Gezipark

eylemcilerin pankartı“Düşünen İnsan mı Öfkelenen İnsan mı?”

Politik konuları konuşmaktan uzak durmaya çalışsam da son günlerde gündemde olan Gezipark olaylarından dolayı beni okuyanların olaylar hakkında ne düşündüğüme dair merakları olduğunu tahmin ediyorum. Bu sebeple görüşlerimi kalemimin meramı yettiğince anlatmaya çalışayım. Bir ben doğruyum demiyorum ama düşünmek yerine öfkelenen hemen herkeste bir yanlışlık görüyorum. İnsanların çoğuna uymayı doğru kabul etmiyorum ve uyamıyorum da zaten. Birbirine kim olursa olsun doğrudan yana olmayı, karşı tarafı anlayabilmeyi, adil olmayı ve sabrı tavsiye edenler müstesna. İşte bana göre yanlışlar…

Halk adına politika yapmayı hiçbir dönem beceremeyen siyasi partilerin hareketleri fırsat bilerek beceremedikleri muhalefeti, eylemlerin gölgesine sığınarak yapmaya çalışmaları…

Halkın en azından yarısını temsil etmediği açık olan iktidarın kendilerini eleştirenlerin ne demek istediğini ve birikmiş öfkenin nedenlerini anlamak yerine öfkeye öfkeyle karşılık vermeleri…

Bu ülkenin yönetiminden en sorumlu ve en itidalli olması gereken kişinin toplanan kalabalıklara nazire yaparcasına bir başka siyasi partiye atfen “ben de bir milyon kişi toplarım” diyerek veya her sloganı siyasi bir başka partinin eylemciliği kabul ederek hizipleşmeye ve kargaşaya açık kapılar bırakması…

Bu ülkeyi hiçbir dönem sevememiş ve her karışıklığı fırsat bilen marjinal grupların her zamanki kendi çirkin hareketlerine, yakıp yıkma girişimlerine kalkışmaları…

Haber kanallarının böyle bir gündemde haber vermemekte ısrar etmesi ile yeterli olmayan haberlerin doğru yanlış, taraflı tarafsız, kasıtlı kasıtsız kaynaklarca dağıtılması sonucunda öfkenin dinmesi yerine körüklenmesine fırsat verilmesi…

İnsanları sağduyuya davet ettiğini düşünen ve olaylardan açıkça rahatsız olan bir takım iyi niyetli insanların bile yaptıkları sağduyu çağrısını karşı karşıya getirilmeye çalışılan görüş sahiplerinin sadece bir tarafına yöneltmesi ve bu yönde kendi siyasi görüşlerini savunmaya kalkmaları…

Polisin tavrı her ne kadar yanlış olsa bile, polisle karşı karşıya gelmeyi onur ve mücadele göstergesi sayıp, fikri olgunluğa erişmemiş insanların panzerlerle ve bu ülkenin polis memurlarıyla çatışmak için sokaklara akın etmesi, bunun yerine düşünce ifadelerinin verilmesinin unutulması…

İlla ki Arap Baharı gibi bir Türk baharı hevesi istenmesi…

Olaylar esnasında halkın arasında birbirine yöneldiği varsayılabilecek bir hizipleşme yokken, bir takım fırsatçıların dini ve milliyetçi söylemlerle insanları birbirine karşı tahrik etmeye kalkışmaları…

Bazı insanların adamakıllı bir görüşü bile olmadığı halde, tepkileri bir futbol maçı fanatikliğiyle aynı çerçevede değerlendirip sokaklarda ne yaptığını bilmez biçimde bir maç sonrası eğlencesi gibi yaşamaları…

Taraflı olduğu halde menfaatleri icabı bugüne kadar tarafını belli etmekten kaçınan, fikirleri olduğu halde fikirlerini daha önce söylemeyen bazı ünlü kişilerin, işin boyutu büyüyünce koşa koşa taraf oldukları yöne koşmaları…

Dini görüşünü mevcut siyasetten uzak tutmaya gayret eden veya tam tersi siyasi görüşlerini insanların dini görüşlerine saygı duyarak ifade etmeye çalışanların kendi dindaşları veya kendi siyasi taraftarları tarafından ihanet edenlermiş gibi algılanması…

İnsanların çoğuna uymayı hata kabul ederek, hiçbir tarafla hizipleşmemiş, hep kritik düşünmeye çalışmış, hiç kimseyle karşı karşıya gelmemeyi ön planda tutmuş, olaylara karışmayan ve sadece her yöne tarafsız bir sağduyu çağrısı yapanların da bu yönde yaptıkları sağduyu çağrılarının illa ki ihanetvari bir hizipçilik kabul edilmesi,  taraf olarak algılanması…

İnsanların düşünmek ve düşünceleri çerçevesinde hareket etmek yerine öfkelenmeleri ve öfkelerinin onları götürdüğü yöne koşmaları…

Umarım tüm bunlardan sonra iktidar da, muhalefet de, dindarlar da, her yönde türlü görüş sahipleri de kendilerine düşen payı alır ve şapkalarını önüne koyup bir düşünürler “acaba biz nerede ne hata yapıyoruz” diye… Adalet de sağduyu da tepeden tırnağa herkese lazım, sadece tepedekilere ve sokaktakilere değil…

Neticede ne olmalıydı diyenler çıkabilir. Tek cümle; hizipleşmenin, öfkelenmenin yerine sağlıklı düşünerek ve karşı tarafı anlamaya çalışarak hareket edilmesi gerekirdi. Bu herkes için gerekli…

Saygılarımla…

taksim meydanı eylemleri

0 Replies to “Gezipark”

  1. Söylemek istediklerimizi siz en güzel şekliyle dile getirmişsiniz…
    Birilerinin zaten bu ülkeyi karıştırmak için fırsat kolladığını bilerek böyle olaylara fırsat veriyoruz ya cidden düşünmeyen bir milletiz,çok ama çok üzülüyorum…

    Fotografta yazınızı çok güzel tamamlamış..

    Var olunuz…

  2. Balik bastan kokar misali. devlet kurumlarinda ve unilerde basörtü/türban yasagi gibi haberlerle karsilasiyoruz.

    Ama en önce sormamiz gereken soru: Neden basötüsü/türbani tasiyan bir hanimi olan biri devlet basina getirilliyor?

    Kim secmistir bu devlet bakanini, Halk mi yoksa Meclis mi?

    Madem dinle siyaset Türkiye Cumhuriyetinde ayri tutuluyor, neden o zaman dini partisine uyarlamaya calisan biri devlet idarecisi olarak seciliyor?

    Tayyip bunu planlamismidir önceden? Secim siralarinda hanimi yaninda hangi görünümlerdeydi? Yoksa sonradan mi ortaya cikti, is isten gectikten sonra?

    Bir devletin idarecileri halkin cogunlugunun da arzu ettigi konularda anlayis göstermelidirler.

    Halki temsil eden, halk tarafindan devlet idaresine secilenler halki temsil etmeye devam etmelidirler. Ille de benim dedigim olacak, benim caldigim düdüge uyulacak diye bir sey olamaz. Bu diktatörlük olur ancak.

    Üstelik arzu edilmeyen bir devlet baskaninin halen hükümet basinda kalmakta israr etmesinin sonuclarini günbegün takip ediyoruz dünya haberlerinde.

    Benim dedigim dedik, caldigim düdük uygulanmalidir diyen bir devlet adamina halki ihtiyaci yoktur.

    Üstelik adini tarihe gecirme arzusuyla oraya buraya yapilan insaatlara kendi isimlerini vermek ne demek oluyor? Halki parasiyla yapiliyor tüm bunlar, neden halktan birinin adi verilmiyor? Ille de taninmis birisinin ismi mi olmasi gerekiyor?

    Neden Tayyip’in hanimi bir okul actiriyor (!) kendi adina? Kendi sahsi servetiyle mi actiriyor okulu yoksa halkin vergileriyle mi? Kendi servetinden olusuyorsa, nasil oluyor dinci olarak görünen bir hanim onca servete sahip olabiliyor? Hic mi paylasmiyor malini mülkünü ihtiyac sahipleriyle?

    Asirlardan beri helak olduk gittik. Tek derdimiz tek konumuz Islam’in temsilciligini basörtüsünde aramaktan.

    Millet uzaya giderken biz tas devirlerinde kaldik.

    Gün bu gündür. Yasamimiz bu gündür. Kimin gecmiste ne yaptigindan sorumlu tutulmayacagiz. Bir takim sahislar ilah edilerek arkasindan kosmayi birakmak ve Islam’i yeniden ilk temelleri üzerine kurmak gerektir.

    Bu dünyada Allah icin variz, Allah icin yasiyoruz ve sonumuz yine yüce Allah’in huzurunda toplanmak olacaktir.

    Para ve güc hirsiyla yapilan oyunlara gelmeyelim.

    Yegane güc ve mülk sahibi yüce Allah’tir.

    Din adina yapilan uygunsuzluklardan biktik usandik artik.

    Ille de koskocoman ISLAM DEVLETI adini tasimak mecburi degildir. Insan oldugumuzu unutmadan, insanlik vazifelerimizi unutmadan birbirimize destek olarak güzel ayetlerin isinda da bir idare sekli olabilir.

    Idare seklinin adi mühim degildir, mühim olan Rabbin emrettiklerine uymaktir. Bu yoldan gidilmedigi müddetce aldatildigimizin farkina varmamiz gerekmekte ve gereken uygulama yollarina gitmeliyiz.

    Halk aydinlatilmalidir, tek yönlü/tarafli olarak degil, genis bir görüs altinda yapilmalidir.

    Hakk tektir, bir kac tane degildir, öyle olmus olsaydi mahkemeler olmazdi. sen de haklisin o da hakli felsefelerinden uzaklasmak gerekir artik. Menfaat gözetilerek ona buna hak vermek kadar büyük bir sacmalik/haksizlik olamaz.

    Nisa / 135 :

    Ey iman etmiş kimseler! Kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, Allah için tanıklık eden kimseler olarak hakkaniyeti oldukça ayakta tutanlar/gözetenler olun. İster zengin olsun, ister fakir olsun, bilin ki Allah, ikisine de daha yakındır. Artık adaleti yerine getirebilmek için hevânıza uymayın. Eğer eğip bükerseniz veya geri durursanız, biliniz ki, şüphesiz Allah yaptıklarınıza haberdardır.

    Selam ve dua ile.

    1. fatma kardeş
      noktalı harfleri hiç kullanmıyorsun.
      okuması zor oluyor.
      bütün yazıların okunmaz durumda
      biraz özen gösterirmisin.
      saygılar.

  3. Simsek Kardesim, Alman Tastaturunla ancak bu kadar yazabiliyorum 🙂

    Noktali harf ne demek? Cahil olmak cok zor dogruyu söylemek lazim gelirse, ne türkcem tam ne de almancam. Allah yardimcim olsun yazismalarimizda.

  4. İnsanlara yukarıdan bakarak konuşmaktan hoşlanmasam da ,bazen bunun dışına çıkmak zorunda kalıyorum. Son birkaç gündür süre gelen olayları internetten,kısmende olsa yakından takip etme fırsatı buldum. Protestolara katılanların konuşmalarına şahitlik ettim,attıkları sloganlar vs, hatta o insanları örgütleyen bazı kişileride yakından tanıyorum. Medyanın daha doğrusu sanal meydanın insanlar üzerindeki etkisini de iyice anlamış oldum.
    O görüntüleri görünce emin olduğum bir şey varsa,bu ülkedeki insanların derdi demokrasi,insan hakları,adalet değil…
    Çünkü yıllarıdır savunduğum gibi eğer öyle olsaydı, daha geçen ölen yüze yakın insan için,bu protestoların çeyreği yapılırdı.
    Her şehit haberi geldiğinde sokağa dökülenlerin derdi insan olsaydı, her yıl trafik kazalarında ölen ortalama 3 bin kişi için bu gösterilerin çeyreğini yapılırdı.
    İsrailin öldürdüğü vatandaşlarımız için günlerce sokağa dökülenlerin derdi insan olsaydı,her yıl koca şiddetine maruz kalıp öldürülen kadınlar veya işçi kazalarına bu protestoların çeyreği yapılırdı…
    İnsanlar kendilerini kandırmak istiyorlarsa kandırsınlar ama benim kesin bildiğim bir şey varsa bu ülkedeki insanların derdi, demokrasi ,insan hakları veya adalet değil !! çünkü yarın başa kendileri gelse bunlar umurlarında olmayacak,herkesin tek isteği egosunu tatmin etmek,isteklerini diğerlerine dayatmak !!!

    Allah herkesi doğru yola iletsin

  5. Selamlar Abi,

    Giriş sorunu okuyunca kendi içimde bir de ”Öfkelendiren” insan mı sorusunu da ekledim doğrusu.

