İbrahim Peygamber’in Tebliğ Yöntemleri

dusun ve dusundur

Şuara Suresinden İzdüşümleri | 4.Bölüm

Şuara suresinin devamında İbrahim kıssası başlıyor… Her peygamberin farklı bir karakteristik duruşu var. Musa’nın sert mizacı yerine İbrahim’in mizahi bir bakış açısı var. İbrahim hem düşünen hem de düşündüren bir peygamberdi. Ta ki çocukluğundan itibaren tevhid inancını tabiata bakarak, tefekkür ederek, düşünerek içselleştiren. Pek çoğumuzun bildiği putları kırış sahnesini hatırlayın. Puthanedeki tüm putları en büyük olanı haricinde kırdıktan sonra elindeki baltayı onun boynuna asışını… Ve sonra sorulduğu zaman onun kırdığını söyleyerek insanları düşünmeye sevk edişini… Demek ki doğruları söylemek kadar insanları düşünmeye sevk ediş de etkili bir tebliğ biçimi…  Bu gerek mizahi bir cümleyle olabileceği gibi, gerekse yine İbrahim’in yaptığı gibi soru sorma biçiminde de yapılabiliyor.

Musa İsrailoğullarının buzağıya tapındığını görünce ne yapmıştı hatırlayın. Elindeki kutsal yazıtları yere fırlatıp Harun’un gırtlağına yapışmıştı. İbrahim ise mizahi bir üslupla neredeyse kavminin taptığı putlarla alay ediyor, hakaret ediyor bile denilebilir. Demek ki aynen peygamberler gibi diğer insanlar da farklı mizaçlara sahip olabilirler ve işlerini kendi karakteristikleri ile yürütebilirler. Biz şimdi kalkıp Musa ile İbrahim’i birbirinden üstün göremeyeceğimize göre üstünlüğün takvada olduğunu anlamış olmalıyız. Hatta insanların farklı mizaçları gibi farklı yetenekleri de olabilir. Ve bu yeteneklerini kullanarak tebliğ vazifelerini kendi ölçütlerinde yerine getirebilirler. Örneğin İsa’nın hastaları ve körleri iyileştirme yeteneği varken, Yusuf’un tabir yeteneği, Süleymen’ın tabiat ilmi gelişmişti. Kuran peygamberinin de ticari ve askeri yeteneği fazlaydı. İşte benim düşünceme göre, bütün insanlar da böyle. Her insan kendinde olan kaabiliyeti keşfedip onu kullanarak inancını pekiştirebilir, Kuran’ı bu vasıtayla anlayabilir, sorumluluklarını o yönde ifa edebilir, diğer insanlara bu yetenekleri sayesinde faydalı olabilirler.

Bakalım Şuara suresinde Allah tarafından İbrahim kıssası ile ilgili hangi kısımlara değinilmiş ve İbrahim hangi soruları sorarak insanları düşündürmüş…

26 Şuara 69,70,71 Onlara İbrahim’in haberini de oku: Babasına ve halkına, “Neye tapıyorsunuz?” demişti. “Heykellere tapıyoruz; biz kendimizi onlara adamış bulunuyoruz,” dediler.

İbrahim peygamber direkt olarak karşı çıkabilir ve “hayır onlara tapmayın, onlar İlahınız değil” diye bir çıkış yapabilirdi. Ama İbrahim direkt bunu söylemek yerine önce soru sormayı tercih etmiş.

26 Şuara 72,73 “Kendilerini çağırdığınızda sizi işitiyorlar mı?” dedi, “Yahut size yarar veya zarar verebiliyorlar mı?”

Günümüze izdüşümü yaparsak Kuran yolunu ve tevhidi anlatmak için bu yöntemi kullanmak etkili olmalı diye düşünüyorum. Direkt olarak kanıksanmış yanlışlara karşı çıkmak yerine onlara soru sorarak kendi yanlışlarını kendilerinin görmeleri için düşünmelerini sağlamak… Taptıklarınız sizi işitiyorlar mı? Size bir fayda ya da zarar veriyorlar mı? Evet faydaları var diyebilirler. O halde ne fayda verdiğini sorarız. O günküler böyle bir durumda nasıl bir cevap vermişler bakalım!

26 Şuara 74 “Hayır; ancak biz atalarımızın böyle yaptıklarını gördük,” dediler.

Ne kadar da benziyor bugüne değil mi? “Yüzyıllardan beri bize dinimiz böyle öğretildi! Türlü evliyalar, imamlar, dedeler, âlimler, şeyhler, hocaefendiler ve atalarımız bize böyle öğretti! Bu kadar insan yanılmış olamaz! Bakın elimizde onların yazdıkları ve uydukları bir sürü külliyat var! Onlar Allah dostu zatlardı!” Bu durumda biz bir sürü şey söyleyip açıklamaya, yanılmışlıkları ortaya dökmeye çalışıyoruz. Ama bakın İbrahim yine öncelikle tek bir soruyla buna gereken cevabı vermiş.

26 Şuara 75,76 “Peki,” dedi, “Tapmakta olduklarınızı gördünüz mü, siz ve geçmiş atalarınız?”

İşte halleri ortada. O kadar açık ki! Öyle sahneler ve cümleler var ki Kuran’ın açıklanmasına bile gerek yok zaten. Kuran kendi kendini açıklıyor. Burada açıklamamış olsaydı bile bir başka surede, bir başka ayette burada anlayamamış bile olsak yine açıklanacaktı bize. Tek şart anlamak için okuma azmi…

26 Şuara 77 Onların hepsi benim düşmanımdır; alemlerin Rabbi hariç;

Buradaki ince noktayı yakalayabildik mi? “Alemlerin Rabbi hariç” ifadesini! İbrahim’in milleti Allah’a inanmıyor değil. Allah’ı bırakıp başka bir sürü tanrıya yönelinmiş değil. Allah da dahil olmak üzere bir çok tanrı edinilmiş. Ve İbrahim, gerçeği (şirki) bu şekilde gösterdikten sonra, tek olan Allah’ın vasfının onların inandıkları tanrılarından ne kadar da farklı olduğunu anlatmaya başlıyor.

26 Şuara 78,79,80,81,82 Beni yaratan ve bana yol gösteren O’dur. Beni yediren ve içiren O’dur. Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur. Beni öldüren ve sonra dirilten O’dur. Yargı gününde, kusurlarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur.

Dikkat edin bu ifadelerde belirtilen işlerin hiçbirini halkın taptığı putlar yapamazlar. Tevhidi gösterdikten sonra İbrahim övdüğü yücelttiği Allah’a yöneliyor ve O’ndan istiyor. Başka hiçbir kimseden değil yalnızca O’ndan istiyor.

26 Şuara 83,84,85 Rabbim, bana bilgelik ver ve beni iyiler arasına kat. Beni, sonraki nesiller için iyi bir örnek kıl. Ve beni Naim cennetinin varislerinden eyle!

Namazlarda, dualarda içinde neler söylendiğini bilmediğimiz Arapça duaları ezberleyip ne dediğimizi bilmeden okumak yerine alın işte mükemmel ve Allah’ın lafzından çıkma dualar. Daha iyisini kim tavsiye edebilir bize, hangi namaz hocasında, hangi ilmihalde, hangi risalede bulabiliriz! Peki dualarımızda sadece kendimiz için mi istemeliyiz? Elbette hayır. Bakın Allah dostu nasıl olunurmuş… Bakın İbrahim nasıl devam ediyor…

26 Şuara 86,87 Babamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır. Diriliş gününde beni utandırma.

İbrahim bu dünyada babasını her şeye rağmen seviyor, sevmeye devam ediyor ve kurtarmak istiyor. Babasının inanmamasından dolayı ona nefretle bakmıyor, din gününde babasını kurtaramamış olmaktan utanacağını düşünüyor. Kendisini kabahatli bularak, insanlardan değil Allah’tan utanacağı günden çekiniyor. Sadece bu dünyadaki övülmenin, huzurun ve saadetin peşine düşen alelade bir insan olmadığını gösteriyor.

26 Şuara 88,89,90,91 Malın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde. Ancak Allah’a selim bir kalp ile gelenler başka. Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır. Azgınlar için de cehennem ortaya konacaktır.

İşte o gün İbrahim’in sorduğu sorular gibi, din günü geldiğinde aynı sorular Allah tarafından sorulacaktır. Demek ki Kuran insanlar için bir uyarıdır, bir öğüttür. Ama anlamak için okumak gerek.

26 Şuara 92,93,94,95 Ve onlara: ‘Tapmakta olduklarınız nerede?’ denilir. Allah’ın dışında olanlar; size yardımları dokunuyor mu veya kendilerine yardımları oluyor mu? Azgınlarla birlikte tepetakla oraya atılacaklardır.  Ve İblis’in bütün orduları da.

Din günündeki bu soruş artık düşünmeye değil, kendi yanılgılarını itiraf etmelerine yarayacaktır. O halde biz de aynı soruları bugün sevdiklerimize sormaktan imtina edebilir miyiz? Ya bugün itiraf edeceğiz yanılgılarımızı ya da din günü! Er geç kabulleneceğiz gerçeği, hangisini tercih edelim? Şimdi mi sonra mı? Yoksa orada da ihtilaf, kavga ve gürültü mü edeceğiz?

26 Şuara 96,97,98,99,100,101 Orada çekişerek şöyle konuşacaklar: Allah’a andolsun, biz gerçekten çok açık bir sapıklık içinde imişiz. Çünkü sizi âlemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk. Ve bizi hep o suçlular şaşırmıştı. Şimdi bizim ne şefaatçımız var. Ne de yakın bir dostumuz.

Görünüyor ki iş işten geçmiş olacak gibi. Acaba bu son pişmanlık fayda getirir mi?

26 Şuara 102 Bir şansımız daha olsaydı da, inananlar olsaydık.

Maalesef getirmiyor! Elbette bütün kıssalar gibi İbrahim’in kıssasında da epey bir öğüt, uyarı, müjde ve ders var. Acaba insanlar düşünürler mi dersiniz!

26 Şuara 103,104 Şüphesiz bunda mutlaka alınacak bir ders vardır; öyle iken çoğunluk inanmaz. Kuşkusuz senin Rabbin Üstündür, Rahim’dir.

Elbette Allah her şeyin en doğrusunu bilir. Musa kıssasındaki gibi İbrahim kıssasında da temel sorunun “şirk” olduğunu, şirkin kokusuna bile yaklaşmamak gerektiğini, diğer günahları, eğer Allah isterse affedebileceğini bir kez daha anladık. Acaba Nuh kıssasında da durum böyle mi? Oradan devam etmek ümidiyle…

5.Bölüm | Nuh’un Gemisi ve Kuran Bağlantısı

Kalemzade | Cengiz Yardım

6 Replies to “İbrahim Peygamber’in Tebliğ Yöntemleri”

  1. Bütün Hocalar,Alimler yanlış değildir diye düşünüyorum.Dini onlardan öğrenmeye odaklanmadıysak tabi ki..

    Bütün dünyanın alimleri toplansa siz Kur’anı okumadığınız sürece size dini gerçek ve doğru haliyle öğretemez bunu hiç dikkate almayanlar var bu çok üzücü..Siz bunu söylediğinizde de sizi uzaylı gibi gören güzel(!) insanlar var ah ah….

    1. Degerli Elif Kardesim, muhakkak ki bütün hocalar, alimler yanlis degildir.

      Fakat, tek egiticinin Allah oldugunu unutmamak gerekir. O hocalarin, alimlerin de egiticisi YÜce Allah’tir.

      Bu yüzdendir ki, kalkipta iste hoca olsun ister alim olsun, ister de bir peygamber olsun benimdedigim dedik caldigim düdük diyemez, her sey VAHY cercevesinde incelenmelidir.

      Hani hep derler ya, hadisleri Kur’an la karsilastirmali, Kur’an’la celiski olmayani almali.

      Sayet Kur’an’la bir celiskisi olmayacak ise, zaten Kur’an’da bulunan bir seydir, Kur’an’da olan da zaten hadis olamaz.

      Bu tür oyunlara gelmemelidir.

      Tüm okyanuslar mürekkep olsa bir ayeti yazmaya yeterli gelemiyecek ise, neden birilerinin/beserin sözlerini Kur’an’da arayalim.

      Kur’an’da olan yeterlidir, gerisi kainatla desteklenir/bütünlenir, bir hocanin bir imamin bir ilmihal kitabinin sözleriyle degil.

      Bilhassa din hususunda, Allah’in buyruklari haricinde takip ettiklerimiz yanlis olabilir, elimizde olmadan sahte ilahlar edinebiliriz, ki bundan korusun bizleri Rabbimiz.

      Alemlerin Efendisi Yüce Allah’tir. Tek EGITICIMIZ:

      Okullarda ögretmenlerde egitici olarak belirlenir, ama onlar zaten ortada olan bir bilgiyi ögretirler.

      Bir insanin karakteri zaten bozuk ise, ister Sam’da olsun ister Tahiti’de ister Türkiye’de, bozuk karakter bozuktur, bu insanin kendi kendini yapilandirilmasindan olusur, bunu insan kendisi dilemedikce kimse degistiremez.

      Rabbimiz torpil gecip bu insani düzeltmez. Sayet bir insan tüm kalbiyle Rabbini idrak eden biriyse, Allah onu korur.

      Bir cemaat icinde büyüyen bir insan, o cemaatin icinde büyüdügünden dolayi olgunlasmaz, olgunlasmaya meyilli oldugundan dolayi olgunlasir.

      Putlar arasinda büyüyen bir Ibrahim peygamberin putlari inkar etmesi gibi.

      Selam ve Dua ile.

      1. Sizinle farklı düşünmüyoruz sadece şunu eklemek istiyorum
        Kur’an tabiki öncelik hayatı da dini de kitabımızdan öğreneceğiz/öğrenmeliyiz…Alimlerle sohbette insana çok şeyler kazandırabiliyor.İlla bir şeyler öğretsinler anlamında değil; hayatı paylaşmak görüşleri paylaşmak ve bakışları genişletmek adına..Gerçi sadece alimler de değil bazen küçük bir çocuk ya da hiç tanımadığınız biri de sizin öğretmeniniz olabiliyor hayatı öğrenebilmeniz bakışınızı/görüşünüzü genişletebilmeniz adına..Bu bazen bir yazar olur bazen yaşlı bir dede bazen de ilimle uğraşan bir başka biri…

        Size ters düşünmüyorum ama başkalarından alacağımızda çok şey olduğunu düşünüyorum.Umarım yanlış anlaşılmıyorumdur..

        Sevgiler ve saygılar…Dua ile…

  2. Ibrahim peygamberin bizlere TEVHID’de örnek gösterilmesi gercekten cok yerinde.

    Cünkü saf bir sekilde tertemiz bir imanla dolu olan bu degerli peygamber (ki tüm peygamberler degerlidir bizler icin, aralarinda bir ayirim yapmadan iman ederiz hepsine) yasadigi toplumda putlar arasinda yetistigi halde putlara yabanci.

    Bir türlü isinamiyor atalarinin putlarina. Cünkü biliyor ki, o putlarin kendilerine bir fayda ve zzarari olmadigi gibi baskalarina da bir fayda ve zararlari yok.

    Tertemiz düsünceli bu peygamber Allah’in Son Elcisine de örnek gösterilmistir.

    Tek bir ümmet olmasi Ibrahim peygamberi yildirmiyor, sasirtmiyor. Azimli bir sekilde Rabbine yöneliyor, yalniz olmadigini biliyor.

    Hayret bir seydir ki, bilhassa Kur’an indirildikte sonra, dogru yol gösterilmis ve aciklanmis olduktan sonra, bu ümmetin tekrardan nasil sapittigidir.

    Ibrahim peygamber tek basina düsünerek, kainati inceliyerek Rabbine ulasirken, bizler bunca bilginin arasinda (ne yazik ki hurafelerden olusmus olan bilginin (!) demek lazimdir burada) nasil oluyorda Rabbimize yönelemiyoruz?

    Demek ki suc atalar dininde degil, suc bizlerdedir.

    Putlar arasinda dünyaya gözlerini acan, putlardan baska bir sey görmeyen Ibrahim peygamber nasil kurtulusa ulasmis ise, bu örnek hepimizin üzerine vazifedir.

    Atalarimiz bizleri saptirdilar diyemeyiz.

    Kendilerine Elci ulasmamis olanlardan bahsedip te onlar ne yapacaklardir diyemeyiz.

    Rabbimizin bizlere bagisladigi akili kullanmamiz gereklidir.

    Ilmihalleri, külliyatlari, hurafeleri, bu hurafeleri bizlere yutturan imamlari, hocalari, seyhleri, gavslari putlar olarak göze alacak olursak, Ibrahim peygamber gibi düsünerek/hareket ederek kendimizi aydinliga cikarmamiz gerekir.

    Ille de birilerinin dogru yola önder olmasini beklememek gerekir, dogru yol önümüzdedir, isteyene aciktir.

    Dogru yola yönelmek istemeyene dünyanin en yüksek plakatlarini dahi assak göremiyeceklerdir, en modern navilerle dahi o yolu bulamiyacaklardir.

    Ay’da güneste yildizlarda aynen Ibrahim peygamberin zamanindaki gibi duruyorlar gök yüzünde, yeter ki bakip düsünelim.

    Cevremizde parlayan teknige, lükse, fiyakalara aldanmayalim, onlarin parlakliklari gecicidir, onlar da sönecekler bir bir.

    Gözlerimizi acmamiz yeterli gelecektir.

    Rabbim diye seslenene Rabbimiz cevap verir. Kendine yöneleni korur. Rabbini yücelteni Rabbimiz de yüceltir.

    Her bir insanogluna ayni sanslar taninmistir. Yüce Allah’in adaleti sonsuzdur. Allah kimseye iltimas gecmez, kimseye de haksizlik etmez, zulmetmez.

    Putlarimizi taniyalim ve o putlardan uzak durmayi ögrenelim.

    Selam ve Dua ile.

    1. İşte önünde ki apaçık deliller ile yazılı kitabını okuyanlar ve düşünenler mümin oluyor . Ancak önünde okuyacağı hakka ulaştıracak kitabı olmayıp sadece düşünerek hakkı görenler peygamber oluyor adı da ibrahim oluyor. Velhasıl düşünen bir adama herşey bir ayet iken düşünmeyen bir adama kuran bile fayda etmiyor. Güzel tefekkür güzel yorum. Selam ile ..

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.

%d blogcu bunu beğendi: