İşittik ve İtaat Ettik

 

Mantıksal Çıkarımlarla Kuran’daki Şefaat Kavramı | 5.Bölüm

40 Mümin 18 Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne sözü yerine getirebilir bir şefaatçi vardır.

Zalimler için sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yok. Söz kelimesine dikkat ettiniz sanırım. Kendisine söz verilen(ler) ya da aldığı görevi yerine getiren(ler). Zalimler için yok. Birileri bir şeyleri yerine getirecek işler yapacak olabilirler mi?

43 Zühruf 86 O’nun dışında taptıkları şefaatte bulunmaya malik değildirler; ancak kendileri bilerek hakka şahidlik edenler başka.

Bilerek hakka şahitlik edenler. Şahitlik… Tanıklık… Doğruya tanıklık… düşünün, hatırlayın.

53 Necm 26 Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiç bir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah’ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.

Müşrikler melekleri şefaatçi edinmişlerdi hatırlarsanız. Onların adına putlar yapmış ve bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir demişler, onları şefaatçi edinmişlerdi. Acaba her ne kadar melekler şefaatçiler edinilemese de bazı meleklere bu fırsat verilecek mi? Şefaat bahsi geçen birçok ayette meleklerden bahsedilmesi manidar.

66 Tahrim 4 Eğer ikiniz, ey hanımlar, Allah’a tövbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz kaydı; yok eğer Peygamber’e karşı dayanışmaya girerseniz hiç kuşkusuz bizzat Allah, onun destekçisidir. Cebrail’le iman sahiplerinin barışçıları da. Bütün bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.

Bu ayeti almamın sebebi Cebrail isimli meleğin ve barışçıl iman sahiplerinin anlaşmazlık durumunda peygamberimize arka çıkabileceğini ifade etmesidir. İman sahipleri ve Cebrail’in bu arka çıkışının anlamı gördüğüm kadarıyla tanıklıktır, şahitliktir.

Çıkarım 18: Şahit olan melekler ve müminler diğer müminlere lehinde tanıklık yapabilirler.

74 Müddessir 48 Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.

“Din gününü yalan sayanlara şefaat edenlerin şefaati fayda sağlamaz” olduğuna göre acaba burada yine bir şefaatten din gününü yalan saymayanların faydalanabileceğini mi anlamalıyız?

78 Nebe 38 O gün, Rûh ve melekler saf bağlayıp kıyama geçerler. Rahman’ın izin verdiği dışındakiler konuşamazlar. O izin verilen, doğruyu söyler.

Bence giderek durum netleşiyor. Demek ki din günü Allah’ın izin verdiği bazı melekler konuşacaklar.

Çıkarım 19: Din günü Allah’ın izin verdiği melekler doğruyu söylemek üzere konuşacaklar.

97 Kadir 4 Melekler ve Rûh, Rablerinin izniyle o gecede her iş için iner de iner!

Kadir gecesinde melekler her işleri için indikçe inerken müminlere destek oluyorlar. Bu dünyada iken de türlü işleri çekip çeviren melekler elbette bizlerin işlerine tanık oluyorlar. Önümüzde arkamızda bizi koruyanlar var. Allah’tan aldığı sözü değiştirmeden (sözüne güvenilir, sözünden hoşnut olunur biçimde) elçilerine indirenler var. Bu melekler insanların işlerine, amellerine tanık oluyorlar. Aynı zamanda müminler de birbirine ve diğer insanlar üzerine tanık oluyorlar. Birbirlerini uyarıyorlar.

4 Nisa 108 Onlar, insanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler. Oysa O, kendileri, sözden hoşnut olmayacağı şeyi ‘geceleri düzenleyip kurarlarken,’ onlarla beraberdir. Allah, yaptıklarını kuşatandır.

4 Nisa 109 İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onları savundunuz. Peki kıyamet günü onları Allah’a karşı savunacak kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir?

Çıkarım 20: Bu dünyada iken melekler, elçiler ve inananlar diğer insanlar üzerine yardımcı ve tanıktır.

7 Araf 6 Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimselere de, gönderilen peygamberlere de mutlaka soracağız.

Hem peygamberler hem de onların gönderildiği insanlar hesaba çekilecekler. Onlar da her halükarda doğruya tanıklık edecekler.

8 Enfal 9 Hani siz, Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz; O, sizin dileğinize şöyle cevap vermişti: “Hiç kuşkunuz olmasın, ben size, meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulaştıracağım.”

Bu dünyada müminlere melekler vasıtasıyla gelen yardım, meleklerin zatından değil Allah’tandır. Allah’ın meleklerini melekelerini kullanıyor olması yardımın (şefaatin) ondan gelmediği anlamına gelmez.

11 Hud 81 Melekler dediler: “Biz senin Rabbinin elçileriyiz. Sana asla el süremezler. Gecenin bir yerinde aileni götür. İçinizden hiç kimse geri kalmasın; karın müstesna. O, ötekilere çatan belaya çarptırılacaktır. Onların azap vakti, sabah vaktidir. Sabah da ne kadar yakın, değil mi?”

Azabı veren Allah’tır. Meleklerin görevli oldukları işi yapmaları onlardan şefaat beklenilmesini gerektirmez.

16 Nahl 32 Melekler, canlarını temiz insanlar olarak aldıklarına şöyle derler: “Selam size, yapıp ettiklerinize karşılık olarak girin cennete.”

İşte meleklerin ahretteki yardımlarına bir örnek. Müminlerin canlarını aldıklarında selam verip cennete davet ediyorlar. Yine işlerini yapıyorlar. Kararı veren Allah, meleklerini melekelerini konuşturuyor.

21 Enbiya 26-27 ‘Rahman (olan Allah) çocuk edindi’ dediler. O, (bu yakıştırmadan) yücedir. Hayır, onlar (melekler) ikrama layık görülmüş kullardır. Onlar sözle (bile olsa) O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emriyle yapıp-etmektedirler.

Yine Enbiya suresine döndük ve gördük ki müşrikler tarafından Allah’ın kızları olarak nitelenen meleklerden bahsediliyor. Asla Allah’ın önüne geçecek bir mevkide olmadıkları ifade ediliyor ve O’nun emriyle iş yaptıkları açıklanıyor.

Çıkarım 21: Ahrette melekler, Allah’ın emriyle iş görürler. Müminlere destek verirler. Kendiliğinden bir karar vermezler.

21 Enbiya 28-29 O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O’nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır. Onlardan her kim: ‘Gerçekten ben, O’nun dışında bir ilahım’ diyecek olsa, bu durumda biz onu cehennemle cezalandırırız. Zalimleri biz böyle cezalandırırız.

Onların içinde önlerinde ve arkalarında insanlara ve amellerine şahit olanlar vardır. Şefaat yetkileri yoktur. Müminleri Allah’tan aldıkları emirleri yerine getirmek üzere karşılar, müjdeler, varsa tanıklıklarını ifade eder ve bu yolda Allah’ın şefaatini (yardım manasında) iletirler.

21 Enbiya 103 O en büyük korku onları tasalandırmaz. Melekler onları şöyle karşılarlar: “Bu size o vaat edilen gününüzdür!”

Çıkarım 22: Ahrette meleklerin bazıları müminleri karşılar ve bir kısmı da onlara tanıklık ederler.

24 Nur 51 Aralarında hükmetmesi için, Allah’a ve elçisine çağrıldıkları zaman mü’min olanların sözü: ‘İşittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır.

Elbette “işittik ve itaat ettik” sözü Allah’ın en çok hoşnut olduğu sözlerdendir. Sözünden hoşnut olunanlar için, başkasının değil Allah’ın şefaati söz konusudur. Elçiler, müminler ve bir kısım melekler ise elbette tanıktırlar. İşte peygamberimizin tanıklığına bir örnek.

25 Furkan 30 Ve elçi dedi ki: ‘Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar.’

Ve işte peygamber(ler) için en önemli tanıklık örneği Mürselat Suresinde.

77 Mürselat 11,15 Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman. (Bu,) Hangi gün için ertelenmişti? (Mü’mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için. Ayırım gününün ne olduğunu bilir misin? O gün, yalanlayanların vay haline.

Çıkarım 23: Ahrette peygamber(ler) ümmetine tanıklık edecektir.

Meleklerin bu dünyadaki yardımına ve desteğine de daha geniş ayetlerle bakalım.

33 Ahzab 43 O, odur ki sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye size acıyor/destek veriyor. Melekleri de öyle yapıyor. Zaten O, inananlara karşı çok merhametlidir.

33 Ahzab 56 Şu bir gerçek ki, Allah ve melekleri, o Peygamber’e destek verirler. Ey inananlar! Siz de ona destek olun ve ona içtenlikle selam verin.

41 Fussilet 30-33 Şüphesiz: ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki:) ‘Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vadolunan cennetle sevinin.’ ‘Biz, dünya hayatında da, ahirette de sizin velileriniziz. Orda nefislerinizin arzuladığı her şey sizindir ve istediğiniz her şey de sizindir.’ ‘Çok bağışlayan, çok esirgeyen (Allah)tan bir ağırlanma olarak.’ Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve: ‘Gerçekten ben müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kimdir?

42 Şura 5,6 Gökler, üstlerinden çatlayacak gibi titreşiyor. Melekler de Rablerinin hamdiyle tespih ediyorlar ve yeryüzündekiler için af diliyorlar. Gözünüzü açıp kendinize gelin! Allah’tır ancak hep affeden, hep merhamet eden. Allah’ın dışında birtakım veliler edinenler ise; Allah, onların üzerinde gözetleyicidir. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin.

Görüldüğü gibi melekler ahrette tanık oldukları ve hizmet ettikleri gibi özellikle bu dünyada insanlara destek veriyorlar. Ancak bu durum insanlara geleneksel manada şefaat etmek için değil destek olmak için ve vazife gereği yapılıyor. Tüm bunlardan sonra şefaatin tümünün Allah’a ait olması ve izin verilen müstesna kimsenin şefaat edemeyeceğine dair ayetler mantığımıza oturuyor. Bu durum onları ve peygamberleri ilahsal vasıflarla anmamızı gerektirmiyor. En büyük mesele Allah’ın bizden bizim de Allah’tan razı olmamız ve O’na asla ortaklar iddia etmememizdir.

5 Maide 119 Allah dedi ki: ‘Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur.’

98 Beyyine 8 Rableri katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O’ndan razı (hoşnut, memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden ‘içi titreyerek korkan kimse’ içindir.

İşte bu ayetlerde “sözünden hoşnut olunanlar”ın kim olduğu ve Allah’ın şefaatine onların nail olduğu açıklanıyor. O söz de işte (24:51) en başta “işittik ve itaat ettik” sözüdür. Başkasının değil Allah’ın sözüne “işittik ve itaat ettik” diyenler ve O’nun rızasını gözetenler, Allah’ın sözünden hoşnut olduğu kimselerdir.

Şefaat tümüyle Allah’ındır. Elçiler ve müminler bu dünyada birbirlerine yardımcı ve davetçi, ahirette tebliğ ettiklerine tanık olurlar. Melekler her iki dünyada Allah’ın emirlerini yerine getiren, O’nun şefaatini, O’nun merhametini ve O’nun gazabını hayata geçiren iş görücüler ve yine insanlara tanıklık edenlerdir. Şefaatin tümümün sahibi Allah’tır ve O’ndan başka şefaatçiler edinmek şirktir, O’na ortak koşmaktır.

89 Fecr 22,30 Rabbin(in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman; O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? Der ki: ‘Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim.’ Artık o gün hiç kimse (Allah’ın) vereceği azab gibi azablandıramaz. Onun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz. Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. Gir artık kullarımın arasına. Ve gir cennetime.

3 Ali İmran 102 Ey iman edenler, Allah’tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka bir din üzerinde ölmeyin.

Herhangi korkulan bir şeyden insan kaçar. “Allah’tan nasıl korkmanız gerekiyorsa öyle korkun” diyen Allah, benden korkmanız gerektiği gibi korkun, başka korktuklarınızdan kaçtığınız gibi kaçmayın, bana yaklaşın diyor.

Ahirette peygamber tanıklık edecek, elçiler edecek, melekler edecek, amellerimiz, ellerimiz, dillerimiz edecek. Müşriksek aleyhimizde olan bu tanıklık, müminsek lehimizde bir şefaate dönüşecektir. Ve bu şefaatlerin tümü Allah’ındır. Çünkü Allah’ın tanıklığının yettiğini, O’nun şahitliğinin kâfi olduğunu bilerlerdeniz.

Çıkarım 24: Allah’ın hoşnut olacağı biçimde davranmalıyız ki Allah’ın hoşnut ettiklerinden olalım.

Bugün peygamberden şefaat bekleyen ve hatta O’ndan şefaat dileyen anlayışı, şehitlerin, meleklerin şefaatini normal gören anlayışı, evliyanın, enbiyanın, âlimlerin, imamların, erenlerin, Alilerin, Geylanilerin, Saidlerin, risalelerin, mesnevilerin, cübbelilerin, cemaatlerin, müritlerin, kitapların ve bazı hayvanların cehennemden kurtaracağını ilanla şefaatini bekleyen anlayışın ve türlülerinin herhangi birini yukarıdaki ayetlerde gördünüz mü? Yoksa bu yalancılar Allah’a dinini öğretecek bir kaynak mı buldular da biz Allah’ın kitabında bulamıyoruz!!!

Öyle “Amene Resulü” duası deyip de onu şifa niyetine, arapça olarak ezbere okumakla bunlar anlaşılamıyor. İşitir ve itaat edersiniz. Anlamadan okur ya da dinlerseniz, ne kilitli kulağınıza işittirir ne de neye itaat edeceğinizi bilebilirsiniz.

2 Bakara 285 Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü’minler de. Tümü, Allah’a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. “O’nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana’dır” dediler.

2 Bakara 286 Allah hiç kimseye kapasitesini aşacak bir yükümlülük yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına ve işlediği kötülük de kendi zararınadır. Ey Rabbimiz, eğer unutacak ya da yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz, bizden öncekilere yüklemiş olduğun gibi bize de ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü taşıtma, bizi affet, günahlarımızı bağışla, bize merhamet eyle, sen mevlamızsın bizim. Kâfirlere karşı yardım et bize.

6.Bölüm | Şefaate Yönelik İddialar ve Çıkarımların Mukayesesi (son bölüm)

Kalemzade | Cengiz Yardım

İşittik ve İtaat Ettik&rdquo hakkında 0 yorum

  1. Geri bildirim: Ateşte Olanı Sen mi Kurtaracaksın? | kalemzade.net

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.