Bize Yalan Söylediler 2/27.Bölüm

İsim Değiştirmece

Barış tüm olanı biteni anlattıktan sonra Erdem’e yüzünü döndü ve çare ararcasına mırıldandı.

“Onları öyle özledim ki Erdem!” dedi “Söyle bana. Şimdi ne yapayım ben!”

Erdem’in kafasında bir ışık yanmış gibi bir an düşündü ve şefkatli bir tebessümle aynı şeyi söyledi.

“Söyle şimdi Erdem! Ne yapayım ben!”

Barış sitemkâr biçimde kaşını kaldırıp “Tüm bunların üzerine söyleyeceğin bu mu Erdem! Alay mı ediyorsun?” dedi.

Erdem yine tekrarladı.

“Tüm bunların üzerine söyleyeceğin bu mu Erdem! Alay mı ediyorsun?”

Barış ne olduğunu anlamaya çalışırken Erdem de aynen onun ona baktığı gibi Barış’ın gözlerine baktı.

Barış durumu anlar gibi işaret parmağını ona doğru uzatıp “Sen!” dedi “Sen benimle isim değiştirmece mi oynuyorsun! Beni kızdırmaya mı çalışıyorsun!”

Erdem de aynısını yapıp işaret parmağını ona uzattı ve gülümseyerek “Evet!” dedi “Evet Barış! Senin derdin benim derdim. Sen benim kan kardeşimsin!”

Tekrar kucaklaştılar.

Erdem “Barış!” dedi “Gidenleri geri getirmek mümkün değil! Ama eğer istersen sevdiklerini tekrar görebilirsin!”

“Anlamadım!” dedi Barış “Nasıl olacak bu?”

“Üniversitede tanıdığım bir çalışma grubu var. Zihin görüntüleme üzerine çalışan akademisyen bir ekip. Başlarındaki Káni hoca üniversitede benim de fizik hocamdı. Seni oraya götürmemi ister misin?”

“Ne yapacağız orada?”

“Özel bir fanusa gireceksin. Orada zihninde kayıtlı kalmış görüntüleri bir mühlet içerisinde görebilirsin.”

Barış ne diyeceğini bilemezken Erdem devam etti…

“Bir defasında ben de denek olarak girmiştim. Geçmişte yaşadığım ve unuttuğum bir olayı az çok hatırlamış, görüntü imgeleriyle âdeta tekrar yaşamıştım!”

“Hafıza kaybı yaşayanlar için çok faydalı olabilir demek ki! Ama benim hatırlamak istemediğim anılarım var!” dedi Barış.

Hafıza kaybı konusu gündeme gelince Erdem’in yüzü asıldı. Sevda geldi aklına.

“Ne oldu?” diye sordu Barış “Yanlış bir şey mi söyledim?”

Erdem bir an sonra “Yo! Yo! Hayır!” dedi ve Sevda ile olan evliliklerini uzun uzun anlattı ona.

Erdem’in hüzünlü hikâyesi de bitince Barış ona dönüp “Salaksın sen!” dedi.

Erdem irkilirken Barış devam etti.

“Elinin altında böyle bir imkân var ve sen sahtekâr hocalardan karından cin çıkarmalarını mı istiyorsun! Bu kadar mürekkep yalamamış, dünyadan bi haber, dağ başında yaşayan bir adam olsaydın anlardım belki! Senin gibi biri nasıl böyle cahilce bir iş yapar!”

“Böyle tepki vereceğini bilseydim, anlatmazdım!” dedi Erdem.

“Saçmalama!” dedi Barış “Hemen Sevda’yı alıyoruz ve fanusa sokuyoruz!”

“Olmaz Barış!” dedi Erdem “Onun sıkıntısı hafıza değil cinler ele geçirmiş onu! Buna eminim.”

“Cinler seni ele geçirmiş!” dedi Barış “Böyle kendinde olmadığına göre!”

“Olmaz Barış!” dedi yine Erdem “Bunu benden isteme!”

Barış onun taklidini yaptı.

“Olmaz Barış! Bunu benden isteme!”

“Barış yapma!” dedi Erdem.

“Barış yapma!” dedi o da gülümseyerek.

“Sırası değil oyun oynamanın!” dedi Erdem kınarcasına.

“Sen az önce oynarken iyiydi!” dedi Barış da.

Kısa bir sessizlikten sonra Barış tekrar konuşmaya başladı.

“Bak Erdem!” dedi “Sen hálâ horoz şekeri yalayan o küçük çocuk gibisin. Vücudun büyümüş, çocukluğu atlatmış ama o küçük beynin hálâ masallar peşinde!”

Erdem derin bir soluma dışında cevap vermedi.

Devamı…