Kilise Günahları Affedebilir mi?

confession

İncil’i de Oku’madılar | 6.Bölüm

Siz Hıristiyanlar, Tanrı namına kilisenin günahları affetme yetkisi vardır diyorsunuz. Oysa İncil’de günahları affetme yetkisi kiliseye değil (buna da bizimkilerin bazıları itiraz ederler ama) İnsanoğlu’na verilmiştir. Ayrıca pişmanlık ve yanlış yaptığını kendine itiraf (confession) halinde tevbe mekanizması sizde de bizde de vardır.

Markos 2 (1-12) Birkaç gün sonra İsa tekrar Kefarnahum’a geldiğinde, evde olduğu duyuldu. O kadar çok insan toplandı ki, artık kapının önünde bile duracak yer kalmamıştı. İsa onlara Tanrı sözünü anlatıyordu. Bu arada O’na dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler. Kalabalıktan O’na yaklaşamadıkları için, bulunduğu yerin üzerindeki damı delip açarak felçliyi üstünde yattığı şilteyle birlikte aşağı indirdiler. İsa onların imanını görünce felçliye, “Oğlum, günahların bağışlandı” dedi.

Orada oturan bazı din bilginleri ise içlerinden şöyle düşündüler: “Bu adam neden böyle konuşuyor? Tanrı’ya küfrediyor! Tanrı’dan başka kim günahları bağışlayabilir?” Akıllarından geçeni hemen ruhunda sezen İsa onlara, “Aklınızdan neden böyle şeyler geçiriyorsunuz?” dedi. “Hangisi daha kolay, felçliye, ‘Günahların bağışlandı’ demek mi, yoksa, ‘Kalk, şilteni topla, yürü’ demek mi? Ne var ki, İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu bilesiniz diye…” Sonra felçliye, “Sana söylüyorum, kalk, şilteni topla, evine git!” dedi. Adam kalktı, hemen şiltesini topladı, hepsinin gözü önünde çıkıp gitti. Herkes şaşakalmıştı. Tanrı’yı övüyorlar, “Böylesini hiç görmemiştik” diyorlardı.

Evet, kendi döneminde İnsanoğlu ve (Allah’ın kelimesi) sıfatıyla vahiy alan İsa Allah’tan aldığı (vahiyle) emirle karşılaştığı kimi kişilerin günahlarının affedildiğini söylemektedir. Şu Kuran ayetine bakarsanız benzer bir affetme yetkisinin kendi yaşadığı dönemde peygamberimiz Muhammed’e de (elçilik vasfıyla dua etme ayrıcalığı olarak) verilmiş olduğunu görebilirsiniz.

4-Nisa 64 Biz herhangi bir elçiyi gönderdikse, sadece Allah’ın izniyle itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip günahlarına mağfiret dileselerdi, peygamber de onların bağışlanması için dua ediverseydi, elbette Allah’ı tevbeleri kabul eden ve merhametli bulacaklardı.

Bu yetki (özellik) insan olmanın vasfıdır. Bakın bu sadece peygamberlere özgü de değildir. İsa bunu söylerken mecazen insanların affetme yetkisi olduğu buradan anlaşılmalıyken tutup zaten İncil vasıtasıyla reddedilen ruhban sınıfına bu yetkiyi yakıştırıyorsunuz. Oysa bu yetki her insanın karşısındakini affedebilme yetkisidir.

Matta 18 (18-19) “Size doğrusunu söyleyeyim, yeryüzünde bağlayacağınız her şey gökte de bağlanmış olacak. Yeryüzünde çözeceğiniz her şey gökte de çözülmüş olacak. Yine size şunu söyleyeyim, yeryüzünde aranızdan iki kişi, dileyecekleri herhangi bir şey için anlaşırlarsa, göklerdeki Babam dileklerini yerine getirir.

Kuran da bunu bize İncil’in size söylediği gibi aynen söylüyor ve ihtilafa düştüğünüz bu konuya açıklık getiriyor. Şöyle ki, herkes kendisine yapılan kötülükleri affedebilir. Bakın şu ayetlere…

5-Maide 45 O Kitap’ta onlar üzerine şöyle yazmıştık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş… Yaralamalar karşılığında da kısas. Kim kısası bağışlarsa, bu bağışlaması kendisi için günahlara bir perde olur. Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.

24-Nur 22 Sizin lütuf ve imkân sahibi olanlarınız; akrabaya, çaresizlere, Allah yolunda hicret edenlere birşey vermemeye yemin etmesinler, affetsinler, hoş görsünler. Allah’ın sizi affetmesini istemez misiniz? Allah Gafûf’dur, Rahîm’dir…

64-Teğabun 14 Ey inananlar, eşleriniz ve çocuklarınız size düşman olabilirler. Öyleyse onlardan sakının. Ama affeder, hoşgörülü davranır ve bağışlarsanız, elbette Allah da Bağışlayandır, Rahimdir.

Ancak burada çok ince bir detayı atlamamak gerek. Bir insanı “affettim” derken O’nu Allah’a havale ederseniz gerçekten affetmiş olmazsınız. Size yapılmış bir kötülüğü gönülden affetme taraftarıysanız gerçekten affedersiniz. Ben bunun cezasını veremediğim için Allah’a havale ediyorum, demek affetmek demek değildir. Size yapılmış bir kötülüğü gerçekten affetmişseniz Allah’ın da onu affetmesini istiyor olmalısınız. Yoksa affettim demekle affetmiş değil bilakis cezasını arttırmış olursunuz. Size kötülük yapmış kişiye kısasa kısas usulüyle ya da kanunlardan aldığınız yetkiyle ceza vermeniz mi daha hafif bir cezadır yoksa affettim dediğiniz halde Allah’a havale etmeniz mi daha ağır bir ceza olur. Siz eğer Allah’a havale ediyorsanız sizin adınıza o kişiye Allah’ın gazabının nasıl olabileceğini düşündünüz mü hiç!

Bu konuda son bir tefekkür… Sizin gerçekten affedebildiğiniz bir kişiyi Allah da affeder mi affetmez mi!!! Bir düşünün… Yukarıdaki ayetlere dönüp bir daha bakalım… Allah bize “affedin” dedikten sonra bizim affettiğimizi affetmezlik yapar mı? Biz Allah’tan daha mı şefkatliyiz!!!

Nasıl!!! Bir insanın günahı affetme yetkisi var mıymış, yok muymuş!!! Bir şeyi kabul ederken akıl mantık çerçevesini dışarıda bırakarak kabul ettiğimizde nasıl zanna tabi oluyorsak, bunun gibi yine akıl mantık çerçevesinde düşünmeden reddediyorsak yine zanna itibar etmiş oluyoruz. Biz, Hıristiyan bir toplumda doğmuş olsaydık kaçımız kilisede günah çıkartmaya gitmeyecektik? İşte Yahudi din adamları İsa’ya bunun için, bu anlayışsızlıkları nedeniyle zulmetmediler mi? Zannediyorlardı ki İsa Allah’a hakaret ediyor, kendisini Allah yerine koyup insanların günahlarını affettiğini söylüyor… Tüm bu gerçeklere rağmen işte kilise de karşıt bir hataya düşüyor ve insanları affetme yetkisinin belli bir dini zümreye ait olduğunu ortaya atıyordu. O da yanlıştı, o da yanlıştı. Doğru olan İsa’nın dediğiydi. İnsanların affetme yetkisi vardı.

Çevrenize bir bakın diğer yaratılmışların affetme yetkisi veya seçeneği var mı? Yılanın kuyruğuna basarsanız affetmez. Kovanı rahatsız ederseniz arılar sizi affetmez. Ceylan hızlı koşamazsa aslan onu affetmez. Bahçeyi sulamazsanız bostan sizi affetmez. Doğayı kirletirseniz tabiat sizi affetmez. Binanızı çürük yaparsanız deprem sizi affetmez. Aklınızı kullanmazsanız şeytan sizi affetmez. Ama bazen insanın aklından şeytanı affetmek bile gelip geçer. İşte şeytanın beğenmeyip secde etmediği (üstünlüğünü kabullenmediği) insanın bir başka üstünlüğü… Affetme yetkisi. İnsan affeder.

Peki insan kendisine yapılanı affedince Allah affetmez mi!!! İnsanın affediciliği ise elbette Allah’ın affediciliğindendir. İçine üflenen ruhun gereğidir. Sizce İncil’i anlamak için Latince ya da İbranice ya da İngilizce her ne ise, bilmeye gerek var mı? Peki Kuran’daki şu gerçekleri anlamak için Arapça şart mı? Doğru dürüst tedebbür ve tefekkür etmek yerine Cim harfinden ve kef’in kuyruğundan ters manalar mı çıkartmak gerekiyor? Tedebbür mürekkeple değil kalple ve akılla yapılır. İlimde derinleşmek için dil bilmek elbette bir katkıdır. Ama unutmamak gerek dil bilmek yeterli olsaydı bütün Araplar, bütün İsrailoğulları, İbraniler, Sadukiler, Ferisiler ve bütün Latinler muvahhid olurdu. Ama onların da çoğu saptı, diğer insanların da… Mesele Hakçayı, Sünnetullah dilini iyi bilmek. Sonrasında Allah iznederse zaten ilim bize gelir… En iyisini O öğretir. Ve her zaman için daha öğreneceğimiz çok çok şey var. Daha ol’madık.

İlk fırsatta devam etmek ümidiyle…

Kilise Günahları Affedebilir mi?&rdquo hakkında 17 yorum

  1. Selam. Şimdi ben bu noktada sizinle aynı düşüncede değilim. Nisa 64 te peygamberin affetme yetkisinin olduğunu söylemişsiniz ancak ayete baktığımızda bu kişileri peygamber affetmiyor onların affedilmeleri için Allah ‘ a dua ediyor, arada çok büyük bir fark var sayın yazar. Kuranda hüküm yalnızca Allah a aittir deniyor. Ve Allah kimseyi hükmüne ortak etmez. Bağışlamak yalnızca Allaha aittir. Heee siz affetmekten kasıt olarak mesela bir arkadışınızın size yapmış olduğu bir edepsizliği bağışlamak olarak söylüyorsanız evet onu o hususta affedebilirsiniz . Bu Allahın affetme sıfatının insana tecellisidir. Ancak bir insanın günahlarını yani tüm geçmiş günahlarını bağışlamak hiç bir insanın haddine olamaz. Mesela kurandaki kıssalarda ibrahimin babasını ibrahim affetti hatta Allaha bu hususta dua bile etti ama Allah İbrahim babasını affettimi? Bu hususta kuranda bir delil yok. Yada nuhun oğlu ? Nuh onun için Allaha o kadar yalvardı , yakardı ancak o dalgaların içinde boğulanlardan oldu. Nuh onu affetti ancak Allah affettimi? Yada kuranda Allah bir ayette peygamberi Muhammede şöyle vahyediyor: sana cehennemlik olduğu apaçık belli olduktan sonra o kişi için Allah tan bağışlanma dilemen olur şey değil. İbrahimin babası için bağışlanma dilemesi sadece ona verdiği sözden ötürü idi. Ayet ezberimdeki şekliyle bu , tam olarak numarasını bilmiyorum. Araştırırsanız eminimki göreceksiniz. Eğer affetmek insanın yetkisinde olsaydı İbrahim babasını , Nuh oğlunu , Muhammed de çoğu yakınlarını affederdi. Ancak affetmek Allaha mahsustur.
    İsa peygamberin affetme olayına gelirsek bence o husustaki fikrim şudur. İsa peygamber Allahın kelimesi olarak kuranda geçmektedir. Zaten onun yaratılışıda diğer peygamberlerin tamamından farklıdır. Babasız olarak dünyaya gelmiştir. İsa peygamber Allahın kelimesi olduğu için çamırdan kuş yapar ona üflerdi kuşta canlanır uçardı. Yada ölülere diril derdi ölü dirilip kalkardı. İşte bu İsa nın Allahın kelimesi olmasından ötürüdür. Yoksa o ölüye diril diyen İsa değil Allahtır. Bu affetme meselesindede o adama seni affettim diyen gerçekte İsa değil Allahtır. Mesela incili incelediğimizde genelde İsa peygamberin kıssaları misalleri direk olarak sunulur. Ancak bu kuranda farklıdır. Kuranda genelde kul yani deki şeklinde hitap vardır. Buda İsanın Allahın kelimesi olduğunun sağlam delillerinden biridir. Yani en doğrusunu Allah bilir. Şimdilik düşüncelerim bu kadar . Dahada uzatmak isterdim ama malum uyumak gerek. Selamatle sevgili kardeşim.hayırlı bayramlar dilerim.

      1. Tam olarak değil . Nisa 64 de getirdiğiniz yorum hala yanlış.bununla beraber ben yorumumda isa peygamberin insanlara seni affettim demesini onun Allahın kelimesi olmasıyla bağdaştırdım sizin yorumunuzdan farklı olarak.

      2. Tam olarak öyle Uğur. Senin söylediklerine katılıyor ve aynısını söylüyorum ben de. Belki bu bölümde açık anlatılamamış olabilir ama öndeki ve arkadaki cümlelere bakarsan göreceksin.

        “Evet, kendi döneminde İnsanoğlu sıfatıyla vahiy alan İsa Allah’tan aldığı (vahiyle) emirle karşılaştığı kimi kişilerin günahlarının AFFEDİLDİĞİNİ söylemektedir.”

        AFFETTİĞİNİ değil AFFEDİLDİĞİNİ ibaresi bunu anlatıyor.

        Arkasındaki cümlede de “Bu yetki (özellik) insan olmanın vasfıdır. Bakın bu sadece peygamberlere özgü de değildir.” diyerek bunun dua olduğunu gösterdim ve yazının devamında bu affetme işinin nasıl olduğunu anlattım sanıyorum.

        Şu noktada da haklısın sanırım: Bölümler halinde yayınladığım için yazılar bir bütün olarak algılanamıyor belki. Tabi yazı sadece bu bölümden oluşmuyor. Bu söylediğin hususu daha önce “İsa Mesih Ne Zaman Gelecek” isimli 2.bölümde açıklamıştım. Daha sonraki bölümlerde de geçecek olan kıssalarda açıkladım. Yayınladığım zaman göreceksin İnşallah.

        ” “Gök ve yer ortadan kalkacak ama benim sözlerim ortadan kalkmayacak” yani “Allah’ın zikri her türlü korunacak” diyen İSA’NIN BU SÖZLERİ SİZCE KENDİ SÖZLERİ MİDİR? KENDİSİ Mİ KONUŞUYOR YOKSA desteklendiği Kutsal Ruh (Ruh-ül Kudüs) sayesinde BİZATİHİ ALLAH’IN AYETİ Mİ DÖKÜLÜYOR DUDAKLARINDAN… BİR DÜŞÜNÜN… İSA ALLAH’IN KELİMESİYDİ HATIRLARSANIZ… İlerdeki bölümlerde Allah iznederse bunları da kitaplardan kanıtlarıyla göstermeye çalışacağım… ”

        Sanıyorum ki şimdi bana hak vermişsindir. Belirttiğin hususlarda hiçbir şekilde farklı düşünmüyoruz. Yazıyı tek bölüm halinde yayınlamanın dezavantajı var. Çok uzun olunca okunmuyor. Bölümler halinde yayınlanınca daha çok okunabiliyor. Ama böyle olunca da bazen diğer bölümlerdeki atıf gözden kaçırılabiliyor.

        Yine de güzel, doğru ve açıklayıcı yorumun renk getirmiş. Birkaç parantezle oraya müdahale edeyim madem ki anlaşılamıyor. Teşekkür ediyorum kardeşim.

