Olağanüstülük ve Zaman

olaganustulukve zaman

Zaman Olmadığında Olağanüstülük Olur mu?

Elimizi, yüzümüzü veya vücudumuzdaki herhangi bir yeri zaman zaman küçük kazalar sonucu yaralarız. Hatta bazen bunlara o kadar duyarsız oluruz ki kazanın farkına bile varmadığımız halde birkaç gün sonra kolumuzdan küçücük bir yara kabuğunun düştüğünü fark ettiğimizde acaba ne zaman nereye çarptım da çizdim bu kolumu deriz kendi kendimize. Bazen daha da ciddi yaralar, sıyrıklar, zedelenmeler yaşarız. Ancak bunlara hiçbir zaman olduğundan daha fazla önem atfetmez, hiçbir ilaç dahi kullanmadan birkaç gün içinde iyileşip, silinip gittiklerini görürüz. Bu birkaç günde iyileşen yaranın daha kısa bir zamanda, örneğin bir dakika ya da birkaç saniye içinde iyileştiğini ve kapanıp gittiğini görsek ne kadar şaşırırız değil mi? Peki bir yaranın birkaç gün içerisinde iyileşmesi ile birkaç saniyede iyileşmesi arasında hangi fark(lar) vardır, hiç düşündük mü?

Toprağa attığımız bir buğday ya da mısır tanesinin üzerinden aylar geçmeden yine birkaç saniye içerisinde büyüyüp geliştiğini ve başakların ya da mısırların gözümüzün önünde görülür bir hızda belirdiğini fark ettiğimizde bir mucizeye şahit olmuş olmaz mıyız! Eğilip ellerimizle diktiğimiz fidanın animasyon filmlerde olduğu gibi daha biz ayağa doğrulmadan hemen dallanıp budaklandığını ve bir ağaca dönüştüğünü görsek heyecandan neredeyse küçük dilimizi yutmaz mıyız! Peki tahılın üzerinden mevsimler geçerken büyümesi ya da fidanın yıllarca sonra koca bir ağaç olması ile bu büyümelerin çok kısa bir zamanda gerçekleşmesi arasında hangi fark(lar) vardır? Bence arada farklar yoktur. Fark vardır. Aradaki tek farkı söyleyeyim; zaman! Bize bu olayların olağanüstü görünmesi sadece zamanla ilgilidir. Zamanı devreden çıkardığımızı düşünelim bir an. Geriye olağanüstülük adına ne kalır!…

Olağanüstülük adına unutmayalım, zaman dışında her şeyin halihazır olduğunu farz ediyoruz, ben maddesel görüşleri yalnız bırakmadığım anda, asıl mucizenin orada olduğunu da görüyorum. Yoksa zamanın ortadan kalkmasıyla birlikte diğer her şey de muhtemelen yok olabilir. Yeniden bir üretim ya da üreme söz konusu olmadığı sürece de yokluktan başka bir şeyin kalıcılığı olmayacaktır.

Başka bir açıdan bakalım bu kez. Zamanın olmadığını varsaydığımız anda nefes almamıza gerek var mıdır? Hayır! Çünkü artık sadece bir an söz konusu olduğu için anı yaşamış olmanın dışında başka bir hayat şartına ihtiyaç kalmaz. Zamanın sıfır olması, bir başka açıdan sonsuzluğa ulaşması olarak da algılanabilir. Zamanın olmadığı bir yerde var olmak söz konusu ise, bunun başka şartları olmalıdır. Belki parçacık fiziğini ve matematiği dışarıda tutmak gerekebilir ama bilinen klasik fizik, biyoloji ve kimya kuralları bu durumu çözmeye sanırım yetmez!  Çünkü ağaç ve yara örneklerindeki gibi zamansızlık söz konusu olduğunda çok yüksek bir hız da söz konusudur sanıyorum. Fidan, zamanın olmadığı anda sonsuz hızla büyüyecektir. Yara sonsuz hızla iyileşecektir. İyileşen yara belki de hiç yara haline gelmemiş gibi olacaktır. Güneş ışığının yanında hava, nem, topraktaki mineraller gibi bütün bu olaylara neden olan etkenler de sonsuz hızla işlevlerini yerine getirecektir.

Konuya davranış bilimsel ya da felsefi olarak baktığımızda değişen çok şey mi var! Yapılan kötülük ya da iyilik kelebek etkisi işlevleriyle karşısında o kadar hızlı bir tepki görecektir ki hiç yapılmamış gibi ya da sonsuza uzanmış gibi olacaktır.

Bugün parçacık fiziğinin geldiği noktada halen maddesel olarak ispat edilmiş ve edilmemiş birçok teoriden söz edilmekte. Dünyanın dört bir yanında bilim adamları deliler gibi bu konular üzerine yoğunlaşmakta ve bu çalışmalar ivmelenerek devam etmekte. Tüm bunlar Büyük Hadron Çarpıştırıcısından veya NASA’nın çalışmalarından ibaret olmasa gerek. Çünkü Hindistan’dan Fransa’ya, Amerika’dan Avustralya’ya, Kore’den Finlandiya’ya kadar her yerde bir takım gelişmeler ve fikir alışverişleri söz konusu. Bilimsel çalışmaların yanında başta ABD’nde olmak üzere insanlar da bilimsel konularda en başta kitaplarla olmak koşuluyla medyalarında gerek belgesellerle, gerek uzun metraj filimlerle, gerek dizi filimler ve gerekse tartışma programlarıyla bilgilendirilmekte. Dolayısıyla artık bizim ülkemizde de bilim taşının altına eller konulmaya başlansa iyi olacak artık.

Kalemzade | Cengiz Yardım

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.