Kahvehane Parlamentosu

kahvehane okey

Sahte Okey…

Adam kahvehanede okey oynarken veriyor veriştiriyor tepedekilere. Bunların hepsi hırsız, bunların hepsi arsız, bunların hepsi kendi menfaatinin peşinde diye! Bir yandan da masanın altında elindeki fazladan beşli balyaya bakıyor, içinde okey ya da göstergesi var mı diye! Karşısındaki adam da bu sırada demin attığı taş lazım olduğu için onu küçük parmağıyla geri alırken hak veriyor ortağına “Evet abi!” diyor “Verdiğimiz vergilerin yarısı bunların cebine gidiyor!”

Bu sırada rakip eşler de katılıyor muhabbete. Bir tanesi “Dün duydum!” diyor “İhalelere kendi ortaklarını sokuyorlarmış.” karşısındaki eşine kaşıyla gözüyle “Kırmızı birlin var mı?” diye sorarken. Ortağı da “Abi zaten ihale detaylarını gizlice onlara bildiyorlar ki önceden!” diyor elindeki okeyi taşı düzeltirmiş gibi yapıp eşinin alması için en üste bırakırken! Bu sırada kenara oturmuş yancı bedavadan çayını içerken “Hepiniz çok haklısınız!” diyor “Devletten tanıdığı olan işi götürüyor!”

Ertesi sabah bu beş adam rızkını aramak için mesailerine başlıyorlar. “Bunların hepsi hırsız!” diyen adam Pazar tezgâhına gelen müşterisine bir kilo pirinci yüz gram eksik tartıyor. “Vergiler bunların cebine gidiyor.” diyen adamsa, hatırına gelip de istemediği için fatura kesmiyor müşterisine.

“İhalelere ortaklarını alıyorlar.” diyen zat devamlı müşterisine beş liraya sattığı malı yabancı müşteriye on beş liraya kakalıyor. “İhale detaylarını önceden bildiriyorlar.” diyen şahıssa belediyedeki adamından öğreniyor af çıkacağını ve ödemekten vazgeçiyor emlak vergisini.

Yancı ise bu sırada iş bulmuş kendisine. Minibüs durağında çığırtmaya başlamış her gün o minibüse binenlere, şu minibüs şuraya gidiyor diye!

Akşam olunca dördü tekrar buluşuyorlar kahvehanede ve başlıyorlar fakirlik, arabesk ve ezilmişlik edebiyatına ve ben olsam şöyle iyi yönetirdim, ben olsam böyle politika üretmezdim, ben olsam fakirlik kalmazdı, ben olsam bunları Taksim’de sallandırırdım demeye. Yancı ise az sonra yanlarına oturup “Haklısınız abi!” diyor çayına katmayanların şekerlerini, ceketinin cebine atarken.

Eğer böyleyse… Ben de diyorum ki; siz dördünüz beşiniz orada olsaydınız ve oradaki dört beş kişiyi sizin okey masanıza oturtsaydık değişen çok da bir şey olmazdı. Hatta belki de daha kötü olurdu! Çalan çalmıştır çalmamıştır onu hukuk bilsin ben bilmem, ama ihtimaldir ki Allah sizin daha fazla çalacağınızı bildiği için oraya sizi getirmemiş, paranız çok olunca ailenize ve yakınlarınıza yüz çevirip de azacağınız için sizi zengin de etmemiştir! Allah malı veriyorsa da vermiyorsa da rahmetindendir. Eğer onlar insanlara zulmediyorsa ihtimaldir ki sen onların yerine geçtiğinde daha da fazla zulmedeceğini biliyor ve bu yüzden “ben olsam”la bırakıyordur seni!

Kötülük potansiyeldir. İyiliğin gerçekliğini belirler. Allah kötülüğü potansiyel olarak yaratmıştır. Kötülüğün kendisi kötü değildir. O kötülüğü potansiyelden çıkarmaktır insanı kötü yapan. Şu satırların yerine daha da ilgi çekicilikte bin türlü sinkaf içeren bir yazı yazabilirdim. Bu bir potansiyel kötülüktür. Ama yapmıyorum. Ya da siz, internet mahallesinin zürafa sokağında bir işler çeviriyor olabilirdiniz. Ama onun yerine, burada bir kardeşinizin yazısını okuyorsunuz. Siz de ben de belirgin kötülüklerden kaçınmaya çalışıp, daha faydalı işler yapmaya çalışıyoruz. Eğer yaptığımızın bir kıymeti varsa o sinkaflı yazının ya da net âlemindeki o çıkmaz sokağın potansiyel olmasındandır. Eğer tevhid iyi ise şirk potansiyel olduğu içindir. Her şey zıddı ile kaimdir. Karanlık gündüzün kıymetini, yokluk varlığın kıymetini, kötülük iyiliğin kıymetini ortaya koyar. Hatta bence şu dünyada tanık olduğumuz kötülerden daha da kötüleri vardır. Ama Allah onlara çok muhtemel ki bu potansiyellerini ortaya çıkarma imkânı vermemiştir.

Kahvehane parlamentoları başa gelseydi eminim ki bundan daha iyisi olmazdı. Toplum neyi hak ediyorsa onu görüyor, onu yaşıyor. Birey düzelmeden toplum düzelmiyor.

Hırsızlıktan şikâyet ediyorsan, önce sen çalmayacaksın. Sen az çalarken, çok çalandan şikâyet ediyorsan, sen aslında çalınmasına değil, sen varken başkasının çalmasına karşısın demektir. Zaten herkes kendi çapı kadar çalabilir. Ben az götürüyorum diyerek yırtamazsın abi! Sen götürebildiğin kadar götürüyorsun! Potansiyelin bu kadar! Daha fazla potansiyelin olsa belki de şikâyet ettiklerinden bile fazla çalacaksın! Eğer toplum ıslah edilmemiş diyorsan, önce kendini ıslah edeceksin hacı! Ben kurtuldum, sayıyı aldım derken oku’mazsan kitabını, bir de bakarsın ki okeyin de sahteymiş, hesap da sana kalmış!

Kalemzade | Cengiz Yardım

Kahvehane Parlamentosu&rdquo hakkında 7 yorum

  1. Gönlüne sağlık Kardeşim. Vazgeçmediğim, ısrarla yazacağım beylik cümlelerimdendir. “Dünyadaki iki yüzlü insanlar bizim ülkemizde toplanmışlar!” Böylesi iki yüzlüler başka yerde olamaz! Allah’ı bile kandırmaya çalışıyoruz.

    Hani diyorlar ya; “Bu ülkenin %99 u MÜSLÜMAN!” artık külahım bile inanmıyor… Evet evet herkes “elhamdülillah Müslümanım” diyor da, nasıl Müslümanlarsa Allah bilir… Yazdığınız gibi masa altındaki balyaya bakar okey var mı diye, ama camiden de çıkmaz. Yüz gramı terazi kefesinin altına yapıştırdığında kafasında sürekli fesi vardır Müslümanımın!..

    Allah razı olsun Kamil Kardeşim… İnsan yokluğunda güzel insanlara hasretiz. Ve bu hasret, ahlak ve insanlığı öğrenmeden olmayacak. Ahlaklı güzel İnsan olursak dinimizi de taş çalmadan yaşayabiliriz.

    Selam ve Dua ile,

  2. Lisede, yabancı dil öğretmenimiz helikopter pilotuydu.

    Derse girerken sınıfa “müslüman mısınız” diye sorardı.

    Hep bir ağızdan “elhamdülillah” der demez, “hastirin ordan” derdi.

    O zamanlar akıl erdiremezdik onun bu sert tepkisine..

    Ne kadar da haklıymış oysa..

    Sayenizde öğretmenimi de anmış oldum.

    Allah razı olsun, kaleminize sağlık.

  3. Kalemzade Bey, benim dikkatimi ise farklı bir durum çekiyor. Kendi hayatlarında gerçekten haramdan kötülükten sakınan insanlar (bildiğim kadarıyla), güç sahibi olan kişilerin bazı yaptıklarını meşru görebiliyorlar. Hatta “o kadar güç sende de olsa sen de öyle yaparsın” diyen çok duydum. Bu durum da bende şöyle bir düşünce oluşturuyor. Demek ki sizin çalıp çırpmamanız Allah korkusundan değil de imkanınız bulunmamasından. Yanlış mı düşünüyorum acaba.

  4. Elinize gönlünüze sağlık, uyarıcı bir yazı olmuş. Bu tip davranışların bol yaşandığı bir ülkeyiz maalesef, siyasette,medyada, çarşıda pazarda ticaretimiz de, arkadaşlıklarımız da nereye dönseniz hergeçen gün çoğalarak devam ediyor. Bu kadar teknolojik gelişmeler işlerimizi kolaylaştırırken düşünüp akledebilme kabiliyetimizde elimizden gidiyor. Gerçekler ancak önümüze serilenlerden ibaret zannettirilen toplumumuzda karşımıza bolca çıkıyor. İnşaallah “kalpler ancak Allah’ın zikri ile tatmin olur” bilincine varan bir toplum haline geliriz de bu davranışların azaldığı bir topluluk oluşur. Selam üzerinize olsun inşaallah….

  5. Eyvallah abi kalemine sağlık.Insanoğlu toplumun veya bir başkasının nasıl ahlaksızlıklar ettiğini diline dolarken kendine bakmıyor.potansiyel nankör insan!

  6. Bir de şu muhabbet çok döner hani bir yerden şu kadar para çıksa hayır hasenat yapacağım falan fıstık ..Çıkınca da ne yapılacağını tahmin etmek güç değil..Yine güzel bir konu kalemine sağlık…

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.