Saray Damına Pisleyen Köpek

saraydaminapisleyenkopek

Yeryüzünü Gezin Dolaşın da Görün…

Dünya üzerinde yıkılmış, harap olmuş binlerce antik kent ve uygarlık bulunuyor. Bunların belki de çok büyük kısmı arkeologlar ve tarihçiler tarafından ortaya çıkartılmış ve çeşitli metodlarla tarihleri (yaşamları) okunmuş, açıklanmaya çalışılmış. Böyle yerleri gezip görüp insanlık tarihini canlı olmasa da okumak bugünkü iletişim imkânları sayesinde çok mümkün. Eskiden olsa uzun yolculuklar yapmak, önceden planlar kurmak, nokta hedefli birçok turistik geziye katılmak ve rehber kiralamak gerekirdi. Zaten insanların çoğunun ilgi alanına girmeyen böyle gereksiz(!) bir iş için kaynak ayırması israf sayılmaktaydı. Oysa şimdi internet gibi bir nimet sayesinde bu gezileri yapmak, gözleri olanın okuması, kulakları olanın duyması için birkaç web sayfası sörfü yapmak hiç de zor ve zaman israfı olmasa gerek. Hele bu gördüklerinizi dizi ve magazin programı seyretmek için ayrılacak o değerli zamanlardan kısarak kitap okumayla da desteklerseniz gördükleriniz hayatınıza anlam verecek uyanışlara vesile olacaktır. Kitap okumayı bir türlü sevemeyenler içinse bu tarihi kalıntıları anlatan o kadar ilgi çekici belgesel film var ki aslında istisnalar hariç hemen hiçbirimizin bunları öğrenmemek için mazereti kalmıyor.

6 Enam 11 De ki: Yeryüzünü gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün.

Canlı olarak da hemen hepimiz büyük ihtimalle tarihi bir yıkıntıyı gezmişizdir. Fotoğraflarda ve videolarda gördüklerimizse cabası. Bu gördükleri karşısında düşünen insanın şaşkınlığa uğramaması mümkün değil. Tromso betonu gibi sert kayaların, tuğlaların nasıl yerle bir olduğunu, o zenginliklerin, korunmuşlukların nasıl ortadan kalktığı, medeniyet denizinde kürek çeken o imparatorlukların, krallıkların nasıl yıkılabildiği, aşılmaz denen duvarların aşıldığı, bitirilemez denen malın mülkün nasıl yok olup gittiğini insan zihninde canlandırmakta zorlanıyor. Elbette bu yıkılışların çeşitli bilimsel açıklamaları var. Ama her açıklayışta iş dönüp dolaşıyor ve o medeniyet sahibi üstün insanların ne bu bilimsel nedenleri, ne de bu bilimsel nedenlere götüren yolculuktaki anahtarın ahlak zafiyeti ve mal hırsı olduğunu göremediklerine gelip dayanıyor.

3 Al-i İmran 137 Gerçek şu ki, sizden önce nice sünnetler gelip-geçmiştir. Bundan dolayı yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl oldu bir görün.

Zenginleri fakirlerden ayıran duvar kalıntılarının arasında gezerken, işçilerin kanıyla teriyle üst üste yığılan taşlara sürtünüp geçerken düşünüyor musunuz? İşte kölelerin inşa edip de içeriye efendilerinden ve üstün sayılmış sınıftan başkalarının girmelerinin yasaklandığı o sarayların bahçesine, yıkık çatısına az önce hemen yanınızdan geçen uyuz bir köpek pisliyor.

Şeytanın belki de en büyük suçu insana secde etmemesi değil, secde etmemesine gösterdiği gerekçedir. Nedir o gerekçe? “Ben ondan üstünüm!” Eğer şeytanın gerekçesi “Ben sadece sana (Allah’a) secde ederim” olsaydı böyle olur muydu sonu sizce? Üzerinde düşünmek gerek.

7 Araf 12 (Allah) Dedi: ‘Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?’ (İblis) Dedi ki: ‘Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.’

7 Araf 13 (Allah:) ‘Öyleyse oradan in, orada büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin.’

Daha Kuran’ın en başındaki Fatiha suresinde “İyya kena’büdü ve iyya kenestain” diye bize söyleterek Allah bize bunu hatırlatıyor olabilir mi! “Yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım dileriz” Kimse Allah’tan üstün değildir ve senin de, mülkün de sahibi odur. Sen de yeryüzünde böbürlenip şu insandan, bu insandan, kimseden üstünüm deme! Üstünlük sakalda, çarşafta, paracıkların, araban, gemin, kaftanın olmasında, tacı takmanda değil de O’na bağlılıkta ve O’na güvenmekte olmasın!!!

Kendini ve eşrafını başkalarından üstün görmeye başlayanlar kırmızı butona basmış demektir. İnsanları avam, ümmi, ibrani, varoş, malını çalacak hırsız, duvarının üstünden atlayıp rahatsız edecek sefil, üzüm bağındaki tırtıl, her zaman yardıma muhtaç zavallı, üzerinden sadece sevap kazanılacak fakirler gibi görmeye alışanlar kendilerini başkalarının gözünde tanrı gibi görmeye başladıkları anda medeniyetlerini yıkmak için bombanın pimini çekmiş oluyorlar. Ve onlar istiyorlar ki bizim kendimizi tanrı görmemiz yetmez, ezilenler de bizi öyle görsün! O halde onlar karınları doydu doyacak kadar üstlerine muhtaç olmalılar! Yüksek kuleler, piramitler, ibadethaneler, tapınaklar, newcity’ler, gökdelenler, saraylar yapmalıyız tanrı olduğumuzu göstermek için! Sunaklarda gök tanrıya bizim vasıtamızla adaklar kurbanlar adamalılar ve böylece bizi gök tanrıyla aralarında ulaştırıcı tanrılar görmeliler! Bize zarar vermemeleri için kendimizi korumalı, bize uyanları ödüllendirmeli, uymayanları hain ilan etmeliyiz! Biz de tanrı ve onun ortakları olduğumuza göre biz de o yönettiğimiz alt tabakalara bizden kopmamaları için başka korkular salmalıyız! O korkuları da özenle seçmeliyiz ki onlardan korktukları için bize daha çok bağlanıp korunmak için bize muhtaç olsunlar!

27 Neml 69 De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da suçlu günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün.

Hiç dikkat ettiniz mi? Her üç kutsal kitapta da fakirler ve alt sınıf, zenginlere karşı ayaklanıyor ve Allah’ın adına peygamberlerinin liderliğinde onlarla mücadele ediyor. Hz.Musa Mısır kölelerini tanrının gölgesi(!) Firavuna’a karşı, Hz.İsa fakir İbranileri zengin Yahudi din adamlarına ve Roma kralının vergi toplayıcılarına karşı, Hz.Muhammed de fakir Arapları ve ümmileri zengin Arap tüccarlarına karşı yanına alıyor. Ne Firavun, ne Yahudi din adamları ne de Mekkeli zengin müşrikler dinsizdi. Hepsinin inandığı bir Allah vardı. Ama hepsinin ortak yanı Allah’ın yanında şerikleri olmalarıydı. Bu şeriklerin en başta geleni tahtadan taştan putlar değil paraları ve mallarıydı. Hepsinin de peygamberlere karşı çıkmalarının altındaki ana neden ellerindeki mal ve mülklerinin ayaklanan fakirler tarafından talan edileceği korkusuydu. Nitekim Allah da gönderdiği mesajlarda (ayetlerle) onların bu korkularını arttırıyordu.

Zengin Mekke müşrikleri halk adına Kâbe’yi koruyor, onur görevi olarak onun örtüsünü değiştiriyor, oraya getirilen kurbanlık hayvanları, çuval çuval bulgurları, giyim eşyalarını ve diğer malları tasnif edip az bir kısmını Allah adına fakirlere, bir kısmını şerik putlara, büyük kısmını da yönetimin bulundurma hakkı olarak kendilerine ayırıyorlardı. Gebe deveden Allah’a kurban (garibana infak) olmaz deyip onu kendilerine alırken boynuzu kırık koyunu, topal keçiyi, öldü ölecek sığırı, çürük sebzeyi ve kurtlanmış bakliyatı yardım dilemek için oraya gelen garibana veriyorlardı. Olay gariban sevindirme olmaktan çıkıp suyun başındaki zenginlerin mal kapma yarışına dönüşüyordu.

81 Tekvir 4 Doğurmak üzere olan develer, kıyılmaz mallar terk edildiği zaman,…

Bugün de bayram kurban kesenle (mal infak edebilenle) kesmeyeni (edemeyeni) ayırma operasyonuna dönüşüyor. Sırf gösteriş için kesilen kurbanlar ve desinler diye eşe dosta dağıtılan sakatatlarla insanlar infak ettiğini sanıyorlar. Gücü olmadığından hayvan kesemeyen ve utancından bilinmek isteyemeyen yoksunlar ve borçlular içinse kurban bayramı utanç bayramına dönüştürülüyor. Zengin dindar, bayram tatilinde para harcamak için Armutlu’daki devremülküne ya da İhl..Holding.. Kuzuluk kaplıcalarına giderken fakir dindar, komşularıyla iade-i ziyaretli bayram konukluğu yapıyor ve mezarlıklarda ölmüşlerine dua ediyor.

İşte bütün o eski uygarlıklara ait antik kentleri fırsat bulup gezerken ya da internette incelerken bu düşünceler süzgecinde bakın o yıkıntılara ve üzerlerindeki işaretlere. Göreceksiniz ki satır satır okuyabiliyorsunuz tarihi ve ispat üstüne ispat ediyorsunuz Allah’ın elinizdeki kitabını. İnsanlar sadece dinsiz toplumlarda değil bizatihi dini icra eden toplumlarda dinin zamanla tahrife uğramasıyla sınıflara bölünmüştür. Allah’ın kitaplarında istediği mücadele bu temel üzerine kuruludur. Yoksa dinsizin, müşrikin dini kendine Allah’ın dini müminedir. İkaz öncelikle kendini mümin sayana, Allah yolunda gitmek isteyenin aklını kullanması gerektiğinedir.

40 Mümin 21 Hiç dünyada dolaşıp da kendilerinden önce gelip geçenlerin âkıbetlerinin nasıl olduğunu görmüyorlar mı? Onlar gerek kuvvet, gerekse dünyada bıraktıkları eserler yönünden kendilerinden daha güçlü idiler. Öyle iken Allah onları günahları sebebiyle yakalayıp cezalandırdı ve Allah’a karşı kendilerini koruyan da çıkmadı.

Ormanların kesilerek kurulduğu şehirlere kıtlığın ve verimsizliğin ağaçsızlıktan geldiğini ve ahlaksızlıkları ve sınıf ayrımları içinde yıkıldığını göreceksiniz. Kayalara oyulmuş süper medeniyetlerin doğal düzenin bozuluşunun yanında sınıf ayrımı, haksız kazanç ve benzeri nedenlerle uğradıkları istilalarla yıkıldıklarını göreceksiniz. Derelerin denizlerin yönünü değiştirip gittikçe kalabalıklaşan şehri sulamaya çalışanların karşılaştıkları doğal felaketleri okuyacaksınız.

Petra’yı, Machu Picchu’yu, eski Mısır’ı, Akropolis’i, Ankhor Wat’ı, Palymra’yı, Busra’yı, Ugarit gibi nicelerini ve güncel şehirlerin birçoğunun altında yatan kat kat eski medeniyetleri inceleyin de görün. Kutsal kitaplarda anlatılandan hiç de farklı olmadığını anlayacaksınız. Su kanallarının nasıl kuruduğunu, yüksek duvarların nasıl yerle yeksan olduğunu, bahçelerin nasıl çekirgelere ve böceklere hedef olduğunu, kendini tanrı yerine koyanların iskeletlerinin ne hale geldiğini anlayabilmek artık bu devirde hiç de zor değil.

35 Fatır 44 Dünyada hiç dolaşıp da, kendilerinden önce yaşamış milletlerin âkıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ve ne de yerde Allah’ı engelleyecek bir şey yoktur. Çünkü O alîmdir, kadirdir (her şeyi hakkıyla bilir ve her şeye gücü yeter).

Yine de anlayana ve aklını kullanabilene tabii ki! Yoksa bir şeyler anlayınca kendisinin de tanrı ya da peygamber olduğunu zannedenlere değil sözüm. Kendilerine itibar ediliyor diye kendini mesih, mehdi, gavs, kutup, Allah dostu, şeyh, zamanın sahibi, zamanın müçtehidi, veliullah, rahip, papaz, haham, molla, Saint, aziz, peder, seyyid, dede, rahibe, imam, halife, vesair din adamı, talebe abisi, NLP koçu, quantum azizi…. ilan edenlere değil sözüm. Gözü görmeyene değil sözüm.

31 Lokman 18 Kibirli davranarak insanlara yüzünü dönme, yerde çalımlı çalımlı yürüme! Çünkü Allah kibirle kasılan, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri sevmez.

Sadece Rum (Romalılar) suresinde neler anlatıldığına bir bakmak bile yeter anlayana. Surenin adı bile yetiyor aslında ama insanlar Kuran’ı hep Arapça okuduğu için maalesef nelerden bihaber olduklarından bile bihaberler. Roma tarihini anlatan dizileri, belgeselleri seyrederler; gladyatörlerin ve sevgililerinin aşk hikâyelerini anlatan filmleri izleyip söylediklerini dinlerler ama gördükleriyle bağlantı kuracak kitabın ellerinin altında olduğunu bilemezler. Hadi bunu iddia edenler, hala iddia etsin sadece Arapça okumak lazım diye. Birkaçına bakalım da ondan sonra hala iddia edebiliyor musunuz bakalım! Elinizde hazine var hazine! Siz hala 77000 tevhid çekip, günde 700 ihlas okuyup, arapça hatim ettim diye cenneti kazanacağınızı, mehdinin gelip sizi kurtaracağını, Takkeli sohbeti dinleyerek iflah olacağınızı zannedin bekleyin bakalım, biz de bekliyoruz.

30 Rum 9 Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt üst etmişler ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

30 Rum 28 Size kendi nefislerinizden bir örnek verdi: Size rızık olarak verdiğimiz şeylerde, sağ ellerinizin malik olduklarınızdan, sizinle eşit olup kendi kendinizden korktuğunuz gibi kendilerinden de korkmakta olduğunuz ortaklar var mıdır? İşte biz, aklını kullanabilen bir kavim için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

30 Rum 32 (O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayıran ve kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.

30 Rum 41 İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur ki, dönerler diye (Allah) onlara yapmakta olduklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır.

30 Rum 42 De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın, böylece daha öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görün. Onların çoğu müşrik olanlardır.

Sözüm görmek isteyene ve kendime aslında.. Siz de sözü kendinize söyleyin, ona okumayı öğretin. Kitabı da hayatı da dünyayı da tarihi de kainatı da okuyabilmeyi… Saraylarda böbürlenenleri veliler edinmeyin. Bakın çok daha büyüklerinin o muhteşem saraylarının damına köpekler pisliyor binlerce yıldır…

22 Hac 46 Peki bu inkârcılar biraz olsun dünyayı gezip dolaşmazlar mı ki, hiç değilse bu sayede düşünüp duygulanacak gönüllere, gerçeğin sesini işitecek kulaklara sahip olsunlar. Ne var ki onlarda kör olan, gözler değil, asıl kör olan sinelerindeki gönüller!

Kalemzade | Cengiz Yardım

Saray Damına Pisleyen Köpek&rdquo hakkında 0 yorum

  1. Ne zaman yazılarınızı okusam, önce sersemletici bir yumruk yediğim hissine kapılıyorum ve ardından kendime geldiğimde sorgu başlıyor içimde. Bu da aynı etkiyi yaptı bende. Gönlünüze sağlık, Allah razı olsun.

  2. Zor değil yalnız Okuyun ve düşünün demiş Yaradan kullarına…Gözler boş bakarken akıl neyi düşünsün !

    Yazılarını okumadan beğeniyorum ve paylaşıyorum sonra okuyorum.ÇÜnkü biliyorum ki yine güzel/faydalı/düşündüren bir yazı yazmışsınızdır..

    Yeni bir kitap okuyorum oradan bir başlığı paylaşmak istiyorum çünkü söylediklerini sizinkine benziyor yazarının:

    ”Adam yalnız kalmıştı adada;bir Kur’an buldu ağacın kovuğunda..Üzerinde”Abdestsiz Okumayın”yazıyordu,lakin abdestin nasıl alınacağı içinde bulunuyorudu”

    Bizler okumamız gerekeni gerçekten ve sürekli okumadığımız sürece düşünmekten de uzak olacağız,kandırılmalara da açık olacağız(!)

    Siz yazmaya biz okumaya/düşünmeye devam…

    saygılar..

  3. Bir çok kişinin görmediği, göremediği bir konuyu böyle güzel işlediğiniz teşekkürler. Şahsım adına konuşmam gerekirse üzerinde gereğince düşünmediğim bir konu geçmiş milletler. Aslında güncel sorunların algılanması ve çözümlenebilmesi hususunda daha geniş bir bakış açısı sunuyor geçmiş milletler.

    Eline yüreğine sağlık…

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.