İndirilenle Hükmetmek

Bible

Kitaplara İman | 3.Bölüm

Kuran’da Tevrat ve İncil’in geçtiği bir sonraki ayet 3:65’dir. Daha önce değindiğim gibi “Ey Ehlikitap! İbrahim hakkında neden çekişiyorsunuz? Tevrat da İncil de ondan sonra indirildi. Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?” denilmesi yine son kitabın öncekiler için ÖNÜMÜZDE olduğu ve dayanak kabul edilmesi gerektiğine işaret kabul edilebilir.

Gelelim 3:93’e. “Tevrat indirilmeden önce İsrail’in kendi üzerine haram kıldığı şeyler dışında tüm yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. Onlara de ki: “Tevrat’ı ortaya getirin; doğru sözlü iseniz onu okuyun.”

İşte yukarıda İsa’nın bahsettiği gerçek, burada bir kez daha ortaya çıkıyor. Tevrat’ta yazılı olan haramlaştırmaların Tevrat’tan önce de geçerli olmadığı, İsrail’in (İsrailoğlu önderlerinin) bunları kendi kendine haram ilan ettiği anlaşılabilir. Tevrat’ı okuduğunuzda da bunu görürsünüz. Tüm haramlaştırmalar İsrailoğullarına kitap indirildikten sonradır. Evet, azgınlıkları sebebiyle Allah’ın onlara haram kıldığı şeyler vardır. Ama bunlar müstesna olmak üzere bugünkü kitaplarında yazanların çoğunun İsrail kâhinlerinin ve yönetici sınıfının Musa ve Harun ağzıyla, İbrahim ve Allah adına uydurduğu ve halklarını köleleştirmek üzere kullandıkları yalanlar olduğunu düşünüyorum. Ayetin devamındaki diğer ayetler de bunu açıkça ortaya koyuyor ve bu yalanları uyduranların müşrik olduğunu belirtiyor…

3:94 Artık bundan sonra kim yalan düzüp Allah’a iftira ederse böyleleri zalimlerin ta kendileridir.

3:95 De ki: Allah doğru söyledi. Öyleyse Allah’ı bir tanıyan (Hanif)ler olarak İbrahim’in dinine uyun. O, müşriklerden değildi.

Maide suresi konulara daha da net açıklık getirilmekte…

5:41’de kalpleriyle inanmamış olduklarının farkına varamayanların inkarda nasıl yarışırcasına koştukları anlatılır. Yahudilerin bazılarının nasıl yalancılık etmekte oldukları, Tevrat’taki kelimelerin yerlerini değiştirerek, eğip bükerek ve kendi kendilerine yazdıklarıyla “Size şu verilirse alın, eğer verilmezse geri çekilin.” diyerek, kendi toplumlarını nasıl kandırdıkları ifade edilir.

5:42’de anlatılan “yalana kulak verişleri, haramı tıka basa yemeleri” Tevrat’a eklenen bölümlerin tam bir açığa çıkarılmasıdır. Ayetin devamında 5:43’de bu durumun tezahürü olarak Yahudilerin peygamberimize hüküm sormak için gelmeleri eleştirilir ve kendi kitaplarının durumu ortaya konulmuş olur. Ellerinde “İçinde Allah’ın hükmü bulunan” Tevrat varken nasıl oluyor da Muhammed’in hakemliğine başvurmak zorunda kalıyorlar, sonra da verilen hükümden yüz çeviriyorlar, şeklinde bir ironi vardır. Çünkü Tevrat içine eklenenlerle tutarsız ve hüküm çıkartılamayan bir haldedir. İndirilen kitap uydurulan dinden temizlenmelidir ki onu takip edenler tutarlı bir hüküm verebilsinler.

5:44’le devamen Tevrat’ın özü anlatılır ve korunmayan yerleri olduğu işaret edilir. İçinde güzele kılavuz ve ışık olduğu, sadece Allah’a teslim olmuş peygamberlerin Yahudilere onunla hakemlik yaptığı, kendilerini Rab’lerine adayanlarla ilimde derinleşenlerin “ALLAH’IN KİTABINDAN MUHAFAZA ETMEKLE SORUMLU OLDUKLARIYLA hükmettikleri açıklanır. Demek ki muhafaza ile sorumlu olunmadıkları da var. Ve onların zaten Allah’ın kitabına TANIK OLDUKLARI ilave edilir. Ve ardından şu manidar cümle gelir: Allah’ın İNDİRDİĞİ ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.

5:45’te Tevrat’ın içinde bulunan ve onaylanan “kısas hükmü, cana can, dişe diş ve affetmenin erdemliliği” şeklindeki hüküm örnek olarak gösterilir ve biz de anlarız ki Kuran’la örtüşenler ancak Tevrat’taki Allah zikri olabilir. Yine bu ayetin de sonunda yine manidarca, Allah’ın İNDİRDİĞİ ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir, denir.

Hiç ara vermeden gelen 5:46’ncı ayet yine bu makaledeki tezime yönelik delillerimin en önde gelenlerindendir…

5:46 Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. TEVRAT’TAN ÖNÜNDE BULUNANI DOĞRULUYORDU. Ona İncil’i verdik. Hidayet ve ışık varDI onda. TEVRAT’TAN YANINDA OLANI TASDİKLEYİCİYDİ. Doğruya ve güzele kılavuzDU, takvaya sarılanlara bir öğüt.

Demek ki biz de Tevrat’a ve İncil’e bakarken ÖNÜMÜZDE OLANI, YANIMIZDA OLANI, yani KURAN’I doğrulayacak biçimde bakmalıyız. Kitabı Mukaddes adı altında iki kapağın arasına yazıp dizilmiş her şeyin Allah’ın zikri olmayabileceği gerçeğini görmeliyiz. Çünkü elimizde doğruyu yanlıştan ayıran FURKAN sıfatındaki son kitap var. Çokları değerini bilmese de!

Hiç ara vermeden 5:47’ye bakalım ne diyor…

5:47 İncil bağlıları ALLAH’IN ONDA İNDİRDİĞİYLE hükmetsinler. Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler sapıkların ta kendileridir.

Bakın şimdi ayet nasıl anlaşılır hale gelmiş oldu. İncil bağlıları İncil’i bıraksın denmiyor ama, eğer uyacaklarsa kilise ve rahip sözlerine değil Allah’ın İNDİRDİKLERİne uysunlar deniyor. Zaten bunu yaptıklarında son kitap olan Kuran’a da aykırı bir duruş sergilememiş olacaklar. Hatta Kuran’ı da okumak zorunda kalacaklar. Çünkü İncil’de ve özellikle Yuhanna kitabında müjdelenen “GERÇEĞİN RUHU”  indirilen Kuran ruhundan başka bir şey değil. İncil’de uyarıldıkları halde bu ruhu “Tanrı İsa’dır!” diyen sahte peygamber Pavlus’ta arayanlar maalesef kilise kültürünün etkisiyle İncil’e de ihanet ederek sahte peygamberin Kuran peygamberi olduğunu ZANnediyorlar. Ne acı!

5:48’in hemen ilk cümleleri yine bu makalenin tezini apaçık doğruluyor… “Sana da Kitap’ı hak olarak indirdik. Kitap’tan ÖNÜNDE BULUNANI TASTİKLEYİCİ olarak… O halde onlar arasında ALLAH’IN İNDİRDİĞİ İLE hükmet, Hak’tan sana gelenden uzaklaşıp ONLARIN KEYİFLERİNE UYMA….”

Maide suresi benzer cümlelerle akıp giderken 5:66 yine çok manidardır.

5:66 Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i, KENDİLERİNE İNDİRİLMİŞ OLANI AYAKTA TUTABİLMİŞ OLSALARDI elbetteki hem üstlerinden hem ayaklarının altından rızıklanacaklardı. İçlerinde ORTA YOLU İZLEYEN bir topluluk var. Ama onların çoğunluğunun yapmakta olduğu ne kadar da kötü!

Devamındaki 5:67’de “Rabbinden sana İNDİRİLENİ TEBLİĞ ET. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.” denir ve 5:68’de aynı şekilde ehli kitap uyarılır ve dinlerin nasıl yıkılıp küfre battıkları hatırlatılır.

5:68 De ki: “Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat’ı, İncil’i ve RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLENİ tam uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz.” Rabbinden SANA İNDİRİLEN, onlardan birçoğunun küfür ve azlığını elbette artıracaktır. Küfre batan topluluk için tasalanma artık.”

Buna rağmen, en merhametli olan Allah 5:69’da Yahudiler, Sâbiîler ve Nasranilerden Allah’a ve âhiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanların kurtulacağını belirtmektedir.

5:110’da İsa’ya atfen yine kitap’ı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i öğretmekten bahsedilir. Ve ardından gelen 5:111’de Allah “havarilere vahyettiği”ni açıklar. Dolayısıyla haklarında delil indirmiş olur. Eğer bu gibi ayetler olmasaydı havari ağzından yazılmış olan dört şahitli İncil’in değerine daha da sekte vurulmuş olunurdu. Bu dört incili tarih yazmalarından, rivayetlerden ve hadis külliyatlarından ayıran en önemli özelliklerden başta geleni budur. Bu Kuran ayetidir.

Devamındaki ayetler Pavlus zihniyetini ve İncil’e eklenen kitapların çoğunu yerle bir eder. Şu aşağıdaki ayetleri Kuran’dan okuduktan sonra Pavlus’un, eklenen rivayet kitaplarının, bazı mektupların da İncil’in içinde olduğu, oradaki gibi müteşabih öğeler içerdiğini ve Allah’tan esinleme olduğunu söylemek gerçeğe gözünü kapatmaktır.

5:116 Allah şunu da söyledi: “Ey Meryem oğlu İsa! Allah’ın yanında beni ve annemi de iki tanrı olarak kabul edin diye insanlara sen mi söyledin?” İsa dedi: “Hâşâ! Tespih ederim seni. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir. Eğer onu söylemişsem sen onu elbette bilirsin. Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem. Çünkü sen, evet sen, gaybları çok iyi bilensin!”

5:117 “Onlara, senin bana emrettiğin şu sözden başka bir şey söylemedim: ‘Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ İçlerinde olduğum sürece üzerlerine tanıktım. Sen beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun. Ve sen zaten her şey üzerinde bir Şehîdsin, bir tanıksın.”

Dört şahitli İncil’de Kuran peygamberi ve vahiy meleğiyle gelen Kuran vahyi “Yardımcı/Paraklit” ve “Gerçeğin Ruhu” gibi ifadelerle müjdelenir. Ama bunları görebilmek için Hıristiyanların kilise kültüründen sıyrılması, rivayetlerden arınması ve nihayet Kuran’ın da Allah’ın vahyi olma ihtimalini en azından akletmeleri gerekiyor. Aksi takdirde elçilerini, azizlerini ve kiliselerini ilahlaştırmaktan geri kalmayacaklardır.

7:157 Onlar ki, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılmış bulacakları ümmî elçiye uyarlar; o onlara iyiliği emreder, kötü ve çirkinden onları alıkoyar. Güzel şeyleri onlara helal kılar, pis şeyleri onlara yasaklar. Sırtlarından ağırlıklarını indirir, üzerlerindeki zincirleri, bağları söküp atar. Ona inanan, onu destekleyen, ona yardım eden, onunla indirilen ışığa uyan kişiler, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

9:111’de Allah vaadini ve vaadinden dönmediğini ve Tevrat ve İncil’de de bunu belirttiğini söyleyerek Tevrat’ın içinde geçen ve Allah kavramını adeta insani vasıflara bürüyen, yaptığından pişman olan, sık sık öfkelenip verdiği nimetleri insanların başına kakıp duran, en ufak bir kabahatlerinde öldürülmeleri emrini veren, sürekli kendi verdiği nimetleri insanlardan türlü yakma sunular, hediyeler ve kurbanlar olarak geri isteyen, başka ulusları en ağır ifadelerle ve suçsuzları bile dehşetle işkencelere maruz bırakan acayip bir Tanrı kavramı haline getirilmesini yalanlar.

48:29’da müminlerin Tevrat’ta ve İncil’deki vasıflarına gönderme yapan Allah’ın ayetlerini ve hatta benzetmelerini gerçekten de Tevrat’ın ve İncil’in içinde bulabilirsiniz. Kuran’da Tevrat ve İncil’in içine atılanlar yalanlanırken, doğru olanlara da sık sık atıf yapılır. Kuran’la beraber Tevrat ve İncil’i de Furkan gözüyle okuyanlar bunları göreceklerdir.

61:6 yine “ÖNÜNDEKİ” ifadesini içeren ve makalenin tezini güçlendiren ayetlerden biridir. Zaten Kuran’da “ÖNÜNDEKİ” ifadesi kullanılmadan eski kitapları tasdik etme yoktur. Meallerin bazılarında çevrilsin ya da atlansın, orijinal metni açıp baktığınızda “Beyne Yedey | بَيْنَ يَدَيَّ” ifadesini bir formuyla mutlaka göreceksiniz.

61:6 Meryem oğlu İsa’nın da şöyle dediğini hatırla: “Ey İsrailoğulları! Ben size Allah’ın elçisiyim. ÖNÜMDEKİNİ TEVRAT’TAN DOĞRULAYICI ve benden sonra gelecek Ahmet adında/sıfatında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim.” Fakat İsa’nın müjdelediği elçi onlara apaçık deliller getirdiğinde: “Bu, katıksız bir büyüdür!” dediler.

62:5’de Kitap Yüklü Eşekler benzetmesiyle sadece Yahudiler değil, yüklendikleri kitabı getirdikleri durum da ortaya konur.

62:5 Tevrat’ı yüklenip de sonra ONU GEREĞİ GİBİ TAŞIYAMAYANLAR, kocaman kitaplar taşıyan eşeğin misaline benzerler. Allah’ın ayetlerini yalanlayan o kavmin misali ne kötüdür.

Ayetin devamında manidar biçimde sadece kendilerini Allah’ın kulları gören Yahudiler’in Tevrat’a da girmiş iddiaları reddedilir. Mana itibarı ile ve diğer benzer ayetlerle bütünleştirdiğinizde “Eğer Allah’ın gerçek velilerinin sadece siz olduğunu iddia ediyorsanız ölümü dileyin” denir. İlginçtir ki bu ifade Tevrat’ta da çok farklı şekillerde geçer. İsrailoğullarına “Size İsrail dışında da Tanrının güçlü olduğunu göstereceğim.” şeklinde ifadeler vardır. Ayrıca Kuran’dan önce İncil de zaten Tevrat’ın bu “özel halk” iddiasını ortadan kaldırmış durumdadır. Elbette gören gözlere, anlayan dimağlara…

Benzetme ağırlıklı dört şahitli İncil’in arkasına eklenen insan yazmalarının çoğunun kitaptan olmadığını anlamak için okumak gerek. Zaten takipçileri bunu kendileri de biliyor ama aynen bizim kültürümüze ait Mesneviler, Mevlitler, Rubailer, Risaleler, Deyişler gibi adlar altında “Allah’tan esinlenme!” iddiasında olduğu gibi İncil takipçilerinde de maalesef bu kitapların her ne kadar insan sözü olduğu bilinse de “Tanrı esinlemesi!” savına bir sığınışları ve Allah’ın ayetlerini bilmeden inkâr etme korkuları söz konusu. Oysa kendi kitaplarında bile defalarca “Tanrı buyruklarına uyun, insan sözlerine değil” şeklinde ikaz ediliyorlar. Yani kısaca… Onlar da düşünmüyorlar… Sadece takliden inanıyorlar. Ya okumuyorlar ya da okuduklarını anlamıyorlar. Dini yıkılmış bir toplum olarak çelişkiler içerisinde yüzüyorlar. Ve Tevrat’a ve İncil’e eklenen bunca yazmanın çelişkisini gören Musevi ve İseviler Kuran’dan da haberdar olamadıkları ya da baştan reddettikleri için ya deizme ya da ateizme kayıyorlar. Geriye kalanların çoğu da ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, hatta mezheplerini reddetseler bile geleneksel dini kültürlerinin ve ruhban sınıfının etkisinden çıkamıyorlar.

7:27 Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik; ona İncil’i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık. Ancak Allah’ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu fasık olanlardır.

2:79’a da bakalım. Sizce aşağıdaki ayet sadece bugünü mü anlatıyor, yoksa Tevrat ve İncil hakkında o günler için de ipuçları mı veriyor! Düşünün… Kuran indiği dönemdeki Tevrat ve İncil, belirgin tarihi verilere göre neredeyse bugünkünün aynısıydı. O halde!

2:79 Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitap’ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, “İşte bu, Allah katındandır!” derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!

Zaten bu ayetin devamında da uzun müddet Yahudilerin bugünkü Tevrat’ta da görebileceğiniz iddialarına yalanlamalar gelir. Gerek cehennem azabının belirli bir zaman için olacağı sonra cennete gidileceği, gerek temel dini ve ahlaki inançlarla ilgili birçok tema işlenerek Bakara suresinin de büyük bölümü, daha önce Allah adına uydurulmuş yalanları deşifre etmektedir.

Bu durumda kimileri, Kuran peygamberine atfedilen hadis külliyatının da içinde doğrular olduğunu, onlara da benzer biçimde iman etmemiz gerektiğini ileri sürebilir. Unutmayın ki arada ciddi bir fark vardır. Allah Tevrat, Zebur ve İncil’e gerektiği gibi iman konusunu Kuran’da işleyerek delillendirmiştir. Hakkında delil indirmiştir. Ama hadisler gibi zaten kitap dışında kalanlar için herhangi bir delil sözkonusu değildir. Yanlışlardan ibret alınması ve dinin hükmü olarak kabul edilmeden tarihi verilerin karşılaştırılarak faydalanılması için okunması müstesna.

Allah dileseydi zikrini korurken o kitapları içinde sadece Allah zikri kalacak biçimde de koruyabilirdi. O safsataların Tevrat ve İncil’in içinde olmasının hikmetlerinden biri Kuran’ın Furkan sıfatı ve o yazımların bize ibret teşkil etmesidir. Siz de hadislerinizi, insan yazmalarınızı çeşitli yollarla Kuran’ın içine sokmayın, dininizi yıkmayın, demek istemesidir diye düşünüyorum.

4.Bölüm | Kuran’a Göre Kitab-ı Mukaddes

Kalemzade | Cengiz Yardım

İndirilenle Hükmetmek&rdquo hakkında 2 yorum

  1. Geri bildirim: Tevrat ve İncil Nasıl Doğrulanır? - Kalemzade

  2. Hocam Allah razı olsun ellerine emeğine sağlık. yalnız 4.bölümü göremedim. henüz yayınlamadınız mı acaba?

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.