Ateşte Olanı Sen mi Kurtaracaksın?

Mantıksal Çıkarımlarla Kuran’daki Şefaat Kavramı | 4.Bölüm

6 Enam 70 Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kur’an’la) hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; (böylesinin) Allah’tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır.

Şu cehennem tehdidinden sonra “bu ayet sadece kâfirler içindir” demek ve kendisini yine de şefaatçi bekleyebilir saymak nasıl bir akıl tutulmasıdır, varın bir düşünün. Bir ihtimal birilerinden bir yardım gelecek olsa bile!

Çıkarım 7: Dinini eğlence konusu eden kâfirlerin ne bir velisi ne bir şefaatçisi olacaktır.

6 Enam 94 Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (bugün de) ‘teker teker, yapayalnız ve yalın (bir tarzda)’ bize geldiniz ve size lütfettiklerimizi arkanızda bıraktınız. İçinizden, gerçekten ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçilerinizi şimdi yanınızda görmüyoruz. Andolsun, aranızdaki (bağlar) parçalanıp-koparılmıştır ve haklarında zanlar besledikleriniz sizlerden uzaklaşmıştır.

Demek ki zanla şefaat beklenenler o gün bekleyenlerden uzaklaşmış olacaklar. Zan nedir? Aslına dair delilimiz veya makul bir çıkarımımız olmadığı şeylerdir. Sözgelimi X bize şefaat edecek dediğimiz zaman o X’in bize şefaat edeceğine dair bir delili Allah’ın bize indirmiş ya da aklımızın ereceği bir tarzda açıklamış olması gerekir. O halde böyle bir X görüyor muyuz?

Çıkarım 8: İzin verilecek olsa dahi şefaat edeceğinden emin olmadığımız herhangi bir kişi için bize şefaat edeceğini iddia edersek bu zan olur.

7 Araf 53 Onun tevilinden başkasına bakmazlar mı? Onun tevilinin geleceği gün, daha önce onu unutanlar, diyecekler ki: ‘Gerçekten Rabbimizin elçileri bize hakkı getirmişlerdi. Şimdi bize şefaat edecek şefaatçiler var mıdır? Veya geri çevrilsek de işlediklerimizden başkasını yapsak.’ Gerçek şu ki onlar, kendilerini hüsrana uğratmışlardır, uydurmakta oldukları şeyler de kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuşlardır.

Demek ki din günü geldiğinde şefaatçi bekleyenler, geri dönmeyi ve bu hatayı bir kez daha işlememiş olmayı isteyecekler.

Çıkarım 9: Şefaatçi bekleyenler pişman olacaklar.

26 Şuara 100 ‘Artık bizim için ne bir şefaatçi var,’

26 Şuara 101 ‘Ne de candan-yakın bir dost.’

Dikkatle bakarsanız bu ayetlerde bir tehditle beraber bir de müjde vardır. Bizim için ne bir şefaatçi ne de candan-yakın bir dost vardır diye yerinenler, demek ki başkalarına bunların olabileceğini düşünüyorlar ya da görüyorlar.

Çıkarım 10: Allah’tan başka şefaatçi edinmeyenler, o gün geldiğinde birisinden ya da birilerinden Allah’ın emriyle bir yakınlık bir dostluk bir yardım görebilirler.

30 Rum 13 (Allah’a eş koştukları) Ortaklarından kendilerine şefaatçi olan yoktur; onlar, ortaklarını inkâr ediyorlar.

Çıkarım 11: Şefaatçi edinilenler ortaklarını/ortaklıklarını reddedecekler.

32 Secde 4 Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O’nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?

Bir takım işlerin işliyor olması, bir takım vesilelerin iş görüyor olması, birilerinin vesile olarak diğerlerini uyarıyor olması, vahyi iletmesi, tabiattaki her bir zerrenin bile Allah’ın koyduğu ölçü içerisinde titreşiyor ve üzerine düşeni yapıyor olması, her şeyin Allah tarafından idare ediliyor olmasını ortadan kaldırmaz. Allah “Benden başka şefaatçiniz yoktur” derken başka şefaatçiler bekleyip, onlara kul olmak ne cahillik! Benzer ayetler farklı üsluplarla gerçeği anlatıyor. Gördüğüm hiçbir ayeti dışarıda bırakmak istemiyorum. O yüzden benzer ayetler okuyorsunuz. Sıkılmadan devam edelim. Bu kitap (Kuran) bir ders, bir öğüt. Vereceği çok şey var.

36 Yasin 23 ‘Ben, O’ndan başka ilahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler.’

Toplumda algılanan şefaatin tanımı var bu ayette. Allah kulunu cehenneme atmayı dileyecek de, başka biri gelip bu kararı üst mahkeme gibi bozacak öyle mi!!!

Çıkarım 12: Allah kuluna bir zarar dilerse hiç kimse onu kaldıramaz.

39 Zümer 19 Hakkında azab hükmü kesinleşmiş, ateşte olan kimseyi sen mi kurtaracaksın?

Hani peygamberin şefaati cehennemlik olanlar içindi!!! Hani büyük günahları olan içindi şefaat!!! Hani İsa’nın sözde Hıristiyanları kurtaracağı gibi, Allah son peygamberin “ümmetim ümmetim” diye şefaat etmesi sebebiyle ümmetini affedecekti!!! Tam aksine… Allah diyor ki; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın!!!

Çıkarım 13: Peygamber kimseyi ateşten kurtaramaz.

39 Zümer 38 Andolsun, onlara: ‘Gökleri ve yeri kim yarattı?’ diye soracak olsan, elbette ‘Allah’ diyecekler. De ki: ‘Gördünüz mü haber verin; Allah’tan başka taptıklarınız, eğer Allah bana bir zarar dileyecek olsa, zararını kaldırabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, rahmetini tutup-önleyebilecekler mi’ De ki: ‘Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O’na tevekkül etsinler.’

Tevekkül, vekil kılmak demektir. Eğer hala zihnimizde “peygamberim din günü benim için Allah’a yalvarır, beni savunur da ona şu kadar salavat getirdiğim için beni ateşten kurtarır” diye geçiriyorsak vah halimize! Bu vekil kılmak değil midir? Onu merhametsiz(!) Allah’a karşı merhametli bir avukat edinmek değil midir?

Çıkarım 14: Sadece Allah’a tevekkül edilir. Sadece Allah vekil kılınır.

39 Zümer 41 Şüphesiz, sana kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.

Çıkarım 15: Peygamber müminlere vekil değildir.

39 Zümer 43 Yoksa Allah’tan başka şefaat ediciler mi edindiler? De ki: ‘Ya onlar, hiç bir şeye malik değillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa?’

39 Zümer 44 De ki: ‘Şefaatin tümü Allah’ındır. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz.’

“Şefaatin tümü Allah’ındır” dendikten sonra hala şefaat diyenlerin cahilliğini hala anlamadıysak devam edelim.

Çıkarım 16: Şefaatin tümü Allah’ındır.

39 Zümer 45 Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O’ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar.

“Yahu kardeşim! Elbette Allah şefaat eder ama isterse bu yetkisini peygambere de verebilir!!! Peygamberi neden yok sayıyorsun, neden peygamberi itibarsızlaştırmaya, onu sadece postacı gibi göstermeye çalışıyorsun!!! Peygambersiz bir din olur mu!!! Elindeki Kuran da onun ağzından çıkmadı mı!!!” diyerek karşı çıkanlar Zümer 45’i bir kez daha okusunlar ve bizim peygamberimizi ve peygamberlerimizi ne kadar anladığımızı biraz olsun anlasınlar isterim. Ne olur siz de peygamberi Allah’a ortak koşmayın. Onu insan gibi sevin. Fatihayı unutmayın.

Ahirete inanmayanlar ahretin varlığına değil onun içerdiği gerçeğe inanmayanlardır. Allah’ın istediği gibi değil de geleneksel inanışların öğrettiği gibi bir ahirete inanmak ahirete inanmak demek değildir. Allah’ın adının yanına illa ki peygamberi ve/veya başka birilerini de ekleyip dini Allah ve peygamber yapımı bir işe çevirmeyin. Din sadece Allah’ındır. Hüküm sadece O’nundur. Unutmayın bu ayetleri. Allah tek olarak anıldığında rahatsız olmayın. Peygamberi çok güzel, çok iyi ve örnek bir beşer gibi sevin. Allah’ı sever gibi değil.

Çıkarım 17: Allah tek olarak anıldığında rahatsız olanlar yanında başkaları da anılırsa sevinirler.

39 Zümer 46 De ki: ‘Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve müşahede edilebileni bilen Allah’ım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında sen hüküm vereceksin.’

Şefaat konusun bir anlaşmazlığa neden olan bir fitne olduğunu en iyi şekilde bilen Allah’ın yukarıdaki ayetleri peş peşe sıralamış olması da hiç düşündürmüyor mu bizi!!!

5.Bölüm | İşittik ve İtaat Ettik

Kalemzade | Cengiz Yardım

0 Replies to “Ateşte Olanı Sen mi Kurtaracaksın?”

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.

%d blogcu bunu beğendi: