002:030-039 | Meleklerin Secdesi

Yaratılış süreci içinde bizim yerimiz nedir?

Odur ki Rabbin meleklere “Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim” demişti. Meleklerse “Seni övgü ile kutsayan bizler dururken, orada bozgunculuk yapan ve kan dökeni mi?” dediler. Allah da “Ben sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.” dedi.

Allah’ın bildiği ama meleklerin bilmedikleri neydi?

Allah, Adem’e bütün isimleri (kendi iradesiyle herşeyi araştırıp öğrenmeyi) öğretti. Sonra onları meleklere sunup “Eğer iddianızda haklıysanız bunların isimlerini/vasıflarını (kendi iradenizle anlayıp) bana açıklayın” dedi.

Melekler de “Sen her türlü kusur ve eksiklikten uzaksın. Bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Her şeyi gerçeği ile en iyi bilen sensin.” dediler.

Adem bunu başarabildi mi?

Allah “Ey Adem! Bunların isimlerini onlara açıkla” dedi. Adem isimleri açıklayınca, Allah meleklere “Göklerin ve yerin bilinmeyenlerini ben bilirim. Ben sizin açıklayabildiklerinizi de, açıklayamadıklarınızı da bilirim, dememiş miydim?” dedi.

Sonra meleklere “Adem için secde edin (boyun eğin, kabullenin)” dedik. İblis dışında tüm melekler boyun eğdiler. O kibirlenerek yüz çevirdi ve kafirlerden (gerçeği kabul etmeyip örtenlerden) oldu.

Dedik ki “Ey Adem! Eşinle birlikte cennette (saklı bahçeye) oturun. Orada dilediğiniz her şeyden dilediğinizce tadın. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”

Adem denileni yaptı mı?

Şeytan onları oradan kaydırdı. İkisini de içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de (Ben ve tüm melek-e-lerim de) dedik ki “Birbirinize düşman olarak inin (değerinizi kaybedin/kaybettiniz). Yeryüzü belli bir süreye kadar sizine barınma ve geçim yeri olacak.”

Adem’le İblis aynı seviyeye mi düşmüş oldu?

Ancak Adem Rabbinden kelimeler aldı (düşünüp, değerlendirip Rabbinin hidayetiyle öğrenemeye devam etti). Böylece Adem’in tövbesini (pişmanlığını) kabul etti. Kuşkusuz O tövbeleri (pişman olup da dönüşü) kabul edendir. (Merhametiyle) en koruyucu olandır.

Sonra ne oldu? İnsanlar orada kalmaya devam ettiler mi?

“Hepiniz oradan inin dedik. Benden bir hidayet geldiğinde kim ona uyarsa, artık onlara endişe yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”

Ya uymayanlar?

Ayetlerimizi (delillerimizi) örtenler ve yalanlayanlar ise ateşin halkıdırlar ve sürekli orada kalacaklardır.

Bu “hidayet” denilen nasıl bir şey? Onu nasıl fark edeceğiz? İnsanlık tarihinde buna dair örnekler var mı?