Big Bang ve Ötesi

Yaratılış Kalemi | 4.Bölüm | Yeryüzü mü Gökyüzü mü Önce Yaratıldı!

yeryüzü gökyüzü yaratılış

Yaratılıştaki ana kronolojiyi şekildeki üç ayetle (2:28, 7:11, 11:7) hatırlatarak devam edelim… İlk aşamada (bildiğimiz canlılığa kıyasla) ölü hükmünde bir yaratılışla “Rabbimsin” sözünü verdik. Nebilerden misak alındı. Meleklere de plan haber verildi.

İkinci aşamada sıra ilk diriltilişe geldi. Bu ikinci evre kendi içinde birçok evreye ayrılıyor. Kabaca ve geçişken olmak koşuluyla ve muhtemel sırasıyla… Kâinatın ilk yaratılışı, meleklerin artırılması, cinlerin yaratılışı, göklerin ve yerin altı günde yaratılışı, genişlemeye başlaması, tüm canlıların sudan yaratılışı, beşerin topraktan yaratılışı, topraktan yaratılış aşamaları, beşere suret verilmesi, nutfeden doğuma yaratılış evreleri, Allah’ın ruhundan üflemesi, meleklerle ikinci diyalog, meleklerin secdesi, İblis’in isyanı, insanın iradi yapısının belirlenmesi, Âdem’e ahit verilmesi, cennet denilen yerde denenmesi, oradan çıkarılışı, yeryüzündeki bildiğimiz yaşamın başlaması.

Bugün için geçerli kabul ettiğimiz bilimsel tespitlere göre başlayalım… 13,7 milyar yıl önceki tekilliği müteakip tek bir noktadan patlayarak evrenin genişlemeye başlaması özünde anlatılan big-bang (büyük patlama) teorisi şimdiki haliyle “gökler ve yer bitişikken biz onları ayırdık” şeklindeki ayeti (21:30) onaylıyor. En baştaki çok sıcak ve yoğun ortamda atomaltı parçacıkların oluşmaya başlaması ve özellikle bu ortamda oluşabilecek ilk atomun ancak tek elektronlu (ve tek protonlu) hidrojen olabilmesinin “Allah’ın arşı su üzerinde idi” (11:7) ve “tüm canlılığın suyla başlaması” (21:30, 24:45) şeklinde gelen ayetleri de oldukça manidar kıldığını söyleyebiliriz. Tüm canlıların (debelenenlerin) sudan yaratılması elbette yeryüzünde ileride daha da bir anlam bulacak.

Yine bugünkü bilimsel tespitlere göre dünyanın 4,5 milyar yaşında olduğunu kabul edersek ilk patlamadan dünya yeryüzünün oluşmasına kadar 9,2 milyar yıl gibi bir süre geçmiş görünüyor. Meleklere ne anlam verilip verilmediği bu makalenin konusu değildir. Ancak verilen anlamlar ne olursa olsun, ayetlere göre bu dönemde de meleklerin artırılmaya devam ettiğini çıkarımlayabiliriz. Evren genişledikçe meleklerin de artması ayrı bir manidarlıkta, ancak dediğim gibi şimdilik bu, konumuz değil.

Allah bizi denemek için gökleri ve yeri altı günde yarattığını söylüyor. Burada gün kelimesinin evre, dönem anlamında kullanıldığı bir gerçek olarak ortaya çıkıyor. Bunu da kafamıza göre söylemiyorum. Bu çıkarımı destekleyen ayetleri Kuran’da bulabilirsiniz.

32:5 Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir.

Azabı çarçabuk isteyenler bahsinde “…senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduğunuz bin yıl gibidir.” (22:47) ve “Melekler ve Ruh, O’na, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.” (70:4) gibi ayetlerden de anlaşılacağı üzere “gün” kelimesi bizim zaman algımıza göre farklı miktarda süre içeren ve kendi aralarında da farklı miktarlarda süreler içeren “dönemler” olarak karşımıza çıkıyor. Yani her “gün” farklı sürede olabilmekte.

Dolayısıyla göklerin ve yerin yaratıldığı altı günün de birbirine eşit olmayacağı anlaşılıyor. İşte yukarıda bahsettiğim, dünya oluşmadan önceki 9,2 milyar yıl bir gün olabilirken dünya oluştuktan sonra geçen 4,5 milyar yıl da bir gün olabilir. Bunlar da kendi içlerinde günlere (aşamalara) bölünüp devir manasında kullanılabilir. Yine, evre evre yaratılışı, halden hale geçirilişi, göklerin ve denizlerin tabaka tabaka oluşu gibi ifadeler veren ayetler de gün kavramının evre anlamında kullanıldığını destekler nitelikte.

