Davet ve Kaçış Zamanının Kısa Tarihi

Nuh Suresinden İzdüşümleri…

İnsanları Allah’a ve ayetlerine davet etmenizin sebebi bunun farz oluşudur. Keyfi değildir. Bu tebliğ gayreti insanın fıtratı gereğidir, yaratılışı gereğidir. İster istemez paylaşır insan. Fark ettiği gerçekleri önce kendi yakınındakilere, sevdiklerine, çevresine ve ulaşabildiği herkese ulaştırmaya gayret eder. Bu kapsamda İbrahim’in de, Muhammed’in de, Musa’nın da, Nuh’un da yaptığı gibi Allah’ın ayetlerindeki gerçeklerin farkına varan tüm müminlerin de başına benzer bir durum gelir. Elçilerin risaletleri elbette daha bir ağır yüktür ama inanan her müslümanın da kendi donanımlarınca bu ağır yükleri omuzlarına baskı yapar.

71 Nuh 1,2,3,4 Şüphesiz, biz Nuh’u; ‘Kavmini, onlara acı bir azab gelmeden evvel uyar’ diye kendi kavmine gönderdik. O da dedi ki: ‘Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım. Allah’a kulluk edin, O’ndan korkun ve bana itaat edin. Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah’ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız.’

Siz böyle söyleyip, ayetleri okuduğunuz zaman sözlerinizi anlamaktansa size şu karşılığı verenlerle de karşılaşırsınız: “Sana ne oluyor ki! Sen peygamberliğe mi soyundun. Bırak herkes inandığı gibi yaşasın. Herkes bir şekilde Allah’a inanıyor. İlla senin gibi mi inanmaları lazım?”

Evet, hemen herkes bir şekilde Allah’a inandığını düşünüyor. Ancak, Allah’a inanmak, O’nun ayetlerinden habersiz yaşamaksa, O’nun kitabını okumadan da oluyorsa, ne diye gönderildi bu kitap!!! Eğer O’nun kitabına inandığını zannedenler, o kitaptan habersiz yaşayabiliyor idiyseler ne gerek vardı ki bunca peygambere!!! Siz Allah’ın ayetlerini yüzlerine okuyorsunuz ve onlar bunları dinlemek bile istemiyorlar. Okuyun diyorsun ve aylar yıllar geçiyor da yine okumuyorlar ve sonra da sizden daha iyi bir müslüman olduklarını, asıl doğru yolun o ayetler üzerinde düşünmemek ve dolayısıyla yanlışa düşmemek olduğunu ileri sürüyorlar. Yani kafanı devekuşu gibi kuma göm ve korunduğunu, sakındığını zannet!!! Kaç kaçabildiğin kadar ayetlerden!!! Ne diyebilirsiniz ki artık? Nuh da öyle. Ne diyebilirdi ki artık!

71 Nuh 5,6 Dedi ki: ‘Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum. Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı.’

Bu esnada kendileri, farkına varmadıkları ve kolay kolay kabul de etmeyecekleri bir kibir içindedirler. Size mi kalmıştı onlara gerçekleri işittirmek!!! Başkası yok muydu? Alıştıkları hitabetlerle ağlayıp, sızlayıp, güldürüp, iç huzuru verip onları rahatlatıp, uyuşturanlar bunları daha iyi biliyor olmalıydılar!!! Siz değil! Siz fark ettiğiniz gerçekleri hevesle ve sevgiyle onlarla paylaşmak istedikçe, onlar bu konuları konuşmaktan sıkılır ve başka şeylerden bahsetmek isterler. Çünkü gerçekten korkmaktadırlar. Görmek, duymak ve böylece sahte huzurlarını bozmak istemezler. Çünkü işittikleri ve işiteceklerinin kendi doğrularıyla çelişiyor olduğunun farkındadırlar ama bunu kabul etmeleri durumunda sorumluluk yüklenirler. Zanlarını gerçeklere tercih ederler. Duymayarak, dinlemeyerek sakındıklarını zannederler.

71 Nuh 7 ‘Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.’

Sevdikleriniz ve samimi olduğunu düşündüğünüz her insan için her yolu denersiniz. Kâh açıkça anlatır, kâh ironi yapar, kâh delil gösterir, kâh mizahi bir üslup kullanır, kâh misaller gösterirsiniz de inanmazlar.

71 Nuh 8,9,10 ‘Sonra onları açıktan açığa davet ettim. Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim. ‘Bundan böyle’ dedim. ‘Rabbinizden bağışlanma (mağfiret) dileyin; çünkü gerçekten O, çok bağışlayandır.’

Allah’ı ve affını anlatırsınız. Duymak istemezler. Nimetlerini düşünmelerini ve kainatın ayetlerini hatırlatırsınız. Kuru bir onayla geçiştirir, düşünmek istemezler.

71 Nuh 11,12,13,14,15,16 ‘(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın. Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler versin, ırmaklar versin. Size ne oluyor ki, Allah’tan bir vakarı ummuyorsunuz? Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır. Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır? Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır.’

Eğer, borsadan, arsa fiyatlarından, politikadan, futbol maçlarından veya tatlı ve kurabiyelerden, komşunun gelininin evindeki zigon sehpalardan ve görümcesiyle kırgınlığından bahsederseniz muhabetinize bayılırlar. Kendi yaratılışlarından verdiğiniz örneklerse idraksiz bir kabulden ve sıkıcı bir konudan öteye geçmez.

71 Nuh 17,18,19,20 ‘Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi. Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır. Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı. Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip-dolaşırsınız, diye.’

Eğer ısrar ederseniz artık siz onlar için farklı birisi olmuşsunuzdur. Sizi yavaş yavaş yalnız bırakır ve mal, ticaret, türlü dedikodu ve çocuklardan müteşekkil muhabbetlerine devam edenlerle huzur (!) içinde yaşayıp giderler. Size ise belli belirsiz bir “dur” mesajı göndermişlerdir. Sizin bahsedeceğiniz şeyleri konuşmamak için önceden tedbir alır ve o Kuran konusunu, o Allah’ı ve O’nun ayetlerini açacak kelimeleri bile kullanmaktan kaçınırlar. Bilmezler ki her şeyleri ile O’na muhtaçtırlar.

71 Nuh 21 ‘Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi arttırmayan kimselere uydular.’

İleri gelenleri ise sizinle fikirsel mücadeleye giremedikleri ve girdiklerinde her şekilde mağlup oldukları için, arkanızdan konuşmaya ve yanlılarını sıkı sıkıya size ve tebliğ ettiğinize karşı bağlamaya çalışırlar. İlahlaştırdıklarını yüceltmeye ve doğru zannettikleri âlimlerini ve uydurulmuş dinlerini koruma altına almaya çalışırlar.

71 Nuh 22,23 ‘Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular. Ve dediler ki: Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd’i, ne Suva’ı, ne Yeğus’u, ne Ye’uk’u ve ne de Nesr’i.’

Onlar zulmü kendilerine ulaşmayanların zulmüne ses çıkartmazlar. Ama yine de insanları seversiniz. De onlar biliriler mi bilmiyorum. Onlar gibi olduğunuz sürece belki!

71 Nuh 24 ‘Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma.’

Biz çoğunlukla Nuh kadar kendinden emin ve cesaretli olamıyoruz. Onun gibi helak için yalvaracak gücü kendimizde bulamıyoruz. Demek ki yükümüz O’nun kadar ağır değil ve demek ki daha ümitlerimiz de tükenmedi. İnsanlar dönem dönem helak oldular, yok edildiler. Nuh’un oğlu bile.

71 Nuh 25 Bunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Allah’ın dışında hiç bir yardımcı bulamadılar.

Ve Nuh artık dayanamayacak hale gelmişti.

71 Nuh 26,27 ‘Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma’ dedi. ‘Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükte sınırı aşan (facir’den) kâfirden başkasını doğurmazlar.’

Nuh’un bu duası kendi döneminde hak olduğu gibi kesin olarak ahrette de gerçekleşecek, biliyoruz. Ve bu güvenle sevdiklerimiz ve kendimiz için bir kez daha af diliyoruz.

71 Nuh 28 ‘Rabbim, beni, annemi, babamı, mü’min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma.’

Zaman yeni bir davet zamanı. Belki de yenilgiden kurtulabilmek için bir maçın uzatma dakikalarındaki son atak şansları. Top çevirme zamanı değil, toplu olarak atağa geçme gibi son bir defa ayetlerin farkına varıp onları yaşama zamanı. Daha öncekinden daha kısa bir tarih kaldığı kesin önümüzde. Allah bizi ve sevdiklerimizi rahmetiyle kuşatsın. İdrakımızı ve gerçeği gören gözlerimizi ve anlayan kalplerimizi değil hatalarımızı ve yanlışlarımızı örtsün. Sevgiyle…

Kalemzade | Cengiz Yardım

0 Replies to “Davet ve Kaçış Zamanının Kısa Tarihi”

  1. Maalesef benim ümidim yok, Nuh’un durumundayım epeydir. Daha dün bir arkadaşla konuşurken en yakın zamanda helak eder tüm insanlığı, yeniden yeni nesiller bitirir inşallah diye dua ettim. Çünkü bu yeryüzü insanları bu dini haketmiyor. Ben Tv seyretmiyorum, gazete okumuyorum yıllardan beri, çünkü tiksiniyorum olanlardan, bitenlerden. Dün Facebook anasayfamda aşağı doğru inerken kendi kendine video oynamaya kalkınca mecburen şeytanın askerlerinin insanları nasıl öldürdüklerini seyretmiş oldum. Allah’u Ekber deyip kafalarına kurşun sıkıp nehre atıyorlardı. Bunlar ayrı kepazelik birde hristiyan, yahudi, budist, ateist vs.olup onların yaptıkları da ayrı kepazelik. Zina, uyuşturucu, alkol, eşcinsellik, lezbiyenlik, sahtekarlık ne ararsan var şu an dünya üzerinde. En ahlaklı denilen Japonlarda bile çocuk pornosu kalkalı daha bir ay olmuş. Bu insanlık haketmiyor bu yeryüzünde nimetlenmeyi. Eğlenmeyi, mal-mülk edinmeyi, üremeyi. Dilerim Allah’tan tüm yeryüzündeki insanları helak eder. Ümidimin olmamasının nedeni biz burda tek tek 1-2 kişiyi İslam’la tanıştırcaz diye uğraşırken bu cahiller milyonlarca, milyarlarca çocuk doğurup ürüyorlar. O yüzden bana imkansız görünüyor…İmkansız görünmekle beraber sonuna kadar da mücadele etmeye tabii ki devam edeceğiz. Dediğiniz gibi bu fıtratımızdan gelen bir kuvvet sanki. Bizi itekliyor…

    1. Sınavımız zor evet, bu insanlara katlanıp dünyanın dahi kusup kurtulmak isteyeceği bu ahlaksızlıklara sabredip dilimiz döndüğünce anlatacağız ve değiştirmeye çalışacağız. . Peygamber Efendimiz dönemini düşünün, o dönemdeki cahiliye devrine döndük maalesef yeniden. O zaman da insanlar puta tapiyorlardi şimdi de kendi yaptıkları taştan binalara tapiyorlar.mal mülk sevdası doyumsuzluk almış başını gidiyor. Bende sizin gibi ne tv izliyorum ne de gazete okuyabiliyorum. Ama ümidim yok demeyin, “umitvar olunuz şu istikbal İnkılabı içinde en yüksek gür sada islamiyetin olacaktır.” -said nursi-

  2. Çoğumuzun başına gelen şeyler;maalesef!
    Kuzenlerimizden biri tarikat mensubu diğer bir kuzen de muhabbet esnasında ”Ülkemizde mezhep kavgası falan çıksa İ.Abi önce bizi keser !” diye bir espri yaptı.Bu bir şakaydı belki ama şu an dünyada olan bitene bakınca bunun gerçekliğinin bir yerlerde yaşanıyor olması ne kadar acı… Biz düzelir miyiz ,Kitabımıza döner miyiz bilemiyorum ama içten bir İNŞAALLAH diyorum;ümidimi yitirmemek adına..

    Kalemininize azminize kuvvet..

  3. Elif Fevziye Çaltepe; Ne kadar içten yazmışsınız satırları. Haklısınız, geçmiş tüm kavimlerin helak sebepleri bugün yeryüzünde gerçekleşmiş gibi görünüyor. Yine de sabırla mücadeleye devam, diyorum ben.

    Fikret Arman; Allah razı olsun Fikret abi. İyi ki varsınız.

    Elif Kararlı: Tüm kalbimle İnşallah diyorum. Bu arada blogunuza yeni yazı girmenize de sevindiğimi hatırlatayım. Çok sık olmasa da yazın lütfen. Yazmak neredeyse okumak kadar önemli. Çünkü yazmak okumak gerektiriyor. Selam ile…

  4. Müjde Hanımcım ümitsiz olmam için daha bir çok sebep var, ama burada tabii ki sıralamam mümkün değil. Ben zamanımın çoğunu insanları gözlemleyerek geçiriyorum. Ve gördüğüm şu ki insanların büyük çoğunluğu zanla hayatını yaşıyor. Bir bakıyorsunuz din aleyhinde yorum yazan birisi tamamen bilmediği bir konuda zanna kapılmış ve onun peşinde gidiyor. Öte taraftan dindar olduğunu varsaydığınız bir kişi İslam’ı savunurken Kuran’da olmayan şeylerle İslam’ı savunuyor. Öte yanda dinle alakası olmayan yani ne negatif ne pozitif düşüncesi olan kişiye bakıyorsunuz, o kişide zanlarından dolayı mesafeli. Doğru ile yanlış herşey birbirine karışmış durumda. Öyle bir dünya olmuşki, birisine deseniz gel İstiklal caddesinde Çiçek Pasajına gidelim koşa koşa gelir, diğer taraftan deseniz gel şurda 2 rekat namaz kılalım zebralar gibi kaçar. Diğer taraftan bazı kişilere de deseniz ki bak dinde böyle şey yok bu hurafe, hurafeleri terk et, siz sanki şeytana yönlendiriyormuşsunuz gibi sizden kaçar, dine ekleme yapınca, din zorlaşınca doğrunun o olduğunu zanneder. Yani o kadar tuhaf bir durumdaki insanlar, hangi tarafından bakarsanız bakın insanın elinde patlıyor. İnsanlar meslek edinmek için yıllarını verip, gece gündüz çabalayıp üniversite okuyor. Ama kalkıp Yaratıcının Kitabına bir 6 ayını harcayıp, şu Kitabı iyice okuyayım, sabahlara kadar düşünüp taşınıp beni Yaratan bana ne demek istemiş anlayayım demiyor. Bunun yerine Allah’a iftira atmak daha kolay geliyor…

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.

%d blogcu bunu beğendi: