Yemin Altında Olanlarla Yetinmek

wedding

“Yemin|Sağ El” Bahsi | 3.Bölüm

Nisa 22, 23 ve 24’de mümin erkeklerin kimlerle nikâhlanamayacağı açıklanıyor. Kısaca müminler; babalarının eşleriyle, anneleriyle, kızlarıyla, kızkardeşleriyle, halalarıyla, teyzeleriyle, kardeşlerinin kızlarıyla, süt anneleriyle, süt kızkardeşleriyle, kayınvalideleriyle, eşlerinin kızlarıyla, gelinleriyle, iki kızkardeşle birden ve ayrıca evli olanlarla nikahlanamazlar.

Kuran’ın tamamını göz önüne almayan kurnazlık yapma heveslileri bu ayetleri eksik çıkartma sevdasıyla torunlarla nikâha, erkeklerle erkeklerin, kadınlarla kadınların evliliğine müsaade çıkarmaya çalışıyor ya da inekleri sütanneleri sayıyorlarsa onları da Kuran’a karşı takındıkları bu sui zanlarıyla baş başa bırakıyorum. Eğer kitabı yetersiz görüyorlarsa ve bu saçma sapan açık aramalardan dolayı reddediyorlarsa, gidip süt kardeşleriyle de, sütünü içtikleri ineklerin buzağılarıyla da evlenebilirler!!! Bu kitap aklını kullanan, doğru dürüst sorgulamasını bilen, o kitabın Allah’tan olduğuna ikna ile emin olan ve idrak ile teslim olanlar için bir rehberdir. Ders alınmak içindir. Alay edilmek için değil.

mâ meleket eymânukum | yeminlerinizle sahip olduklarınız

Peki Nisa 25’de durum ne? Ellerinizin (yemininiz) altındakilerle (koruyucu velayetiniz altında olanlarla) yatabilirsiniz demiyor mu!!! Kalbimizde hastalık, aklımızda şehvetimiz varsa öyle de anlarız, da… Öyle mi? Okuyalım bakalım…

4-Nisa 25 İçinizden özgür mü’min kadınları nikâhlamaya güç yetiremeyenler, o zaman yeminlerinizle malik olduğunuz inanmış kızlarınızdan alsın. Allah imanınızı en iyi bilendir. Siz birbirinizdensiniz. Öyleyse onları, fuhuşta bulunmayan, iffetli ve gizlice dostlar edinmemişler olarak velilerinin izniyle nikâhlayın. Onlara ücretlerini (mehirlerini) maruf (güzel ve örfe uygun) bir şekilde verin. Evlendikten sonra, fuhuş yapacak olurlarsa, özgür kadınlar üzerindeki cezanın yarısı(nı uygulayın.) Bu, sizden günaha sapmaktan endişe edip korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Tane tane gidelim…

İçinizden özgür mü’min kadınları nikâhlamaya güç yetiremeyenler…

“İçinizden” denerek sadece bireye değil müminlerin tamamına bir sesleniş var. “Özgür mümin kadınlar” dendiğine göre özgür olmayanlar da var. Evlilik dışı cinsellik temeli değil “nikâhlanma” temeli var. Ve bu nikâh için “güç yetiremeyenler” var. Büyük oranda maddi olarak güç yetirememek olmakla beraber aklımıza gelebilecek olası başka nedenler de ilaveten söz konusu olabilir.

… güç yetiremeyenler, o zaman yeminlerinizle malik olduğunuz inanmış kızlarınızdan alsın. …

Bu kızların tercih sebebi olmamaları dikkat çekici. Kültürel ve dönemsel bir geçerliliği olduğu belli olan “yemin altında bulundurulan kızlardan” bugüne ben açık bir iz düşürmeyeceğim ama bu ayetin izdüşümü olmadığı anlamına gelmiyor. Elbette tarihseldir ama tarihe gömüldüğü anlamına da gelmiyor. Doğrudur ya da yanlıştır ama benim ne anladığımı, okurken düşünen anlayacaktır.

… Allah imanınızı en iyi bilendir. Siz birbirinizdensiniz. …

İmanı olanlar birbirlerindendir. Tercih sebebi olmamaları örfidir. Allah katında iman edenlerin derecelerini ancak Allah bilir. Çünkü kalpleri de en iyi O bilir. İnsanlar dışarıdan baktığında kalplerin içi göremez. İnsanlar katında değersiz gibi görünen bir insanın yaşadığı şartlar o kişiyi imanına rağmen diğer insanların beğenemeyeceği bir hayat içinde bırakmış olabilir.

… Öyleyse onları, fuhuşta bulunmayan, iffetli ve gizlice dostlar edinmemişler olarak velilerinin izniyle nikâhlayın. …

“Fuhuşta bulunmamak şartıyla” denmesi ile “iffetli ve gizlice dostlar edinmemişler olarak” diye belirtilmesi kabul edelim ki manidardır ve bence dönemin üstü örtülü bir örfünü yansıtır. Eminim ki Allah’ın yok etmeye çalıştıklarından biri de (aslında bugüne de izdüşümü olan) bu yapıdır. Onların velilerine verilen atıf aslında devrilmesi hedeflenen bir örfi yapıyı fark etmeleri içindir.

… Onlara ücretlerini (mehirlerini) maruf (güzel ve örfe uygun) bir şekilde verin. …

Ücretlerini örfe uygun şekilde ödemeyi (benim anladığıma göre) velilerine görev veriyor. Çünkü ayetin başındaki açıklamamda belirttiğim gibi seslenilen muhatap birey değil toplum. Üstelik unutmayalım nikâhlanmaya güç yetiremeyenler söz konusu. “İçinizdeki bekârları evlendirin” (24:32) emri de bu iddiamızı destekler. Evlenmek isteyip de evlenemeyen bekarların evlendirilmesini bireye değil topluma verilmiş bir görev olarak görüyorum.

Bu arada bu yazıdaki konudan bağımsız olarak mehir konusunda ne düşündüğümü de yeri gelmişken açıklamak isterim. Allah örfe göre mehir vermemizi emrediyor. Dolayısıyla bugüne izdüşürdüğümüzde Arap örfüne göre değil bugünkü bizim toplumumuzun örfüne göre mehir vermemiz gerekir. Ama mehir başlık parası değildir. Başlık parası kızın ailesine verilir ve bence kesinlikle yıkılması gereken bir adet olup kadını alınıp satılan bir mal yerine koymaktır. Mehir ise bizzat kadının hakkıdır ve ona verilir. Örf bence devletimizin meşru kanunlarının da ta kendisidir. Bugün yaşadığımız toplumda resmi nikah bu örfi mehrin bizzat güvencesidir ve evliliklerin yıkılması durumunda kadını erkeğin maddi durumunu göz önüne alarak oldukça da iyi korumaktadır. İsteyenin baştan bir maddi desteği eşine vermesinde de, boşanma durumunda verecek olmasında da ben bir sakınca görmüyorum. Bu tamamen eşler arasındaki anlaşmaya dayanır diye düşünüyorum. Bugünkü kanunlarımıza göre eşe bu teminatı vermenin, bizim örfümüze göre mehir vermek olduğunu düşünüyorum. Allah’ın sınırlarını bilmeyip de istismar edenler ise erkek olsun kadın olsun her zaman her toplumda elbette çıkacaktır. Bu durum doğruların yapılmasını engellemez. Bu nedenle resmi nikah dinen de mutlaka ve mutlaka yapılması gereken bir akittir.

Bu parantezden sonra ayete devam edelim.

… Evlendikten sonra, fuhuş yapacak olurlarsa, özgür kadınlar üzerindeki cezanın yarısı(nı uygulayın.) …

“Evlendikten sonra” denmesi ve “fuhuş”a bir kez daha vurgu yapılması, evlenmeden önce buna meyilli olanlarının olduğunu, en azından toplum içinde bahse konu bu kızlar hakkında böyle bir intiba oluştuğunu gösteriyor. Buna rağmen insanın zayıf yaratılışını bilen Allah, özgür olmayan bu kızlar hakkında; fuhşun haram olduğunu yok saymadığının ve buna mukabil özgür kadınlara oranla özgür olmayanlara daha merhametli olacağının işaretlerini veriyor.

… Bu, sizden günaha sapmaktan endişe edip korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.< /em>

Ev almaya güç yetiremeyenler mecbur kaldıklarında tercih etmedikleri halde çadırda da yaşayabilirler. Bu durum başkasının evini yıkmaktan da soymaktan da daha hayırlıdır. Sabretmek ise en hayırlı olanıdır. Açıkça izdüşürmek istemiyorum ama herkesin aklı var; özgür kadınlarla evlenmeye güç yetiremeyenler bugün etraflarına bir baksınlar ve tercih sebebi olmayan, özgür olmayan, evlendikten sonra fuhuşta bulunmamak şartıyla, özgürleştirilebilecek ve bulunduğu durumdan kurtarılabilecek kadınların kimler olabileceğini bir daha düşünsünler. Ayetler ders alınmak içindir ve o dersi en iyi her insanın bizzat kendisi alır. Ben yanılabilirim. Ama ayetler, çıkarılabilecek hükümleri ile ve Allah’ın esas mesajıyla çelişmemek şartıyla herkese izafi olarak ayrı ayrı dersler verir. Fuhşun ise her türlüsü haramdır.

Aklınıza sadece cinsellik de gelmesin. İzdüşürmek istedikten sonra makbul ve doğruyu bulmaya yönelik şeyler aklınıza gelecektir. Bugün etrafınıza baktığınızda inanmış mümin kızlar oldukları halde ırkından dolayı, renginden dolayı, yaşadıkları ve çalıştıkları nezih olmayan ortamlardan ve yaptıkları işlerden dolayı fuhşa bulaşmadıkları halde genel geçer toplum tarafından aşağılık görülen ve tercih edilmeyen kızlar yok mu!!! O kızların her genç kız gibi hayalleri yok mu!!! Bazı şebekelerin eline düşmüş ve istemediği halde yanlış işlere bulaşmış kızlar yok mu? Özgür mü o kızlar? İlla savaş mı olması lazım? İlla ki esir kızlar mı olması lazım? Her zaman söylediğim gibi, din ya da ahlak dersi vermiyorum, haddime de değil. Ben ayetlerin bana ne düşündürdüğünü paylaşıyorum. En doğrusunu Allah bilir.

Ayetlerden nikâhsız cinselliğin ya da hülle yollu nikâhların çıkarılması da asla söz konusu değildir. Sure bütünlüğünde yetimleri ve zor durumdaki kadınları koruma gözetme ön plandadır. Asıl meseledir. Cinsel tatmine ihtiyacı olmaktan net bir bahis yok ama bu ayet “günaha sapmaktan korkanlar için” olduğuna göre cinselliği burada yok sayamayız. Ama unutmayalım evlenmeden önce cinsel tatmin serbest bırakılmıyor burada, tamamen evlilik söz konusu, nikâhlı olmak ve bunu hedeflemek söz konusu. O gün de böyleydi bugün de. Bir cariye sistemi değil, ihtiyaç sahiplerini koruma ve mümin bir toplumun inşası söz konusu iken tutup peygamberin cariyeleri vardı diye yırtınanlar bence büyük yanılgı içindeler. Toplum içinde öyle bir yöneliş varsa da Allah ayetlerde bu sistemin yok edilmesi için her doneyi veriyor ama mazlumları da evsiz barksız, aç ve açıkta bırakmıyor.

Kısaca bu ayette Allah, özgür kadınlarla evlenemeyenlerin nikâhlanmasından bahsediyorken kimileri “nikâh yapmazsam şöyle şöyle cinsel tatminler yapabilir miyim”i arıyor. Şu orucu bozar mı, bu orucu bozar mı demenin başka bir versiyonu!!! Allah’ın yetim kızlara ve bekâr erkeklere desteğini gören yok mu şu ayetlerde? Belki zengin müşriklerin elindekiler köleydi, belki fuhuş da yapan veya zorla yaptırılanlar da vardı. Veyahut tam tersine cinsellikleri hiçe sayılıp bütün ömürlerince (af edersiniz) it gibi çalıştırılanları vardı. Ama o müminlerin sahiplendiği ihtiyaç sahibi kızlar da bu güne kadar Roma İmparatorunun ya da Osmanlı Hanedanının cariyeleri gibi anlatıldı duruldu bize!!! Neden acaba? Düşünün siz de bulacaksınız… Çünkü hamd sadece Allah’a olması gerekiyordu ama atalarımızın çoğu bunu yapmadılar. Hep tapacak başka başka adamlar buldular. Onlar da atalarımızı din yoluyla uyuttular. Fakirler de böylece zenginlerin mal mülk makam edinebilme mazeretlerini savunmayı din zannettiler.

Bu ayetin önüne ve arkasına bakarsanız orada da Allah’ın kadını nasıl müşriklerin ve kötü niyetli adamların elinden kurtarmak için ayetlerle desteklediğini görürsünüz. Tabi yine anlayana… Kitaba hüsnü zanla bakana…

Nisa 20’de bir eşi bırakıp başka bir eş almak isteyenlere karşı bırakılan kadın destekleniyor, Nisa 21’de bunu yapan ve malını da elinden alan adamın yüreği vazgeçmesi için kıpırdatılmaya çalışılıyor, Nisa 22’de çirkin hayâsızlıkların önüne geçilirken, Nisa 23 ve 24’de kimlerle evlenilemeyeceği açıklanıp, kimsenin mağdur olmaması için “geçen geçmiştir” denilerek merhamet ediliyor ve yine mehirlerin şart koşulması anlatılıyor.

Bu kapsamda konuyla yakından ilintili olan Müminun 5,6,7 ve Mearic 29,30,31 numaralı ayetlerin benzerliğini ve Tahrim 1 ayetini bağlantılı görenler olabilir. Ancak o ayetlerde eşler ve yemini altında bulunanların ayrı ayrı kategorilendirilmesi ve bu yüzden kınanma olmayacağının belirtilmesi nikah dışı bir ilişkiyi işaret etmez. Sadece, nikah ahdi yapılmış olsa da bir kısmının henüz özgürlüklerine kavuşmamış olabildikleri, örfi olarak özgür eşlerle tamamen aynı haklara sahip olamadıkları ve bu yüzden özgür eş kategorisinde görülmedikleri anlaşılır. Ben Kuran’da nikahsız bir kadın erkek ilişkisi görmüyorum. Bu iddiamı fuhşun her türlüsünü yasaklayan ayetlerle beraber Nisa 27’nin de özellikle desteklediğini düşünüyorum.

Nisa 26’da Allah merhametini ve her şeye rağmen hataya düşenlerin tevbelerini kabul edeceğini söylüyor ve Nisa 27’de tam da benim bahsettiğim şeye “şehvet”e vurgu yaparak ayetlerden her türlü ruhsatı çıkarmak isteyenlere şamarı yapıştırıyor.

4-Nisa 27 Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister; şehvetleri ardınca gidenler, sizin büyük bir sapma ile sapmanızı isterler.

Dolayısıyla şehvetleri söz konusu yapanlar bu ayetleri gereği gibi anlayamayacaktır. Allah kalplerin içindekini en iyi bilendir ve bunu dikkate alır.

Ve ardından Allah, Nisa 28’de esas maksadına, merhametine bir kez daha atıfla uyanmamızı istiyor. Niçin bize tuhaf gelen bazı örflere tedricen ve sınırlı bir müsaade verdiğini açıklıyor. Çünkü bizi çok iyi tanıyor. Çünkü O bizden çok çok daha merhametli.

