Bize Yalan Söylediler 2/14.Bölüm

Sırılsıklam

Genç çift aniden dökülen sağanak yağmurun altında çevrelerinde ıslanmamak için koşuşturan insanların tam aksine hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam ediyorlardı. İlk anda genç adam ıslanmaması için onu bir kenara çekmeye çalışsa da yirmili yaşlarının ortalarındaki güzel kızın buna hiç niyeti olmadığını anlayınca ona uydu. Ama yine de üzerindeki montu çıkarıp sevdiği kızın omuzlarına koymayı ihmal etmedi.

Şiddetini bir an olsun kesmek bir yana gittikçe hızlanan yaz yağmuru genç kızı öylesine mutlu etmeye yetmişti ki, kırmızı dudaklarından akarak düşen damlalar sözlerinin insicamını bozmasına rağmen, o hálen sevdiği gence yağmuru ne kadar çok sevdiğini anlatma çabasındaydı.

“Küçücüktüm Káni!” dedi “Saatlerce yürüyebilirdim yağan sağanak yağmur altında. Sırılsıklam olmak isterdim. Gün boyu bakabilirdim pencereye coşarak vuran kocaman damlalara. Her şimşek çakıp gök gürlediğinde birileri konuşur benle mi zannederdim acaba, yoksa gülümsemekte miydiler bana anlamlandıramazdım! Neden bilmiyorum ama ben yağmuru çok seviyordum. Varsın çamurlansın, kirlensindi elbisem! Sokaklar nehirler gibi akarken ya da burnumu toprak kokusu sararken seyrin ve genzin tadına varırdım. Rüzgârla gelir bazen, savrulurdu yerdeki yapraklar. Öyle hoşuma giderdi ki! Neden bilmiyorum, ben yağmurun sesini de çok seviyordum. Herkes işi gücü bıraksın yağmuru seyretsin isterdim. Hálâ istiyorum belki de.”

“Yağmuru ben de severim ama durup dururken sucuk gibi ıslanmak da istemem! Yine de sen eğer istiyorsan ben de seninle saatlerce yürürüm, yağmur da olsa kar da olsa çamur da olsa!” dedi Káni.

Lynn ise öyle kaptırmıştı ki kendisini…

“Yağmur coşunca dünyam değişti zannediyorum belki de. Bitti bütün dertler şimdi tek meselesi bu oldu insanların diye düşünürüm bazen. Kabanının yakasını kaldırmış koşarak sığınacak yer arayacak birisini gördüğümde, işte derdim. İşte bu adamın hangi derdi belası olursa olsun şu anda düşüneceği tek sorunu ıslanmaktır yağmurun altında. Başka dert yok, sıkıntı yok! İşte bak! Otobüs durağına sığınanları görüyor musun Káni?”

Devam etmesini istercesine başını salladı Káni.

“Böyle bir topluluk gördüğümde, tamam işte budur derdim. Bakın nasıl birlik olabiliyormuşsunuz! Aynı hedef, aynı dert hepinizin aklında… Aynı şeyi düşündükleri için sevinsinler isterdim. Doyasıya yaşardım an’ı… Yağmuru, şimşeği, gürültüyü. Hele ki havayı iyice kararttıysa bulutlar, değmesindi kimse keyfime.”

“Sanki ‘işte bitti!’ der gibi değil mi Lynn? Geldik işte, belki de gitmeyeceğiz bir daha! Korkmaz mıydın gök gürültüsünden peki?”

“Yoo! Korkmazdım.” dedi Lynn “Varsın öyle olsun diye içimden geçerdi bir şeyler. Birisi yanaşsa yanıma, bitti dese, işte kıyamet, dönüşü yok, dinmeyecek fırtına! Varsın olsun be derdim, ben de onu bekliyordum, niháyet! Hálâ bekliyorum belki de!”

“Aman Lynn, yapma! Her şey hayırlı olduğunda!” dedi Káni.

“Ben öyleyim! Yağmuru hálâ seviyorum, gök gürültüsünü, bulutu, ıslanmayı, kıyameti! Sırılsıklam olmayı yine!”

Lynn’in bu heyecanlı ve duygulu sözleri biterken genç adam gözlerini sevdiği kızın gözlerine dikmiş sevgiyle bakıyordu. Lynn muzip bir gülümsemeyle sordu.

“Neden öyle bakıyorsun bana?” dedi “Yoksa beni dinlemiyor musun?”

“Seni ilk defa bu kadar mutlu bir duygusallıkta görüyorum Lynn. Bir yağmur mu yaptı bunu?”

Lynn manidar gülümsedi.

“Bunun için mi gözlerime diktin gözlerini!”

“Güneşten sakındığım kadar gözlerinden sakınamadım gözlerimi, ona baksaydım bu kadar kamaşmazlardı!”

“Ooo! Beyimizde de ne güzel laflar varmış öyle! Bir öpücüğü hak ettin bak bu sefer!”

Káni’nin hiç beklemediği bir anda Lynn onun yanağından hızlıca öptü ve sırtındaki montunu sevdiği gencin koluna bırakıp, bir çocuk gibi gülümseyerek kollarını yanlara uzattı. Avuç içlerini şiddeti bir türlü azalmayan yağmurun altında açarak ve yüzünü gökyüzüne çevirerek gözlerini kısıp kendi etrafında iki kez döndü. Öyle mutluydu ki! Káni onun bu mutluluğunu gördükçe hayáta daha bir ümitle bakıyordu! Bir an önce sevdiği kıza evlilik teklifini yapması gerektiğini hissetti. Bir ara kafasını çok kurcalamış olan din farkı da ortadan kalkmıştı. Záten önemli olan toplumun sizin paylaşmanızı istedikleri değil sizin paylaşabildiklerinizdi.

“Seni seviyorum!” diye yüksek sesle seslendi Lynn’e.

“Anlamadım!” diye bağırdı Lynn tekrar etmesini istercesine.

“Sana aşığım!” diye haykırdı bu kez Káni.

“O da bir şey mi?” dedi Lynn “Ben sana sırılsıklam aşığım. Hálime bak!”

“O zaman prosedür gereği o soruyu sormam gerek!”

“Sormana gerek yok. Kabul ediyorum!”

Devamı…