avro ahirette de mi geçerli? Borçlu olarak ölmek, illa ki birisinin kul hakkına girmiş olmak demek midir? İyi düşün… Öyle olmadığını bulacaksın. Senin niyetin neyse, sonuç ona göre olacaktır. İman edenler infak ederler, borç bile verseler peşine çılgın gibi düşecek kimseler değildir zaten… Borcu verenler genellikle zaten parası ya da yeterli kredisi olanlardır. Onlar borcu olmadığı için, diğer günahları affedilecek ama senin borcun olduğu için en iyi insan bile olsan affedilmeyecek misin? Nasıl adaletsiz bir Allah algısı bu? Borç varsa mutlaka ödenmeliymiş… Ya sana borcu veren hırsızın ta kendisi iken sen çalmadığın halde yoklukla denenen ve borçluyken ölen bir insansan! Ya senden çalınan sana borç diye veriliyorsa! Ve senden sonrakiler senin borcunu ödemezse ebediyen cehenneme mi gireceksin? Nasıl bir din algısı bu? Neden Kuran’da yok, tüm bu iddialar? Düşün…

Borçlu olan adam ölürse borç öyle ortada bırakılmazmış! Ne yapılır edilir, borç sahibine başkaları tarafından ödenmeliymiş!!!

Yani mal sahibini, dünyalık mülk sahibini dibine kadar korurken, fakiri unutan, borçluyu özgürleştirmeyi unutan bir din! Adeta çeşitli saiklerle borç veren cimri bir adamın “Ya borç verdiğim adam ölürse, alacağımı nasıl alabilirim” endişesi ve parasını kurtarabilme gayreti… eğer bunu Allah adına bir emre dönüştürürse, kimse itiraz edemez fasıklığı. Oysa bakın kitap ne diyor…

2.sure… Bakara suresi… 280.ayet… Eğer borçlu, darlık içinde ise, o halde ona ferahlayacağı kadar mühlet vermek var. Bununla beraber alacağınızı bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır, eğer bilirseniz…

Dikkat ettiyseniz görmüşsünüzdür… Allah borçluya ya da ölene değil, borcu vermiş olana ve diriye söylüyor…

Aman borç ortada kalmasın! Ama cenaze ortada kalabilir! İşte bazılarının peygamberi bu anlayışta! Oysa o peygamber Kuran’daki peygambere hiç benzemiyor. Kurandaki peygamber affedin, bağışlayın, barış içinde yaşayın, derken… onların peygamberi kapı kapı dolaşıp borç vermiş alacaklıların parasını kurtarma telaşına düşüyor!

Peygamberimiz cenaze namazı kıldıran, cenaze kaldıran bir din adamı değildi. Maalesef bazılarının rivayetler yoluyla anlattığı peygamber aynen din adamları gibi yaşıyor! Namaz kıldırıyor, geç kalanları azarlıyor, Kuran’ın yanında bir sürü kural kaide ortaya sürüyor! Oysa din adamlığı zaten hıristiyanlar döneminde kapanmış durumdadır. Allah’ın din adamlığı oluşturun diye bir emri yoktur.

57.sure… Hadid suresi… 27.ayet… (Bir bid’at olarak) Türettikleri ruhbanlığı, Biz onlara yazmadık. Ancak Allah’ın rızasını aramak için (türettiler), ama ona da uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.

9.sure… Tevbe suresi… 34.ayet… Ey iman edenler! Gerçek şu ki; ruhbanların ve ahbarların çoğu, insanların mallarını batıl yollarla yerler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar…

Kul hakkı yemenin kötü bir şey olduğuna kimse itiraz edemez elbette. Ama rivayetlerin getirdiği yalan dünyayı yukarıda yazdım… Esasla uydurulanı ayırmak gerekir. Koşulsuz itaat diye bir şey yoktur. Aklı selimle, düşünerek ve gerçekleri yalanlardan ayırt ederek bir hayat sürülmelidir. Aksi, bizi kula kulluğa ve köleliğe iter. Bu da zaten tek başına şirk koşmaya götürür. Kuran’daki Musa ve İbrahim peygamber kıssalarına bakarsanız Allah’ın kendi varlığının bile sorgulanmasına itirazı yoktur. Sorgulamaktan korkmayın. Dininiz yanlışsa ve aklınızla algılayamıyorsanız şirk koşuyorsunuz demektir. Allah’ın arzında nefsinizce değil, gönlünüzce yaşayın.

Bitirirken… 2018 yılının, biraz da bizi üzen 2017’den daha iyi olması için okumaya, düşünmeye, akletmeye, iyi olmaya, aklı selim ve iyi işler yapmaya ihtiyacımız var. 2018 daha iyi olacaksa biz o iyilik için çabaladığımız ve bu çaba sonucu hak ettiğimiz için olacaktır. Nice sağlıklı, mutlu ve huzur dolu yıllar temennisiyle…

Gönlüncelikle ve selam ile…

4 Replies to “Borçlu Ölenin Cenaze Merasimi!”

  1. Selam üzerinize olsun inşallah, Rabbime şükrediyorum ki, indirdiği zikrine karşı kalplerimizi tatmin ettirip belirtmiş olduğunuz hakkı batılla bile bile örten bu yalancılara ve onların dırar mescitleri haline getirilmiş mabetlerine karşı net tavrım oluştu. Kur’an’ı referans almayan hiç bir söz ve davranışı kabul etmemekle birlikte onlardan sakınıp uzak duruyorum. Bu gibi zihniyetlerin borçlu ölenin cenazesine bile tavır koyarlarken, Her türlü haltı yiyen ekabir takımlarının cenazelerini de öyle bir iştahla kıldırıp ve yalakalık boyutunda övgüde bulundukları da ortada. Rabbim Kuran’ı okumayı nasip ettiği senelerde ilk dikkatimi Nisa 48, 116. ayetler çekti. Aynen geleneksel olarak kul hakkı uydurmalarını doğru zannediyorduk. Hatta neymiş; Allah diyor ki, diye başlayıp “Bana nasıl gelirseniz gelin kul hakkıyla gelmeyin, herşeyi affederim kul hakkıyla geleni affetmem”dedirtiyorlardı güya Allah’a. Nisa suresine gelinceye kadar Allah Gafur’dur, Gaffar’dır, Tevvap’tır, Afüv’dür diye Rabbimizi idrak ettikten sonra Nisa 48 ve 116 da bakışımız ve düşünmemiz değişmek zorunda kaldı elhamdülillah. Borcun var kul hakkı, zina yaptın kul hakkı, gıybet ettin kul hakkı her günahın içinde kul hakkı genelde var zaten. Peki Rabbimiz neyi bağışlayacak, neyi bağışlamayacak. İşte rehberimiz Kuran bize bunları öğretmeye başladı. Bizde şükürler olsun ki, Kuran’ın tek rehber olduğuna kanaat getirdik. Rabbim isteyen biz kullarına gelen yeni yıl ile ve her daim, Hakkı işiten kulaklar, Hakkı gören gözler, Hakkı konuşan diller, Hak üzere yaşanan hayat ve zikri ile titreyen kalpler ihsan etsin inşallah. Selam ve sevgi ile..

  2. Selam kardeşim
    Yine ne yaptın sen cengiz
    Herifler ekmek parası için o kanal senin bu kanal benim koşturuyorlar.
    Bu devirde o kadar zor ki bunların evlerine ekmek götürmeleri her gün pasta götürmek zorunda kalıyorlar.
    Senin haberin varmı Vaiz hoocalarımız 4,500 tl alıyor. nasıl geçinecekler.
    Sen hiç duymadınmı bunlar din adamı kendilerini adamışlar canım.
    Fatiha okuyup para alıyorlar.hatta ölmüşlerimize bile okuyorlar.onlar da dinliyormuş….
    Zor çok zor bunların işi canım.
    Hem düyadakilerle uğraş hemde mezarlıktakilerle
    Ben çok düşündüm. şimdi sen cengiz diyeceksin ki bir daha düşünme
    Bu borçlu ölenleri toplam borçlarının yüzde onunu cenaze namazı kıldıran hoocamıza verilmesi lazım.
    Bu cenaze namazı da ne demekse…
    Çünki bu işler.sözleşmede yok
    …..
    fazla uyattım sanırım.

    Selam ve güzellikler sizlerin olsun.

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.

%d blogcu bunu beğendi: