Bize Yalan Söylediler 1/15.Bölüm

Üçü Bir Arada

Kaptio, rafa uzanmasıyla aynı anda tabletin kenarındaki parlamadan kapı aralığındaki muhafızı fark etti. Hiç bozuntuya vermeden elini çekip diğer bir tableti aldı ve soğukkanlılıkla geriye döndü. O anda bilinçli olarak başını kaldırıp muhafız başı ile göz göze geldi.

Serzenişte bulunur bir tavırla ve hafif bir sesle “Evimi darmadağın etmişsiniz!” dedi.

Muhafız başı ise bir şey demeden yüzüne baktı. Sonra döndü ve uzaklaştı.

Kaptio niháyet derin bir nefes aldı ve kapıyı kapattı.

Sokaktaki tüm sesler kesildikten sonra Kaptio genç kaçakları mahzenden çıkardı. Etika’nın tedirginliği geçene kadarsa epey zaman geçecekti.

Fidelis bu esnada başlarından geçenleri Kaptio’ya anlattı…

Kaptio orta yaşların üzerinde görmüş geçirmiş bir adamdı. Durumun ciddiyetinin de farkındaydı.

“Size yardım ettiği için yaşlı kadını yaşatmayacaklarını da düşünmüş olmalısın değil mi Fidelis?” diye sordu.

Fidelis bir an ağzı açık kaldı. Öyle ki bu olasılığı yok sayıyor ve hatta düşünmüyordu bile. Çünkü Etika’yı o ihtiyar sakerdodan kurtarmaya o kadar odaklanmıştı ki, ona yardım eden kadının başına neler gelebileceğini göremeyecek kadar kör olduğunu hissetti. İçini bir vicdan ateşi bürüdü.

“Öldürürler mi? Öldürürler mi gerçekten?” diye sordu “O, aziz hanedanın bir üyesiyken bunu yine de yaparlar mı?”

“O artık hanedandan değil.” dedi Kaptio “Eğer anlattığın gibiyse, belki de çoktan işi bitirilmiştir.”

Etika da söze katılıp “O benim annem sayılır. Ben düşündüm. Yüce aileyi iyi tanırım. Merak etmeyin. Eminim bir şey yapmazlar ona.” dedi “Onunla konuştuk bunları.”

“Böyle bir şey yapmaya cesaret eden bir kadın, eminim ölümü de göze almıştır.” dedi Kaptio.

Etika’nın içi sızlamıştı. Ya bir şey yaparlarsa, diye düşündü. Bir an geri dönmek bile geldi aklına. Ama sonra bu düşünceleri kafasından attı. Her şeye rağmen aileye güveniyor ve Stella’ya bir şey yapılmayacağına inanıyordu.

“En çok endişelenmesi gereken benim. Merak etmeyin. Bir şey olmaz ona.” dedi.

Fidelis, Etika’nın bu sözleri üzerine Kaptio’ya dönüp “Peki sen?” diye sordu “Senin de bize yardım ettiğini öğrenirlerse!”

Kaptio, hafifçe tebessüm ederken ak düşmeye başlamış seyrek bıyıkları üst dudağında gezer gibiydi.

“Ben kendimi koruyabilirim.” dedi “Sizin planınız nedir? Bana onu söyleyin.”

Fidelis, nedense bu adama güvenmesi gerektiğini sezmişti. Eğer kötü birisi olsaydı çoktan onları ele vermiş olurdu.

Kısaca planını anlattı…

“Tulumba Merkezine gideceğiz.” dedi “Biliyorsunuz diplomatlarımız oradaki gemilerle Malu ve Şem ülkelerine gidip gelebiliyorlar. Orada çalışan bir arkadaşım var. Bizi bir gemiyle Şem ülkesine kaçıracak.”

Kaptio acı acı gülümsedi ve “Bu mu planın?” dedi küçümsercesine.

“Evet! Ne var ki?” diye sordu Fidelis.

Etika ise merakla ikisini dinliyordu.

“Siz hangi mezheptensiniz?” diye sordu Kaptio.

Fidelis “Etika Albuzcu, bense Legatusçu bir aileden geliyoruz. Ama ikimiz de iklezyada yetiştik.” diye cevap verdi.

“Ama senin Tulumba Merkezinde çalışan arkadaşın Albuzcu!” dedi Kaptio.

Fidelis “E!.. Ev!.. Evet de bunu sen nasıl biliyorsun?” diye sordu şaşkınca.

“Tulumba merkezinde önemli bir mevkide bir Legatusçunun çalışabileceğine nasıl ihtimal verebilirsin ki, a benim cahil kardeşim Fidelis!” diyerek gülümsedi Kaptio.

“Nasıl yani?” diye atıldı Etika.

Kaptio Etika’nın yüzüne bakarken konuştu.

“Eğer o kişi Etika’nın tanıdığı olsaydı, belki planınız işler diye düşünebilirdim. Ama senin arkadaşın olduğuna göre plan yatar. Çok büyük ihtimalle ilk zorlamada seni satacaktır.” diyerek tekrar Fidelis’e döndü.

“Neden?” diye sordu Fidelis.

“Şu anda Gente toplumunun yönetimi biliyorsunuz ki Albuzcularda. Her yere yerleşmiş durumdalar. Sizin nereye ve nasıl kaçabileceğinizi tahmin edemeyeceklerini mi zannediyorsunuz! Albuzculardan Albuz dinine mensup birinin senin gibi bir Legatusçuyu kaçırabileceğine nasıl inanabilir, nasıl güvenebilirsin!”

“Kaptio! Albuzculuk bir din değil mezheptir. Hepimiz Albuz’a ve Legatus’a inanırız. Üstelik benim Legatusçu bir aileden olduğumu bile unutmuşlardır. Ben iklezyada yetiştim.” diye itiraz etti Fidelis.

“Sen öyle san!” dedi Kaptio “Onlar bunu senden bile daha iyi bilirler.”

“Ne fark eder!” dedi yine Fidelis “Aynı dindeniz işte!”

“Cahil çocuk! Tarafçılığa gömülmüş her mezhep ayrı bir dindir.” dedi Kaptio “Eğer sizin inandığınız büyük Tanrı tekse o dinin kaynağının da tek olması gerekir. Eğer ortada aynı topluma gönderilmiş bir din varsa onu bölüp yine de aynı dindeniz demek kendini kandırmaktan başka bir şey değil. Bu durumda Tanrı’nın tek olduğunu iddia edemezsiniz. Ya da benim gibi…”

“Senin gibi derken!” diye söze girdi Etika “Ne demek istiyorsun?”

Devamı