  6. Yazdıklarınız tam bir özet olmuş.Eklenecek pek bir şey kalmamış açıkçası. Zaten olay ağaçtan ve Gezi Parkı’nın ötesine geçti ve partizanlığa dönüştü. Artık kimse ….ama diye cümle kuramamaya başladı. Kimse burnundan kıl aldırmıyor tabir-i caizse ve partizanlık aldı başını yürüdü. Herkes yüzde yüz haklı. O yüzden karşıdan bakıp politika seyrediyorum. Allah sonumuzu hayretsin…

  7. çookkkk söylenecek şeyler var amma…
    sinirlerime hakim olamıyorum.
    tek ve kısaca şunu söylemek istiyorum.

    r.ihsan eliaçık
    anti kapı kulu…
    erdemsiz,miraç uçurtması
    —————————————-
    defalarca yazdım.hep sildim.

    1. Degerli Simsek Kardesim,

      fikirlerinizi aciklamaktan cekinmeyin. Özgür birer varlik oldugumuzu unutmayin.

      Sayet fikirlerimizi özgürce paylasamiyacak olursak, özgürlügümüzün ne degeri olabilir.

      Ibrahim Peygamber: Rabbim! Ölüleri nasil diriltiyorsun? Göster bana, inanmadigimdan degil, daha da emin olayim diyor.

      Musa Peygamber: Rabbim! Kendini göster bana diyor.

      Düsünebiliyormusunuz ne demektir bu?

      Rabbimiz kizmiyor, alinmiyor bu hareketlere.

      Bizim fikirlerimiz Ibrahim ve Musa Peygamberlerin ( Allah’in Selami üzerlerine olsun) sorgu ve isteklerinden daha mi agir ki cekiniyoruz.

      Sahsen ben fikirlerinizi özlemle bekliyorum.

      Birbirimize acilalim, birbirimizi tamamliyalim.

      Birilerini darilacagini, alinacagini gör önünde tutarak kendi düsüncelerinizi ackilamaktan kacinmaniz dogrumu?

      Selam ve Dua ile.

  8. @şimşek: Fatma’ya da söylediğim gibi: Güzel şeyler de var, yakışmayan şeyler de. Bizim de sözlerimize dikkat etmemiz gereken zamanlar… Epey not aldım ama yazar mıyım yazmaz mıyım yoksa havuza atıp zamanı gelince yazmayı planladıklarımın arasına mı koyayım karar veremedim. Ama her yöne söylenecek çok fazla şey var. Kendimizi de ihmal etmeden.. Ama şu bir gerçek bu gençler bilerek ya da bilmeyerek birçok insanı uyandırmış olabilir… İyi tarafından bakılabilecek çok şey var. Siyaseten en tarafsız olunması gereken bir zaman. Çünkü senaristler yazmaya başladı ve hatta en kıdemli ağızlardan okutuyorlar bile… Resimler üç beş boyutlu. Paronayakça değil ama şaşı bakıp şaşırabilir insan. 🙂

    1. Emevi devrinin baskilari ne zaman sona erecek degerli Kardesim Kamil?

      Bize özgürlügü/hürriyeti (!) hediye edenlere ömür boyu minnettar mi kalacagiz?

      Kimin topraklarini kime hediye ettiler?

      Yeryüzü hepimizin degilmi?

      Bülbülü altin kafese koymuslar, ah vatanim demis. demiste, vatandan kasti nedir bülbülün elbette ormanlar, rahat rahat dolasabilecegi ormanlar, agacliklar.

      Bizi de altin kafese kapstmis olmuyorlar mi hürriyet ayaklariyla? Ben kafesten kacipta yok olani görmedim henüz, hepsi yasadilar ve yasiyorlar.

      Dilimize/sözümüze sansür, neredeyse düsüncelerimize dahi sansür koymaya kalkiyorlar ve daha kücükten uyutuluyoruz.

      Allah’in Rabb’ligini kabul etmeye tenezzül etmeyenler, seve seve bir takim baska Rabb’ler ediniyorlar. En azindan Allah’in adiyla bir takim isimleri anmayi kabul ediyorlar.

      Ben de neler anlatmak isterdim, ama…. henüz o kivama varamamis oldugumuzdan hepimiz susmayi kabul ediyoruz.

      Bildigim ve uygulayacagim bir tek gercek var, Allah’tan baskasina yalvarmam, kimseyi araci koymam, Allah ile hic bir ismi beraber anmam. Tek arzum, en azindan bu yolda can vermemdir.

      Selam ve Dua ile.

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.

%d blogcu bunu beğendi: