Sizi Şikâyet Edeceğim

Filistinli Çocuğun Düşündürdükleri…

Ben dokuz yaşında Filistinli bir çocuğum. Az önce lağım kokan bir sokakta koşarken birdenbire gözlerim karardı ve bedenimi yok olmuş buldum. Ne olduğunu anlayamamıştım önce. Ama sonra sevgiyle karşılandım. Hoş geldin masum çocuk dediler. Öldüğümü ve tüm gerçeği o anda fark ettim. Anladım ki arkamdan beni öldürenlerin vahşiliği kadar, benim ölümüme üzülenlerin vicdanı da var. Eğer öldüğüm için, acı çektiğimi, bedenim parçalanırken sinir uçlarımdan yola çıkan sinyallerin beynime vereceği ezayı düşündüğünüz için üzülüyorsanız üzülmeyin. Bir anda oldu bitti. Ne olduğunu anlayamamıştım bile. Sanki bir çiçek aşısı olmuştum. Ya da bir balarısının iğnesi dokunmuştu. Ben öldüm ve Allah acılarımı başlamadan sona erdirdi. Benim için üzülmeyin… Ama kendiniz için!!! Kendiniz için kahrolsanız yeridir… Çünkü az sonra sorulacak, hangi günahımdan dolayı öldürüldüğüm!!!

Sadece bana da sorulmayacak. Bir yanımda Doğu Türkistanlı bir arkadaşım var. Ona da sorulacak. Diğer yanımda ise bir Arakanlı. Hiçbirimiz bir başımıza değiliz. Yanımızda birçok arkadaşımız daha var. Suriyeli, Iraklı Araplar, Kürt ve Türkmen çocuklar da var. Yeni Zelandalı, İrlandalı, Kuzey Güney savaşlarında ölmüş İngiliz ve İspanyol çocuklar ve yerinde yurdunda katledilmiş Kızılderililer de var. Azeri ve Acem çocuklarla da elele gidiyoruz sorulara cevap vermeye. Hiroşima’da hiçbir şeyden habersizken bir anda kasıp kavrulup öldürülen minik Japonlar, hatta Polonya’da sırf Yahudi ırkından geldiği için aç bırakılıp ya da karnı deşilerek öldürülmüş Yahudi kadınların doğmamış bebekleri de. Sonra Abhazyalılar, Acaralılar, Brezilyalılar, Perulular da var. Onlarla beraber yürüdüğümüz Bosnalı bebekler, Kosovalı minikler, Fransızların çırılçıplak fotoğraflarını çekerek zulmettiği küçük Cezayirli kızlar da yanımızda. Afrika’nın türlü kavimlerinden köle olarak kaçırılırken gemilerin karinasında havasızlıktan boğulan esmer arkadaşlar da burada. Etiyopya’da açlıktan ölen arkadaşlarımız, Finlandiya’da okulda öldürülen sarışın çocuklar da. Sapık bir Amerikalı’nın ve oğlancı bir Afganın cinsel tacizine maruz kalmış ve ardından boğazlanmış çocuklar da var yanıbaşımızda. Kuzey Güney Kore savaşlarında kuş lastiğini elinden bırakamadan buraya gelmiş çekik gözlü dostlar da var. Osetyalı, Güney Afrikalı, Gabonlu, Gürcü, Laz, Ermeni arkadaşlarla beraber şarkı söylerken öldürülen Hintli çocuklar da gelmişler. Karadağ’da, Makedonya’da, Arnavutluk’ta, Lübnan’da, Sırbistan’da, Ukrayna’da, Liberya’da ve Kenya’da iç savaşlarda öldürülenlerle beraber Kıbrıs’ta bir banyo küvetinde kurşuna dizilenler de. Kuveyt’te iki litre petrol kadar kıymet biçilmemiş çocuklarla, Libya’da sokak olaylarında öne sürülmüş olanlar bir arada. Malezya’da, Maldivler’de, Meksika’da, Moritanya’da, Nijerya’da, Pakistan’da, Paraguay’da bir kurşuna hedef olmuşlarla Bulgaristan’da, Senegal’de, Somali’de, Tanzanya’da, Tunus’ta göç yollarında ya da mülteci gemilerinde ölenlerle, Zenzibar’da tarlalarda zulümden kaçarken öldürülen çocuklar da sıra sıra yanımızda. Ölüm tarlalarına sürülmüş küçük Çinliler de var. Ve Türkiyeli çocuklar da var burada. Kimisi sokakta terörist diye öldürülmüş, kimisi kaderi bu diye ölüme terk edilmiş. Kimisi bir mayına basmış, kimisi servisiyle okula giderken can vermiş. Kimisi bir uyuşturucu satıcısının tuzağına düşmüş, kimisi on iki yaşında dağa kaldırılmış. Velhasıl hepimiz buradayız. Tanımadığım bilmediğim Mısırlılar, Romalılar, Timurlular, Harzemşahlar, Eskimolar, Sibiryalılar, Sümerlerle tanıştım. Hepimiz buradayız. Haberi olması gerekenlerin haberi olsun. Hangi günahımızdan ötürü öldürüldüğümüzün hesabını vereceğiz az sonra!!!

Haberiniz olsun; biz de kesinlikle doğruyu söyleyeceğiz. Kimseye kendi hak ettiğinin dışında bir faydamız ya da zararımız olmayacak. Gerçek birebir ne ise ona tanıklık edeceğiz. Bize yardım etmeyi, bizi kurtarmayı bizim üzerimizden politika malzemesi yapmak zannedenleri de,  sırf bizim üzerimizden politika yapanlar var diye bizim öldürülmemizi hiç dikkate bile almayanları da şikâyet edeceğiz.

Ben diyeceğim ki, evet beni müşrik Yahudiler öldürdü. Ama yalnız değillerdi. Müşrik Hıristiyanlar, kendi peygamberlerini öldürmekle övünen bu müşrik Yahudilere arka çıktılar. Sonra bizimle din kardeşi olduğunu ileri süren müşrik Araplar da iftarda karınlarını doyurduktan sonra tefler eşliğinde Sana ve kendi atalarına gösterişle sözde dua etmekle yetindiler. Yakın coğrafyalarda seçime gidenler mitinglerinde bizden yana olduklarını iddia ederken bizi öldüren müşrik Yahudilere karşı ya “heeeyyt” diye bağırdıkları için ya da anlamsız bir soğukkanlılık gösterişine giriştikleri için oy istediler hayranlarından. Ama bir şey yapmak için kıllarını kıpırdatmadılar. Senden aldıkları güvene bakmadılar, Senden yardım dilemeyi Amerikan dışişleri bakanından yardım dilemek ya da eski seçilmiş politikacıların mezarlarını ziyaret etmek zannettiler. Kimisi de suçlu günahkâr makam sahipleri ile telefonla görüşmüş olmayı iş yapıyoruz diye sundular. Ticaretlerine, makamlarına, ekonomi politikalarına sekte vuracak hiçbir girişime kalkışmadılar.

Bir de diyeceğim ki; Senin ayetlerinden yüz çevirenlerden öyleleri de var ki, sırf politik görüşleri uğruna bana arka çıkmayı bile gurur meselesi yaptılar. Bir partiye, bir millete ve hatta senin dinine bilerek ya da bilmeyerek düşman kesilenler benim adımı bile ağızlarına almadılar. Bize ne Filistinli bir çocuktan dediler. Daha önce sanki diğer mazlumlara çok sahip çıkmışlarmış gibi!!! Zaten onlar için kendilerine dokunmadıktan sonra yılanı önemsemezler. İnsanların çoğu, bizim gibi ölen çocukları ne rakı ile balığa, ne disko ile otomobile, ne de hurma ile zem zem suyuna tercih ederler.

Bizi öldürenler bize yeniden bir hayat veremezler, bizi diriltemezler. Ama Allah bizi diriltir. O ölümü verse de dirimi de verir. Ama ne bizi öldürenler ne de siz veremezsiniz. Biz öldürüldük işte. Ama Allah bizi diriltti. Bizi merak etmeyin. Kendinizi merak edin. Kendinizi sorgulayın. Çünkü sizi de şikâyet edeceğim. Üzülmenizin bir anlamı yok. Bizim için değil, kendiniz için üzülün ve tevbe edin. Hikâyeyi, rivayeti, masalı bırakın. O rivayetlerin yolunda gidenler bizi bu hale getirenlerin baş sorumlularıdır. Bizi tankların önüne sürenler, sokaklarda canlı kalkan yapanlar ve bizi yönettiğini zanneden aptallar da en az tetikleri çekenler kadar suçludurlar. Allah’ın dinini fırka fırka, hizip hizip, mezhep mezhep bölüp yüzyıllardır şu dünyayı kana bulayanlara uymayın. Bizi, bize tetik çekenler, bombanın pimini koparanlar, füzelerin düğmesine basanlar ve üzerimize tanklarını sürenler öldürmedi sadece. Siz, Allah’ın ayetlerinden yüz çevirenler de öldürdünüz. İşte ben o üzüldüğünüz Filistinli çocuk ve arkadaşlarım bir aradayız. Hepimiz buradayız. Eğer tevbe edip de kitabınıza, Allah’ın yoluna dönmezseniz hepinizden şikâyetçi olacağız. Haberiniz olsun.

Kalemzade | Cengiz Yardım

0 Replies to “Sizi Şikâyet Edeceğim”

  1. Selam Kardeşime

    Bize gönderilen kitabı yok saydık.
    Matbaacı uğurun bastığı
    Ciltçi fatihin kapladığı kitabı okumadık
    Saygılı kişiler olduğumuz için Fatma teyzenin basmadan yaptığı kılıfı kitaba geçirdik
    Gelenler görsün diye oturma odasının en güzel yerine astık
    Gelen gördü giden gördü.
    Bir kör bile göremez gözüyle açıp ta bakmadı.
    Hiç merak etmedik duvara asılmış idamlık mahkuma
    Biz aslında bu asılan kitaba inanmıştık
    Niye inanmıştık bilmiyorduk
    Hep bu kitaptan bahsederdik ama başka kitapları okuturduk
    Birde peygamber severdik
    Onu anlatan hocayı daha iyi bilirdik
    Biz aslında kitaba el süremezdik
    Taharet nedir bilmezdik
    Biz kimiz ki kitaba el sürelim.
    Hocalarımız var.
    Sizde papaz bizde hoca
    Arkadaş biz Müslümanız.
    Bizim mezhep iyi mezhep
    ,,,,,,, …….
    uzar gider.
    kısaca
    Rezillik BİZDE
    Aklını kullanmayanın aklını alırlar.

    İyi ki hesap var.

    Saygılarımla

  2. 30 gün ramazanda camilerde imamlar kuran okudu cemaat te kadınlar ayrı erkekler ayrı imamın okuduğu kuran ı güttü.Hep beraber hatim indirdiler,sonundada duasını yapıp önce peygamberimize,arkasından sahabeye ve velilere sonrada ahirete göçmüş yakınlarına HASIL olan sevabını bağışladılar.İşte bizim İslam anlayışımız genel olarak veya en üst düzeyde budur.Bunun neticesindede kelle kesenin tekbir,kellesi kesilenin şahadet getirdiği şahane bir İSLAM toplumu oluştu.Herkese HAYIRLI olsun.

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.

%d blogcu bunu beğendi: