Tesadüf Çiçeği

tesadufen

Ateistler ve Deistlerin Bakışına Bir Empati…

Çalan dünyası… Talan dünyası… Riya ve arkadan çekiştirme almış başını gitmiş. Hizipleşme diz boyu… Her görüş sahibi, o görüşü yüzünden bir başkaları tarafından nefretle dışlanmakta. Bugüne kadar birçok din âlimi ve dindar sizi kendi gibi düşünmeye davet etti. Sosyal ortam size din dayattı. Mahalle baskılarının ve çeşitli cahilane görüşlerin tesiri altında kaldınız. Oysa şimdi biz sizi dini kabul etmeye değil, Kuran’ı hak ettiği biçimde ve iyi niyetle, anlamak için okumaya davet ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki bizim anladığımız kadarı onun Yaratanımızın sözü olduğuna ikna olmaya fazlasıyla yeterli. Cümlelerimizi dayatmacı, cahilane, propagandacı, kızgın veya irite edici buluyorsanız bu bizim gibi düşünmediğiniz içindir. Ve de insan olmamızın karakterindendir. Biz sizi bizim gibi olmaya, Kuran’ı bizim gibi anlamaya değil, sadece iyi niyetle onu okuyup size nasip olacak kadarıyla anlayacağınız gibi anlamaya davet ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki eğer Allah istemezse ne siz ne de biz onu anlayamayız. Ama Allah ne zaman bunu ister, kim için istemez, az çok fikir yürütebiliyoruz.

Allah beni neden seçmedi diyebilirsiniz… Bakın ayet ne diyor…

5 Maide 49 Aralarında Allah’ın indirdiği ile hüküm vermelisin. Onların keyfine uyma. Allah’ın sana indirdiklerinin bir kısmından sakın seni şaşırtmasınlar. Yüz çevirirlerse, demek ki Allah bazı günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. Gerçekten insanların çoğu yoldan çıkmıştır.

İlmi sadece Allah’ın veriyor oluşu ve kullarını Allah’ın seçiyor oluşu da sizi rahatsız ediyor, biliyoruz. Ama bu kavram şu anda düşündüğünüz kadar basit değil. Eğer bu kavramın ne demek olduğunu samimi olarak anlamak istiyorsanız iyi niyetle Kuran’ı okumanız gerekir. Ardından yine reddedecekseniz reddedin. Bu tamamen sizin özgürlüğünüzdür. Bundan dolayı biz inananlar sizi kınayacak değiliz. İnanmak zorunda olmadığınızı da biliyoruz.

Kuran’ı ben de okudum ama senin gibi anlamadım, onun uydurulduğunu düşünüyorum diyebilirsiniz… Bakın ayet ne diyor…

6 Enam 110 İlk başta inanmamaya karar verdikleri için anlaklarını ve gözlerini çevirip azgınlıkları içinde bocalar durumda bırakırız.

Kuran’ın bazı emirlerini beğenmiyor olabilirsiniz. Ya sizin doğrunuz Allah’ın doğrusu değilse! Bakın ayet ne diyor…

10 Yunus 15 Ayetlerimiz onlara açık-seçik parçalar halinde okunduğu zaman, bize ulaşmayı ummayanlar şöyle dediler: “Bundan başka bir Kur’an getir yahut bunu değiştir.” De ki “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkuya düşerim.”

Tesadüfe yer bırakmayacak kadar düzenli ve dengeli bir kâinat içinde her şeyi tesadüfe bağlamanın mantıksızlığını kavramak bu kadar zor mu? Bu kadar tesadüf, neden hep yaşamı idame eder biçimde tesadüfüne devam ediyor!!! Sırf bu tesadüflere inanıyor bile olsak, bu tesadüflerin eninde sonunda yaşamı yok edecek bir tesadüfe de tesadüf edeceğini ve bunun da ahir olacağını anlamak bu kadar zor mu? Bu düzensizlik gördüğünüz düzen içindeki düzensizliği düzene çevirip anlatan ve asla ispatlanmış verilerle çelişmeyen bir kitabı nasıl oluyor da reddedebiliyorsunuz?  Elbette düşünmek ve düşündüğünüz gibi yaşamakta özgür olmalısınız. İstiyorsanız “tesadüf tanrısı”na secde etmeye de devam edebilirsiniz.

Bunlar yalan, bunlar uydurma diyebilirsiniz. Bu anlayışınız sizin reddedici yaklaşımınızdan ve bazı şeyleri bilmiyor oluşunuzdan olabilir mi? Bakın ayet ne diyor…

7 Araf 146 Yeryüzünde haksız yere böbürlenenleri âyetlerimden uzaklaştıracağım. Onlar bütün mucizeleri görseler de iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Fakat azgınlık yolunu görürlerse, hemen ona saparlar. Bu durum, onların âyetlerimizi yalanlamalarından ve onlardan gafil olmalarından ileri gelmektedir.

Biz biliyoruz ki gerçekte Allah’a inanmıyor değilsiniz. İnkâr etseniz de bir yaratıcıya inandığınızın farkında değilsiniz. Kabul etmesiniz de bu bizim iddiamız. Şöyle ki; dünya üzerinde bir sürü tecavüz, katliam ve nefret suçları işleniyor. Onursuz suçlar işleniyor. Dindar olduğunu iddia edenlerin yanlışları yanında aslında bütün şikâyetiniz yeryüzündeki kötülükler. Aynen bizim de bu kötülüklerden şikâyet ettiğimiz gibi. Siz tüm bu kötülükleri bizim inandığımız Yaratıcı kavramıyla bağdaştıramıyorsunuz. En kötü şey bugün şudur budur deyip, aslında Allah’ı suçluyorsunuz. İyi düşünün… Siz Yaratıcıyı red mi ediyor yoksa O’nun sorumluluğunu kabul mü ediyorsunuz? Var olma ihtimalini asla aklınızdan çıkaramıyorsunuz. Şüphe içindesiniz. Reddetmek kolayınıza geliyor. Oysa O’nu her şeyin sorumlusu kabul ediyorsanız, zaten O’nu da kabul ediyorsunuz demektir. Ölüm anının birkaç saniye öncesinde olduğunuzu bilseydiniz eminim ki “bir ihtimal ya varsa” deyip yine O’na sığınacaktınız. Şu an, o an olsa emin olun sığınacaksınız.

Ben yaratıcıya inanıyor ama dinin gerekli olduğunu düşünmüyorum diyen deistlere de aynı şeyi söyleyebiliriz. Sizin dini reddetmeniz altında yatan en ciddi neden, yine bu kötülük anlayışınız. Tüm bu kötülükleri Allah’a yakıştırmıyor ama sadece dindarlardan biliyor ve dini reddederek böylece rahatladığınızı zannediyorsunuz.

Varsayalım öyle bir düzen olsaydı da…  Bugünkü o en kötü şeyler olmasaydı… Mesela en kötü şey yere tükürmek olsaydı veya ne bileyim birisinin kalbini kırmak veya daha da ucuz bir şey olsaydı, O’nu, yani Allah’ı yine o günün en kötü şeyi için, en kötü kendi suçunuz için suçlayacaktınız. Çünkü daha kötüsünü bilmiyor olacaktınız. Bugünkü kötülükler var edilmemiş olacağından yere tüküren o adamın bu iğrenç davranışını yeryüzünün en kötü işi kabul edecektiniz. İşte bu sizin denenmenizdir arkadaşım. Bugün en kötü bildiklerimizden daha kötülerini Allah’ın yaratmamış olduğunun farkına varamıyorsunuz. Her şeye gücü yeten bir ilahın daha da kötülerini yaratabileceğine ihtimal veremiyorsunuz. Buna şükredemiyorsunuz. Mevcut hayat bilginiz, bugünkü en kötü şeyleri O’nun yarattığını ve dolayısıyla böyle kötülükleri yaratan bir ilahın var olamayacağını size dayatıyor. Çünkü dünyevi bilginiz değil, olmayanı idrak edebilecek ilminiz eksik. Aslında en az bizim kadar Allah’ı övme peşindesiniz. Ama şeytanınız O’nun kötü olduğunu ve dolayısıyla böyle kötü bir ilahın var olamayacağını kulağınıza fısıldıyor. Siz de ona kanıyorsunuz.

Siz tek olarak bir tanrıya inanamıyorsunuz, inanmadığınızı söylüyorsunuz ama sayfalarınızın kapak resimlerinde insandan tanrıLARınızın resimlerini paylaşıp duruyor, bir sürü ateist felsefecinin sözlerini ayet gibi kabul ediyorsunuz. Dolayısıyla o insanların doğrularının yanında yanlış düşüncelerini de endirekt kabul etmiş oluyor, düşünmeden o insanlara ne derse güveniyorsunuz. Çünkü temelde sizinle aynı fikirleri paylaştıklarını biliyorsunuz. Oysa o insanlar da sizi kendileri gibi düşünmeye davet ediyorlar. Onlardan yardım, destek, şefaat bulduğunuzu zannediyorsunuz. Onların sözleri size sahte bir huzur ve vaat veriyor. Siz birebir o insan olamazsınız. Hepinizin parmak izi de yürek izi de farklı. Bunu bilen Allah size bir kitap yolluyor ve diyor ki bu kitaba insan eli değmemiştir. İşte biz de sizi, bizim gibi düşünmeye değil, Yaratıcınız gibi düşünmeye davet ediyoruz. Kendimize değil, O’na davet ediyoruz.

Seni dinliyorum, ama Kuran’ın bir mucize oluşunu nedense ben göremiyorum, hep korku var, tehdit var, eski hikâyeler var diyebilirsiniz… Bakın ayet ne diyor…

6 Enam 25,26 Onların bir kısmı seni dinler. Fakat, kalpleri üzerine anlamalarına engel olacak örtüler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Her bir mucizeyi görseler de ona inanmazlar. Bundan ötürü sana geldiklerinde seninle tartışır ve inkârcılar, “Bu ancak bir efsanedir,” der. Onlar, hem ondan alıkoyarlar, hem kendileri kaçarlar. Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar ama şuurunda değildirler.

Gördük, okuduk, yok Musa şöyle yapmış, yok İsa körü iyileştirmiş, yok Nuh gemiyle tufandan kurtulmuş, masal bunlar diyebilirsiniz. Birçok tarihi olayın hem açık hem de benzetmelerle anlatıldığından haberiniz var mı? Bakın ayet ne diyor…

8 Enfal 31 Ayetlerimiz onlara okunduğunda şöyle derler: “Tamam, işittik. İstersek bunun gibisini elbette ki söyleriz; öncekilerin masallarından başka şey değil ki bu!”

Seni anlayamıyorum diyebilirsiniz. Ya anlamak istemediğinizdense! Bakın ayet ne diyor…

17 İsra 45 Kur’an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık.

Siz Allah’ın varlığını reddediyor değilsiniz. Sizi tek Allah’ı bilemeyen dindarların yanılgısının aldatmasına izin vermemelisiniz. Allah’ın savunulmaya ihtiyacı yok ama sizin uyanmaya ihtiyacınız var. Ve her an uyanabilmeye hakkınız ve fırsatınız da. En azından düşünmeden, kitabını okumadan “Ben Müslümanım” diyenlerden belki de daha makul düşünmekte, aklınızı kullanma peşindesiniz. Ama onların yanılgısı sizin yanılgınız olmasın. Onlara değil yaratıcınıza uyun. Dindar geçinenlerin yaşadığı dini haklı olarak beğenmemeniz, sizi Yaratanı beğenmez hale getirmesin. Allah’ın ayetlerini okuduğunuzda ancak, çevrenizde yaşanan dinin Kuran’daki, İncil’deki din olmadığını görebilirsiniz. Reddetmek için okursanız Kuran size bu fırsatı ve malzemeyi de verir. İncil ve Tevrat hayli hayli verir. Kuran ise kolaylaştırılmıştır. Ama ona arınmamışlar dokunamaz, onu yine de anlayamaz.

Onu anlamak için reset atmak lazım. Tüm kirli bilgileri atmak lazım. Beynimizi “Tabula Rasa” haline getirip de ona gitmek lazım. Boş levhaya yazı yazarsanız anlarsınız. Altında silinmemiş kelimeler varsa gözleriniz iki de bir alttaki izlere kayar. Beyninize format atıp bütün ön kabullerinizden arınmış olarak okursanız o sizi yine de kucaklayacaktır. O kitabı anladığınızda dünyayı dolduran çoğunluğun gerçekten yanılgıda olduğunu şu anda fark ettiğinizden çok daha iyi anlayacaksınız. Onu anlamak için önce sizin gibi reddetmek lazım. Ama sizin de önce bilincinizdeki truva atlarını pasif hale getirmeniz, sadece işletim sisteminize odaklanmanız lazım. Önce sizin gibi “La İlahe” (tanrı yoktur) deyip, Kuran’ı hak ettiği biçimde okursanız, sonra bizim gibi “İlle Allah” (sadece Allah) diyeceğinizden şüpheniz olmasın.

İstediğim gibi yaşamak istiyorum, kimse bana karışamaz diyebilirsiniz. Elbette karışamaz. Allah bile süre (ömür) verip kararınıza karışmaz. Peki bütün tanrılarınızı gerçekten reddettiniz mi? Bakın ayet ne diyor…

25 Furkan 43 Kendi istek ve tutkularını tanrı edinen kişiyi gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın?

Sizlerin de sadece Kuran’ı rehber edinmiş ve din adına diğer tüm hikâyeleri reddetmiş bizler gibi, sizin de iyinin peşinde insanlar olduğunuza inanmak istiyoruz. En az bizim kadar ahlaklı olabileceğinize de. Bizim ilahımız bu değersiz ve onursuz dünyanın adaletini er geç sağlayacak. Gördüğünüz duyduğunuz tüm bu tecavüzler, katliamlar, kadını ikinci sınıf bile yapmayan aptalların dini ya da dinsiz anlayışları, insan onurunu yere seren şe…siz insanların şe…sizlikleri karşılığını bulacak. Sizin “olmayan” tanrılarınızın ise elinden hiçbir şey gelmiyor ve o “olamayan” tanrılarınız bu dünyanın düzenine mahkûm. Size herhangi bir vaat veya sahte bile saysanız basit bir ümit bile veremiyorlar.

Sizi bizim gibi düşünmeye değil, bize değil, bu söylediklerimize bile değil, tek olan ilaha ve Kuran’ı bu gözle okumaya davet ediyoruz. Hayatınızdaki modern çizgiden ve elinizde bulunanları kaybedeceğinizden korkmayın. Bir şey kaybetmeyecek, çok şey kazanacaksınız.

Siz nasıl oluyor da bu ayet dediğiniz cümlelerden bu kadar etkileniyorsunuz, diyerek dalga da geçebilirsiniz. Ya bizim gördüklerimizi siz görememişseniz! Bakın ayet ne diyor…

37 Saffat 12 Sen hayranlık duyarken onlar alay ediyorlar.

İstediğiniz kadar alay da edebilirsiniz. Biz de sizinle ederiz. Bizimle mücadele edebilirsiniz. Siz vazgeçene kadar biz de sizin her fikrinizle mücadele ederiz. Her şeye rağmen bize saygı duyduğunuz sürece biz de size saygı duyarız. Şu an için fikirlerimiz farklı, insan oluşumuz değil. O inanmadığınız Allah’la mücadeleye girişmediğiniz sürece sizlere “selam” vermekten ve “barış” demekten çekinmeyiz. Ama az biraz düşünün… Emin misiniz olmadığına? Madem varlığına inanmıyorsunuz, o “yok” dediğiniz tanrıyla neden mücadele ediyorsunuz!!!

Bizden beklenen ve istenen sevgi ile ve gönülden “selam” ile…

Kalemzade | Cengiz Yardım

Tesadüf Çiçeği&rdquo hakkında 11 yorum

  1. Bazen yazılarınızı okurken hayretler içinde kalıyorum, yine kaleminizle dilimizin tercümanı oldunuz, adınıza ve adımıza çok seviniyorum ne mutlu sana ey Müslüman huzurla doluyorum (sanırım bu derin huzur bizi kardeş yapan) Allah sizden razı olsun, Allah’ın Selamı Rahmeti Bereketi sizin üstünüze olsun…

  2. 14:9 – Sizden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onları, Allah’tan başkası bilmez. Elçileri onlara mucizeler getirdi de onlar ellerini ağızlarına koydular ve dediler ki: “Biz sizinle gönderileni inkâr ettik ve bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz.”

    7:53 – İlle onun te’vilini mi gözetiyorlar? Onun te’vili geldiği (verdiği haberler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiş. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler, yahut tekrar geri döndürülmemiz mümkün mü ki eski yaptıklarımızdan başkasını yapalım?” Onlar, kendilerini zarara soktular ve uydurdukları şeyler kendilerinden saptı, kaybolup gitti.

    Kamil abi kalemine sağlık Allah razı olsun…..

  3. Hayat tesadüflerle doludur. Fırtına öncesi hevasını ilah edinen , fırtınayla beraber gerçek ilahına yönelir. Doğunun ve batının rabbini tanımayan firavun, ölüme yakaladığında O’nu hatırlar.
    Kimisi de kıtlık zamanın da yakardığını, bolluk zamanın da unutur…
    Hele bir kısım var ki, “Onlara, ‘Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve ay’ı kim emrinize verdi?’ diye sorsan, ‘ALLAH,’diye karşılık verecekler. Öyleyse neden sapıyorlar? ” fakat onlara zorda kaldığınızda kim yardımınıza koşuyor diye sorsan Hızır ya da Geylani diyecekler.
    Dillerinden döküleni eylemleri yalanlar; tüm övgüler Allah adır derler ama rızık ve başarı için başkalarından yardım dilerler. Onlara ayet verseniz “Rabbinizden size indirilene uyun; O’nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!” verecekleri cevap elbet “İlahları bir tek tanrı mı yapmış? Bu, gerçekten hayret edilecek bir şey!” olmayacaktır ama izah ettiğim gibi dilleri başka eylemleri başkadır.
    Ateistler Allah ın kudretini görmezden gelirken ,inanların çoğu O’nun kudretinin bilinciyle yaşamıyor.

  4. Değerli Kamil kardeşim,

    Din adına en güncel konulardan birisini kaleme almışsın. Gönlüne, düşüncene sağlık. Allah razı olsun. Konu ile ilgili bir şeyler karalayacağım.

    Ateizm ve Ateistler: Bunları fazla konuşmaya gerek yok. Evrenle ilgili düşünceleri başka. Allah’ın olmadığına, olmayan bir şeye inanılmayacağını esas alan bir felsefe üzerine hareket ediyorlar.

    Deizm ve Deistler: Asıl üzerinde durulup düşünülmesi gereken kavram budur… Yapabildiğim araştırmalara göre, bugün ülkemizde sayıları gittikçe artan bu grup, evrenin kesinlikle sahipsiz olmadığına, evrendeki ve doğadaki tüm hareketlerin, oluşların, bir yönetici tarafından yönetildiğine ve bunun ALLAH olduğuna inanıyorlar…Sadece Allah’a inanıyorlar. O’nun kitaplarına, meleklerine, peygamberlerine, ahirete inanmıyorlar. Çevremde sohbet ettiğim deist arkadaşlarımdan bazılarının en büyük sıkıntılarının; Aslı astarı olmayan hadisler, rivayetler, Kitapların bügüne kadar sürekli tahrif edilmesi, Kitap içindeki çelişkiler, bu çelişkileri Allah’ın yapmayacağı düşüncelerini anlatamamak… En çok örnek verdikleri ayet çelişkileri Bakara 256 ile Tevbe 5 ayetleri çelişkisi. Bazen onlara anlatmakta zorluk çekiyorum ama gerçek bu.

    Din ile, Kur’an ile oynayanlar, hurafeler icat edenler sonunda DEİZM’i yarattılar!

    Selam ve Dua ile,

  5. Sevgili Kalemzade,

    Yine enfes güzellikte bir yazı kaleme almışsın. Eline, yüreğine sağlık. Rabbim emeklerini, emeklerimizi boşa çıkarmasın.

    Sevgili Fikret Abi,

    BAKARA 2:256 ve TEVBE 9:5 arasında bir çelişki yok, olması da düşünülemez. Aslında Tevbe Suresi’ni baştan alarak okuyunca, 5. ayette neyin kastedildiği çok açık. Sizler elbette bu ayetleri çok iyi biliyorsunuzdur ama ben yine de şöyle bir yazayım istedim;

    TEVBE 9:1-5
    1. Allah ve resulünden, kendileriyle antlaşma yapmış bulunduğunuz müşriklere bir ültimatomdur bu;
    2. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın ve bilin ki siz, Allah’ı âciz bırakamazsınız. Şu da bir gerçek ki, Allah küfre batanları rezil eder.
    3. Bir de Allah ve resulünden insanlara Büyük Hac günü bir duyuru var: Allah da O’nun elçisi de müşriklerden kesinlikle uzaktır. O halde, tövde ederseniz bu sizin için hayırlırdır. Yok eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, siz Allah’ı acze düşüremezsiniz. Küfre saplananlara acıklı bir azabı müjdele!
    4. Antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size karşı bir eksiklik sergilemeyen ve aleyhinizde başka birine yardım etmeyenler müstesnadır. Artık, onlara verdiğiniz sözü belirlenen süreye kadar tam bir şekilde koruyun. Şu bir gerçek ki Allah, sakınanları sever.
    5. O haram aylar çıktığında artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürün. Yakalayın onları, kuşatın onları, tüm geçit noktalarını tıkayın onların. Bunun ardından tövbe eder, namazı gereğince kılar, zekâtı verirlerse, yollarını açın onların. Kesin olan şu ki, Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

    Surenin başından alıp okunduğunda, savaş ve barış ortamlarından bahsedildiği rahatlıkla görülebiliyor. Antlaşma yapılmış olan müşriklerle, kendileri antlaşmayı bozmadıkları sürece, antlaşmaya sadık kalınması isteniyor. Ancak istisna durumu da belirtilmiş; “size karşı bir eksiklik sergilemeyen ve aleyhinizde başka birine yardım etmeyenler”. Bunun dışında haram ayların çıkmasıyla, savaş halinde olunan müşriklerle de savaşa devam edilmesi emredilmiş.

    İnsanların savaştan hoşlanmadıkları malum. Sadist duyguları ya da maddi çıkarları olmadıkça, kimse de savaştan hoşlandığını söyleyemez herhalde. Ama insanlara zulüm ya da İslam’a karşı bir mücadele varsa, bu da savaşı gerektirecek kadar had safhaya gelmişse, elbette savaş da kaçınılmaz olarak karşımıza çıkacaktır. Savaş hoş bir durum olmasa da, gerektiği durumlarda da kaçınılmaz bir şeydir.

    BAKARA 2:216 – Hoşunuza gitmemekle birlikte, savaş üzerinize yazılmıştır. Bir şey sizin için hayırlı olduğu halde siz ondan tiksinebilirsiniz. Ve bir şey sizin için şer olduğu halde siz onu sevebilirsiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    BAKARA 2:256’da belirtilen “dinde zorlama yoktur” ayetini, “kadınlara tecavüz edenlere, çocukları küçük yaşlarında öldürenlere, yaşlılara işkence edip zulmedenlere, toplum ahlakını yerle bir edenlere göz yumun” şeklinde de yorumlayamayacağımıza göre; savaşın gerekli olması durumunda kaçacak bir yeri de kalmıyor insanın.

    NİSA 4:75 – Size ne oluyor da Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz bizi, halkı zulme sapmış şu kentten çıkar; katından bize bir dost gönder, katından bize bir yardımcı gönder!” diye yakaran mazlum ve çaresiz erkekler, kadınlar, yavrular için savaşmıyorsunuz!

    BAKARA 256 ile TEVBE 5 arasında ben hiçbir çelişki görememekle birlikte, insanların Kur’an’ı tam okumadıkları için ya da teslimiyet seviyeleri çok yüksek olmadığı için, bu ayetler arasında bir çelişki görmelerine de şaşırmıyorum doğrusu.

    Bu kısa yorum bölümünde tam olarak ne düşündüğümü ifade edememiş olabilirim. Bu; tamamen benim eksiğim/hatamdır. Kur’an ise hatalardan, çelişkilerden ve eksiklerden münezzehtir.

    Selametle…

  6. Ateist-deist-panteist-Agnostik, bunların türk veya müslüman kökenlileri hatta önceden çekirdekten din ile büyümüş aile baskısı veya bunların sonucunda karmaşık duygulara kapılıp sorğulamaya başlayıp ilk etapta nonteizm’le başlayan serüven ve bilği kirliliği karmaşık duyğularla deizim akabinde ateizim diye devam etmektedir…İşte aileden baskı veya bir şekilde dinle büyüyenlerin sonradan nonteist olanrı tamamen kin ve nefretlerinden kaynaklanmakta ve bunun sonucunda aşırı bir islamafobi veya aşırı bir islama saldırı olmaktadır…Ayrıca bunların çoğu KURANI müslümanım diyenden fazla okuyup didik dik edip inceliyorlar, amaçları bir kusur ve açık aramak olduğu için mantıklarına oturtmadıkları veya kasıtlı olarak çarpıttıklarını dezenfermosyon, manipüle gibi yöntemlerle pompalama yapmaktalar ve bundada bir hayli başarılı oluyorlar….Benim gözlemlediklerim bunlar.

    Lakin bütün kin, nefret ve hırstan uzak tamamen bilimsel olarak nonteiz birisi veya aileden bu şekilde yetişmiş bir nonteist daha sağlıklı ve mantıklı düşündüğü için gerektiğinde çekinmeden doğrularıda söyleyebiliyor…Ben bunlara İlahi ateşler olarak görüyorum, çünkü adamlar kendilerini yakmış her şeyleri sorğuluyorlar, biz müslümanlar ise bir çok şeyi günah olur diye konuşamıyoruz veya konuşanlarımız susturuluyor…
    Tevbe Süresinin 5.ci ayetini ne olduğunu bilmediğim bir nonteist ile tartıştım o kadar kinleri ve nefretleri ile düşünüyor ki gerçeği göremez hale gelmiş…Saplantılı ve sorunlu bir beyin ne söylesen olmuyor, diyorum ki sadece 5.ci ayeti okuyup neden cahilce hüküm veriyorsun orada ilk 5 ayeti okunman ve ona göre hükümler vermen gerekir, ısrarında devam edip hayır Allah-Kuran ve İslam sizden olmayını öldürün diyor diye Propağanda yapmaya çalışıyor ve bunda ısrarcı…

    Allah, din husûsunda sizinle savaşmayan ve sizi, ülkenizden çıkarmayanlara iyilik etmenizi, onlara karşı insafla, adâletle muâmelede bulunmanızı nehyetmez; şüphe yok ki Allah, adâletle muâmele edenleri sever. 60 / MUMTEHİNE – 8

    Kuranda Yukarıdaki verdiğim ayet gibi onlarcası mevcut olduğu halde ve ısrarla hepsini sıralamış olduğumuz halde gururu doğru söylemeye el vermiyor, aslında kendisi ve hepside biliyor lakin bu yıkaslamayı görmezlikten geliyorlar…

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 2 / BAKARA – 256

    Bakara 256’da buna güzel bir örnek lakin Bakara 256’da bir genelleme mevcut yani Bütün Allah inancı dışı veya tek Allah inancındaki genelleme yapılmış durumda…Tevbe Süresi zaten başından söylediği gibi, Dönemin Müşriklerine bir uyarı olarak inmektedir…Yani İbrahimi bir gelenekten ve Allah inancı olup Alaha ortaklar koşan Müşriklerere bir uyarıdır…Adaların Allah inancı var Allahı inkar etmiyorlar lakin Mecidi Haramı Putları veya yanlış inanç ve uyğulamaları ile doldurup aklın sıra helaler haramlar koymuşlar dini Kazanç kapısı yapmışlar…

    Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? 29 / ANKEBÛT – 61

    Kuranda bunlarla ilğili bir çok ayet mevcut…Bular yani müşrikler beklide tamamen din dışı olan sapkın inançsızlardan daha tehlikeliki Kuranda bunlardan daha fazla bahsetmekte…Müşrikler Dine çok zarar vermektedirler, dinden gibi görünüp dine bozmaktalar yani gizli düşmanlar ama dinden tamemen çıkmış nonteisler en azından biliniyorki açık bir düşman…

    Ve Allah’ı bırakırlar da kendilerine ne bir zarar edebilecek, ne bir fayda verebilecek şeylere taparlar ve bunlar derler, Allah katında şefâatçilerimiz bizim. De ki: Allah’a, göklerde ve yeryüzünde bilmediği birşeyi mi haber vermedesiniz? O, müşriklerin şirk koştukları şeylerden tamamıyla münezzehtir ve çok yücedir. 10 / YÛNUS – 18

  7. 17-İsra 45 Kur’an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık.

    Yazar arakadaşım, emeğine kalemine sağlık ama pek azı müstesna pek fayda edeceğine sanmıyorum, en iyisini Allah bilir…
    İsra 45’e göre bir nonteistin mantığı, işte Tanrı benim kulaklarına ağırlık koymuş, kendisi yaratmış inanmamı enğellemiş diyecek veya çok farklı bir versiyonla gelceğine eminim…

    oysaki Bilmiyor Kulaklarındaki ağırlık veya gözlerindeki perde hep yaptığı aşırılıklar-azğınlıklardır…İşte o güvendiği nefsi-şeytanı bunları emrettiğinin farkında değil…

    Dr. Zakir Naik, Ateisler için yarım Müslüman diyor, ‘’La ilahe’’ dedikleri için, geriye sadece ‘’İllallah’’ demek kalıyor. Güzel bir tespit, bence de bunlar Müşriklerden Müslüman olmaya daha yakın gibi duruyorlar.Tamemen soyutlamışlar inançsızlar bir hiçlik, oysa Allah birliğe çağırıyor farkında değiller.
    En iyisini Allah bilir.

  8. Geri bildirim: Ateistler ve Deistler İçin | Coğrafyacı

  9. Selamlar.
    Öncelikle şunu merak etmekteyim,genellikle bu tarz yazıların yorum kısmında hakaret ve/veya hor görmelere bolca alışkınım,burada görmedim ve çok sevindim,acaba gerçekten hoşça fikir alış verişi mi oluyor yoksa konunu sapmaması için yayımlamıyor musunuz?

    İnsan ister Allah a,ister güneşe,ister çoko kreme tapar değil mi,tamamen kendi bilir.İnanmayan bir kişi ıspat isterse (ki istenmeli) ,inananın boynunun borcudur bu cevap.Çünkü,yok luk ıspatlanmayacağından,varlık iddasında bulunanların bu soruyu yanıtlaması gerekir.Bu durumda,çok doğal olarak inançlı kişinin ilk önce başvuracağı kaynak Kuran-ı Kerim dir,değilmi? Kanımca burada bazı metodolojik hata olabilmekte.Kendi kendini doğrulayan ve öne süren ölçümlenip sınanamayan bir kaynak tatmin edici olamamakta.

    Evrim konusu,kaçımız tam biliyoruz,tam teşekküllü eğitimliyiz de okuduğumuz bir-iki kitapla var,yok diyebiliyoruz?Tüm evrimi nasıl “tesadüf” kelimesine indirgeyip yok sayabiliyoruz?
    Doktorlar hep uyarır,aman ilacı tavsiye edilen süre boyunca kullanın diye.Kullanmaz isek veya kullanım çokluğuna bağlı olarak bahsi gecen ilaca vücut alışmazmı?Yani bakteriler direnç kazanmaz mı? (çok basitce anlattım).Bu direnç süreci tamamiyle evrimin mekanizmaları içerisindedir.(mutasyon).
    Bir örnek daha,köpekler.İnsanlar,zamanla istedikleri özellikleri taşıyan kurtları seçerek-uysallaştırarak farklılaştırmasıyla oluşmamışlarmıdır?(seçilim-doğal veya farklı etkilerle).Basitce anlatarak verdiğim bu örneklere onlarcasını ekleyebiliriz.

    Evrim,Allahsız olmayı mı gerektirir? Hayır,daha sı,belki de O’na ulaşmanın en önemli anahtarlarından olamaz mı?

    Dini bilmek ayrı meziyet,fenni,felsefeyi,doğayı,bilimi bilmek ayrı.İndirgeyip yok saydıkça yerimizde saymak şöyle dursun,bilakis geriye gideriz.

    Yer çekimini,Helyumun atomik yapısını,kelebeğin yön tayinini,deprem makanizmalarını Kuran da aramak,yada Kurandan cevap vermeye çalışmak gereksiz ve de yersiz olduğunu düşünmekteyim.

    Saygılar.

    1. Sevgili Akın arkadaş, konu hakkında “çok derin” bilgim olmamasına rağmen, okuduğum çeşitli kaynaklardaki açıklamalara göre, Darwin’in sözünü ettiği evrim için gerekli “geçiş türleri”nin izlerine (ne geçmişte, ne de günümüzde) rastlanamadı. Yani birbirine çok yakın iki tür gibi görünen kurt ve köpek türlerinin birbirinden türediğine dair somut bir bilgi yok elde. Hele ki, ara / geçiş türleri bulunamadığı için insanın maymundan türediğine dair hiçbir kanıt sunulamadı (dolayısıyla bu evrim iddiası bir “teori”den öteye geçemedi).

      Darwin’in teorisinin çöktüğü bir başka nokta da, “niçin evrim ….. milyon yıl önce oluştu da sonra durdu?” sorusudur. Eğer (diyelim ki) bir maymun türü evrim geçirerek “insan”laştıysa, aynı o maymun türü ile insan türü arası yaratıklar neden halen aramızda bulunmuyor? Yani bir maymun türü tek bir günde / gecede mi toptan insan oldular? Eğer zaman içinde yavaş yavaş “evrim” geçirdilerse, bugün niçin o evrimi devam ettiren 0.75 maymun – 0.25 insan, 0.50 maymun – 0.50 insan, 0.25 maymun – 0.75 insan yapısında yaratıklar yok? Günümüz dünyasındaki en geri, en ilkel, “en maymunsu” insan kabilesi ile en gelişmiş maymun kabilesi arasında çok büyük bir uçurum var – ve bu durum da Darwin’in teorisini geçersiz kılıyor.

      Vücudun bir maddeye alışması başka bir konu, “evrim” geçirerek başkalaşması bambaşka bir konu.

      Ve bildiğim kadarı ile, Rabbimiz bize gönderdiği son kitapta, “evrim” konusunda herhangi bir ipucu vermiyor; tam tersine bir anlamda “negatif evrim”den bahsediyor.
      Bakara 65: …….. Biz onlara, “aşağılık maymunlar olun” demiştik.
      Araf 166: ……….onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik.
      Yani ihtimaldir ki, söz dinlemeyen bir kavim Allah’ın emri ile maymun türüne dönüşmüş olabilir. (Allah, “Aşağılık maymunlar olun” diye emrettikten sonra onun emrini kim durdurabilir?)
      Doğrusunu yalnız Allah bilir.

  10. Şu an da kafam çok dağınık, ama… Bu sayfaya ve konulara gelmişlerin anlayacağına inanarak yazıyorum…Düşünce, aklın bir türevi dolayısıyla Allah’ın lütfudur…Vesvese, evham, yeis, su-i zan veya kehanet gibi duygular ise hissi davranışlardır ve şeytandandır…Müslüman geçinen müşrik dünyasında egemen olan akıl değil duygulardır ki özellikle de aklı rafa kaldıranlar muteberdir…Örneğin; kıyametin alametlerinin sıralanması veya IŞİD’in bile hadislerde yer alması…Hepinizden, düşünceye yöneldiğiniz için, Allah razı olsun…

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.