    1. sevgili uğur kardeşim.
      nisa 64 de peygamber onların affedilmeleri için DUA ediyor.diye yazdınız.

      peygamber DUA etmiyor.dikkatinizi çekerim.

      resul de kendileri için af dileseydi, ( yaşar nuri meali )

      elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, ( edip yüksel meali )

      Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi, ( muhammet esed meali )

      peygamber de onların bağışlanması için dua ediverseydi, ( elmalı meali )

      saygılarımla

      1. A benim şaşkın arkadaşım af dilemek nasıl oluyor? Yani bizim köyde Allahtan af dilemek için biz dua ederiz de siz nasıl yapıyorsunuz bir söylesende öğrensek bizde . Selam.

      2. sayın uğurbeşiktepe

        NİSA süresi 64
        size göre meali nasıl merak ettim.
        ben sayın şimşek’in verdiği meallere baktım doğru söylüyor.
        siz nerden çıkardınız.peygamberin dua ettiğini
        nasıl oluyorda aynı süreyi okuyoruzda farklı sonuçlar çıkarıyorsunuz..anlmakta güçlük çekiyorum.
        şaşılacak şey doğrusu nisa süresi 64 mealini yazınız ve bize açıklayınız.peygamber nasıl dua etmiş bu sürede öğrenelim.
        oylama kısmındaki kişilerinde olumsuz oy verenlerinde neden katılmadıklarını açıklamasını istiyorum

        çok merak ettim. merakla bekliyorum cevabınızı

      3. sevgili uğurbeşiktepe kardeşim.

        A benim şaşkın kardeşim sözünü çok beğendim.beni tebessüm ettirdin.sağol,varol yaptığın sicak ve samimi şaşkın kardeşim sözü birbirimizi sevmeye götüreceğine inanıyorum.
        gelelim anlaşamadığım meseleye ( DUA ) MESELESİ ve NİSA 64 NE ANLATMAK İSTİYOR.

        senin de dediğin gibi AF dilenecekse bu DUA ile olur.yani sizin köy,bizim köylüler bu hususta hem fikirler.
        dikkatli okuyalım lütfen NİSA 60 dan 65 e kadar olan ayetler.İKİYÜZLÜLER den bahseder.ALLAH ikiyüzlü insanları bize tanıtır.

        Nisa 64 te ise bu vurguyu şu şekilde tarif eder.

        bu iki yüzlüler yaptıkları işlerin yanlış olduğunu DÜŞÜNMEDİKLERİ için yaptıkları bu kirli işlerden bağışlanmasinı dileselerdi ve elçide onların bu ikiyüzlülüklerinden dolayı bağışlanma DİLESEYDİ, ALLAHT’I AFFEDİCİ BULACAKLARDI.

        YANİ bu ikiyüzlüler af dileMEDİLER / dua etMEDİLER nede ELÇİ onlar için AF DİLEMEDİ / DUA ETMEDİ.
        ALLAH’IN DA AFFEDİCİ OLARAK BULAMADILAR.

        nisa 64 mealini yine hatırlatıyorum sen zaten biliyorsun.

        Biz her elçiyi, ALLAH’ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Onlar, kişiliklerine zulmettikleri zaman sana gelip ALLAH’tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette ALLAH’ı Affedici ve Rahim bulacaklardı.

        SONUÇ
        AF DİLEYENDE YOK DUA EDENDE YOK

        durum budur.

        saygılarımla

  2. sevgili arkadaşlar yazılarınızı şimdi okudum.

    nisa 64 yorumlarken dikkatlı ve aklederek okumamız gerekiyor.

    Biz hiçbir resulü, Allah’ın izniyle kendisine itaat edilmesi dışında bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, öz benliklerine zulmettiklerinde sana gelip Allah’tan af dileseler, resul de kendileri için af dileseydi, elbette ki Allah’ı tövbeleri cömertçe kabul eden bir Rahîm olarak bulacaklardı.

    dikkatle bakalım.yaratıcı ne diyor.

    1- resülün amacı seçilmiş gayesi sadece ALLAH ‘a itaatle proğramlıdır. ( ilk cümle )

    2- eğer onlar.(kimler) hata eden kişiler. ( dikkat edin) bize göre hata yapan kişiler.

    3- zulmettiklerinde gelselerdi sana gelip allah’tan af dileselerdi.( gelmediler.af dilemediler. )

    4- resülde kendileri için af dileseydi. ( resül gelmeyenlere neden af dilesin.zaten dileseydi diyor.ALLAH )

    5- Allah’ı tövbeleri cömertçe kabul eden bir Rahîm olarak bulacaklardı.( hata yapan kişiler.sana gelselerdi.kime peygambere amacı sadece ALLAH’a itaat eden kişiye gelselerdi.

    SONUÇ=ALLAH tövbelerini kabul edecekti.

    saygılarımla

  3. Sayın yazar bu yazında yaptığınız düzeltmelere rağmen çok fazla tutarsızlık mevcut. Ve yazınız kuran mantığıylada çelişiyor. Mesela insanın affettiğini Allah affetmez mi? Diyorsunuz. Evet affetmeyebilir. Örnekleri kuranda mevcut. Ve buna benzer tutrsızlıklar var daha. Genel olarak sizin yazılarınızı beğeniyorum. Ancak bu yazınızda biraz zorlamalar olduğunu düşünüyorum. Evet mantık olarak aynı açıdan bakıyoruz hem fikiriz. Ama anlatıma gelince bunu tam olarak yansıtamamışsınız. Bu benim görüşüm tabikide. Subjektiftir. Kişiye göre değişir. Selamlar.

    1. İnsanın “kendisine yapılan kötülüğü” affetmesinden bahsettiğim açık. Allah’a karşı yapılan kötülük değil konuştuğumuz.
      Yine de teşekkür ediyorum Uğur. En azından farklı bir gözle bakıp değerlendirmişsin. Böyle eleştirilere de her daim ihtiyacımız var. Üzerinde düşüneceğim, bir şey bulursam buraya eklerim.
      Selamlarımla…

  4. Sayın selim kanat

    Selim kanat arkadaşa cevaptır. Şimdi bu ayette söylenen şeyden sizin anladığınız nedir onu tartışalım. Bak arkadaşım bu ayette Allah peygambere onlar için mağfiret dile yani af dile bende sizi affedeyim diyor. İşte ben bu noktada diyorum ki dua et denmiyor bu ayettede af dilemek yada bağışlanma dilemek nasıl oluyor diye soruyorum şimşek e. Yani biz Allaha af dilemek için dua ederiz diyorum sen nasıl af diliyosun diyorum. Bilmem anladın mı? Selim sana bi soru sen kendin ve sevdiklerin için Allahtan nasıl af diliyorsun bi söylesene.

  5. sayın uğurbeşiktepe bey

    tabiki bende af dilemekiçin dua ediyorum.

    uğur bey siz yanlış anlıyorsunuz.maksat af dilemek veya dua etmek değil şimşek beyin yazısını yeni gördüm.düşüncelerim aynı olduğu için aynen kopyalıyorum.yazı şimşek beye ayıttır.altına imzamı çakarım.

    nisa 60 61 62 63 64 65 e kadar olan ayetleri tekrar okumanızı dilerim.
    —————————————————————————–

    sevgili uğurbeşiktepe kardeşim.

    A benim şaşkın kardeşim sözünü çok beğendim.beni tebessüm ettirdin.sağol,varol yaptığın sicak ve samimi şaşkın kardeşim sözü birbirimizi sevmeye götüreceğine inanıyorum.
    gelelim anlaşamadığım meseleye ( DUA ) MESELESİ ve NİSA 64 NE ANLATMAK İSTİYOR.

    senin de dediğin gibi AF dilenecekse bu DUA ile olur.yani sizin köy,bizim köylüler bu hususta hem fikirler.
    dikkatli okuyalım lütfen NİSA 60 dan 65 e kadar olan ayetler.İKİYÜZLÜLER den bahseder.ALLAH ikiyüzlü insanları bize tanıtır.

    Nisa 64 te ise bu vurguyu şu şekilde tarif eder.

    bu iki yüzlüler yaptıkları işlerin yanlış olduğunu DÜŞÜNMEDİKLERİ için yaptıkları bu kirli işlerden bağışlanmasinı dileselerdi ve elçide onların bu ikiyüzlülüklerinden dolayı bağışlanma DİLESEYDİ, ALLAHT’I AFFEDİCİ BULACAKLARDI.

    YANİ bu ikiyüzlüler af dileMEDİLER / dua etMEDİLER nede ELÇİ onlar için AF DİLEMEDİ / DUA ETMEDİ.
    ALLAH’IN DA AFFEDİCİ OLARAK BULAMADILAR.

    nisa 64 mealini yine hatırlatıyorum sen zaten biliyorsun.

    Biz her elçiyi, ALLAH’ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Onlar, kişiliklerine zulmettikleri zaman sana gelip ALLAH’tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette ALLAH’ı Affedici ve Rahim bulacaklardı.

    SONUÇ
    AF DİLEYENDE YOK DUA EDENDE YOK

    durum budur.

    saygılarımla

    1. sevgili selim kanat

      katkıların için teşekkür ederim.ALLAH razı olsun.

      saygılarımla

    2. Durum bu mudur? Kesinlikle budur 🙂
      Bu durumda sizde haklısınız bende.
      Sonuç şudur ki : af dilemek dua ile olur ,
      Ancak bu ayette peygamber af dilememiş ( dua etmemiş ) .
      Yaniii bu durumda şaşkın olan ne şimşek kardeşim ne selim kardeşim nede benmişim.Şaşkın olan bu ayetteki münafıklarmış . Selam ile…

  6. Yazınız ile altta yaptığınız yorumlarınız arasında bariz bir çelişki var. Yukarda peygamberlere af yetkisi verilmiştir gibi açık bir ifade kullanıyorsunuz devamında bizlerinde bu yetkiye sahip olduğunu söylüyorsunuz. Yetki verilme gibi bir ifade en başta büyük bir laf. Siz sonrada istediğiniz kadar açıklamaya çalışın maalesef bu yazıyı kim okursa yapılan eleştirilerden de anlaşılacağı gibi peygamberlerin ve bizlerin günah bağışlama yetkisi olduğunu anlar. Bu ifadelerden sonra eleştirilere yaptığınız yorumlar ‘yok şöyleydi böyleydi aslında bunu demek istedim’ gibi bir ortama dönüşmüş. Kurandan verdiğiniz ayet örnekleri ile sizin iddialarınız arasında ilişki yok. Orada hoş görün, affedin anlamı açıkça görüleceği gibi ‘sabırlı olun’ anlamındadır. Zaten ayette de günahınıza kefaret olur denilerek bu sabrın ödüllendirileceği anlatılıyor. Biz istediğimiz kadar affedelim o kişi yaptığından pişman olup samimi bir şekilde tevbe eder ve en önemlisi de hem kendi durumunu ve elinden geldiği kadar karşı tarafın durumunu da düzeltirse ancak o zaman Allahtan bir bağışlanma umabilir. Bu gene bizimle alakalı değildir onun tevbesinin samimiyetini gösterir. Bu sözüm belki birilerine ters gelebilir ama bugün herkesin ağzında dolaşan kul hakkı kavramı büyük bir yanlıştır. Kul hakkı diye bir şey yoktur. Kuranda denildiği gibi biz birbirimizin fitnesiyiz, birbirimizle deneniyoruz. Bizim başka insanlara yaptığımız yanlış Allaha yapılmıştır aslında. Yapacağımız iyilikte Allahın emirlerini yerine getirmektir.
    Yerinizde olsam bu yazıyı kaldırır veya revize ederdim buradaki ifadelerle birilerinin hata yapmasına yanlış düşüncelere kapılmasına sebep olarak büyük vebal alırsınız.

  7. takva, teşekkür ederim. Yarım kalmış eski bir seriydi. Yazıda yanlış anlamalara sebep bir durum varsa ilk fırsatta revize ederim. Yazıyı tekrar incelemek üzere işaretledim ve inşallah kısa bir süre sonra özele alıp yeniden değerlendireceğim.

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.