Bize Yalan Söylediler 2/33.Bölüm

Tesadüf Çiçeği!

Hep birlikte fanustan çıktıklarında içeride neredeyse aylarca kalmış gibi yorgun hissediyorlardı. Káni, Lynn, Erdem, Sevda ve Barış konuşup gülüşerek ve ağır adımlarla fanus bölmesinin dışına doğru çıkıyorlardı ki orta yaşlarda bir kadın ve genç bir kız buldular karşılarında. Ayakta, fanustan çıkanları karşılamışlardı.

Káni ve Lynn onları tanıdıkları için çok önemsemediler. Sevda ve Erdem de fanusa girmeden önce tanıştıkları Eylül hanımı hatırladılar. Barış da öyle. Ama Barış’ın gözbebekleri yerinden fırlamış gibi bakışları ve kendi kendine sayıklarmış gibi háli, ortada garip bir durum olduğunu haber verir gibiydi. Âdeta kilitlenmiş, Eylül’ün yanındaki çilli genç kıza bakakalmıştı.

Kendi kendine “Elif!” diye mırıldandı.

Barış inanamıyordu. Az önce fanustan çıktığının, şu anda gerçek hayatta olduğunun, bilinçsel bir seyahatte olmadığının farkındaydı. Bu genç kız toprağa verdiği karısı Elif’e ne kadar da çok benziyordu!

“Elif değil!” dedi Eylül “Onun adı Merve!”

“Merve!” diye sayıkladı Barış. Âdeta tüm benliğiyle deprem gününe döndü. Gözünün önüne, sarılıp sakladığı kana bulanmış geyikli halı geldi. Duygularını içine gömmeye çalışırcasına ve emin olamamanın verdiği bir hayretle Eylül’e doğru sorgularcasına baktı.

“Barış bey!” dedi Eylül “İsterseniz oturun şöyle. Size her şeyi anlatacağım.”

Hep birlikte dinlenme salonuna geçip oturdular. Sadece Barış değil Káni, Lynn ve diğerleri de bu dramatik olaya şahit olmanın şaşkınlığını yaşıyorlardı. Hele Sevda şimdiden gözyaşlarını tutamamaya başlamıştı bile.

Eylül bütün olan biteni tek tek anlattı Barış’a…

Merve’nin deprem gecesi yardıma koşanlar tarafından yaralı olarak enkazdan çıkarıldığını ve ilk cankurtaran aracına bindirilerek İstanbul’da bir hastaneye gönderildiği… Henüz yaşının küçük olması, ailesini tarif edememesi ve yanında kimliğini belirtir hiçbir işaret olmaması nedeniyle bir yetiştirme yurduna teslim edilmesi… Eylül’ün onu evlat edinişi… Hayátını Merve için adaması… Bir gün Merve’nin ailesini bulabilmek umuduyla onu bilinçsel fanusa sokması ve orada annesini ve babasını hatırlaması… Çıktığında resmini çizmesi benzerlerini bulmak üzere internette aratması… Karşısına üniformalı ama kime ait olduğunu bilmedikleri bir resmin çıkması… Niháyet Barış’ın enstitüye gelince Eylül’ün onu resimdeki adama benzetmesi… Merve’yi alıp getirmesi ve babasının o olduğunu anlaması…

Eylül tüm bunları tüm detaylarıyla anlatırken onu dinleyen herkesin gözlerinden bu mutlu olaya tanık oldukları için yaşlar boşalıyordu.

Barış “Kızım!” diye haykırdı “Merve’m! Yaşıyorsun! Masalın mutlu sonunu anlatacağım sana!”

O da “Baba!” diyerek ona doğru yaklaşıp “Babacığım!” diyerek boynuna sarıldı.

Baba kız hasretlerine giderirken Eylül hem kızı adına mutlu ama hem de hüzünlüydü. Kimsenin dikkat etmediği bir an Lynn yerinden kalkıp Eylül’ün yanına yaklaştı.

“Eylül!” dedi “Sen ne kadar iyi yürekli ne kadar güzel bir insansın! Demek bunun için hiç evlenmedin! Merve için!”

Eylül yaşlı gözleriyle Lynn’e bakarak “Onu üzecek hiçbir şeyi kabul edemezdim hocam!” dedi.

Lynn, Barış’a ve Merve’ye bir göz attıktan sonra tekrar Eylül’e dönerek ıslak gözlerine rağmen gülümsedi.

“Eylül!” dedi “Her derdin bir çözümü vardır. Allah doğru işler yapan kullarını en güzel insanlarla karşılaştırır.”

Eylül Lynn’in ima ettiği şeyi anlamıştı.

“Hocam yapmayın lütfen!” dedi “Şu hâlde bunları mı düşündünüz!”

“Bilmem!” dedi Lynn, bir zamanlar Eylül’ün Káni hakkında ona yaptığı muzipliğin bir benzeriyle “Belki de sen düşünmelisin!”

Bu sırada çalışanlardan biri Káni’nin yanına yaklaştı.

“Hocam!” dedi “John’la kız arkadaşı geldiler. İçeride sizi bekliyorlar.”

Káni “Söyle! Buraya gelsinler!” dedi.

Az bir süre sonra Lynn’in duyma engeli cihazla çözümlenmiş oğlu John, Nezir’in kısmi görme engeli kalkmış olan kızıyla içeriye girdiler.

Barış ve kızı Merve, Seher’i gördüklerinde gözlerine inanamadılar. O da onları! Hiç kimse onların birbirini tanıyor oluşlarına bir süre anlam veremedi!

Merve “Seher abla!” diyerek ona koşup sarıldı.

Káni “Keşke Nezir abi de yaşasaydı da burada olsaydı!” dedi.

Bir süre sonra tüm geçmiş ilintiler ortaya çıktı. Tesadüflerle açıklanmayacak olan bu akşama tanık olan herkes buruk da olsa mutluydu.

Üç Venyalı hariç… Onlar işkence edile edile V.G.72 numaralı gemiye bindiriliyorlardı.

Devamı…