Çocuk Sünneti Kurani Değildir

Çocuk sünnetinin yapılması ile ilgili Kuran’da tek bir ayet bile yoktur. Hatta tam aksine Allah’ın “insan vücudunu en güzel biçimde yarattığı” şeytanın ise insanların çoğunu edinip kandırarak “Allah’ın yarattığını değiştirmeye” zorlayacağı belirtilir.

32 Secde 7 O Allah yarattığı her şeyi güzel yapandır.

95 Tin 4 Doğrusu, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.

64 Teğabun 3 Gökleri ve yeri gerçek üzere yarattı ve size düzenli bir biçim verdi; suretlerinizi güzel yaptı. Dönüş O’nadır.

4 Nisa 118 Allah, onu (şeytanı) lanetlemiştir. O da (şöyle) dedi: ‘Andolsun, senin kullarından birçoğunu edineceğim.

4 Nisa 119 “Onları şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah’ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı veli edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.

Allah’ın “çocuklarınızı sünnet ettirin” diye bir emri, ayeti, vahyi, tavsiyesi, öğüdü, işareti yoktur. Hatta Peygamberin ve sahabelerinin sünnet olduğunu anlatan sahih bir rivayet de yoktur. Olan ve açıklamasızca sadece “sünnet ol” diyen rivayetler de İsrailiyat kaynaklıdır.

Kaynak bulamayanlar çocuk sünnetini (hıtan) bugünkü Tevrat’a dayandırmaya kalkıyor. Oysa önceki kitaplara imanın nasıl olacağıyla ilgili de son kitapta örnekli açıklamalar vardır.

3 Al-i İmran 65 Ey Ehlikitap! İbrahim hakkında neden çekişiyorsunuz? Tevrat da İncil de ondan sonra indirildi. Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?” denilmesi Kuran’ın da son kitap olarak öncekiler için ÖNÜMÜZDE olduğu ve dayanak kabul edilmesi gerektiğine işaret kabul edilmelidir. İşine gelince Kuran, işine gelince hadis, işine gelince Tevrat’ta yazıyor denemez. Hem tahrif edilmiş diye komple terk edilip hem de geleneği onaylamak için dönüp dayanak olarak alınması tutarsızlıktır. Kuran’a göre sadece Kuran’a, akla, mantığa, gerçeğe uyan hükümler onaylanır.

3 Al-i İmran 50’de İsa’nın ağzından şöyle söylenir: “Tevrat’tan ÖNÜMDE BULUNANI DOĞRULAYICIYIM. Size haram kılınmış olanın bir kısmını size helal yapacağım. Rabbinizden ayet getirdim size. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin!”

Dikkat edersek, İsa Tevrat’ı tamamıyla onaylamıyor, Allah’ın yasasını geçersiz kılmaya, tamamen yok saymaya geldiğini de söylemiyor. Vasati yoldan gidiyor. ÖNÜNDEKİNİ Tevrat’tan onayladığını, Tevrat’ı ancak ÖNÜNDEKİ çerçevesinde doğrulayabileceğini belirtiyor. Kuran da bu kapsamda değerlendirilmeli, son kitap olması ve önümüzde olması ile eski inanışlara nasıl onay verip vermeyeceğimizi göstermelidir.

“Bugünkü Tevrat”ta Allah’ın “yeri göğü altı günde yarattığı yedinci gün dinlendiği” yazılıdır. Kuran daha önceki kitapları “elindekiyle onayla” der. O halde Kuran (50 Kaf 38’de)  “Allah’a yorgunluk temas etmez” diyerek bugünkü Tevrat’taki 6 günde yaratılışı onaylarken 7. gün dinlendiğinin batıl olarak eklendiğini bize işaret eder. Aynı mantık çocuk sünneti için de geçerlidir. Tevrat’taki çocuk sünneti ifadeleri Yahudi din adamlarının Tevrat’ın içine kattığı ırkçı uydurmalardan başka bir şey değildir.

“Peygamberin (ve peygamberlerin çoğunun) sünnetli doğduğu” iddiası da bir söylentiden başka bir şey değildir. İman etmek emin olarak inanmaktır. “Rivayet olunur ki” diye başlayan anlatılar dini hüküm olamazlar. Yani bir söylentiye göre… Yani ZAN. Biz şimdi bir zanna göre bir din mi edineceğiz? Din o kadar önemsiz bir şey mi ki biz söylenti üzerine bir dine tâbi olalım? Hani Hak, hani ilim, hani gerçekler? Doğduğunda sünnetliymiş! Söylenti öyleymiş! Bunu söyleyen emin miymiş? Diyelim ki öyleymiş! Peygamber kolsuz ya da gözsüz doğsaymış biz şimdi kolumuzu kesecek, gözümüzü çıkaracak mıydık? Nereden baksan tutarsızlık nereden baksan cahilce.

Çocuklara (hemen hepimize de dahil) küçük yaşlarda travmalar yaşatan… Toplumsal alışkanlıklardan doğan ve dini baskılamalarla sorgulanmasının önüne set çekilen… Hatta bazı yerlerde ve özellikle geçmiş tarihlerde zaten sıhhi olmayan koşullarda yapılan sünnetler Allah’ın emri olabilir mi?

Çocuk sünnet ettirmek din değil, sorgulanması (ve vazgeçilmesi) gereken bir gelenektir. Henüz fikri yeterlilik çağına gelmemiş bir çocuğun veya bebeğin dini gerekçelerle sünnet ettirilmesi akla, mantığa, özgür iradeye ve Kuran İslamına taban tabana zıt bir uygulamadır. Allah’ın söylemediğini Allah’a söyletemezsiniz. Allah adına yalan uydurmak zalimlik değil midir?

Tıbbi zorunluluk olmadıkça çocuk sünneti, cahilce ve gafilce onun bedenine geri dönüşü olmayan bir zarar vermekten başka bir şey değildir.

Selam ile…

7 thoughts on “Çocuk Sünneti Kurani Değildir

  1. Ne ilginçtir ki, tek bir işaret dahi olmayan uydurmanın daniskası olan bu adet, iman ettiğini söyleyen insanlar tarafından bu derece sıkı bir şekilde sahiplenilip şaşalı bir şekilde de uygulanılıyor. Yazık.. Yazınız için teşekkürler Cengiz kardeşim..Selam ve sevgi ile…

  2. Buyrun eski ahit (Tevrat) :

    http://www.yolgosterici.com/tevrat/tevrat01.htm
    Yar. -> Yaratilis (tevrat’in ilk bolumu)

    Muslumanliga nereden girmis diye soran olursa cekinmeden gosterirsiniz. Eger ki Allah sunnetin (dogruysa, tahrif edilmemisse ki bu bile supheli cunku Allah yarattigi insanin Cengiz Bey’in yukarida belirttigi sekilde sakatlanmasini ister mi bilemiyorum) devamini isteseydi aynen oruc da (Bakara 183) bahsettigi sekilde Kuran’da bize soyler, emrederdi cunku Kuranda eksik birsey birakilmamistir (Enam 38).

    ….
    Yar.17: 9 Tanrı İbrahim’e, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi,
    Yar.17: 10 “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.
    Yar.17: 11 Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
    Yar.17: 12 Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancı dan satın alınmış köleler dahil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu.
    Yar.17: 13 Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak.
    Yar.17: 14 Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir.”

    Yar.17: 23 İbrahim evindeki bütün erkekleri -oğlu İsmail’i, evinde doğanların, satın aldığı uşakların hepsini- Tanrı’nın kendisine buyurduğu gibi o gün sünnet ettirdi.
    Yar.17: 24 İbrahim sünnet olduğunda doksan dokuz yaşındaydı.
    Yar.17: 25 Oğlu İsmail on üç yaşında sünnet oldu.
    Yar.17: 26 İbrahim, oğlu İsmail’le aynı gün sünnet edildi.
    Yar.17: 27 İbrahim’in evindeki bütün erkekler -evinde doğanlar ve yabancılardan satın alınanlar- onunla birlikte sünnet oldu.

  3. Sunnet icin esas kaynagin oldugu yer, Buyrun tevrat :

    http://www.yolgosterici.com/tevrat/tevrat01.htm
    Yar. -> Yaratilis

    Sunnettin Kurani karsiligi yoktur. Asagidaki tevrat ibaresi bile gercek olmayabilir, tahrif edilerek bu hale getirilmis olabilir. Cunku Allah en guzel sekilde yarattigi (Tin 4) insanin sonradan bir sekilde sakatlanmasini isteseydi, oruc (Bakara 184) bahsinde oldugu gibi bize emir tekrari ile bunu soylerdi, cunku Allah Kuran’da eksik veya fazla birsey birakmamistir. (En’am 38)


    Yar.17: 9 Tanrı İbrahim’e, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmamabağlı kalmalısınız” dedi,
    Yar.17: 10 “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur:Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.
    Yar.17: 11 Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisiolacak.
    Yar.17: 12 Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdansatın alınmış köleler dahil sekiz günlük her erkek çocuk sünnetedilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu.
    Yar.17: 13 Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinliklesünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecekantlaşmamın simgesi olacak.
    Yar.17: 14 Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak,çünkü antlaşmamı bozmuş demektir.”

    Yar.17: 22 Tanrı İbrahim’le konuşmasını bitirince ondan ayrılıpyukarıya çekildi.
    Yar.17: 23 İbrahim evindeki bütün erkekleri -oğlu İsmail’i, evindedoğanların, satın aldığı uşakların hepsini- Tanrı’nın kendisinebuyurduğu gibi o gün sünnet ettirdi.
    Yar.17: 24 İbrahim sünnet olduğunda doksan dokuz yaşındaydı.
    Yar.17: 25 Oğlu İsmail on üç yaşında sünnet oldu.
    Yar.17: 26 İbrahim, oğlu İsmail’le aynı gün sünnet edildi.
    Yar.17: 27 İbrahim’in evindeki bütün erkekler -evinde doğanlar veyabancılardan satın alınanlar- onunla birlikte sünnet oldu.

    Selam ile…

  4. Oğlunu sünnet ettirmeyen ana-babaların omuzlarında büyük sorumluluk var. Yaptıklarını çevrelerine kıvançla duyurmalı ve bunun mümkün olduğunu göstermeliler. Benim oğlum yok ve çevreme bu konuda yaptığım telkinler sonuçsuz kalıyor. Çünkü korkuyorlar, yaşayan örnek görmek istiyorlar. “Haklısın ama korkuyorum” diyorlar. Bunu kırmak için örnek ailelerin kendilerini göstermeleri gerek. Allah yardımcıları olsun.

  5. Kur’an’da “Kadın ve erkeklerin sünnet edilmesine dair emir” olmadığı biliniyor zaten.
    Fakat İslam’da vardır! Hadislerde vardır! Uygulamada vardır!
    Afrika ve Ortadoğu’da binlerce yıl uygulanmıştır ve günümüzde de uygulanmaktadır.
    Hadi erkek sünneti neyse de kadın sünneti korkunç bir şey!
    “Kuran bu ilkel ve korkunç uygulamayı kaldırmıştır” diyememek düşündürücü…
    Bu kökleşmiş geleneğin kolay kolay kalkacağı pek mümkün görünmüyor.

  6. Çocuk sünneti konusuna değinmeniz çok yerinde olmuş. Konunun uzmanı (Üroloji uzmanıyım) olarak görüşlerimi ve bununla ilgili bilgileri aktarmak istiyorum. Çocuk sünneti ile ilgili bilinenler tarihsel ve bilimsel açıdan neredeyse tamamıyla yanlış, kulaktan dolma bilgilerdir. Öncelikle çocuk sünneti tıbbi ismiyle circumcision penis ön derisinin kesilip atılması işlemi sadece ne Müslümanlığa ne de Museviliğe ait bir gelenektir. Bu işlemin tek tanrılı dinlerden çok daha önce M.Ö 2300 yıllarında eski Mısır da dahi yapıldığı bulunmuştur. Yani yaklaşık 4300 yıldır yapılagelmekte olan bu geleneğin ne zaman ve neden başladığı kesin olarak bilinmemektedir. Zaman içinde bir şekilde batılı ülkelerce de(İngilizce konuşan batılı ülkeler)1800’lerin ortalarında yapılmaya başlanmış. Bunun amacı önceleri mastürbasyonu önlemek gibi absürt bir sebeple olurken zamanla saçmalık daha da artırılıp epilepsi,tüberküloz,delilik gibi hastalıklara iyi geleceği öne sürülecek kadar ileri gidilmiştir. Bu gerekçeler bugün için tıbbi olarak kabul edilebilecek gerekçeler değildir. “Sünnet olmazsan erkek olamazsın” sözünü işitmişsinizdir. Dünyadaki toplam erkek nüfusunu yalnızca %10-15’i sünnetlidir. Dinler bakımından bakarsanız dünya nüfusunun %23 Müslüman ve %0,2 Yahudiler olarak toplamda bu grupların hepsi sünnet edildiğini varsaysak bile toplam nüfusun %23,2 si olur. Dünya erkek nüfusunun geriye kalan ortalama olarak %90 ile %76,8’i sünnetsiz erkelerdir. Bu sav gerçek olsaydı bugün dünyada sünnetsiz insanların zürriyeti bitmiş olurdu ve dolayısıyla yeryüzünde sünnetsiz insan soyu kalmazdı.
    Sünnet operasyonunun tıbbi gerekliliği konusunda günümüzde tüm dünyada bu işlemi uygulayan üroloji uzmanları, genel cerrahlar ve çocuk cerrahlarınca tam bir fikir birliği yoktur. Sünnet , Avrupa, Güney Amerika ve Müslüman olmayan Asya’da neredeyse duyulmamış uygulanmayan bir şeydir. Şimdi bu işlem ile kesilip atılan sünnet derisi yada penis ön derisinin esas işlevinin ne olduğuna bakalım. Bu deri her şeyi mükemmel Yaratan tarafından yanlışlıkla mı bırakılmış acaba? Her çocuk normalde sünnet derili doğar. Doğuştan sünnetli veya peygamber sünnetli denilen çocuklar aslında konjenital olarak penis ön derisinin tamamı veya bir kısmı eksik olarak dünyaya gelmişlerdir.Bunlarda çoğu kez ek olarak Hipospadiyas,Episipadiyas, Rotasyon bozukluğu vb. gibi anomaliler bir arada olur.Bu anomaliler de mutlaka cerrahi olarak düzeltilmek zorundadır. Yani sünnetsiz; sünnet derisiz doğmak değil, sünnetli yani sünnet derisi eksik doğmak anormaldir. Sünnet derisi:penis üst derisinin işlevi nedir?Sünnet derisi penis derisinin bir uzantısıdır. Üst deri glansı kaplar,onu korur,koruyucu bir kılıf olarak sarar.Görevi : 1- penisin en hassas kısmı olan glans penisi korumak.2- bağışıklık sistemindeki görevi:Mucoza yapısında olduğundan enfeksiyon amillerine karşı mücadele eden immun globilinler,antikorları salgılar. 3- Erojen duyarlılık: glansın erojen duyarlılığını devam ettirir, korur. 4-Cinsel işlev: Kendi kendini uyaran cinsel işlev görür.
    Sünnet yapılmasını öne süren gerekçeler nelerdir: Çoğu kez sünnet, baba çocuğundan farklı görünmek istemediği için yapılır. Sünnetin yapılmasının başlıca nedenleri dinsel ve kültüreldir. Sünnetin idrar yolu enfeksiyonlarını azalttığına dair iddialar vardır. Ancak literatürde tersine kanıtlar vardır. Yani sünnet olun ya da olmayın genel hijyene dikkat etmeyenlerde üriner enfeksiyon ve bu yolla bulaşıcı hastalıklar gelişecektir. Temizlik ve hijyene dikkat edildiği takdirde,sünnetsiz ülke insanlarında üriner enfeksiyonlar sünnet olanlara göre daha fazla görülmemiştir.
