Dini Bütün Süpermenler

supermenler

“Müslüman Olmayanlara Bile Daha Anlayışlısınız, Eleştirisine Cevap”

Neden dini manada ötekileştirilenlere veya Müslüman olmadığını söyleyenlere karşı, daha anlayışlı görünüyoruz? Kuran’ı rehber edinen bir Müslüman olarak meramımı anlatırken özellikle şirk konusu üzerinde duruyorum. Çünkü şirk, Allah’ın, tövbe etmedikçe asla müsamaha göstermeyeceği en büyük hatadır. Tek ilah olarak Allah’ı kabul etmenin yanında bazı yaratılmışların da O’nun verdiği gibi din adına hüküm verebileceği yanılgısıdır. Günlük hayatımda beni gerçekten anlamaya çalışan, çok sevdiğim ve sevildiğimi bildiğim ve kritik düşündüğüne inandığım insanlardan bu kapsamda aldığım eleştirilerden bir tanesi; bazı İslam karşıtı insanlarla ilgili konuşurken takındığım ılımlı tavrı, din âlimi veya evliya kabul edilen bazı zatlara göstermediğim yönünde. Yani burada anlatmak istediğim İslam gerçekleriyle, eleştirdiklerime olan tavrım arasında bir çelişki olduğu ileri sürülüyor. Bir anlamda bizden olmayanların sözlerini alttan alırken, geleneksel din adamlarına bizden (!) olduğu halde şiddetle karşı çıktığım ifade ediliyor. İlk bakışta da haklı bir eleştiri gibi kulağa geliyor. Peki gerçekten böyle mi?

Bu kapsamda örnek olabilecek iki yazımı ele alarak acaba böyle mi yapıyorum diye sordum kendime. Sevan Nişanyan hakkında yazdığım “Dini Değerleri Alenen Aşağılamak” isimli yazımla “Gemiye Bindikleri Zaman Hatırlayanlar” isimli makalemi karşılaştırdım. Bakın neler buldum…

Yazının bir bölümünde Nişanyan’ın fikrini ortaya koymak için şöyle demişim: Nişanyan’ın İslam dinine atfedilen kaynakları inceleyip sorguladığı ve bunun neticesinde bizim beğenmediğimiz ve kabul edemeyeceğimiz bir sonuca ulaşıp, peygamberimize sui zanla bakarak olumsuz bir rol biçtiği açık. Ona göre peygamberimiz tanrıyla iletişim kurduğunu öne sürerek (!) bundan siyasi, mali ve cinsel menfaat temin eden (!) tarihi bir kişilikmiş!

Şimdi ben burada Nişanyan’a kalkıp klasik biçimde karşı çıksaydım, hatta küfretseydim geleneksel inancına bağlı olanların beni alkışlarcasına haklı bulacaklarını biliyordum. Ama benim derdim alkış almak değil! Böyle yapmam ne okurlara ne de bana bir şey kazandırmazdı. Burada asıl vurguladığım nokta Allah’a inanmayan bir kimsenin bile okuyup sorgularken, geleneksel inanca sahip birinin okumayıp düşünmediğidir. Yani eleştirdiğim kişi ya da kişiler yazıda adı geçenler değil, okumayan ve düşünmeyenlerdir. Elinde dininin doğruluğuna dair hiçbir donesi olmayanlardır. Eğer okuyup düşünen birileri bizim inancımıza karşı çıkıyorsa, biz de okuyan ve düşünen insanlar olmalıyız ki karşı tezlerimizle haklılığımızı kanıtlayalım. Aksi takdirde tezinde kazanan, cevap verecek ilmimiz olmadığı için, Allah’a inanmayan kişi olacaktır. Nişanyan’ı aşağılamak bilgi sahibi olmak değil, geçici ve anlamsız bir hazdır. Kendi inancını korumak hiç değildir. İnsanlar maalesef sadece kendi dinlerinin ya da din adamlarının övülüp yüceltilmesinden mutlu olduklarında hakkıyla inandığını zannediyorlar. Yazıda bunu göremeyince yazanın ya da söyleyenin sözlerine şüpheyle yaklaşıyorlar. Düşünen insanlar olarak siz neden bu hataya düşesiniz…

Gemiyle ilişkili yazımda ise geleneksellik yanılgısını göstermek için bakın nasıl bir ironi yapmışım: Mademki gemide Celaleddin gibi, Abdülkadir gibi, Hacı Bayram gibi Süpermenler var ne diye korkalım ki artık! Hele ki biz onlara uyduğumuz sürece, onlardan yardım istediğimiz ve onları saydığımız sürece başımıza bir iş gelmeyeceğini ZANnetmeye devam etmemizde ne mahsur olabilir ki!  Hele hele kaptan köşkünde en büyük Nebi varken bizi kurtarır değil mi?

Bu yazıda Celaleddin’e ya da Abdülkadir’e Süpermen diyerek hakaret mi ediyorum acaba? Hayır. Onların da bizim gibi bir beşer olduğuna vurgu yaparken eleştirdiğim aslında yine onlar değil, yine geleneksel inanca sahip olarak okumayan ve düşünmeyenlerdir. Elindeki doğrulara dair hiçbir kanıtı olmayanlardır. Yaratılmışları gereğinden fazla yücelterek Allah’ı da yücelttiğini zanneden anlayıştır. Burada hiçbir hakaret yok. Peki neden böyle algılanıyor? Söyleyeyim… Birincisi Süpermen ironisi ki hedef aslında isimler değil, isimleri takip edenlerin onları Süpermen yapışıdır. İkincisi de Celaleddin yerine Mevlana dememem, Abdülkadir yerine de Abdülkadir Geylani Hazretleri demememdir. Peki demek zorunda mıyım? Kim olursa olsun bir insana bile bile “Sahibim” demeyeceğim gibi, bana cevap veremeyecek durumda olanlara da “Hazret” diyemem. Peygamberimiz de geçiyor paragrafta. Ve orada da ironi yapıyorum. Peygamberimize hakaret mi ettim peki? Asla! Oradaki ironi de Kuran ayetlerinin düşünecek olanlara açıklanmasıdır. Hiçbir peygamberi birbirinden ayıramayız ve Allah dilemediği sürece kimsenin şefaati kimseye erişemez. Bu, peygamberimizin bile bizi kurtaramayacağı gerçeğidir. Bunu da ben değil Kuran söylüyor.

Yazının diğer bir bölümünde Nişanyan hakkındaki düşüncelerimi bakın nasıl açıklamışım: Burada Nişanyan’ın söylediklerini savunacağımı düşünmeyin. Çünkü benim dinim bana, Nişanyan’ın hatalı olduğunu söylüyor ve ben dinimin bu konuyla ilgili ifade ve işaretlerini reddetmiyorum. Nişanyan dilediği biçimde inanmakta özgürdür. Çünkü böyle olduğunu benim dinim söylüyor. Benim içimde kabaran öfke karşı bir sövüşe dönüşmeye çalışsa da, sabrederek ona diyeceğim tek şey “Senin dinin sana, benimki bana”dır.

Bakın burada neredeyse benim de Nişanyan’a sövmek üzere bir nefsim olduğunu gösteriyor, ama bunun yanlışlığını gözler önüne seriyorum. Aynen bunun gibi diğer yazılarımda da hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği geleneksel din âlimlerine de sövmüyorum. Peki niçin öyle algılanıyor? Çünkü alışılmışın aksine onları övmüyorum da o yüzden! Belki de iyi niyetli olmalarına rağmen, onların bazılarını takipçileri abartarak ve şirksel eklemelerle bu hale getirmiştir. Bilemem. Önümde gördüğüm gerçeği haykırıyorum. Herkesin kendi bacağından asılacağı teşbihiyle Nişanyan da Celaleddin de, herkes de kendi iyiliğinin de, kötülüğünün de karşılığını bulacaktır. Ben bir şey desem de demesem de!

Takrar gemi yazısına bakalım: Denizin içine batıp batıp çıkıyoruz! Değil bir grup rehberinden yardım dilemek bizimle aynı gemide olan veya kaptanlık yapan peygamberlere bile sesimizi ulaştıramayız! Abdülkadir’in uçamadığını, Pardösülünün de Sulugözlünün de bizim gibi ıslandığını, Romalı Celalettin’in kendi etrafında bile dönemediğini gördükten ve herkes kendi canının derdine düştükten sonra aklımıza işte O geliyor değil mi? Yardımı istenecek tek varlık… Allah…

Görüyorsunuz. Eleştirdiklerim esasen düşünmeden bilmeden bir takım insanların arkasında, onları Allah’a ulaştıracak zannıyla giden insanlardır aslında. Romalı Celaleddin ile Celaleddin Rumi arasında hiçbir fark yokken niçin bu hakaret olarak algılansın. Tam aksine bir bilgi veriş vardır bu tabirde. Abdülkadir’in de Pardösülünün de Sulugözlünün de kimler olabileceğini siz zaten biliyorsunuz. Onları tarif etmemden dolayı, kim olduklarını siz anlayabildiğinize göre tasvirli tarifim doğrudur ve hakaret değildir. Üstelik bu zatlar, hocalığına inanmadığım kişilerse hoca dememi benden neden bekliyorsunuz? Nişanyan da bir hocadır. Kendi savunduğu düşüncelerinin hocasıdır en azından. Ona hoca dedim mi!!! Üstelik Nişanyan’ın ismini açıkça yazarken, bazılarının isimlerini açık açık yazmamaktan dolayı aslında Nişanyan’a haksızlık bile yaptığım söylenebilir. Azıcık düşünürseniz bunu anlayabilmeniz gerekir. Tabi eğer benim düşüncelerime, hâlihazır İslam dışına yönlendirilmiş inancınıza yönelik bir hınçla bakmıyorsanız!

Nişanyan yazısına dönelim: Mesela “Kuran yetim, Kuran’ın babası öldü” diye haykıranlar bırakın peygamberimi benim Allah’ıma hakaret etmiyorlar mı!!! Hem de milyonlarca kişiye ulaşarak yapmıyorlar mı bunu!!! Mesela Kuran’da yeminler edilerek “Biz onu anlayasınız diye kolaylaştırdık” diye belirtilirken, “Siz kendi aklınızla Kuran’ı anlayamazsınız” diyen takkeli jet ski tatilcileri hem beni aşağılıyor hem de benim Allah’ıma yalancı demiş olmuyorlar mı!!!

Takkeli jet ski tatilcileri dedim diye hakaret mi ettim ben? Normal bir gerçeği ve birilerinin hurafesel inanışlarıyla yaşamsal çelişkilerini ortaya dökmeye çalıştım. Üstelik benden “Kuran’ın babası öldü” diyerek şirki anlatım tarzı yapanlara ya da “siz okuduğunuza kendi aklınızla mana veremezsiniz” diye beni ve sizi aşağılayanlara saygı göstermemi nasıl beklersiniz? Tam aksine eğer saygısızlık haksa, yapılacak olan kişilerin tam da kendileridir bunlar. Çünkü benim dinimi bana değiştirerek satma peşindedirler. Oysa Nişanyan bile irite edici cümleleriyle de olsa kendi sonucuna ulaşacağım zannıyla bana kendi dinimin kaynağını okuyup anlamamı işaret etmektedir. Yani Nişanyan’ın söylemleri şer gibi gözükse de hayra vesiledir. Diğerleri ise tuzaklar içinde okumamaya, düşünmemeye ve maksat ötesi şirklere yöneltmektedir beni. Bunu fark eden birisi olarak benden nasıl ılımlılık beklersiniz bunlara karşı. Bence siz de, neden onlara bu kadar sempati duyduğunuzu kendinize sormalısınız. Nişanyan peygambere hakaret ediyor bile olsa din alimi bildiklerimiz her vaazlarında Allah’a hakaret ve iftira etmektedirler. Peygambere yönelik savunucu tarzınızı Allah için neden ortaya koymuyorsunuz?.

Çok verecek örnek var. Ancak bu kadarla yetineyim şimdilik. Yazılarım ortada. Herşeye rağmen hakaret etmedim kimseye. Eğer eşit davranmamışsam bu iddia edildiği gibi değil aslında tam tersidir. Unutmayın, cehennemin en alt tabakasına mahkûm edilenler Allah’a inanmayanlar değil, O’na şirk koşanlardır. Bugüne kadar bana dinimi yanlış öğretenler için aklımdan geçen sövüşleri yazmam için nefsim bana galip gelseydi bu yazılardan hiçbirisini ne ben buraya yazabilirdim ne de siz okuyabilirdiniz! Biz kendi nefsimizi Kuran’la terbiye ediyoruz. Ama düşünmeyen ve okumayanlar kendi nefislerini onun bunun sözleriyle, Kuran’da adı bile anılmayan olağanüstü rivayetlerin olağanüstü kahramanlarıyla, şunun bunun kitaplarıyla ve matematiğini tuttukları sözde sevaplarıyla terbiye ettiklerini sanıyorlar. Onlar gibi değilsiniz. Ne olur kritik düşünenler olarak biz bari bu hataya düşmeyelim. Müslüman olmak süpermen olmak değil, normal olmaktır. Aklını kullanmaktır. Yaratılış amacı ne ise ona yönelmektir.

0 Replies to “Dini Bütün Süpermenler”

  1. Degerli Kardesim Kalemzade,

    yazilarinizi büyük bir zevkle okuyorum ve her birinin üzerinde ince ince düsünüyorum.

    Sayet size darilanlar oluyorsa yazilarinizdan dolayi, sakin üzülmeyin. Cünkü sizi tenkid edenler birseylerin yanlisligini farkediyorlar. Ama yanlis yolda olduklarindan hatalari halen baskalarinda ariyorlar.

    Düsünün bir kere, ögrenegelmis oldugumuz Islam kulaklatan kulaga ulastirilmis, ici bosaltilip beser tarafindan doldurulmus bir din (!) haline sokulmustur.

    Daha denize düsmedik ki yilana sarilalim. Önümüzde ayetleriyle apacik aydinlatici bir kitabimiz varken neden yilana sarilalim?

    Ölmüslerden hayir beklemek degildir Islam. Bazi kisilikleri hatalardan arindirip yüceltmek degildir Islam.

    Neden yakilan bir Kur’an icin ortaliklar karistiriliyor anlasilir bir sey degil. Halife Osma’nin belirli nüshalari toplatip yaktirdigini hepimiz duymusuzdur, simdi kalkip Osman’a lanet mi okumamiz lazim yani?

    Ne niyetle/amacla olursa olsun sonuc aynidir. Karar yüce Allah’indir, kimde iman olup olmadigi, kimin hakli olup olmadigi hususunda.

    Tüm övgüler ve Hamd Yüce Allah’a olmalidir. Kusursuzluk Allah’a mahsustur. Adi ne olursa olsun, kim olursa olsun, ne olursa olsun insanoglu hata islemeye meyillidir. Allah’in diledigi ve korumasi altina alinanlar haric. Ki onlari yine ancak Yüce Rabbimiz bilir. Bizlere liste sunulmamistir.

    Dinimizi tenkid edenlerden degil, Allah’in hükümlerine ortak olanlardan korkmak/cekinmek lazimdir.

    Tenkidciler elbette birseyler incelemislerdir ki ona göre konusuyorlardir. Tonlarca hadisler ortada durdugu müddetce tenkidcilerde bulunacaklardir.

    Pirinci ayiklamadan pisirince disimizi kiran tasa neden düsman oluyoruz birileri izah edebilirmi bunu?

    Ahiret günü kendisinden sefaat umduklarimiz bizlerden uzaklasacaklar ve bilhassa bizleri suclayacaklardir. Peygamberimiz dahi bizleri suclayacaktir Kur’an’i terkettigimiz icin.

    Sahsen ben istemem, Allah’in Son Elcisinin beni, Dinime sahip cikmadigimdan dolayi Rabbimiz huzurunda beni suclamasini. Bilhassa Son Elcinin sahitligini arzu ederim, Fatma Kur’an’a hürmetli olanlardandi, Kur’an’i yasayanlardandi, Rabbine sirk kosmayanlardandi demesini.

    InsAllah Rabbimiz hepimizden Razi olur.

    Selam ve dua ile.

  2. Doğrusunu söylemek gerekirse bu konu benim de aklıma takılıyordu .Ben de sizin bu şekilde birilerini yererken (ki siz bunu okumamaktan kaynaklanan cehaletlerinde ısrar edenler olduğu için yapıyorsunuz-ki tüm iyi niyetimle öyle olduğuna da inanıyorum- ) Bazı din alimlerinden (!) bahsederken sanki o kişileri sevenlerin hepsinin zır cahil(!) oldukları genellemesi yapılıyor diye de hissediyorum bazı bazı..Ve şöyle demişsiniz yazınızda ” Çünkü alışılmışın aksine onları övmüyorum da o yüzden! ” ben bu düşüncelere onları övmüyorsunuz diye sahip değilim mesela..Sadece yazılarınızı takip ederken böyle bir izlenime ben de sahip oldum ( beni rahatsız edecek boyutta değil ama az biraz sahibiyet..) Neyse efenim yazı diliyle düşüncelerini çok da iyi ifade eden biri değilim onun için bu kadar yazıp gideyim…Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum ,kendi kendinize öz eleştirilerinizi de bizlerle paylaşmanızı takdirle karşılıyorum…

  3. sevgili kardeşim kalemzade kamil,
    yazılarını beğenerek okuyorum.
    bazen sana destek olmak için yazıyorum.
    yanlız değilsin.
    bu yazının altına imzamı atarım.
    mahsun olma,üzülme,ALLAH IN yardımı sana ulaşmış.(kuran)ile
    sen ki erdemini KUR’AN dan almışsın.
    senin terbiyen,ahlakın KUR’AN olmuş.
    senin kaynağın tek korunmuş kitabın olan KUR’AN olmuş.
    senin yazıların birilerinin rahatsız edebilir. etsin. abisine,şeyhine,celalettinine,uçana,kaçana,mutlaka dokunacaktır.rahatsız olacaklardır. olsunlar.
    onlar asırlardır top model olmuş.KUR’AN bilmezleri anlatmakla oyalana dursunlar.
    sen ki onlara cevabın hep KUR’AN ile olsun.şimdiye kadar olduğu gibi..

    fatma kardeşim de çok güzel anlatmış.
    biz düşmedik ki yaratılana sarılalım.
    bizler ölüden medet ummayız.
    bizler KUR’AN ahlakıyla ahlaklı insanlarız.
    bizlerin tek şefaatcısı vardır.o da bizi yaratan ALLAH dır.
    bizlerin tek velisi vardır.o da ALLAH dır.

    bizleri ne gözü yaşlısı,ne geylanisi,ne de celalettini ilgilendirmiyor.onların söylediği hiç bir söz bizleri bağlamaz.

    bizim söz/hadis olarak ALLAH ın sözü/hadisi/sünneti/kitabı ilgilendirir.

    ben kaynak olarak içi HİKMETLE dolu KİTABIM KUR’AN bana yeter.

    saygılarımla

  4. kendilerini süpermen sanan ve onlara uyanlar.
    (buhari,celalettin rumi,gazali,geylani,şemsi tebrizi,konevi,kürdi,) ve digerleri
    bunlara tabi olanlar bakın nediyorlar.

    Gün olur, yüzleri ateşin içinde evrilip çevrilir de şöyle derler: “Vay başımıza! Keşke Allah’a itaat etseydik, keşke resule itaat etseydik.”33/66

    Ve derler ki: “Rabbimiz! Biz, efendilerimize, büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.”33/67

    “Rabbimiz, onlara iki kat azap ver; onları büyük bir lanet ile lanetle!” 33/68

    bunlar bizim atalarımızdır.ne yaparlarsa ve söylerlerse uyarız diyenler.bakın ne derler.

    Böylelerine, Allah’ın indirdiğine uyun dendiğinde şu cevabı verirler: “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.” Peki, şeytan onları, alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı? 31/21

    bizler kendi yaptıklarımızdan ve inançlarımızdan sorumlu tutulacağız,atalarımızın yaptığından değil dediğimiz zaman sen onlardan daha mı iyi bilirsin derler.

    İşte bunlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Kazandıkları kendilerine. Sizin kazandığınız da size. Onların yapıp ettiklerinden siz sorumlu olmayacaksınız.2/141

    ilahi mesaj kendilerine okunduğu zaman büyük zatlar,alimlerimiz.bize kur’anı açıklıyor derler.biz anlamayız derler.

    …Sana bu Kitap’ı indirdik ki herşey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.16/89

    uyduruk zatların,sahte din adamlarının hükümlerine uyarlar.ALLAH ‘ın hükmünü hiç okumazlar.okuyupta doğruyu söyleyenleride kötü sözlerle,hatta kafirlikle bile şuçlarlar.

    Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya düşenlerden olma. 6/114

    KUR’AN da ayrıntılı açıklama yokmuş.ALLAH ‘ın kitabına atılmış en büyük iftira da bu olsa gerek..
    ..Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye. 6/65

    Yemin olsun, biz bu Kur’an’da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler.17/89
    ..Derin derin düşünen bir topluluk için ayetleri böyle ayrıntılı olarak veriyoruz. 10/24
    …İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde ayrıntılı kıldık.6/89
    Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler. 38/29
    İşte sana o Kitap! Kuşku/ çelişme/ tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, sakınanlar için. 2/2
    akledecek için KUR’AN YETER.
    GEÇMİŞ İNSANLARI YÜCELTMEK BİZE FAYDA SAĞLAMAZ.ONLARIN YAŞADIĞI HAYAT KENDİLERİNİ İLGİLENDİRİR.BİZİM YAŞADIĞIMIZ HAYAT BİZİ İLGİLENDİRİR.BİZİM ONLARA BİR FAYDAMIZ YOK GEÇMİŞ ZAMAN DA YAŞAMIŞLARINDA BİZE FAYDALARI YOK…

    SAYGILARIMLA

  5. Raslantılarla açıklanamayacak oranda yazılarında kendi ruh halimden ipuçları buluyorum. Olduğun kişi ile olmaya başladığın kişi arasındaki mesafe azalınca değerler beklediğinden daha hızlı değersizleşebiliyor.
    Dün işkence zoruyla dahi ağzından dökülmeyecek kelimeleri bugün rahatça söyleyebiliyorsan , bil ki yaptığın eleştiri değil artık,hakarettir. Suya dalmadan önce ciğerlerinde hava biriktirirsin ve su altında havasız kaldığın müdetçe yetinirsin onunla ama yüzene çıktığında tüm hava seninmiş gibi solarsın. Düşününce durum bunu andırıyor, hayatı boyunca biriktirdiklerinin yanlışlığını öğrenen ve amerikayı yeniden keşfetme peşine düşen kişi psikolojisi ; biraz öfke,biraz hayalkırıklığı, biraz şaşkınlık…
    Yanlışa yanlış demek doğrudur fakat bazen yanlışa yanlış demekte yanlışmış gibime geliyor. Belki nedeni, yanlışa yanlış demenin de doğru ve yanlış yolları vardır.
    Yazılarını zevkle okuyorum, ve çoğu zaman yazdığım yorumları göndermeden siliyorum, çünkü kendimce doğru olanın başkası için yanlış olabileceğinden çekiniyorum. Pek normal ruh hali değil aslında benimkisi :))
    Allah herkesi doğru yola iletsin

  6. Müsadenizle şu ana kadar bu yazıya yorum yapanlara ayrı ayrı cevap yazmak yerine hepinize yönelik tek bir yorum yapacağım:
    Her biriniz yazının lehinde olsun aleyhinde olsun o kadar güzel yorumlar yapıyorsunuz ki inanın ki sizden çok şey kazanıyorum, çok faydalanıyorum. Hatta yeterince yanıtlayamadığım için mahcup oluyorum.
    Fatma arkadaşımın yorumları son zamanlarda bana en çok güç verenler yorumlar oldu. Öyle katkı sağlar bir tarzı var ki yazdıklarımdan daha değerli buluyorum sözlerini.
    Pabuç kardeşim baştan beri beni takip edenlerin en başında olarak her zaman yazılarımın dengede olmasını sağlıyor. İyi günde kötü günde samimi yorumlarıyla, azıcık geri kaldığım veya aşırıya kaçtığım zaman Pabuç’un yaptığı yorumlar derhal hizaya getiriyor.
    şimşek arkadaşım ise arada bir uğramasa da her uğradığında coşkusuyla ve içtenliğiyle ve de en etkili katkılarıyla yazılara bir başka anlam katıyor.
    Uğur Beşiktepe ve Gökhan’ın yorumlarını okumak ise ayrı bir zevk. Eskiden yazılarım bu kadar çok zamanımı almazdı. Onların düşündürücü yorumlarını okumak ve üzerinde düşünmek için ekstra zamana ihtiyaç duyduğumu itiraf edeyim.
    Bu yazının altında henüz yorum yapmamış olan Berat, Fatih, Banu, Aslı, Metin ve Fikret (eğer unuttuğum başkaları varsa affetsinler) gibi değerli yorumlarıyla katkı verenler var. Hepiniz benim için çok değerlisiniz. Burada hepinizi okurlarım değil arkadaşlarım olarak görüyorum. Allah’tan diliyorum ki o geleceği kesin olan en güzel günde de yine arkadaşlar ve komşular oluruz. Hepinizi çok seviyorum.
    Selam ve dua ile…

  7. Kalemine sağlık Kamil Kardeşim. Allah razı olsun. İtiraf etmem gerekirse, “yanılmış olmaktan korkmaya başla…” 🙂

    Selam ve Dua ile,

    1. sevgili gökhan kardeşim.
      celalettin rümi hakkında acizane tavsiyem.
      1- internetten bakabilirsin.( tevhit nesli ) burda ( sakıncalı esrler ) bölümünde celalettinin gerçek yüzünü burda kendi eserlerinden alınma yazılarla tanıya bilirsin.
      2- prof.dr. Mikail BAYRAM hocanın kitabı olan ( AHİ EVREN-MEVLANA MÜCADELESİ) kitabını mutlaka ama mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
      3- tasavvuf konusunda da Ercüment ÖZKAN ( tasavvup ve islam ) kitabını mutlaka okumalısınız.
      4- Ercüment ÖZKAN google den diğer yazılarınıda bulabilirsiniz.
      5- prof.dr. Abdulaziz BAYINDIR hocanın ( Ku’!an ışığında Tarikatçılığa bakış ) kitabını da okuyabilirsiniz.
      saygılarımla

  8. yani demek istediğim bunların esasında güvenilir olmadığı söyleminizi destekleyen kaynaklar belirtirseniz merakla okuyacağım

  9. Değerli Kamil abim,

    Tavsiyene uydum, uzaklaştım bulunduğum yerlerden ve epey rahatladım ama bu esnada sen hiç boş durmamışsın anladığım kadarıyla. Ara ara yazılarına göz atabildim ama detaylı okumadım açıkçası. Hepsini önümdeki günlerde uzun uzun okuyacağım 🙂

    Bu yazının altındaki yorumunda ismim geçtiği için buradan başlamak istedim. Güzel dualarına tüm kalbimle katılıyor kendim adına bizde seni çok seviyoruz diyorum. Allah yolunu, bahtını, zihnini daim berrak eylesin.

    Eleştirildiğin noktayı okuyunca, sevgi olamayınca saygıda karşı tarafın beklentilerinin çok altında ve ancak bu kadar oluyor diye düşündüm.

    Sevgi olamayınca…

    Yazılarında tüm samimiyetinle Kuran ahlakına uygun davrandığını, bunun için çaba sarf ettiğini Allah’ın izniyle görebilen biri olarak bu tavrının da -Mücadele 22- ayetinin bir tezahürünü görüyorum.
    Dini Bütünlerden (Süpermenlerden) bahsedilirken neden benim içim ürpermiyor, neden bu insanlar sanki abartılıyormuş gibi geliyor, neden bu işler bana anlamsız ve boş geliyor. Acaba bilmeden doğru yoldan epey saptım da kalbim mi mühürlendi? Gibi düşüncelerim yoğunlaştığı bir dönemde fark ettim bu ayeti.

    Konuşan kitap Kuran, Allah’ın kelamı, Hidayet kaynağı, Kalplerimizi mutmainleştirecek yegane Zikir yine cevabımı verdi. Allah’a hamd olsun.

    Bu site altında hizipleşmeye mahal vermek istemem ama bu ayeti de yazmak istiyorum.

    Mücadele 22: Allah’a ve ahiret gününe inanan bir topluluğun, Allah’a ve resulüne karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurduğunu göremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır. Allah’ın hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah’ın hizbi, başarıya ulaşanların ta kendileridir!

    Biz Allah ve resulüne karşı değiliz o kişiler bizzat sizsiniz. Diyebilir ve bu ayetle kendi düşüncelerine bir kılıf edinebilirler. Ama kimse fazla düşünmesin 19. Ayeti okuduğunuzda belki bir şeyler görmenizi sağlar Rabbimiz.

    Zaten bu sitede verilen ana mesajlardan bir tanesi 19. Ayetteki duruma düşmemek.

    Daha Rabbimizin İLK EMRİNİ yerine getirmeyen ve getirmemek için de olmayacak yollara başvuran insan, Allah ve resulüne daha ilk elden KARŞI gelenlerdir.

    Senin de daha önce adeta gözümüze sokarcasına bahsettiğin ve bu yazında da bahsettiğin gibi biz bu kitabı anlamanız için kolaylaştırdık diye yeminler eden Rabbimize, Hayır biz anlamayız onu 100 yılda bir gelen müçtehidler anlar ve tefsir eder diyerek Kuran’dan uzaklaşanlardır Allah ve resulüne karşı çıkan.

    Şimşek abim bir sürü ayet yazmış, gerçek sahibinin bu sözlerini ve daha fazlasını düşünmek yerine başka efendilerine koşulsuz biat edendir Allah Ve resulüne karşı çıkan. Neyse fazla uzatmaya da gerek yok.

    İnsanlar nişanyan gibilere direkt cehennemlik olarak baktıkları için etkili olmuyor söyledikleri. Ama içeriğinden haberdar olmayarak önemsedikleri Kuran’dan kendi anlayışlarına zıt şeyler söyleyince dikkatlerini çekiyor ister istemez.

    Allah cümlemizi dosdoğru yoluna iletsin.

    Neyse, bu ayeti buraya yazmakla kendimizi temize çıkarmış olmayalım, Rabbimiz böyle bir gafletten korusun bizi kimin Kendisine karşı sorumluluk taşıdığını en iyi bile O’dur şüphesiz.
    Sadece yanlış Tarafta olmadığınızdan emin olun demiş olalım.

    Yazılarının devamını bekliyoruz abi. Rabbimiz yardımcın olsun.

    Saygılar, Sevgiler.

    1. Biraz dinlenmiş ve rahatlamış olmanıza sevindim. Galiba bana da böyle birkaç günlük bir şey lazım. 🙂
      Fatih, güzel sözlerin ve detaylı yorumun için çok teşekkür ediyorum. Üzerine söylenecek bir şey yok.
      Allah’a emanet ol. Saygılar da sevgiler de bizden…

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.

%d blogcu bunu beğendi: