Abdest’ten Manaya Yolculuk

abdest

Abdestin Manası Üzerine Bir İnceleme ve Tefekkür…

Namaz abdesti ve gusül abdesti olarak bildiğimiz yıkanma biçimleri tüm detayıyla Kuran’da eksik bırakılmış değildir. Her ne kadar her ikisinin de namaz için gerekli olan bir temizlenme biçimi olduğu ayetlerden anlaşılsa da, namaz kılan ve her daim Allah’a kulluk bilinciyle salat eden bir Müslüman’ın abdesti güzel ve temiz bir alışkanlık haline getirmesi kaçınılmazdır. Ancak bu alışkanlık abdestin manasal tarafını tefekkür etmeyi ihmal ettirmemelidir diye düşünüyorum. Her dini konuda olduğu gibi abdestin de içi boşaltılmış ya da zorlaştırılmış şekilde tekrarlı hareketler bütünü olmaktan çıkarılması gerektiğini iddia ediyorum. Ancak yoğunlaştığım manasal tarafa yazının devamında girmeden önce abdestle ilgili ayetleri bir kez de beraberce gözden geçirelim.

5 Maide 6 Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da…

Ayetin bu noktasına kadar abdestin nasıl alınacağı açıkça anlatılmış durumda. Ayakları meshetme/yıkama ihtilafını aşağıda yeniden atıf yapmak üzere şimdilik göz ardı ederken dikkatlerinizi ayetin başına çekmek istiyorum. Yani abdestin ne zaman alınacağına dair olan bölüme. Çok açık görülüyor ki abdestin “namaza kalktığımız zaman” alınması gerekiyor. Benim buradan anladığım şudur ki abdest her namazdan önce alınması gerekiyor. Demek istediğim sabah namazında abdesti alıp akşama kadar o abdestle idare etmek gibi bir durum söz konusu değil. Anlaşılıyor ki şartlar müsait olduğu sürece abdesti Allah’ın emrettiği gibi her namazdan önce almaya başlarsak onu bozan bozmayan şeylerle didişip durmaya hiç gerek bile kalmayacak. Ki o durumlar da bakın ayetin devamında (ve ayrıca Nisa 43’de de) işaret ediliyor.

5 Maide 6 …Eğer cünüpseniz yıkanın; eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz çukur yerden (ayakyolundan) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün…

Teyemmüm su bulunmadığında ya da ulaşılabilir olmadığında namaza durabilmek için geçici bir tedbir. Abdesti ise tuvalet ve cinsel temas bozuyor. Bu ayetlerden anlaşıldığına göre abdest de büsbütün (gusül abdesti) yıkanma da namaz için gerekli bir hazırlık. Ama böyle olması demek elbette kirlenildiği zaman temizlenmemek, namaz vaktine kadar pis pis dolaşmak demek değildir. Hatırlayın ayetin devamını…

5 Maide 6 …Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek/arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

Bizim insanlar olarak lafı anlamayıp, dolandırıp bir sürü ihtilafa gireceğimizi çok iyi bilen Allah, ayetin sonunda bizi uyarıyor. Gördüğünüz gibi diyor ki; Ben size bunları tarif ettim diye size güçlük çıkarmak niyetinde değilim… Siz de zorlaştırmayın… Mesele sizin temiz olmanız… Mesele akıttığınız suyun, teninizi kirlerden arındırdığı gibi sizin de kendinizi manevi kirlerden arındırmanız…  Böylece üzerinizdeki Allah nimetinin, ilminin, bilgisinin, manasının tamamlanıp suyun temizlediği gibi sizi temizlemesi…

Peki biz ne yapıyoruz? Ayağımızı mesh mi edecektik, yıkayacak mıydık diye saçma sapan bir konuda obsesifçe ve kara cahiller gibi ihtilaflara düşüyoruz. Aklın yolu bir değil mi? Pisse yıkarsın, değilse meshedip geçersin. Ayağın pisse illa ki meshedecem diye çamuru, tezeği ayağına mı yayacaksın!!! Ayağın zaten temizse nemli elinle şöyle bir  sıvazlayıp, serinletip, sinirlerini uyarmak yerine illa ki yıkayacağım diye ne inat edersin!!! Asıl mesele akıllarımızı arındırmak, kirlerinden yıkamak değil mi? Allah ayetin sonunda güçlük çıkarmak istemediğini ve bizim temizlenmemizi istediğini söylüyor işte, daha ne desin de anlayalım!!! Bizse zorlaştırmak, karmakarışık hale getirmek için cahilane ve sığ çekişmelere girip duruyoruz.

Makalemde hedeflediğim asıl konu olan “Manevi arınma” ve üzerimizdeki nimetin tamamlanması kavramına ise aşağıda bir kez daha ayrıntılı değineceğim. Önce diğer ayeti de kısaca hatırlayalım.

4 Nisa 43 Ey iman edenler, sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de -yolcu olmanız hariç- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunup da su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin; yüzünüze ve ellerinize sürün. Gerçekten Allah çok affedici ve günahları bağışlayıcıdır.

Namazda “ne dediğimizi bilmiyorsak” o namazdan uzak durmamızı Allah bize hatırlatırken, bu işi sadece alkol alıp sarhoş olmakla sınırlandıran ve diğer zamanlarda ne dediğimizi bilmediğimiz şeyler söyleyerek namaz kılsak da bunun uygun olduğunu söyleyen anlayışa ne desek boş. O yüzden defalarca konuşulan bu konu üzerinde çok da fazla durmak istemiyorum. Sarhoşluk sadece içki içmekle olmuyor. Her türlü sarhoşlukta ortak olan şey, ne dediğini bilmemektir. İsterseniz göz kapaklarımızı kaşımıza bağlayalım, ne dediğimizi bilmiyorsak sarhoşuz işte.

Ayette cünüpken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmamamız gerektiği belirtiliyor. Ama yolculukta böyle bir durum olmuşsa teyemmümle namaz kılabileceğimiz gibi çok düşük ihtimalli şeyler bile anlatılırken “Kuran’da her şey yoktur” diyenler ne düşünüyor acaba!!! Abdestle ve gusül abdestiyle ilgili diğer hususlar da ayette yer buluyor. Gelelim benim asıl üzerinde duracağım bölüme. Maide 6’nın sonunda olduğu gibi burada, yani nisa 43’te de son cümle temizlenmeyle, arınmayla ilgili farklı bir noktaya işaret ediyor.

5 Maide 6 …Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek/arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

4 Nisa 43 …Gerçekten Allah çok affedici ve günahları bağışlayıcıdır.

Acaba Allah neden abdestle ilgili her iki ayetin sonunda bu niyetlerini belirtiyor. Yukarıda belirttiklerim dışında başka şeyler tefekkür etmeye zorlamıyor mu insanı sizce de?

1. Allah’ın bizi arındırmak istemesi

2. Nimetini tamamlamak istemesi

3. Şükretmemizi istemesi

4. Affedici olduğunu belirtmesi

5. Günahları bağışlayıcı olduğunu belirtmesi

Şu beş maddeyi görünce aklımıza ne geliyor? Bir düşünelim. Kuran’da çokça geçen hangi kelimeyi hatırlıyoruz acaba? Arınmak… Nimetin tamamlanması… Şükretmek… Affedilmek… Bağışlanmak… Bunların hepsini bir araya topladığımda benim karşıma tek bir kelime çıkıyor. “Tevbe”

1. Tevbe edersek günahlarımızdan arınırız

2. Tevbe edersek Allah nimetini üzerimize tamamlar

3. Tevbe edersek verilen o ilmi, nimeti görür şükrederiz

4. Tevbe edersek Allah’ın affediciliğine sığınmış oluruz

5. Tevbe edersek Allah’tan günahlarımızın bağışlanmasını istemiş oluruz

Peki tüm bunların abdest ayetlerinin sonlarında ne işi var? Her abdest bir tevbe hatırlatıcısı olabilir mi? Her abdest bize kılacağımız namazda günahlarımızdan bağışlanma dilememiz ve tevbe etmemiz gerektiğini hatırlatıyor olabilir mi? Her abdestte suyun tenimizi kirlerden arındırdığı gibi namazda da ruhumuz kirlerden arınıyor olabilir mi? Kirin suyla birlikte akıp gittiği gibi günahlarımız ve kirli bilgilerimiz ve ruhi kirlenmişliklerimiz namazda edeceğimiz dualarla akıp gidiyor olabilir mi? Her abdest elimizi yüzümüzü maddi mikroplardan ve bakterilerden ayıklarken her namaz bizi manevi mikrop ve bakterilerden sıyırıyor olabilir mi? İşte bence her abdest, tevbe kapısının anahtarıdır. Her namazdan önce abdest alıp o anahtarı çevirmek gerek ki bizi sürekli affetme peşinde olan Allah her iki namazımız arasındaki irili ufaklı cahilliklerimizden tevbe ederek kurtuluşumuzu istiyor. Kullanabilirsek ne mutlu bize. Acaba rivayetlerdeki gibi; abdestte şu hareketi yaparsan şu kadar bin sevap, ayağını yıkarken bu duayı okursan şu kadar bin af, üç defa yıkarsan şöyle sevap, burnunun dibini sızlatırsan tastamam abdest gibi şekle dayalı, zanna dayalı kendi beklentilerimize girmek mi uygun, yoksa Allah’ın bizden beklentisine cevap verecek şekilde tevbeye hazırlanmak mı? Bu değil midir ayetlerin sonlarındaki mana?

Belki kimi insanlar benim bu düşüncemi kuru bir tefekkürden ibaret görebilirler. Kimi insanların alerjisi olsa da şimdi size bu iddiamı eski hak kitaplardan Tevrat’tan, Zebur’dan ve İncil’den de göstermeye çalışacağım. Eski kitaplara aşırı bir tepki gösterenler, “ne okuyacağım o kitapları” diyenler, onları okumayı Kuran’ı yetmiyor kabul etmek zannedenlere aslında sormak isterim: Niçin Kuran’ın son kitap ve ayrıt edici olduğunu unutuyorlar? Niçin Kuran’a olan imanlarına güvenmiyorlar? Bakara suresinin sonunda iman edilecekler sıralanırken neden kitaplar da sayılmış acaba!!! Niçin “kitab” denmemiş de çoğul olarak “kütüb” denmiş? Çünkü ne kadar bozulursa bozulsunlar Allah’ın zikri kıyamete dek korunacaktır. Yoksa niye onaylayalım onları da? Sadece dille mi? Şimdi iyi okuyalım o kitaplardaki pasajları…

Mısırdan Çıkış 30 (17-21) “RAB Musa’ya şöyle dedi: “Yıkanmak için tunç bir kazan yap. Ayaklığı da tunçtan olacak. Buluşma Çadırı ile sunağın arasına koyup içine su doldur. Harun’la oğulları ellerini, ayaklarını orada yıkayacaklar. Buluşma Çadırı’na girmeden ya da RAB için yakılan sunuyu sunarak hizmet etmek üzere sunağa yaklaşmadan önce, ölmemek için ellerini, ayaklarını yıkamalılar. Harun’la soyunun bütün kuşakları boyunca sürekli bir kural olacak bu.”

Tevrat’taki bu pasajda İbranice’den çeviri hataları var mıdır? Elbette olabilir değil mi? Bence de vardır. Peki eklenmiş ya da çıkarılmış kelimeler var mıdır? Ona da muhtemeldir diyorum. Ancak, her şeye rağmen şu pasajda “Bir el ayak yıkama yeri hazırlanacağı, ibadet edecekleri mescide (Rab’le buluşma çadırı) girmeden önce bu temizliği yapacakları” anlaşılıyor mu anlaşılmıyor mu?

Mısırdan Çıkış 40 (30-32) Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu. Musa, Harun ve Harun’un oğulları ellerini, ayaklarını orada yıkadılar. Ne zaman Buluşma Çadırı’na girip sunağa yaklaşsalar RAB’bin Musa’ya buyurduğu gibi orada yıkandılar.

İşte zikrin korunuşu. Alın size abdest! Ve işte o abdest, namaz için alınıyor. Aynen Kuran’daki gibi. Her evin çeşmesi var da su mu akıyor ki, Kuran’daki gibi bir abdest tarifi bekleyesiniz. İşte bir su kurnası yapılıyor ve ibadet için gelenler orada temizlenip içeri giriyor. Yoksa çeviride “ölmemek için” denmiş, “tunç kazan” denmiş, Rab’be yakılan kurban denmiş… Doğru olsun olmasın bizim Kuran’dan referans alarak gelip aradığımız manayı etkilemiyor. Kuran’da olmayan, daha doğrusu uymayan değil, olan, uyan bizi ilgilendiriyor. Gördüğümüz gibi burada da ibadetten önce bir temizlenme, uzuvları yıkama söz konusu. Biz bilgi peşindeyiz. Kuran var diye matematik, tarih ya da antropoloji kitabı da mı okumayacağız? Hayır! Her şeyi okuyacağız ama Kuran’ı hak ettiği biçimde anlamak için okuduktan sonra. Sadece bu pasajlarla kalmayacak. İleriye doğru bakın ummadığımız hangi noktalara gideceğiz beraberce.

Levililer 15 (16-21) Eğer bir adamdan meni akarsa, bedeninin tümünü yıkayacak ve akşama kadar kirli sayılacaktır. Üzerine meni bulaşan her giysi ya da deri eşya yıkanacak, akşama kadar kirli sayılacaktır. Bir adam kadınla cinsel ilişkide bulunurken menisi akarsa, ikisi de yıkanacak ve akşama kadar kirli sayılacaklardır. Âdet gördüğü için kan kaybeden kadın yedi gün kirli sayılacak. Ona dokunan da akşama kadar kirli sayılacak. Âdet gördüğü günlerde kadının üzerinde yattığı ya da oturduğu her şey kirli sayılacaktır. Kim kadının yatağına dokunursa, giysilerini yıkayacak, yıkanacak, akşama kadar kirli sayılacaktır. 