    Penis Kanseri: Oldukça nadir görülen bir kanserdir. Genellikle yaşlı erkeklerde görülür. Sünnetin bunu önlediğine dair kesin kanıt yoktur.
    Rahim ağzı Kanseri: Sünnetli erkeklerin eşlerinde rahim ağzı kanserinin daha düşük oranda olduğu iddia edilmiş ancak bu sav yapılan araştırmalar ile çürütülmüştür.
    Sünnet endikasyonlarından (tıbbi gerekçelerinden) biri de fimozis olarak gösterilir.Fimozis,sünnet derisinin bebek ve küçük çocuklarda geri çekilememesi durumudur. Ve bu durum erken yaşlarda fizyolojiktir (Yani normaldir).Çoğunlukla hekimlerin yanlış yönlendirmeleri ve anne babaların yanlış tutumları sonucu prepitum (Sünnet derisi) geriye çekilmeye zorlanır. Sonuçta sünnet derisi yer yer yırtılarak ve ağrı verici şekilde zorlanır, genişletilip tam geriye çekilir. Bunun neticesi kanamalar ve yara nedbe dokuları sonucu üst deride ileride tekrar daralma ve gerçek fimozis oluşur. Yani olmayan fimozis oluşturulmuş olur. Diğer gerçek sünnet endikasyonları;Travma:Sünnet derisinin yaralanması(Fermuara sıkıştırmak v.b.),Ürolojik anomaliler,anatomik bozukluklardır. Bunları hekim saptar ve bu anomaliler düzeltilirken çoğu kez sünnet derisi de greft olarak operasyonda kullanılır. Bu çocuklar eğer önceden bilinmeden sünnet edildiyseler anomalilerini düzeltme şansı ellerinden alınmış olur.Çünkü greft olarak kullanılacak sünnet derisi kesilip atılmıştır.Ayrıca erişkin yaşta da oluşabilecek bir penis travmasında bu yedek doku yine greft olarak kullanılır.Yani, Allah ‘ın yedek parça olarak verdiği deri kesilip atılmış oluyor.
    Sünnetin Komplikasyonları:1-Sünnet bir cerrahi işlem olduğundan acı vericidir. Bu nedenle lokal veya genel anestezi altında yapılmalıdır. Bu sebeple de genel veya lokal anestezinin risklerini taşır.
    2-Kanama: En sık ortaya çıkan sorundur. Önceden yeterince araştırılmayan çocuklarda örneğin: Kanama diyatezi,Hemofili v.b durumlarda aşırı kanamalar ciddi, hayati tehlike yaratabilir.
    3-Enfeksiyon:Steril şartlarda yapılmayan sünnetlerde çok sık görülür.
    4-Şekil Bozukluğu: Uygun olmaya teknik sonucu oluşur. Tekrar ameliyat gerekebilir.
    5-Glans Yaralanması: Ehliyetsiz kişilerce yapıldığında sıkça görülür. Cinsel işlev bozukluğuna yol açabilir.
    6-Nekroz:Ciltte ölü dokular oluşabilir.
    7-Üretral Fistur:Çok ciddi komplikasyondur.Üretranın (idrar yolunun) yaralanması sonucu oluşur. Tekrar düzeltici operasyon gerekir.
    8-Psikolojik Bozukluklar: Üç-altı yaş arası ve uygun olmayan şartlarda yapılan sünnetlerde görülür.
    Sonuçta, gerçek tıbbi endikasyonları dışında yani gelenek yerine gelsin diye yapılacak sünnetin ciddi olarak düşünülmesi gerekir. Komplikasyonları ve sünnet derisinin kaybının sonuçları açısından iyi karar verilmesi gerekli bir konudur. Ancak dünya çapında yılda yaklaşık bir milyar dolarlık sünnet endüstrisi Müslüman olmayan ülkelerde dahi ve özellikle Amerikalıları kafa karışıklığına boğarak ve korkutarak amaçlarına ulaşmaya çalışmaktadır. Bu gelenek ve kültür dünya çapında çok büyük bir ticari kazanç yoludur. Bu işin içindekiler: Hastaneler,Klinikler,Uygulayıcılar,Düğün Salonları, Sünnet Kıyafeti Satıcıları, İlaç ,malzeme firmaları, Mevlüt okuyucular v.s.. Bu kazançlı işin sona ermesini istemezler. Maalesef çoğu kez toplumsal baskı ve ailelerin baskısı ile ve uygulayıcı hekimlerde çoğu kez tıbbi gerçek endikasyonları görmezden gelerek bu işin sürmesine katkıda bulunmaktadırlar.
    Son söz olarak,bu konuda akıllı anne babaların zararlı olabilecek geleneklere değil konu hakkında bilgi sahibi olarak vicdanlarının ve kalplerinin sesine kulak vermelerini öneririm.
    Selam ve Sevgilerimle.

Bir Cevap Yazın