Yürekten Kopan Çığlık

yurektenkopanciglik

“Ne Acı!”

Bir gün döneceğim dememiş miydin? Döndün işte! Gönlünde taşıyıp, gözünden uzak kalanlarla aynı şehirdesin. Uçurtma uçurduğun çayırda toplu konutlar yükselmiş olsa da başını çevirip baktığında döne döne düşen çıtalını görüyorsun. Üzeri paylaşılmış, zenginlerin villaları kurulmuş olsa da, piknik yaptığın yerlerdeki kozalak ağaçlarının çam fıstığının tadını damağında hissediyorsun. Üzeri doldurulup sahil yolları yapılmış olsa da yüzmeyi öğrendiğin denizin tuzlu suyu genzini hala yakıyor.

Çok şekil değiştirmiş olsa da bu şehrin hala o şehir olduğunu biliyorsun. Biliyorsun koşuşturduğun, yakartop oynadığın sokaklar ya da basket attığın duvarlar buralarda. Heyecanın aynı heyecan.

Ama değişen bir şey var ki, içini sızlatıyor. Sen döneceğin günü düşünerek hep geçici yaşadın, gittiğin hiçbir yerde bir hayat temeli atmadın. Kendini hiçbir zaman oralara ait görmeyip sevdiklerinle birlikte olacağın günleri içinde yaşattın, temelli döneceğin anı hayal edip durdun.

Döndün işte! Fakat ne gördün! Senin içinde yaşattığın hayallerin sevdiklerinin ve eski arkadaşların içinde çoktan ölmüş. Almanya’da yabancı, Türkiye’de Almancı olanların akıbeti seni de bulmuş, hem de tam can evinden, sınırın ötesine bile geçmeden!

Kavuştuğun şehirdekilerin gönlünün içinde senin yerine başkaları cirit atıyor. Senin onlara kavuşmak istediğin kadar meğer onlar seni bekleyememiş! Ne acı! Arayıp sormak sadece senin görevin olmuş. Sen hala gelip, az bi zaman kalıp uzaklara gidecek biri gibisin gözlerinde, ne acı!

Ne acı ki; dünya yalan! Ne acı!

Kalemzade | Cengiz Yardım

Yürekten Kopan Çığlık&rdquo hakkında 0 yorum

  1. Merhaba Hayat!!! Ama Hoş Bulmadım…

    Belki benim yarattığım bir ütopyaydı tekrar buluşmak. Bir hayaldi belki Demir’in içine büyük bir heyecan ve huzurla topu atmak. Sanki birileri de aynı düşünüyordu ya da ben öyle olsun ümidini besliyor, başka bir niyetin olamayacağını kalbime mühürlemeye çalışıyordum.

    En az bir yıl bekliyordum bir monopoli oyunu ile sabahlamayı, çalışıyordum dur durak demeden, bir saat sahilde yürümek, bir vapura binmek, bir simit yemek, saatlerce sevdiklerimle özlediklerimle sohbet etmek, eski günleri yad edip biraz gülmek için. Ve o gün gelir bir istek bin heyecanla varırsın şehrin, sevdiklerinin en güzeline, artık beklersin her şeyin yine eskisi gibi kısa da olsa olacağını, beklersin anlaşılmayı, anlatmayı, anlamayı; ama bir kişi anlar, bin kişi tiyatroya başlar.

    Söylemek istersin artık ben buradayım, bizi, saflığı konuşalım, yanınızdayım işte kısa da olsa arkanızda değil. Ben çok şey istemiyorum; basit, kolay anlaşılır, gül’ün yüzüme, bırakalım üzüntü kederi işsizliği, yoksulluğu, hastalıkları, kavgaları, gürültüleri, problemleri, hayat söyle bana hoş geldin hayaline, hayalinin sevdiklerinin şehrine.

    Ama olmaz işte; ne yapsan da olmaz, sen yine de kırmak istemezsin hayatındakileri, yine kırılan, yorulan, o güne heyecanla hazırladığın kalbin olur. Bir an gelir, iki gün uykusuz yolculuktan yorulmayan vücudun biter. Olsun dersin; yarın yeni bir günün daha var, artık buradasın işte, ne istiyorsun diye sorarsın ama aslında istediklerin sende değil, elinde değil seni düşündüklerini sandıklarında.

    Tamam dersin yine de olumsuz olma her şey düzelir. Bir gün iki gün derken yine zaman dolar üzülmeye başlarsın. Artık dönmek zorundasın. Hazırlık başlar ama son ana kadar mutlu etmek dolayısı ile mutlu olmak çaban sürer sürer sürer. Bir bakarsın geride bıraktıklarına acaba dersin bir yanlışım oldu mu? Bu düşünce seni yine kendini ait hissetmediğin yere gidene kadar beynini kurcalayarak arkadaş olur.

    Ve yine buradasın işte. Yine hayaller başlar, bir sonraki sene için ve yine dersin telefon var internet var ama nereye kadar sarılamadıkça, nereye kadar birlikte ağlayamadıkça, gülemedikçe… Off off hayat hoş bulmadım işte. Ama hoş sevdim, çok sevdim ve seveceğim şehrimi ve sevdiklerimi… Karamsarlığım istisnalarının dışında sevdiklerim ölümüne basımın tacındadır…

    Hayata içten saf basit bakabilmek için…

Görüşleriniz benim için önemli. Söz şimdi sizde.