4-Nisa 28 Allah (ağır yükleri) sizden hafifletmek ister: (Çünkü) İnsan zayıf olarak yaratılmıştır.

Çünkü günahların içinde en büyük günah, toplumun zannettikleri değil. Çünkü en büyük günah şirk. Allah bizi şirkten ve ardından cümle günahlardan uzak tutsun.

4.Bölüm | Erkek Üstün müdür?

“Yemin/Sağ El” Bahsi Tüm Bölümler

Yemin Altında Olanlarla Yetinmek&rdquo hakkında 4 yorum

  1. merhaba, yazının ilk bölümlerini okumadım fakat benim de anlayamadığım bir konu olduğundan ilgimi çekti. –Bence- Ayetlere ilk kez bakıldığında ne denmeye çalışıldığı pek anlaşılmıyor, üzerinde düşünülmesi gerektiğini kendileri sezdiriyor. Fakat bunu yapan çok az kişi var bu yüzden size teşekkür ederim.

    Kuran bazı şeylere -namazın, orucun başlangıç-bitiş vakitleri gibi- kesin sınırlar çizmez. Güç yetirememek,özgür olmamak gibi. Sanırım düşünce biçimimiz şekillendiğinden geniş düşünemeyip kesin sınırlar istiyoruz ve onlarda gözümüzün önünde olsun. Bu da sorun oluyor.

    Mehir hakkındaki düşünceniz ilgimi çekti, gerçeklik payının olabileceğini düşünüyorum ama resmi nikahı mehir olarak görmek de biraz sakıncalı geldi bana.Tabi, çiftin evli olduğuna dair kesin bir delil olduğundan dinen sorun çıkarmıyor hatta olmalıdır da. Ancak biz bunu devlete karşı bir görev olduğu için yapıyoruz, yapmadığımızda ceza alırsak bu yine devlet adına olur. Tıpkı vergi vermenin zekat yerine geçebileceğini söylemek gibi bir şey bence.
    Ancak ne dersek diyelim örfe uygun olmalı ve çiftin kendi arasındaki kararıdır. Bazı yerlerde hacca gitmek mehir olarak sayılıyor. Bunu sadece maddiyata indirgemek de sorun.

    Bir diğer düşüncem de siz mehrin veliler tarafından verilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz ama -en iyisini Allah bilir- bence bu da muhatap toplum olduğundan toplumun görevi. Bu veliler kötü niyetli, isteksiz kişiler olabilir ya da iyi olsalar bile onların da maddi gücü kötü olabilir zaten elinden bir şey alıyoruz bir de mehri sen ver dersek hiç yanaşmayabilir ve işi zorlaştırır.

  2. Merhabalar;
    Genel itibariyle yazınızı beğendiğimi söyleyebilirim.

    Ancak benim burada anlamadığım bir durum var. Özgür kadın vurgusu bence boşuna yapılmıyor ve birbirlerine bağlı kalmak, aldatmamak,gizli olmamak koşuluyla özgür erkek ve özgür kadın birlikte olabilir yaşayabilir diye düşünüyorum. Bunun için gerçekten imzalı bir ahit mi zorunlu tutulan yoksa iki insanın birbirine karşı anlaşarak verdiği karar mı?

    Bu durumda belki kanuni bir zorunluluk yok kadının maddi hakkını korumak için ama zaten inanan insan için en büyük sorumluluk Allah a karşı olandır. Bu maddi karşılığı vermek istemeyen türlü türlü herzelere başvurarak nihayet vermeyebilir.

    Sonuç itibariyle yukarıda bahsettiğim konu bana göre zina teşkil etmiyor. Ancak sizin fikirlerinizi de öğrenmek isterim.
    teşekkürler.

  3. Geri bildirim: Nisa 3 | Çok Eşlilik | kalemzade.net

  4. Geri bildirim: Yeminini Bahane Edinmek | kalemzade.net

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.