Şefaate Yönelik İddialar ve Çıkarımların Mukayesesi

Mantıksal Çıkarımlarla Kuran’daki Şefaat Kavramı | 6.Bölüm

Bu makalede şimdiye kadar okuduğumuz ayetlerden çıkarımlarımızı tekrar sıralayalım.

Çıkarım 1: Peygamberler ve melekler Rab edinilmeyecek. Sadece Rabbimize ait özellikler onlara verilmeyecek. Din gününün sahibi sadece O’dur.

Çıkarım 2: Din günü kimse kimse adına bir şey ödeyemez, fidye veremez. Kimsenin şefaati kabul edilmez, kimse kimseden yardım göremez.

Çıkarım 3: Bu dünya hayatında iken Allah’ın izni ile, elçilerin müminlere ve diğer insanlara, müminlerin de diğer müminlere (mümin olacaklara) ve diğer insanlara bir şefaati (yardımı) söz konusudur. Kötü insanların ise kötülüğe yönelik bir şefaati vardır.

Çıkarım 4: Allah izin vermedikçe kimse şefaat edemez. Eğer Allah izin verirse birilerinin şefaati (tanıklığı) söz konusu olabilir.

Çıkarım 5: Allah birilerine izin verecek olsa bile şefaat O’ndan başkasından istenemez.

Çıkarım 6: Allah’ın katında kendisine başka şefaatçiler edinmek açık şirktir. Onlara kul olmaktır.

Çıkarım 7: Dinini eğlence konusu eden kâfirlerin ne bir velisi ne bir şefaatçisi olacaktır.

Çıkarım 8: İzin verilecek olsa dahi şefaat edeceğinden emin olmadığımız herhangi bir kişi için bize şefaat edeceğini iddia edersek bu zan olur.

Çıkarım 9: Şefaatçi bekleyenler pişman olacaklar.

Çıkarım 10: Allah’tan başka şefaatçi edinmeyenler, o gün geldiğinde birisinden ya da birilerinden Allah’ın emriyle bir yakınlık bir dostluk bir yardım görebilirler.

Çıkarım 11: Şefaatçi edinilenler ortaklarını/ortaklıklarını reddedecekler.

Çıkarım 12: Allah kuluna bir zarar dilerse hiç kimse onu kaldıramaz.

Çıkarım 13: Peygamber kimseyi ateşten kurtaramaz.

Çıkarım 14: Sadece Allah’a tevekkül edilir. Sadece Allah vekil kılınır.

Çıkarım 15: Peygamber müminlere vekil değildir.

Çıkarım 16: Şefaatin tümü Allah’ındır.

Çıkarım 17: Allah tek olarak anıldığında rahatsız olanlar yanında başkaları da anılırsa sevinirler.

Çıkarım 18: Şahit olan melekler ve müminler diğer müminlere lehinde tanıklık yapabilirler.

Çıkarım 19: Din günü Allah’ın izin verdiği melekler doğruyu söylemek üzere konuşacaklar.

Çıkarım 20: Bu dünyada iken melekler, elçiler ve inananlar diğer insanlar üzerine yardımcı ve tanıktır.

Çıkarım 21: Ahrette melekler, Allah’ın emriyle iş görürler. Müminlere destek verirler. Kendiliğinden bir karar vermezler.

Çıkarım 22: Ahrette meleklerin bazıları müminleri karşılar ve bir kısmı da onlara tanıklık ederler.

Çıkarım 23: Ahrette peygamber(ler) ümmetine tanıklık edecektir.

Çıkarım 24: Allah’ın hoşnut olacağı biçimde davranmalıyız ki Allah’ın hoşnut ettiklerinden olalım.

Baştaki ihtimallerden elimizde ne kaldı? Hala şefaat makamları dağıtacak mıyız Allah’tan başkalarına. “Şefaat Ya Resulallah” demek veya diğer birçoklarından beklemek şirk mi değil mi? Gökten her an şefaat yağarken yüz çevirip kendisine başka şefaatçiler edinmekten Allah bizi uzak tutsun. Biz O’na teslim olmuş olanlardanız. Sadece O’ndan bekler, sadece O’na çağırırız. Karar yine de sizin.

Eğer makaleyi buraya kadar okumuşsanız Allah sizden razı olsun. Gördüğünüz ve şahit olduğunuz gibi Allah’ın sözlerinden çıkarımlar yaptık ve O’nun bize çizdiği sınırlardan dışarı çıkmadan bir tefekkür gerçekleştirdik. Beğenseniz de beğenmeseniz de fark etmez. Beraberce Kuran ayetlerini okumuş ve sizinle birlikte kafa yorup Kuran üzerine çalışmış olduk. Eğer bu makaledeki fikirlerime katılıyorsanız benzer çıkarımları yapmış olmaktan dolayı elbette mutlu olurum. Eğer karşı çıkıyorsanız bu durumda Kuran’ı sizin de anlayabileceğinizi iddia ediyorsunuz demektir. Bu bile güzel.

Makale burada sona eriyor. Bundan sonraki bölüm okumaya devam etmek isteyenler ve rivayetlerin ne manaya geldiğini anlamak isteyenler için bir ektir. Yazının bu son bölümünde Kuran dışı iddialara ve kendi cevaplarıma yer vereceğim.

Gelin çokça olan şefaatçilik iddialarından derlenmiş bir kısmına ve ayetlerden çıkarımlarımıza son bir defa bakalım ve karşılaştıralım. Ve inşallah şu ilkel pagan anlayışlarına benzer bir şefaat anlayışına artık bir son verelim.

Rivayet/İddia 1: Bir kimse, ameline göre birkaç kişiye şefaat eder. | Tirmizi

Cevap: Tanıklık dışında, din günü kimse, kimse adına bir şey ödeyemez, şefaatin tümü Allah’ındır.

Rivayet/İddia 2: Bir cehennemlik, bir cennetliğe, “Dünyada sana su vermiştim. Şimdi sen de bana şefaat et” der. O da Allah’ın izni ile şefaat edip, onu cehennemden kurtarır. | Deylemi

Cevap: Ateşte olanı sen mi kurtaracaksın!

Rivayet/İddia 3: Hacer-i esved, kıyamette insanlara şefaat eder. | İbni Hibban

Cevap: Bir taşı putlaştırmaktan öte anlamı olmayan bir iddia. Şefaatçi edinilenler, din günü geldiğinde ortaklarını/ortaklıklarını reddedecekler. Allah’tan başka şefaatçiler edinmek şirktir.

Rivayet/İddia 4: Müslüman bir kimse, 90 yaşına ulaşınca, geçmiş ve gelecek birçok günahları affolur. Aile efradına şefaat etmesi için, kendisine izin verilir. | Ebu Ya’la

Cevap: Tamamıyla mantıksız, tutarsız ve köksüz bir iddiadır. Din günü kimse kimse adına bir şey ödeyemez, fidye veremez. Kimsenin şefaati kabul edilmez, kimse kimseden yardım göremez.

Rivayet/İddia 5: Kıyamet günü Allahü teâlâ, “Ey âlimler, siz benim indimde bazı melekler gibisiniz, şefaat edin, şefaatiniz kabul edilecektir” buyurur. | Zehebi

Cevap: Din gününün sahibi sadece Allah’tır. İddianın içinde bütün meleklerin zaten şefaat edeceğine dair gizli bir iddia vardır. Din günü şefaat, din gününün sahibi olan Allah’ındır. Melekler sadece emredilen işleri görür, izin verilirse konuşur ve tanıklıklarını beyan ederler.

Rivayet/İddia 6: İmamlarınız şefaatçilerinizdir. | D.Kutni

Cevap: Şefaatçi edinmek şirktir. Ruhbanlık emredilmemiştir. İmamlık müessesesi dini bir emir değildir. Din günü şefaatçi edinilenler ortaklıklarını reddedeceklerdir.

Rivayet/İddia 7: Allahü teâlâ, kıyamet günü, Âdem aleyhisselamı bir milyar insana şefaatçi kılar. | Taberani

Cevap: Köksüz, temelsiz bir iddia ve tamamıyla zandır. Din gününün sahibi Allah’tır. Peygamberler ümmetlerine şefaatçi değil tanıktırlar.

Rivayet/İddia 8: Yemin ederim ki, Osman, yetmişbin kişiye şefaat edip, Cehenneme gitmekten kurtaracaktır. | İ. Asakir

Cevap: Köksüz, temelsiz bir iddia ve tamamıyla zandır. Hakkında azap hükmü kesinleşmiş olanı kurtaracak kimse yoktur.

Rivayet/İddia 9: Hacı, yakınlarından 400 kişiye şefaat eder. | Ramuz

Cevap: Köksüz, temelsiz bir iddia ve tamamıyla zandır. Din günü kimse kimse adına bir şey ödeyemez.

Rivayet/İddia 10: Çok tanıdığınız olsun! Kıyamette hepsi de şefaat eder. | Şir’a

Cevap: Çokluk doğruluk demek değildir. Din günü Allah’tan başka kimse başka bir kimseye şefaat edemez. Herkes kendi yapıp ettiklerinden sorumludur.

Rivayet/İddia 11: Küçük çocuk ana-babasına şefaat eder, onları Cennete çeker. | İbni Mace

Cevap: Ölen çocuklarla ilgili hüsnü zanda bulunmak insanı rahatlatır. Ancak onlar hakkındaki hükmü de Allah verecektir. Ne için erkenden ölümü tatmalarına hükmedildiğini biz bilemeyiz. Ya ana babasının bilerek ya da bilmeden işlediği bir hatadan dolayı çocuk ya da bebek yaşta ölmüşlerse!!! Onların cennete gittiğini hüsnü zanla hissetmek ana babalarının da cenneti hak ettiğini göstermez. Din günü kimsenin kimseye şefaatinin kabul edilmeyeceği gündür.

Rivayet/İddia 12: (Üç çocuğu ölen, Cennete girer) Oradakiler, (İki çocuğu ölen de mi?) diye sual edince Peygamber efendimiz, (İki çocuğu ölen de Cennete girer) buyurdu. (Bir çocuğu ölen de öyle mi?) diye tekrar sual edilince, (Allah’a yemin ederim ki, çocuk düşük de olsa, annesi sabredip sevabını Allahü teâlâdan beklerse, annesini Cennete götürür) buyurdu.  | Taberani

Cevap: Kimin cennete kimin cehenneme gideceğini ancak Allah bilir. Kendi hakkında ne hüküm verileceği bile kendisine bildirilmemiş bir peygamberin başkaları hakkında hüküm beyan etmesi tutarsızlıktır. Bu iddia peygamberimize atılmış sayısız iftiradan biridir. Din günü kimse kimseyi ateşten kurtaramaz.

Rivayet/İddia 13: Peygamber efendimiz, (Bir çocuğu ölen de, Cennete girer) buyurunca, Âişe validemiz, (Bir çocuğu da ölmeyenin hali ne olur?) diye sordu. Resulullah efendimiz buyurdu ki: (Ben önceden gidip ümmetimi bekleyeceğim. Onlar benim gibi şefaat edicisini bulamazlar.)  | Tirmizi

Cevap: Bir peygamber şefaati reddeden bunca ayeti aldıktan, okuduktan sonra kendisinin şefaat edeceğini iddia eder mi? Bütün övgülerin Allah’a olacağını ve din gününün sahibinin Allah olduğunu bilen bir elçi kendisini böyle över mi? Bu iddia da diğerleri gibi peygambere atılmış bir iftiradır.

Rivayet/İddia 14: Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım. | İbni Mace

Cevap: Şefaatin tümü Allah’ındır.

Rivayet/İddia 15: Her peygamberin duâsı kabûl olur. Her peygamber, ümmeti için dünyada duâ etti. Ben ise, kıyâmette ümmetime şefâ’at izni verilmesi için duâ ediyorum. İnşâallah duâm kabûl olacak. Müşrik olarak ölmemiş herkese şefâ’at edeceğim. | Buhârî

Cevap: Bu iddia şeytanın/şeytanlaşmışların insanları Allah yerine ilahlaştırılmış bir peygambere yöneltmek için uydurmuş/uydurulmuş olduğunu düşündüğüm çok incelikle hazırlanmış ve süslenmiş bir tuzaktır. Müşrik olarak ölmüşlerin kurtuluşu yoktur. Allah’ın kesinlikle affetmeyeceğini beyan ettiği tek günah “tevbe edilmemiş şirk”tir. Diğerlerini ise dilerse affedecek olan sadece Allah’tır. Nebiler, elçiler, melekler ve müminler ise sadece tanıktırlar.

Rivayet/İddia 16: Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim. | Nesâî

Cevap: Şeytani bir iddiadır. Büyük günahları affedeceğini iddia eden bir peygamber, küçük günahları Allah’a bırakmış demektir. Bu durumda “peygamberin makamı Allah’tan daha üstündür” virüsü kalplere salınır. Böylece küçük günahlarını Allah’ın zaten affedeceğini zanneden insanlar büyük günahlarının affı için doğal olarak peygambere yönelir. Bu iddia peygamber sevgisini abartarak putlaştırmak üzere süslenmiş bir şirktir. Allah, peygamberleri rabler edinmemizi emretmez. Bize müslüman olun dedikten sonra bize küfrü mü emredecek!

Rivayet/İddia 17: Günahı çok olanlara şefâ’at edeceğim. | Hatîb

Cevap: Aynı durum burada da söz konusudur. Allah her şeyin sahibidir. Peygamberlere bu iftiraları atanlara, ayırım günü peygamberler aleyhlerinde tanık olacaklardır.

Rivayet/İddia 18: Nefslerine aldananlara şefâ’at edeceğim. | Deylemî

Cevap: Nefislerine aldanmayanlar da zaten kurtulacağı için cehennem boşuna mı yaratılmıştır!!! Şefaatin sahibi sadece Allah’tır. Allah dilemezse yeryüzünde günahları sebebiyle helak olmayacak hiç kimse yoktur. Bütün günahları dilerse affedecek olan O’dur.

Rivayet/İddia 19: Kıyâmette, kum sayısından daha çok kimseye şefâ’at ederim. | Taberânî

Cevap: İftira üzerine iftira. Hangi ayete hangi çıkarıma uyuyor bu söylenenler! Şefaatin sahibi Allah’tır.

Rivayet/İddia 20: Kıyâmette “Yâ Rabbî, zerre kadar îmânı olanı Cennete koy!” diyeceğim. Hepsi şefâ’atimle Cennete girecek. | Buhârî

Cevap: Peygambere atılmış net bir iftiradır. Şefaatin tümü Allah’ındır.

Rivayet/İddia 21:  Ehl-i beytimi sevenlere şefâ’at edeceğim. | Hatîb

Cevap: Rivayetler de birbiri ile çelişiyor. İftiraların iftira olduğunu anlamamak için aklını kullanmamaktan başka çare yok. Şefaatin tümü Allah’ındır.

Rivayet/İddia 22: Ashâbımı kötüleyenden başka, herkese şefâ’at edeceğim. | Buhârî

Cevap: Dinin ve dinin hükümlerinin gerçekte ne olduğunu ne olmadığını ayetlere göre ortaya koyan müminlere karşı tedbir olarak ortaya atılmış şeytani bir iddiadır. Şefaatin tümü Allah’ındır.

Rivayet/İddia 23: Kabrimi ziyâret edene şefâ’atim vâcib oldu. | Buhârî

Cevap: Şeytani bir iddiadır. Kabir ziyareti örfünü şirke dönüştürmeyi hedefler. Peygamberler şefaatçi değil, ümmetlerine tanıktırlar.

Rivayet/İddia 24 : Sırf beni ziyâret için gelen, Allahın izniyle şefâ’atime kavuşur. |Müslim

Cevap: Şefaatin tümü Allah’ındır.

Rivayet/İddia 25: Medîne’de ölenlere şefâ’at ederim. | Tirmizî

Cevap: Cevap vermeye bile değmeyecek bir iftira.

Rivayet/İddia 26: Sünnetimi elinden kaçıran kimseye şefâ’atim haram oldu. | Şir’a

Cevap: İnsanları kitaptan uzaklaştırmak ve geleneğe saplamak için elinden geleni yapan şeytani iddialardan biridir. Şirk üzerine şirk içerir. Şefaat Allah’ındır.

Rivayet/İddia 27: Şefâ’atime inanmıyan kimse, ona kavuşamaz. | Şir’a

Cevap: Şefaat hakkındaki gerçekleri söyleyenleri tekfir etmek üzere tedbir amaçlı şeytani bir iddiadır. Şefaat sadece Allah’tan beklenir.

Rivayet/İddia 28: Şefaatime kavuşmak isteyen kızını fâsıka vermesin! | Şira

Cevap: Hadisten anlaşılan, muhtemelen yerel ve peygamberin adını kullanarak bazı hevalar ve menfaatleri için ortaya sürülmüş bir iftiradır. Şefaatin sahibi Allah’tır.

Rivayet/İddia 29: Şefaatime en layık olan, bana en çok salavat okuyandır. | Tirmizî

Cevap: Yine şeytani bir iddia. Hem şefaati Allah’tan başkasına yönelten, hem de peygamberin davasına katılmayı salavat çekmeye indirgeyen bir çifte tuzaktır.

Rivayet/İddia 30: Cuma günü ve gecesi çok salavat getirene şefaat ederim. | Beyhekî

Cevap: Her gün Allah’ın günüdür. Her an yönelinecek olan O’dur. Elçileri desteklemek onların davasını desteklemekle olur. Şefaat ise sadece Allah’ındır.

Rivayet/İddia 31: Ümmetimden geri kalan olur korkusu ile Cennete girdiğim hâlde tahtıma oturmam. Allahü teâlâya, “Ya Rabbi ümmetim ümmetim” derim. Rabbim “Ümmetine ne yapmamı istiyorsun?” buyurur. Ben de “Ya Rabbi onların hesaplarını çabuk gör, sıkıntıdan kurtulsunlar” derim. Cehennemliklerin listesi bana verilir. Onlara şefaat ederim. Hatta Cehennem hazini Malik “Ümmetinden cezalanacak kimse bırakmadın” der. | Beyhekî, Taberânî

Cevap: Allah’a ve elçisine atılmış büyük bir iftiradır. Öyle ki Allah’ın birçok ayetine muhalif olacak biçimde peygamberi Allah’tan daha merhametli göstermeye çalışan ve herkesi kurtaracak olanın peygamber olduğunu ileri sürerek şefaatin tümünü Allah yerine peygambere yükleyen, şirk üzerine şirk içeren bir iddiadır.

Rivayet/İddia 32: Ümmetimden bazıları var birçok kabileleri içine alan bir cemaate şefaat eder. Bazıları var bir kabileye şefaat eder. Bazıları var bir bölüğe şefaat eder. Bazıları da tek bir kişiye şefaat eder ve cennete girmelerini sağlar.  | Tirmizi

Cevap: Tümünün sahibi Allah olan şefaati, Allah’ı yalancı çıkarır biçimde önüne gelene dağıtan yalanlar manzumesi. Aklını devreden çıkaranlar ve cahilce kendini rahatlatmak ve kandırmak isteyenler için biçilmiş bir kaftan.

Rivayet/İddia 33: Kıyamette Allah-u Teâlâ, “Melekler, Peygamberler ve salihler şefaatlerini yaptılar. Bundan sonra benim büyük rahmetim kaldı” buyurur. | Buhari

Cevap: Herkesin kurtulacağı zannını veren şeytani bir iddia daha. Bu kadar şefaatten sonra geriye de pek bir şey kalmıyor zaten!!! Allah adına yalan uydurandan daha zalim olan kimdir?