İşte buyurun size Tevrat’tan gusül abdesti diye tabir ettiğimiz yıkanma. Elbette burada olup Kuran’da olmayanın değil Kuran’da olanın peşindeyiz. Bir erkeğin ve kadının ne zaman ve ne şartlarda yıkanacağı açıklanmış. Tamamı Allah lafzı mı bilemem. Neticede kitapta var. Yazarken ben bile rahatsız oldum ama guslün anlatıldığı böyle bir bölümü eksik bırakamazdım. Üstelik buraya alıntılamadığım daha devamı da var. Ama Kuran’la birebir uyuşmayan noktaları fark etmişsinizdir. Bu noktada neden diye sormak lazım. Sözgelimi neden Kuran’da adet gören kadınla ilgili olarak diğer kirliliklere bu kadar atıf yapılmamış? Gönderildiği toplumla ve temizlik olanaklarıyla ilgili olduğu açık. Ve belki de Tevrat’a ilave edilmiş bu fazlaca detaylı cümlelerle kadın ötekileştirilmiştir, ya da başka bir nedeni vardır bilemeyiz. Kuran’ın hitap ettiği bugünkü çağda dezenfekte ve sterilizasyon çok kolayken Tevrat’ın bu pasajının hitap ettiği dönem ve olanakları karşılaştıralım bakalım! Şimdi anlıyor muyuz Kuran’ı takip ettiğini ileri sürenlerin uydurulan rivayetlerinin, uyduruk hadislerin bir kısmının nerelere dayandığını!!! Kuran’da olmayan şeyler Tevrat’tan sıyrıltılıp peygamberimizin ağzındanmış gibi bizlere kadar ulaştırılmış. O günün şartlarında Tevrat’ta anılan bazı konular alıntılanarak kadınları ibadetlerinden bile uzaklaştıracak şekilde hikâyeleştirilip hadis adı altında bize ulaşmış. Oysa Kuran bize “Sadece bu kitaptan sorumlusunuz” diyor, Tevrat’tan değil.

Peki ibadetten önce yapılacak temizlik (abdest) sadece Tevrat’ta mı geçiyor? Zebur’da yok mu!!! Bakın.

Mezmurlar 26 (6) Suçsuzluğumu göstermek için ellerimi yıkar, Sunağının çevresinde dönerim, ya RAB.

Ya İncil’de!!!

Matta 3 (4-6) Yahya’nın deve tüyünden giysisi, belinde deri kuşağı vardı. Yediği, çekirge ve yaban balıydı. Yeruşalim, bütün Yahudiye ve Şeria yöresinin halkı ona geliyor, günahlarını itiraf ediyor, onun tarafından Şeria Irmağı’nda vaftiz ediliyordu.

Şimdi diyebilirsiniz ki burada abdestten değil vaftizden bahsediyor. Doğru. Peki Yahya peygambere gelenler neden geliyor? Günahlarını itiraf etmek için. Yani tevbe için koşuyorlar. Kuran’daki abdest ayetlerinin sonunu hatırlayalım. Yukarıda manaları beşer madde sıralamıştık. Her abdest ayetinin sonu bizi tevbeye ulaştırıyordu hani. Bu benzeşim rastlantı mı? Devam edelim bakalım rastlantı mı?

Matta 3 (7-8) Ne var ki, birçok Ferisi’yle Saduki’nin vaftiz olmak için kendisine geldiğini gören Yahya onlara şöyle seslendi: “Ey engerekler soyu! Gelecek gazaptan kaçmak için sizi kim uyardı? Bundan böyle tövbeye yaraşır meyveler verin. 

Madem ırmakta vaftiz olacaksınız, bundan sonra tevbenize uygun hareket edin diyor Yahya. Çok ilginç. Yine bir su kaynağı, adı vaftiz olsa da yine bir yıkanma, yine tevbe!!!

Matta 3 (11) Gerçi ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür. Ben O’nun çarıklarını çıkarmaya bile layık değilim. O sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecek. 

Demek ki Yahya gerçekten tevbe etmeleri için vaftiz ediyor. Aynen yukarıdaki Kuran ayetlerinde abdestin bizi namaza gönderirken tevbeyi hatırlatması gibi. Pasajda İsa’nın gelişine işaret olsa da esas işaret şu görülüyor ki: “eğer bu dünyada tevbe edip temizlenmezseniz, öte tarafta ateşle temizleneceksiniz”

Markos 1 (5) Bütün Yahudiye halkı ve Yeruşalimliler’in hepsi ona geliyor, günahlarını itiraf ediyor, onun tarafından Şeria Irmağı’nda vaftiz ediliyordu.

Luka 3 (3) O da Şeria Irmağı’nın çevresindeki bütün bölgeyi dolaşarak insanları, günahlarının bağışlanması için tövbe edip vaftiz olmaya çağırdı.

Günahların farkına varış, vaftiz ve tevbe ile Allah’a dönüş… Arının diyor suyla arındırdığınız yerleriniz gibi. Hep aynı manaya yolculuk. Tevbe.

Luka 3 (21) Bütün halk vaftiz olduktan sonra İsa da vaftiz oldu. Dua ederken gök açıldı ve Kutsal Ruh, bedensel görünümde, güvercin gibi O’nun üzerine indi.

İsa da vaftiz oluyor ve sonra dua ediyor. Önce yıkanma, sonra dua. İlginç değil mi?

Yuhanna 3 (22-25) Bundan sonra İsa’yla öğrencileri Yahudiye diyarına gittiler. İsa onlarla birlikte orada bir süre kalarak vaftiz etti. Yahya da Salim yakınındaki Aynon’da vaftiz ediyordu. Çünkü orada bol su vardı. İnsanlar gelip vaftiz oluyorlardı. Yahya henüz hapse atılmamıştı. O sıralarda Yahya’nın öğrencileriyle bir Yahudi arasında temizlenme konusunda bir tartışma çıktı.

Bol su, temizlik, arınma, tevbe ve Yahya’nın öğrencileriyle Yahudiler arasında temizlik konusunda tartışma çıkması. Çıkmasa şaşardım!!! Acaba ayaklarını mesh etmeyi ya da yıkamayı mı tartışıyorlardı!!! Değil elbette, oradaki konu karşı yakada bir başka vaftizin de gerçekleşiyor ve Yahudilerin bunu bahane ediyor oluşları ama isteyene tartışma çok. İnsanoğlu işte! Kendisine ilim geldikten sonra bile azıyor.

Yuhanna 4 (1-3) Ferisiler, İsa’nın Yahya’dan daha çok öğrenci edinip vaftiz ettiğini duydular –aslında İsa’nın kendisi değil, öğrencileri vaftiz ediyorlardı– İsa bunu öğrenince Yahudiye’den ayrılıp yine Celile’ye gitti. 

Elçilerin İşleri 22 (16) Haydi, ne bekliyorsun? Kalk, O’nun adını anarak vaftiz ol ve günahlarından arın!’

Şimdi abdeste dönelim tekrar. Abdest kelime olarak Kuran’da geçen bir tabir değil. İşte abdest ayetleri yazının başında, yukarıda. Abdest kelimesine rastladık mı? Hayır. Yıkamaktan, yıkanmaktan (gusl, ıttıhar) bahsediyor ayetler. Ama insanlar gayet doğal olarak isimlendirmişler. Biz de kullanıyoruz. Abdest kelimesini kullanmakta bir sorun da görmüyorum tabi ki. Bununla beraber bizim “abdest” olarak tekrar edip durduğumuz kelime Farsça’dan bize geçmiş bir kelime. “Ab” bildiğiniz su, “dest” ise tutmak, kavramak manalarına geliyor. Bu durumda “abdest” kelimesinin “su tutmak, suya tutmak” anlamına geldiği açık. Her namazımızdan önce belli uzuvlarımızı suya tutarak onunla arınmayı ve bu benzetme ile tevbe ile arınmayı hatırlayarak namaza duruyoruz.

Peki abdest kelimesi ile vaftiz kelimesi arasındaki ses benzeşmesi hiç dikkatimizi çekti mi?

Yunanca: βαπτίζω (vaptizo)

İngilizce: baptism

Bu kelimelerde de aynen abdestte olduğu gibi kökte “su” ve “suya daldırma” var. Bunlar da tesadüf olamayacağına göre… Yahya ve İsa peygamberler, tevbe etmeye gelen koca koca adamları kadınları vaftiz ettiklerine göre… Abdest ve vaftizin şekli şemalı birebir aynı olmasa da benzer olduğuna göre… Bırakalım Yahudiler duvar diplerinde kendilerini ağlamaya zorlasınlar, bırakalım Hıristiyanlar kendileri tevbe etmek yerine yeni doğmuş çocuklarına ömürlük abdest aldırsınlar, bırakalım bizden birileri ayağını mesh edip etmeyeceklerini tartışadursunlar, biz her abdestimizde tevbeyi hatırlayalım.

5 Maide 6 …Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek/arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

4 Nisa 43 …Gerçekten Allah çok affedici ve günahları bağışlayıcıdır.

Gerek Tevrat’taki, gerek Zebur’daki, gerek İncil’deki ve gerekse kitabımız Kuran’daki ibadet öncesi yıkanma biçimleri bir şekilde hep tevbeye ve arınmaya işaret ettiğine göre, ben derim ki her abdestimiz bize tevbeyi hatırlatsın, kendimizi gözden geçirip Allah’tan af dilemeye yöneltsin.

Tefekkürümüzdür. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Kalemzade | Cengiz Yardım

Abdest’ten Manaya Yolculuk&rdquo hakkında 14 yorum

  1. Selam..Keyifle takip ediyorum bir suredir,faydalaniyorum da…emeginize saglik..Bu yazida , konuyu cekmeye calistiginiz nokta da cok isabetli kanimca..her yonelis icin abdest ile birlikte kodlama yapmak,bilinci de arindirmak tevbe ile…Eyvallah…Ama bana gore cok onemli olan, din ile ilgili yazilar yazan cok kiside es gecilen bir konuya , siz de yaklasmamissiniz…belki de baska bir yazida bahsetmeyi dusunuyor olabilirsiniz….su bulunmadiginda toprakla teyemmum…
    ( su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün…) Gaye sadece temizlik olsa,elbette ellerine yuzune toprak sur demezdi…Hadi eldeki kaba pisligi toprakla sivazlayarak giderdik diyelim….Peki yuze niye…..??? !!! Cokkk enteresan bir konu…Bu konuda ki tefekkurunuzu merakla bekliyorum….selam ve muhabbetle….

  2. selam.çok kapsamlı bir çalışma olmuş.emek ve vakit ayrılmış.çok güzel detaylandırılmış.abdes,yikanma,veya suya tutma,kısımlarının neler olduğu ve nasıl olması gerektiği iyi tasarlanmış.ve kaleme alınmış.Allah’ın affedici olduğu da güzel işlenmiş.şüpheye meydan vermiyecek şeklinde açıklanmış.ne bozar.ne bozmaz dan öte namaza kalktığında yapman gerekeni yap ki bozuldumu, bozulmadımı gibi ayrıntılara takılmamayı güzel izah etmişsiniz.
    aklınıza bereket versin.

    saygılarımla

  3. Öyle güzel tevafuk oluyor ki yazılarınızı okumam.Her seferinde nasıl denk geliyor bilmiyorum, aklıma takılan ya da dostlarımla tartıştığımız konularla ilgili bir yazınızı görüyorum.Sanırım Rabbim gerçekten öğrenmek istediğimiz zaman kafamıza takılan konuları öğrenmemiz için severek takip ettiğimiz siteleri vesile ediyor bizlere…

    Teşekkürler yazdığınız için …

    Saygılar..

  4. Azra kaya: A.selam. hoş geldiniz. Esasında es geçmedim. Konu o olmadığı için su bulunamadığında geçici bir tedbir olarak belirttim yazımda. Ancak anladığım kadarıyla üzerinde biraz daha tefekkür edilmesini istemişsiniz. Niçin ele ve yüze? Belki geniş bir zamanda başka ayetlerle karşılaştırılarak derine inilebilir. Çok da düşünmedim. Ama maddi manada sizin de dediğiniz gibi bir geçici temizlenme söz konusu sanırım. Eğer “kirlenmiş yerlerini yıkayamıyorsan hiç değilse o kirlerinin üzerini ört” gibi bir mesaj alabiliyoruz teyemmümden. Manen de bu bana şunu anımsatıyor: “Doğruluğuna emin olmadığın eski düşüncelerinden, geleneğin ve toplumun beklentilerinden bir türlü kurtulamıyorsan, hiç değilse namaza durduğunda onları unut ve sadece Allah’a yönlen” gibi bir mesaj olabilir. Niye yüz? “Yüzünü bana dön” çağrısı mı acaba? Düşünmek gerek. Saygı ve sevgilerimle…

  5. Pabuç: Eyvallah.. Yorumunuzun yayınlamadığım not bölümünü de okuduğumu bilin. Duyarlığınız için ne kadar teşekkür etsem azdır. İyi ki varsınız.

  6. Ne güzel bir yazı ufkumuzu açtığı kesin kamil hocam.

    Rabbim bize bu dünyada iyilik ver Ahiret hayatında da iyilik ver bizi cehennem azabından koru…

    Bu dünyada ve ahirette mutlu ve iyilik üzere olmamız için Rabbimin bize nasip ettiği kurandan başka bir yol var mı ? elbette yok…

    Kainatı kusursuzca yaratan Rabbim Kendi dinini yaratırken hatamı yaptı ? Peygamberler eksik tebliğ mi yaptı ? yoksa gönderilen her kitapta farklı şeyler mi yazıyordu ? atalarımız acaba bu hataları eksiklikleri görüp Rabbimin onlara nasip ettiği akılla yine Rabbimin yarattığı bu güzel ve kusursuz dinimizi tamamlamaya mı çalıştılar ?

    ya üstelik bize zorluk bile çıkartmıyorken Rabbim. Büyük günahlara dikkat edin size sonsuz cenneti vaat ediyorum derken. uygulaması son derece basit olan dini görevlerimizi affedersiniz bu atalarımıza (insanlarımıza) nolu yo da zorlaştırmak eğri göstermek ve amacından uzaklaştırmak için büyük bir çaba sarf ediyorlar.

    Ne büyük bir vebal alıyorlar….

    bu yazıyı okurken abdestle ilgili bir anım aklıma geldi… Aldığım abdesti başkasının aklıyla eksik bulan yaşlı bir adamla ilgili…….

    Beni kuranla karanlıklardan aydınlığa çıkaran Doğruya en yakın yola eriştiren Rabbim Allah a.c. Hamd olsun….

    selametle….

  7. selam…salata katılmanın şartlarının belirlendiği maide 6 ve nisa 43. ayetlerde Rabbimiz salata katılmak için bedensel ve zihinsel temizlik yapılması gerektiğinin ve bu temizliğin sınırlarının ne olduğunu biz kullarına bildirmiştir.Burada abdest olarak bilinen ve uygulanan su ile yapılan bedensel temizliğin bölgeleri gayet açıktır.Mesh ise ,bir şey üzerindeki herhangi bie nesneyi gidermek için el ile silip temizlemek anlamında kullanılmaktadır.Teyemmüm olarak bilinen su olmadığı zaman temiz bir toprak ile temizlenmek o gün ki Arap toplumu için bir kolaylık sağlamak amaçlıdır.Temiz bir toprak/kum ile ellerdeki pislik temizlenmeli ve terin de kurutularak adeta bir pudralama gibi bastırılmasına yönelik bir uygulama olduğu kannatindeyim…Cünüplük ise bize anlatılan meninin gelmesi ile yıkanma arasında ki zaman değil,şehvetin kabarması ile meninin gelmesi arasındaki gergin haldir/şehvetli olunan haldir.Bu durumda bulunan kişi önce cinsel açıdan arınacak/cinsel ilşkiye girecek(zihnen temizlenecek) daha sonra yıkanıp(bedensel olarak da temizlenip) salata öyle katılacaktır.Sarhoş iken bilincin yerinde olmadığı zamanlarda da önce bilincin yerine gelmesi(yani sarhoşluk nedeniyle bilincini kaybeden bireyin bilincinin yerine gelmesi)şartı koyulmuş bu halde salata gitmemeleri istenmiştir…Özetle salata katılacak olan bireyin bedensel temizliğe(salata katılan diğer bireyleri rahatsız etmemek için fiziki temizliğine) ve zihinsel temizliğe(Şehvet dolayısıyla aklının başında olmadığı ve aklı örten maddelerle bilincin yerinde olmadığı zamanlarda katılmaması bildirilerek) sahip olma şartları getirilmiştir…Doğrusunu Rabbimiz bilir…

  8. doğaarya aynı şu tv deki hocalar gibi konuştun, şehvetin kabarması ve gergin hal da ne ????? yok böyle bişey temiz değilsen namaza başlamadan temizleneceksin diyor ayetler…

    gerginsen şehvetliysen demiyor…..

    acaba hurafeler rivayetler hadisler demiş olmasın…..

    içkiyle sarhoşluk apayrı bir olay sadece onda ne dediğinizi bilene kadar yanaşmayın diyor….

    şeytan = (beyinsiz) zaten uyku hali dışında sürekli şehvetimizi kurcalıyor yani banyodan hiç çıkmayalım öylemi 😀

  9. DoğaArya: En doğrusunu Rabbimiz bilir, Eyvallah!

    Ancak şunu ilave edemeden geçemedim: Bu yorumunuza büyük oranda katılmıyorum. Özellikle de şu bölümüne: “Cünüplük ise bize anlatılan meninin gelmesi ile yıkanma arasında ki zaman değil,şehvetin kabarması ile meninin gelmesi arasındaki gergin haldir/şehvetli olunan haldir.Bu durumda bulunan kişi önce cinsel açıdan arınacak/cinsel ilşkiye girecek(zihnen temizlenecek) daha sonra yıkanıp(bedensel olarak da temizlenip) salata öyle katılacaktır.” demişsiniz.

    Katılmıyorum deyip bırakmayayım, gerekçesini de belirteyim… Bu yorum başta evlenmemişler ve evli olup da evinden uzakta kalmak zorunda kalanlar olmak üzere birçok kişinin zinaya yönelmesine mazeret teşkil edebilir.

    Üstelik eğer bu yoruma itibar edecek olursak Kuran’daki “zinanın her türlüsünden kaçının” ayeti yerine şehveti ve erkek egemenliği adına kadına erkeğine mutlaka boyun eğmesini emredip öven bazı sözde hadislere itibar etmemiz gerekir.

    Selamlarımla kardeşim…

  10. KaaN: Hoş geldiniz. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Evet, dini zorlaştıranlar kesinlikle çok büyük vebal alıyorlar. Ve evet, bizi doğru yola eriştiren Allah’a hamd olsun ve bizi en doğruya ulaştırsın, ilim geldikten sonra bizleri tekrar yanlışa düşmekten korusun.
    Selamlarımla kardeşim…

    1. BU konuda arastırma yaparken,cok farklı bir bakış açısıyla karşılaştım..Değerlendirmenize sunuyorum…

      ABDEST TEMİZLİK İÇİN Mİ?
      Abdest nedir, nedendir?..

      Bu soruya hemen herkesin vereceği cevap bellidir.

      “Temizlik için!..”

      Ya..? Öyle mi?..

      Eski deyişle “beş paralık aklı” olan biri, abdest almak, temizlik gayesi ile getirilmiş bir hüküm olsa idi “Elini toprağa sür de sonra topraklı elinle suratını, kollarını sıvazla” der miydi?..

      Gaye temizlik ise…

      Siz karşınızdakine, “elini toprağa bula da sonra suratını sıvazla” der misiniz?..

      Cevabınız elbette ki tek bir kelime değil mi?.. “Hayır!”

      Peki öyle ise şimdi gene soralım… Gaye temizlik değil ise, ne?..

      Nefesinizi tutun ve saatinize bakın. Kaç saniye soluk almadan durabileceksiniz?.. Bir iki dakikaya kadar uzanabiliyorsunuz değil mi?.. Peki denizin içine girip de nefesinizi tutarak kaç saniye durabiliyorsunuz suyun altında. 15-25 saniye civarında!.. Peki bu aradaki fark neden?.. Çünkü, suyun dışında iken bedeninizin tüm yüzey hücreleri lokal oksijen alımı içinde de ondan. Oysa, suyun içinde iken bu yol kapanıyor ve sadece ciğerinizdeki oksijen ile baş başa kalıyorsunuz.

      İşte bu oksijen alımı meselesinde olduğu üzere, kolunuzu ya da yüzünüzü su ile sıvazladığınız zaman, sıvazlanan hücrelerden vücuda belli bir ölçüde elektrik takviyesi mevcuttur. Yani beyin, çalışması için gerekli elektriği kısa ve kolay yoldan bu şekilde temin etmiş olur. Bunun için de şarıl şarıl akan suya hiç ihtiyaç yoktur!.. Zira önemli olan o organlardaki hücrelerin suyla temas etmesidir. Fazlası zaten akar gider!..

      Gaye yıkanmak ise, kirden paklanmak ise fazla suya da ihtiyaç vardır. Ama abdest için, yüzey hücrelerin ıslanması yeterli miktardır.

      Evet, suyla abdest böyle, ya teyemmüm?.. Yani elini toprağa sürüp sonra yüzüne ve sonra gene toprağa sürüp, önce sağ ve sonra da sol koluna avucunu sürme?.. Üstelik elinin iç yarısını kolunun bir yanına sürerken, öbür yarısıyla kolunun dış yarısını sıvazlama… Yani aynı yerin üstünden geçmeme!..

      Bu defa ben söylemeden siz cevabı açıklayıvereceksiniz:

      “Topraktan elektrik alma!.. Elektriği su yoluyla bulamadığın anda topraktaki elektrik ile beyne yardımcı olma. Bünyedeki statik elektriği topraklama vs. vs.”

      Evet, görülüyor ki, abdest olayında gaye temizlik değil, beynin elektrik ihtiyacının karşılanması söz konusu. Zaten, zaman zaman Rasûl-ü Ekrem’in bir bardak miktarı su ile bile abdest aldığından söz edilir ki, bu dahi olayın esasının temizlik gayesine matuf olmadığını işaret etmeye yeter.

      Ben sık sık yıkanıyorum, abdest almaya ihtiyacım yok, ya da böylece elektrik alıyorum bu bana yeter; diyebileceklere…

      Arabaya benzini doldurdunuz ve olduğunuz yerde çalıştırıyorsunuz!.. Böylece nereye varırsınız ki?.. Elektriği yani enerjiyi beyne verdiniz; peki bu enerjiyi ne yönde ve nasıl kullanıyorsunuz?.. Beyni, ruha ve ölüm ötesine dönük bir şekilde enerji üretmesi için elektrikle takviye etmek de mümkün. Aldığınız bu elektriği tamamıyla geçici dünya zevkleri için tüketip, öbür yanda bu enerjiye en çok ihtiyaç duyacağınız yerde şaşa kalmak ve pişmanlık içinde azap çekmek de mümkün!..

      Elde ettiğiniz enerjiyi nasıl ve ne yöne dönük olarak kullanıyorsunuz???

  11. azra kaya: Buna benzer birkaç makale ben de okumuştum. Kısaca söylemek gerekirse… Mümkün ve mantıklı. Zan üzere kalmamak için üzerinde daha da ileri çalışmalar yapılabilir ve tefekkür edilebilir. Anlatılanlarda Kuran’a aykırı bir şey göremedim. Makul bir maddesel, fiziksel açıklama. Benim makalemde ise her ne kadar abdestle ilgili görüşsel yönden yola çıksam da adında da belirttiğim üzere “Abdestin Manasal Tarafı”na eğildim. Tövbeyi hatırlatması ve daha çok manevi arınma tarafı ile ilgilendim. Anlattığınız açıdan da ele alınabilir. Katkılarınız için teşekkür ediyorum.

  12. Aynı görüşleri taşıyor olmak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca konuyu derin bir tefekkürle gayet net bir şekilde açıklamışsınız. Akıl akıldan üstündür derler. Ben bu kadar derin düşünememiştim açıkçası. Ufkumu bir kez daha açtınız çok teşekkürler…

    Rabbım ilminizi arttırsın inşallah.

    Selam ve sevgilerimle…

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.