Steve Jobs ve Düşündürdükleri

“Üç Hikaye Üç Ders”

Steve Jobs… Apple ve Next Bilgisayar ile Pixar Animasyon kuruluşlarına imzasını, dolayısıyla dünyanın bilişim dönemine girmesinde en öndeki adımları atmış önemli bir kişilik… Sanıyorum ki arkasında ticari bir maksat olsa da (Iphone4s’in piyasaya çıkacağı gün olan) 14 Ekim Studiocom Ajansı tarafından Steve Jobs’ı anma günü olarak ilan edildi bile. Her neyse; işin bu tarafı konumuzun çok da kapsamında değil. Geçtiğimiz 5 Ekim’de kanser hastalığı nedeniyle elli altı yaşında hayata gözlerini kapamış olan Steve Jobs’ı; sağda solda, medyada zaman zaman adını duymakla ve Mac’la ilişkilendirmekle birlikte ölümünden sonra bir sosyal paylaşım sitesinde yayınlanmış olan Stanford Üniversitesi’ndeki konuşmasını dinleyene kadar pek o kadar tanımıyordum. Şimdi de çok iyi tanıdığım söylenemese de o konuşma kendisi hakkında bir takım olumlu düşüncelerimin oluşmasına katkı sağladı diyebilirim.

Konuşmasında hayatında yaşadığı üç hikayeden bahsetmiş Steve Jobs. Birincisi noktaları birleştirmek hakkında. Geçmişinde başına gelen olumsuz olayların her birinin yepyeni ve daha başarılı işlere katkı sağladığını ifade ediyor. Bunların arasında, biyolojik annesinin onu üniversite tahsili olan bir anne babaya vermek isterken tam aksine mezuniyeti olmayan bir aileye Steve’i üniversite okutmaları koşuluyla evlatlık vermesi, buna rağmen Steve Jobs’ın üniversiteyi yarıda bırakarak istediği dersleri alma yoluna gitmesi, bu noktadan hareketle başlayan çalışmalarla Mac’i ortaya çıkaran sürecin doğması, font aralıklarının ve diğer özelliklerinin kopyalanması neticesiyle Windows’un da bu sayede ortaya çıkması gibi hususlar var. Dolayısıyla “Ben üniversiteyi bırakmasam Apple da Windows da olmazdı” diyor. Ardından kendi kurucusu olduğu Apple’dan kovulması gibi bir olayın Next Computer’i ve Pixar Animations’ı kurmalarına, bir süre sonra Apple’ın Next’i satın almasına ve yeniden yuvaya dönmesiyle Apple’ın reformlarına ve yenilenmesine, kendisinin de yeniden mutlu bir aile kurmasına vesile olduğunu söylüyor. Tüm bunları anlattıktan sonra “İşte böyle!” diyor, “İleriye bakarak noktaları birleştiremezsiniz, sadece geriye bakarak bu birleştirmeyi yapabilirsiniz” (1). “Bu nedenle sizin geleceğinizin resmini çizecek olan noktalara güvenmelisiniz, bir şeylere güvenmek zorundasınız, kimisi için hayat, kimisi için kader, tanrı, karma inancı her ne ise ona güvenmelisiniz.” diyor ve nedenlerini açıklıyor. “Hayat kafanıza tuğlayla vurur bazen, ama siz inancınızı kaybetmeyin” diye ekliyor.

İkinci hikayesi sevmek ve kaybetmekle ilgili. “Şanslıydım” diyor, “20 yaşımda istediğim işi yapmaya başladım“. “30 yaşımda Mac gibi 2 milyar dolarlık bir şirket kurmuştum, ama sonra kendi kurduğum şirketimden kovuldum” diyor. Sendelediğini ama sevdiği işi yapmaya devam ettiğini ifade ettikten sonra “bu sevgi hem iş hayatı hem de aile hayatı için de aynı olmalıdır, ben bu yüzden buradayımSizin de neyi sevdiğinizi bulmanız gerek.” diye ekliyor.

Üçüncü hikayesi “ölüm” hakkında. “17 yaşımda bir şey okumuştum” diyor: “Her gününüzü hayatınızın son günüymüş gibi yaşarsanız, bir gün haklı çıkarsınız!”(2). 17 yaşından beri bunu uyguladığını ve her sabah aynaya baktığında “Bu gün hayatının son günü olduğunu bilseydin hala yapmak istediklerini mi yaparsın, hala başka şeylerin mi peşinden koşmak istersin, ne yapardın?” diye kendisine sorduğunu belirtiyor. Tüm dış beklentilerin, korkuların, gururun, küçük düşme kaygılarının ve benzerlerinin ölüm karşısında anlamını yitirdiğini ifade ettikten sonra ilk defa pankreas kanseri olduğunu öğrendiği zaman doktorların ona altı ay kadar yaşam vakti kaldığını söylediğini ve hissettiklerini anlatıyor. Ardından ameliyatla düzeleceğinin ortaya çıktığını, iyileştiğini ve yıllardır yaşadığını söylüyor. Neticede yine kanserden öldüğü açıklansa da hayata tutunma çabasının inançlı yapısından kaynaklandığı bu konuşmasında açıkça görülüyor. Sonra şunu da ekliyor: “Zamanınız sınırlı, başkalarının hayatını yaşayarak zamanınızı boşa harcamayın, başkalarının ideoloji ve doğmalarını savunarak ömrünüzü tüketmek yerine kendi istediklerinizi inancınız ve sevginiz çerçevesinde yapın!“.

Son olarak gençliğinde okuduğu bir derginin (The Whole Earth Catalog) kapağında yazan yazıyı kendisine düstur edindiğinden bahsediyor: “Aç kal, aptal (cahil) kal!” (3). Kendisi için hep bunu dilediğini söyleyerek konuşmasını bitiren Steve Jobs’dan dinlediğim bu konuşma son yıllarda dinlediğim en iyi konuşmaydı diyebilirim. Açıkçası etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Sevgilerle kalın…

(1) “You can’t connect the dots looking forward, you can only connect them looking backwards” (2) “If you live each day as if it was your last, someday you’ll most certainly be right” (3) “Stay hungry, stay foolish!

One Reply to “Steve Jobs ve Düşündürdükleri”

  1. Bir Müslüman ve bir bilgisayar öğretmeni olarak düşüncelerimi söylemek istiyorum.
    Steve’in Ölüm Hakkında söylediklerine bakılırsa Materyalist bir anlayışa sahip olduğunu düşünüyorum.
    Ölüm hakkındaki hayat felsefesi gerçekten çok sakat.
    Yaşlanan insanların ölüm sonucu toprağa karışmasını “hayatın en mükemmel devir-daimi” olarak görüyor. Sanki insan bir çöp yığını ve geri dönüşüme sokuluyor!
    Videoyu izlediğimde ayrıca Steve Teistlere laf çakıyordu “Hiç kimse ölmek istemez hatta Cennete gitmek istediğini söyleyenler bile” gibisinden.(Gülüşmeler olmuştu hatta)

    Bill Gates’in inancı nedir bilmem fakat inançlı bir insan olduğunu düşünüyorum.
    Bill Gates milyonlarca kitap sayfasına bedel olan DNA hakkında “DNA mükemmel bir bilgisayar yazılımı gibidir fakat ondan daha mükemmeldir” mealinde bir cümlesi olduğunu hatırlıyorum. Bu cümleden onun bir YARATICIYA inandığını düşünüyorum. Çok güzel yardımlar da yapıyor. Eğitim,açlık,hastalık vs. gibi alanlarda müthiş yardımlar yapıyor.

    Steve Jobs’ta biraz başını kaldırıp DNA’daki müthiş kodları düşünseydi belki Ahiret veya Tanrı açısından daha iyi şeyler yapabilirdi. Kendisini yaratan/programlayan bir Tanrının var olduğunu belki anlayabilirdi.
    Bir elmayı Mac bilgisayarların üstüne icon olarak koymayı biliyor fakat bir elma çekirdeği nasıl yada kim tarafından kodlanmıştır diye düşünmüşmüdür acaba?
    Tüm insanlık bir makina yapıp içine sadece “çamur” koyup çeşitli ürünler(elma,patetes,karpuz) alabildiğimiz bir makina hala yapamadık. Hala odundan ağaçlara,çekirdeklere muhtacız 🙂

    1milyon kitap sayfasına eşit olan ve 4 harf(A,G,T,S) ile yazılmış olan DNA’nın “tesadüf” ihtimali oluşmasına inanmak mı yoksa bir “Tanrının/Allahın” onu kodladığını/yazdığına inanmak mı daha mantıklı?
    Herneyse….
    Her gününüzü hayatınızın son günüymüş gibi yaşarsanız, bir gün haklı çıkarsınız! (Bu cümle üzerine Videoda gülüşmeler olmuştu 🙂 )
    Teşekkürler Steve Jobs!

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.

%d blogcu bunu beğendi: