Bize Yalan Söylediler 1/20.Bölüm

Tulumba Merkezi

İklezya muhafızları geçen süre içerisinde Fidelis’i tanıyan herkesi öğrenip sorguya çekmişler ama kaçakların nerede oldukları hakkında henüz bir şey öğrenememişlerdi. Nihayet Fidelis’in Tulumba Merkezinde yolcu listelerini tutan arkadaşından da haberdar oldular.

Belinde evrak çantası asılı duran adam, korkusundan tir tir titriyordu. İklezya muhafızları onu sıkıştırdıkça Fidelis’i ele vermemek için yalan üstüne yalanlar uydurmuştu. Ama sonunda bunun bir dini sorumluluk olduğu konusunda kendisini ikna eden bir sakerdo sorguya dahil olunca onun dilini çözmüştü. Çünkü dinden çıkartılması tehlikesi ile yüz yüzeydi artık. Bu durumda Fidelis’i ele vermemesi kendisinin ilahi mahkemeye çıkması ve iklezyanın emirlerinden çıktığı için belki de ebedi hayatını kaybetmesi anlamına gelecekti. İklezya muhafızlarına karşı gelebilirdi. Bir ihtimal iklezyaya da karşı gelebilirdi. Ama Tanrı’ya karşı gelemezdi ki!

Sakerdonun, doğruyu söylemesi durumunda kendisine bir zarar verilmeyeceğine Tanrı üzerine yemin etmesiyle birlikte iyice ikna olup konuşmaya başladı…

“Evet Fidelis’i tanıyorum.” dedi. “Uzun süren bir arkadaşlığımız var. Etika ile birlikte buraya gelecekler ve onları Şem’e giden bir araca gizlice bindirecektim.”

“Peki ne zaman gelecekler?” diye sordu sakerdo.

“Aslında” dedi “Şimdiye kadar çoktan gelmiş olmaları gerekirdi. Ne oldu bilmiyorum ama eğer başka bir yol bulmadılarsa eninde sonunda buraya gelirler.”

“Kaçmalarının üstünden yüz seksen dokuz saat geçti.” dedi iklezya baş muhafızı “Yoksa sen bizi oyalıyor musun?”

“Hayır!” dedi adam “İnanın ki ben de bilmiyorum. Ya başlarında bilmediğimiz diğer bir sorun vardır ya da başka bir şey! Hiçbir fikrim yok.”

Sakerdo söze girip “İletişim kurabilir misin onunla?” diye sordu “Belki de hálen saklanıyorlardır.”

Adam bir an için sustu önce ve cevap vermedi.

Sakerdo ile baş muhafız anlamlıca birbirlerine baktılar. Onların tavrından cevap vermek zorunda olduğunu hisseden adam bu kez kekeleyerek konuştu.

“Bi.. Bil.. Bilmiyorum!” dedi.

“Ne demek bilmiyorum?” diye bağırdı baş muhafız “İletişim kurabilir misin, kuramaz mısın?”

“Ben kuramam ama!” diye mırıldandı ve yine sustu.

“Ne diyorsun açık söyle!” dedi sakerdo “Ne demek istiyorsun?”

“Bağlantı kurulabilir. Daha doğrusu yerleri tespit edilebilir. Sizin tespit cihazlarınız var. Fidelis’e küçük bir yol tarif cihazı vermiştim. Buraya gelebilmek için kamerasız bölgelerde başka türlü yollarını bulamazlardı. Onsuz buradaki araçlara da yakalanmadan binemezlerdi.”

Baş muhafız hemen belinden takip cihazını çıkardı ve “Şimdiye kadar neden söylemedin?” dedi “Çabuk bana frekans aralığını ve kodunu söyle.”

Adam belindeki çantaya yöneldi. İçini karıştırdıktan sonra çıkardığı belgeye bakıp frekansı ve kodu okumaya başladı.

§ §

Baş muhafızın elindeki ekranda Gente yer altı şehrinin sokakları ve barınakları görülüyordu. Cihazın kodunu girer girmez, görüntü çıkmaz bir sokağa doğru kaydı ve bir barınağın üzerinde sarı bir ışık yanıp sönmeye başladı. Karenin hemen köşesinde “Kaptio” yazıyordu.

Baş muhafız elindeki iletişim hattıyla derhal arkadaşlarını aradı ve onlara hemen Kaptio’nun barınağına gidip kaçakları yakalamalarını emretti.

Ardından Tulumba Merkezindeki adama yönelip şiddetli bir tokat attı ve az ötedeki diğer muhafızlara “Bu adamı götürün ve gereğini yapın!” dedi.

Az önce adama bir şey olmayacağına söz veren sakerdo ise tüm bunları görmezden geliyor ve başka taraflara doğru bakıyordu.

Devamı