Benimle Mücadele Etmeyin… Kendiniz Kaybedersiniz!

Kendi Mücadelenizi Kendinizle Yapın…

Direkt konuya gireceğim… Ben siyasetçi değilim. Ben din adamı da değilim. Şu sektörün, bu grubun, falanca cemaatin, fetönün, tetönün, akımın, ideolojin sözcüsü falan değilim. Söylediğim sözlerimin hiç birinin bir makamla, mevkiiyle, rütbeyle, meslekle, taraflılıkla ya da bir hevesle de ilgisi yoktur. Kimsenin borazanı ya da bir kesimin temsilcisi değilim. İster geçmişim araştırılsın, ister telefonum dinlensin umrumda bile değil. Hesabını veremeyeceğim biçimde eşelenip bulunabilecek hiç bir şeyim yok. Günahımı sevabımı ben bildikten sonra bana ne başkasının benim için ne düşündüğünden… Çamur atansa çamura kendi bulansın. Ben bireyim. Birçok makalemde ve kitabımda söylediğim gibi eğrisiyle doğrusuyla içinizden biriyim. Bağımsız, tam bağımsız bir yazarım. Her lafa atlamam ama haddimi bilerek ufkumun, tecrübemin ve bilgimin yeterli olduğunu düşündüğüm her konuda fikrimi beyan edebilirim. Çok elzem olmadıkça alıntı bile yapmam. Kendim düşünür, kendim konuşurum. Bu benim özgürlüğümdür. Kimse bana bir yol ya da yol haritası çizemez.

Beni de isteyen okur, isteyen okumaz. Bir şeylerden bahsediyor oluşum diğer bir şeylerden bahsetmemin önünde engel değildir. Kendimi bir zümreye, bir sınıfa, bir kesime, bir mesleğe, bir konuya hapsetmedim. Elbette her insan gibi yazdıklarıma değer verilmesi beni mutlu ediyor. Hele ki birilerinin iyiliğine ve ufkuna katkı sağlamışsa yazdıklarım çocuk gibi seviniyorum. Ama benim gelir, makam, şöhret,  itibar ya da takipçi kaygım yok. İster inanırsınız, ister inanmazsınız. O da beni bağlamıyor. Yine de son günlerdeki bazı mailler ve mesajlar gelmesinden ötürü bu yazıyı yazmayı uygun buldum. Çünkü anlaşılmak istemek herkes gibi benim de insani bir dürtüm. Daha da önemlisi gündeme dair yazdığım herhangi bir fikrimin önemli olduğunu düşündüğüm diğer bir mesajımı etkisiz bırakmasını istemiyorum.

Bana bugüne kadar “siyasete karışma, siyasetten bahsetme” diyenlerin hemen hepsi siyasette fanatikçe taraf olduklarını gizleyemediler. Çoğunun sosyal medya sayfaları çılgın gibi siyasi paylaşımlarla doludur ya da güncel konuşmalarında siyasi tarafgirlikten öte muhabbetleri yoktur.

Ben hiçbir zaman fikrimi kısaca açıklamaktan öte boş boğaz konuşmadım. Kahvehane muhabbeti yapmadım. İmanım, bilgim, ufkum ve iddialarımın gereğini hayata yansıtma ihtiyacından ötürü sizin politik taraflılık zannettiğiniz ama gerçekte her türlü bireysel ve toplumsal uyanmaya atfen cümleler kurdum.

Siyasi zannettiğiniz cümlelerimin esasen hiçbirisi sandığınız manada siyasi değildir. Zulümden değil, adaletten yana açıklama yapmaktan ve ufki mesajlar vermekten öte siyasette taraf olmadım. Siyaset kişi ya da kurumlarının en iyisinin bile kötünün iyisi olabileceği hüsnü zannıyla oy kullanıyorum. Hiçbirinin tam anlamıyla benim fikirlerimi yansıtmadığını, beni temsil etmediğini bilerek hareket ettim ve bunu makalelerimde bile zaman zaman beyan ettim. Hiçbirini putlaştırmadım ve kimileri gibi övmedim. Daima eleştirel yaklaştım.

Bunu yapmayanlara, yani aman siyasetten uzak durayım diyenlere de kızdım, kızıyorum. Çünkü hayatın içine girmeyen bir ilmi görüşün ve özellikle dinin bence hiçbir anlamı yoktur. Zulmü görmezden gelerek sahaya inmeyen bir aydınlığı zulme, zulmete (karanlığa) taraf olmanın gafil ve hatta adi bir biçimi olarak algılıyorum. Hatta ve hatta uyuşturucudan farksız görüyorum. Firavun’la ve Mısır’ın derdiyle ilgilenmeyecek bir Musa yanına neden Harun’lar arasın ki! En büyüğünün boynuna baltayı asmayacak bir İbrahim neden diğer putları kırıp döksün ki! Toplumun haliyle ilgilenmeyecek bir Davut ya da Süleyman neden memleketi adil yönetmenin peşinde ömür harcasın ki!

Kendisi siyasette taraf ve taraf olduğu kişiye ya da partiye övücü cümleler kuranlar, bana siyasi taraf olmamam gerektiği tutarsızlığıyla her seferinde söz söylüyorlar ve hatta hakaret ediyorlar. İsterseniz tüm paylaşımlarımı, kitaplarımı ve makalelerimi tek tek gözden geçirin. Siyasi ya da dini karakterleri hiç övmedim. Zorunlu haller dışında isim kullanmaktan bile uzak durdum. Her zaman içinizden biri olduğumu, içinizden çıktığımı ve geldiğimiz topluma faydamız olması gerektiğini söyleyip durdum.

Ben boş konuşmuyorum. Size bir şeyler anlatmaya değil, sizi uyandırmaya çalışıyorum. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz kendi boyumla uzanabildiğim zile basıyorum. Uyumak isteyen uyusun. Ziline ikinci defa basmamı istemeyenler rahatlıkla arkadaş listemden çıkabilir, takipten ayrılabilirler.

Benimle mücadele etmeyin. Ben sizinle ya da politikacılarınızla değil, şeytanla mücadele ediyorum. Arada bir ayağıma çelme taksa da onu yenmeyi öğrenmekte olan bir beşerim. Elbette bana eleştiri yapabilirsiniz ama eğer uzatıp da benimle mücadele ediyorsanız kafası karışık olan ben değil sizsiniz demektir. Benimle mücadele ediyorsanız bildiğinizden emin olmayan sizsiniz ve çare arıyorsunuz demektir. O çareyse bende değil sizde zaten. Başınızı iki elinizin arasına alın ve düşünün. Bulacaksınız.

Sadece uyandırmak için zilinize basıp kaçan bir çocuk gibi düşünün beni. Ben söyleyince o söylediğim sizin doğrunuz olmaz, siz kendinize itiraf edince ancak doğru olanı bulursunuz. Benim doğru olmamın ya da yanlış olmamın sizi bağlayacak bir tarafı yok. Ben ufka bakıyorum ve ufku düşünüyorum, siz de kendi ufkunuza bakın, kendi ufkunuzda gördüklerinizi düşünün. Sözümden faydalanmayı tercih etmenizden mutlu olurum ama bundan öte bana bakıp, beni inceleyip, benim üzerimde kafa yormayın. Boş yere zaman kaybedersiniz. Önemli olan kendinizsiniz.

Beni kötü görüyorsanız, ibret alın siz benim gibi kötü olmayın. Benim doğrumu görüyorsanız onu örnek alın, siz de doğru olun. Ama unutmayın ki en doğru olan, en iyi olan sadece Allah’tır. Benim iyi olup olmadığımla neye uğraşasınız ki? Sizin için kendinizin iyi olup olmadığınız çok daha önemli değil mi? Başkasında sadece olumlu ya da olumsuz örnekleri görüp ibret alın. Sorgulamayı ise kendiniz üzerinde yapın. Vicdanınız size yeter. Ben sizi değiştiremem, siz de beni değiştiremezsiniz. Kendinizi değiştirecek olan sadece kendinizsiniz. Ancak ve ancak kendi çabanızın karşılığına varabilirsiniz.

Gönlüncelikle ve selam ile…

4 thoughts on “Benimle Mücadele Etmeyin… Kendiniz Kaybedersiniz!

  1. Cengiz kardeşim ,sizi neler ile itham ettiklerini bimesemde az cok tahmin ediyorum insanları uyandırma yolundaki bu dava da bunlar ile karşılaşabileceğinizi zaten biliyor olmanızı bekliyorum.Beklediğim bir diger şeyde dosdoğru yolunuzdan asla vazgeçmeyecek olmanız.Yazılarınızı okudukca düşünceleriniz benim düşüncelerime ne kadar yakın olduğunu daha iyi anlıyorum.Umarım yapılan eleştirilere gönül koyup da yazılarınızdan bizleri mahrum etmezsiniz.Ayrıca yeni kitabınızı inanın sabırsızlıkla bekliyorum.
    Çalışmalarınızda gönül dolusu başarılar diliyorum.

  2. Selam Cengiz Kardeşim, yukarıda yorumu ile destek veren Hakan beye katılıyor ve sıkıntılarınızı anlıyorum. Size cevap yazdıracak kadar nasıl bir söylem içine girdiler onu bilmiyorum fakat böylesi durumlarla karşılaşmanız işinizi doğru yaptığınızı gösterir ki siz, size verilmiş ve geliştirmiş olduğunuz yeteneğiniz ile ifadelerinizi açıklarken ayrıca bize de katkıda bulunuyorsunuz. Peki ya benim gibiler söylemek isteyip söyleyemediğimiz söylemeye çalıştığımızda da ya yanlış ya da hiç anlaşılamamak, sonucunda haklı iken haksız durumlara düşmek gibi durumlarla karşılaşmak. Bu vesile ile siz yazacaksınız biz destek olmaya devam edeceğiz. İnşallah bir araya gelebilirsek en azından kendimizi biraz daha iyi ifade edebiliriz… Selam ve sevgi ile…

  3. Cengiz kardeşim,Deniz ve Hakan kardeşlerime aynen katılıyorum.Gerçeğe ulaşma konusundaki çabalarınızın ve çalışmalarınızı hiç bir menfaat karşılığı beklemeden samimi ve gönülden yaptığınıza inanıyorum.”Allah istemezse hiç bir kimse hidayete eremiyecektir”Doğruyu görebilenler görür.Saf doğrunun peşinde olanlar onu bulunca hisseder ve alır.Kafası karışıklar , samimi olmayanlar veya zaten kendisini aldatanlar,aldandığını bilerek aldanmaya ve aldatmaya devam ederler.Bu yol onların işine gelen yoldur doğru yol olamaz.Allah ne isterse o olacak.Ancak kulun da samimiyet imtihanı işte tam burada başlıyor.Şu an yaptığım Allah’ın kurallarına uygun mu?yoksa benim işime ,menfaatime gelen mi?”Dalayım şu işe, sonunda Allah’ a bir ibadet rüşveti gönderirim beni affeder.”diyenler için burada tam olarak kaybeden kendisi olduğu aşikardır.
    Samimi gayretlerle yaptığınız ,gönül ufkumuza katkıları olan çalışmalarınızın devamını dilerim.Allah yardımcınız olsun.
    Selam ve sevgiler..

  4. Selam sevgili kardeşim
    Seni seviyorum yazılarını okuyorum yazıların bana aç karna güzel bir nimet oluyor. senin kaleminin mürekkebi kaynağının sağlam ve güzel olmasıdır. Türkiye de yaşayanlar olarak çok ama çok acayip bir tarih içinde yaşıyoruz. seyrettinizmi bilmem hani bir filim vardı Kur’an dan alıntılı Ashab ı Kehf filimde uyananlardan biri ekmek için şehre iner gözlerine inanamaz herkes ” İSEVİ ” Devlet başkanı dahil İSEVİ
    Devlet erkanı ve halk çok büyük bir kalabalık oluşturmuş uyananlar şaşkın sevinsinler mi üzülsünler mi
    Devlet başkanı ve Din adamı aklı kendilerine RANT getirecek fikirleri sıralamaya başlar. Artık güç onlardadır.
    Sonuç şu çoğunluğa uyarsan. atalarının izinden gidersen. makam ve mevki için hedefe gidecek yolda her şey helal kafası yaşarsan seni din kardeşi görürler yok azınlıkta isen bur da yazdığın gibi erdemli ahlaklı doğru yazılar yazarsan en güzel hedef sensin.
    Biz seni seviyoruz.az kişileriz öz kişileriz ERDEMLİYİZ.
    Hakan ve Deniz DALYANOĞLU ve Erden AYAZ kardeşlerime de katılıyorum.
    saygılarımla

Bir Cevap Yazın