Şimdi gelelim göklerin ve yerin yaratılış aşamalarına… Genel kanıda şöyle bir yanılgı hatta ihtilaf olduğunu görüyorum… Önce gökler mi yaratıldı yoksa yeryüzü mü diye! Hatta bu kadar tutarlı bir kitapta samanlıkta iğne arar gibi çelişki bulmaya çalışanlar da var. Onlar da farklı ayetlerdeki dizilimleri öne sürerek altı günde mi sekiz günde mi dört günde mi iki günde mi gibi sözde tutarsızlıklar ortaya koymaya çalışıyorlar. Tüm bunlar kitaba yaklaşımlarındaki (bence) sui zandan (kötü niyetten) kaynaklanıyor.

Önce yeryüzü mü gökyüzü mü? İkisi de değil. Çünkü genel manada yer de gök de aslında “gök” anlamında birleşiyor. Hadi onu bir kenara bırakalım, zaten yaratılış girift halde devam ediyor. Yani gökler genişlerken bir yandan yer de oluşuyor ve bunların hepsi altı devrin içinde. Kitaba göre konuşursak… İlk önce gök ve yer birleşikti, biz onları ayırdık, deniyor. Demek ki zaten ayrılış anından itibaren yerin de göğün de paralel biçimde oluşmaya başlaması söz konusu. O andan sonra olan bitenler mekân oluşmaya başladığı için yer için de gök için de aynı zaman diliminde gerçekleşiyor. Ama tabi ki her ikisinin de kendi içinde aşamaları söz konusu.

Şimdi (çelişki olduğu iddia edilen) şu ayetlere çok dikkat edelim…

41:9 De ki: Gerçekten siz mi yeri iki günde (devirde) yaratanı inkar ediyor ve O’na bir takım eşler kılıyorsunuz? O alemlerin Rabbidir.

Gördüğünüz gibi yeryüzünün iki devirde yaratıldığı belirtiliyor. Birileri burada toplama işlemine başlıyorlar. 🙂 Ama elmayla armutu topladıklarının farkında değiller! 🙂 Allah burada açıkça yeryüzünün hazır hale gelmesinin iki devir olduğunu söylüyor aslında. Yani bahsedilen gün sayısı yeryüzünün tamamen hazır hale gelmesinin devir sayısı. Bildiğimiz altı günle bu iki günün ilgisi yok. Bunu bir sonraki ayette anlıyoruz.

41:10 Orada onun üstünde sarsılmaz dağlar var etti. Onda bereketler yarattı. Ve isteyip arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları dört günde (devirde) takdir etti.

Dikkat ederseniz göreceksiniz ki yeryüzünün yukarıda bahsedilen iki gününün ne olduğu burada açıklanmış. Birinci gün dağlar örneğiyle yeryüzü şekilleri misal verilirken, ikinci gün rızıklardan bahsediliyor. Yani ilk devir organik olmayan (inorganik) ikinci devirse organik dönem.

Peki dört gün ne? İşte o da, o bildiğimiz altı günün (devrin) dördüncü günü. Şimdi toplama işlemine başlayabilirsiniz. Başlangıçtan itibaren dördüncü günde yeryüzü, âdemin topraktan “yaratılma aşamalarının başlamasına” hazır hale gelmiş durumda. Bu esnada dünyanın göğü yok değil. O da var ve oluşmaya bu dört gün içinde o da devam ediyor ve hatta belli bir seviyeye gelmiş durumda.

41:11 Sonra duman halindeki göğe yöneldi. Böylece ona dedi ki: İsteyerek ya da istemeyerek gelin. İkisi de isteyerek geldik, dediler.

Bakın gaz halinde bir gökyüzü genişlemeye devam ediyor. Planlandığı biçimde yer ve gök paralel biçimde emre hazır. Hala dördüncü gündeyiz. Şimdi devam edelim.

41:12 Böylece onları iki günde (devirde) yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti. Biz dünya göğünü de kandillerle süsleyip donattık ve bir koruma altına aldık. İşte bu, üstün ve güçlü olanın, bilenin takdiridir.

Dört elmayla iki elmayı toplarsak altı elma eder. Ama iki armutla altı elmayı toplarsak sekiz elma etmez. 🙂

Bugünlük bu kadar yeter sanıyorum… Kaldığımız yerden devam etmek umuduyla ve selam ile…

5.Bölüm | Yeryüzü – Denenme Platformu

Big Bang ve Ötesi&rdquo hakkında 2 yorum

  1. Geri bildirim: Söz'ün Gereği | Kalu Bela - Kalemzade

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.