Rivayet/İddia 34: Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kıyamet gününde, insanlar birbirlerine girecekler. Hz. Âdem aleyhisselam’a gelip: “Evlatlarına şefaat et!” diye talepte bulunacaklar. O ise: “Benim şefaat yetkim yok. Siz İbrahim aleyhisselam’a gidin! Çünkü o Halilullah’tır (Allah’in dostu)” diyecek. İnsanlar Hz. İbrahim’e gidecekler. Ancak o da: “Ben yetkili değilim! Ancak Hz. İsa’ya gidin. Çünkü o Ruhullah’tır ve O’nun kelamıdır!” diyecek. Bunun üzerine O’na gidecekler. O da: “Ben buna yetkili değilim. Lâkin Muhammed aleyhissalatu vesselam’a gidin!” diyecek. Böylece bana gelecekler. Ben onlara: “Ben şefaate yetkiliyim!” diyeceğim. Gidip Rabbimin huzuruna çıkmak için izin talep edeceğim. Bana izin verilecek. Önünde durup, Allah’ın ilham edeceği ve şu anda muktedir olamayacağım hamdlerle Allah’a medh u senâda bulunacak, sonra da Rabbime secdeye kapanacağım. Rabb Teâla: “Ey Muhammed! Başını kaldır! Dilediğini söyle, söylediğine kulak verilecek. Ne arzu ediyorsan iste, talebin yerine getirilecektir! Şefaatte bulun, şefaatin kabul edilecektir!” buyuracak. Ben de: “Ey Rabbim! Ümmetimi, ümmetimi istiyorum!” diyeceğim. Rabb Teâla: “(Çabuk onların yanına) git! Kimlerin kalbinde buğday veya arpa danesi kadar iman varsa onları ateşten çıkar!” diyecek. Ben de gidip bunu yapacağım! Sonra Rabbime dönüp, önceki hamd u senâlarla hamd ve senâlarda bulunacağım, secdeye kapanacağım. Bana, öncekinin aynısı söylenecek. Ben de: “Ey Rabbim! Ümmetim! Ümmetim!” diyeceğim. Bana yine: “Var, kimlerin kalbinde hardal danesi kadar iman varsa ONLARI DA ATEŞTEN ÇIKAR!” denilecek. Ben derhal gidip bunu da yapacak ve Rabbimin yanına döneceğim. Önceki yaptığım gibi yapacağım. Bana, evvelki gibi: “Başını kaldır!” denilecek. Ben de kaldırıp: “Ey Rabbim! Ümmetim! Ümmetim!” diyeceğim. Bana yine: “Var, kalbinde hardal danesinden daha az miktarda imanı olanları da ateşten çıkar!” denilecek. Ben gidip bunu da yapacağım. Sonra dördüncü sefer Rabbime dönecek, o hamdlerle hamd u senâda bulunacağım, sonra secdeye kapanacağım. Bana: “Ey Muhammed! Başını kaldır ve (dilediğini) söyle, sana kulak verilecektir! Dile, talebin verilecektir! Şefaat et, şefaatin kabul edilecektir!” denilecek. Ben de: “Ey Rabbim! bana Lailâhe illallah diyenlere şefaat etmem için izin ver!” diyeceğim. Rabb Teâla: “Bu hususta yetkin yok! -veya: “Bu hususta sana izin yok!- Lâkin izzetim, celâlim, kibriyâm ve azametim hakkı için lailâhe illallah diyenleri de ateşten çıkaracağım!” buyuracak.” | Buhari, Tevhid 36, 19, 37, Tefsir, Bakara 1, Rikak 51; Müslim, İman 322, (193).

Cevap: Allah peygamberine “ateşte olanı sen mi kurtaracaksın!” derken; bu kadar iftiralar içeren bu sahih(!) kaynaklara hala iman edecekler için yapacak bir şey yok. Onları ateşten kurtaracak olan Allah’tan başka kimse yoktur.

Rivayet/İddia 35: Şehid, ev halkından 70 kişiye şefaat eder. | Beyhekî

Cevap: Zan üzerine zandır. Kimin şehit olduğunu da ancak Allah bilir. Şefaatin sahibi sadece O’dur.

Rivayet/İddia 36: Kur’an-ı kerim, okuyanlarına, ya şefaat edecek veya düşman olacaktır. | Müslim

Cevap: Kitabı da putlaştırmaya iten bir iddiadır. Şefaatin sahibi Allah’tır. Kitap ise bir rehber, bir yol gösterici, bir öğüt, bir derstir. Edecekse de şefaat değil ancak manen tanıklık edecektir.

Rivayet/İddia 37: Bir kimse, bir mümine bir iyilik yapınca, Allahü teâlâ bu iyilikten bir melek yaratır. Bu melek, hep ibadet eder. İbadetlerinin sevapları buna verilir. Bu kimse ölünce, bu melek, nurlu ve sevimli olarak bunun kabrine gelir. Meleği görünce neşelenir, “Sen kimsin?” der. “Ben, falancaya yaptığın iyilik ve onun kalbine koyduğun neşeyim. Allahü teâlâ beni, bugün seni sevindirmek ve sana şefaat etmek ve Cennetteki yerini sana göstermek için gönderdi” der. | Ebuşşeyh

Cevap: Allah adına uydurulan, Allah’ın hakkında delil indirmediği bir iddia, temelsiz bir zan, kaynaksız uydurma bir hikâyedir. Gönlüyle aklını birleştirmeyenler için bir afyon içeriyor.

Güncel/İddia 38: İstanbul’da ölenler… Sual: (Eshabımdan, bir yerde vefat eden, oranın halkına şefaatçi olur) hadis-i şerifine göre, Eyyüb Sultan hazretleri de, İstanbul’da ölenlere şefaat edecek mi? El-cevab: Elbette, şefaat edecektir. İslam âlimleri de, (Kabirde Eshab-ı kirama komşu olanlar, âhirette onların sancağı altında haşrolunacaktır) buyuruyor. (İslami olduğunu iddia eden güncel sitelerden)

Cevap: Allah adına yalan uydurandan daha zalim olan kimdir?

Şefaatin tümü Allah’ındır. Hüküm bildiren ayet Zümer 44’tür. Şefaat bahsi geçen diğer ayetler bu ayetin müteşabihleri, benzeşimleri ve açıklamalarıdır. Allah’tan başka şefaatçiler peşinde koşmak isteyenler maalesef bu müteşabih ayetleri kullanarak diledikleri anlamı çıkarma gayretindedir. Oysa, şefaatin tümü Allah’ındır.

Selamlarımla…

…Seri yazının sonu…

1.Bölüm | Maliki Yevmiddin | Din Gününün Sahibi

Kalemzade | Cengiz Yardım

9 Replies to “Şefaate Yönelik İddialar ve Çıkarımların Mukayesesi”

  1. Sonsuz sukurler olsun ,sizler gibi cesur beyinlere Allah, bilmediklerini de bildirsin… Buyuk hizmet ediyorsunuz…Cok cok cokkk tesekkurler….Islam denen tek dinin ,Tertemiz, saf,ari,kolay ve yasanilasi halini arastirmaya ,anlatmaya gayret ediyorsunuz,bunu yasamayi talep eden samimi inananlar icin….Allah yardimciniz olsun,cok kolaylastirsin….Sizler sayesinde daha bilincli olup , tefekkur ederek,sorgulayarak KURAN’A yaklastik….Artik her an ,kuran bakisiyla yasamaya calisiyoruz….Yuzumuzu ,bilincimizi sadece ona yoneltince ,Iletisim basladi Kuranla aramizda…Cok mutluyuz….Lutfen devam edin….Cok guzel alisverisler bunlar…..Allah ilminizi artirsin…Selam uzere olun her daim….

  2. İlkokuldan başlayarak çeşitli okulları bitirip iş hayatına atılacağız.Fakat iş görüşmesine ilkokul öğretmenimizle beraber gidiyoruz,ne acayip bir durum.Gülerler insana.

  3. Selam.
    İnsan insana şefaat edemez.
    Önümüzde ve arkamızda koruyucu meleklerle geziyoruz.
    Ancak meleklerin şahitliği söz konusudur.
    Allah’ın şefaatini melekler, inşallah bize müjdeleyeceklerdir.
    Mekke müşrikleri putlarını Allah’ın kızları “melekler” olarak nitelemişlerdir.
    Mekkeli müşrikler bile şefaatin Allah’ın meleklerince bildirileceğini bilmişlerdir.
    Şefaatçi melekler gelmediyse , vay o kimseye…
    Rahman ve rahim olan Allah’ın şefaatine talip olmalıyız.
    Ben Kuran’dan bunu anladım, en doğrusunu Allah bilir…

  4. Selam Arkadaşlar…
    Şefaat kelime olarak şifa ile aynı kökten olup aynı manalara gelmektedir…
    Şefaat bu dünyadadır ve kişi bu şefaati-şifayı kendi arar-hak eder-layık olur ve sonuç olarak Allah kişiye aradığını hak ediyorsa bir elçi-resul-melek vs gibi şeylerle veya direkte ulaştırır…Burada anlaşılması gereken çok ince çizği ve bu çizğiden geçilmemesi gereken konuda Allah kulları ile arasına bir aracı-elçi vs koyabilir ama kul Allah ile arasına hiç bir şey koyamaz, şefaat tümüyle Allahındır ama bu şefaati-şifayı Allah direk veya en direkte aracıylada gönderebilir şifanın-şefaatin bir aracıyla sana ulaşması bunların o aracıdan isteneceği ve aracıya ait olduğu manası çıkarılmamalıdır…
    Biz, Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.17 / İSRÂ – 82
    Kuran tamamen gönüllere bir şifa ve şefaattir, kişi kurandaki Allahın emir ve yasaklarına, Allahın ilke ve inkilaplarına, Allahın kalite standartlarına uymaya çalışıp yakalıyabiliyorsa Allahın kuran ile göndermiş olduğu şifayı-şefaati yakalamışsın demektir…Lakin Kuranda şifa-şefaat var diye Allahtan değilde durmadan kurana yalvarıp şeffat et biza kuran– şifa ver bize kuran demek insanı şirke sokabilir, kurandaki veya elçilerdeki veya otta-besinlerde-ilaçlardaki bedeni şifalarda ve her şeyde Allahındır, onun iznile-ismiyledir…
    Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.53 / NECM – 26
    Kuran sadece bir kitap değildir Allahın yoluna sevkeden en doğruya ileten ve her daim Allah yolunda olan bir melektir…Melekleri sadece metafizik varlıklar olarak düşünüp tasavvur edenlere bunlar çok aykırı ve sapkınca gelecektir lakin Kuranda Allahın indişrmiş olduğu yolda yürüyen ve vahiyden çıkmayanlarda Allahın çalışanları abidleri-allah için amel eden amele’leridirler…Dil bozulunca dinide etkiliyor sonuç olarak dinde bozulutor…Kuran Allahın indirdiği Ruhtur ve kendisine halife kıldığı insana indirdiği vahiydir, Allahın halifesi olan ve Allahın vahyinden, ruhundan ayrılmadan-sapmadan çalışan her halifede aynı zamanda Allahında elçisidir, bütün müslümanlar Allahın elçileridir, müslüamn olan elçilerin ruhu ve vahyide Kurandır…

    1. Yasir efendi, Şefaatle şifa aynı kökten değildir. Manalarida farklidir..Önce araştirin sonra kaleme alın, değilse insanlara yanliş bilgi vermiş ve buyuk bir vebale girmis olursunuz.

  5. Şükürler olsun ki artık insanlar hızla gaflet uykusundan uyanıyor. Allah razi olsun emek harcamış ve gerçekleri yazıp hurafelerden kurtulmamiz için yardimci olmuşsun. Allah interneti hakkıyla işte bu amaçlarla kullanmak nasip etsin. Hiçbir tv kanalında radyoda gazetede dergide böyle yazılar göremezsiniz. Hepsinin hizmet ettikleri yerler ve hizmet amaclari başkadır çünkü. İnternet ise bambaşka bir dünya ve Allah zeval vermesin asırlardır süregelen cehalet belki de internetin de etkisiyle yıkılıyor. Hepimiz kulaktan dolma şeylerle yetistirildik ve eğer Allah’ın lütfu ve bu tarz olanaklar olmasaydı belki de gaflet uykusundan hiçbir zaman uyanamayacaktik. Son 4-5 yıldan önceki tüm ömrümü boşa harcamışim. Rabbim affetsin.

  6. Yayınlanan bu makalelerin hepsinin bir arada olan kitabı/kitabları var mı? okuyup tüm makalelerden yazılardan yararlanmak istiyorum. Bu yazılar çok güzel ALLAH’ın izniyle Aydınlanıyorum lütfen devamlı okuyacağım.DÖKÜMAN lara ihtiyacım var.yardımcı olun Teşekkürler…..

  7. Sevgili Cengiz kardeşim

    Şefaat konusunu çok detaylı incelemişsiniz
    Ancak “Allah’ın İzni” kavramını gözden kaçırmışsınız. İzin kelimesinin Kurani terminolojideki karşılığını tam olarak anlayabilmek için “bi iznihi, bi iznillah gibi kelimelerin geçtiği bütün ayetleri altalta yazıp okumanız yeterli olacaktır.

    Ben bunu yaptığımda anladığım mana “Allah’ın hükmü, kararı, emri, duyurusu, bildirisi” gibi anlamlar oldu.

    Çalışmanıza bunu da eklerseniz, Zümer.44’e bağımlı kalmazsınız

    iyi çalışmalar

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.

%d blogcu bunu beğendi: