En Çok Paylaşılan Kalemzade Yazıları 2010-2013

2010 yılında blog yazmaya başladım. O günden buyana baktığımda, yazılarımın aslında benim için bir tekamül, ilerleme veya arınma sürecinin merdivenleri olduğunu anlayabiliyorum. Yazılardan bazıları diğerlerine oranla daha fazla okundu, daha fazla paylaşıldı ve daha etkili noktalara ulaştı. İşte bu süreç içerisinde diğerlerine göre daha öne çıkmış yazılarımın bir kısmını hatırlayarak bugün sizinle paylaşayım istedim. Bir anlamda “best-of kalemzade.net”. Bu yolculukta bir kısım okur ve arkadaşlarımın bana sürekli eşlik ettiğini, bir kısmının yolda terk ettiğini, bir kısmının yolda bu birlikteliğe katıldığını biliyor ve istisnasız hepsine teşekkür ediyorum. Çünkü iyi ya da kötü bu yolculukta hepsi bize bir şeyleri daha görmemiz için vesile olmuşlardır.

Bilenle Bilmeyen Bir Olur mu? | 26 Kasım 2010

“Bilenle Bilmeyen Bir Olur mu?” ilk blog yazımdı. O zamanki başlığı “Bize Bilmek Lazım” idi. Daha sonraki süreçte yazı başlığını değiştirmiştim. Ama yazı halen şurada duruyor.

Bir Avuç Jeton | 1 Aralık 2010

“Bir Avuç Jeton” bir yıl önce (1 Aralık 2009’da) kolon kanserinden kaybettiğimiz babam için yazdığım ilk yazıydı. O günden itibaren 1 Aralık tarihli bir yazı yazdığımda genellikle babamla ya da baba sevgisiyle ilgili yazdım.

Cama Vuran Kumru | 13 Mayıs 2011

“Cama Vuran Kumru” aslında edebi olarak yazmaya çalıştığım basit bir araştırma yazısıydı. Bu yazının, daha sonra 2015 yılı sonlarında yayınlayacağım “Bize Yalan Söylediler” isimli romanımın (Venya ve Dünya) kurgusuna ekleyeceğim yazılardan biri olacağını o günlerde tahmin etmemiştim.

Hangisi? | 30 Temmuz 2011

Şiirsel denemelerimden birisiydi. Aslında o günlerde net olarak fark edemediğim ama içsel sorgulamamın zirve yaptığı dönemlerin içinde olduğumu daha sonradan anladım.

Sırılsıklam | 7 Eylül 2011

Duygusal yazılarımdan biri olmuştu. Çocukluğumdan beri yağmura olan ilgimin ve sevgimin önemli bir göstergesiydi. Nihayet tüm yazılarımı göz önüne aldığımda çok defa yağmurla ilgili şeyler yazdığımı ya da yağmurdan aldığım ilhamı bir şekilde konuya dahil ettiğimi bugün daha iyi görüyorum. Bu yazı da “Bize Yalan Söylediler”in kurgusundaki bir sevda hikayesine dahil ettiklerimdendir.

Yaz Bitti mi? | 24 Eylül 2011

Yine duygusal yazılarımdan biri olmuştu. Öylesine yazmaya başladığım ama sonra “hadi bunu da blogda paylaşayım” dediğim yazılardan biridir. Nihayetinde bu da “Bize Yalan söylediler”e girdi ve bir müslüman gençle bir hıristiyan kızın sevda hikayesinin bir parçası olarak teolojik romanımda yerini aldı.

Islak Güneş | 11 Ocak 2012

Hayatı en ciddi biçimde sorguladığım dönemdi. Yavaş yavaş değil hızlı ve ivmeli biçimde bildiklerimi ve yaşadıklarımı sorguluyordum. Sürekli daha önce yapıp ettiklerimin yanlış olanlarını adeta bir içgüdü suratıma suratıma vuruyordu. Yüzümün pek gülmediği ve adeta depresyon sancıları yaşadığım bir dönem olduğunu itiraf edebilirim. “Hayat anlamlı olmalı, uyanmalıyım” diyordum içten içe. İşte o içten içe’nin dışa sızanlarından biriydi bu yazı.

Düşünen Balık | 3 Haziran 2012

Fazla söze gerek yok. Basit bir derlemeydi. Ama yazıdaki son cümlelerim, bugün görüyorum ki, o günkü ben’i ele vermiş. Müthiş bir düşünce yoğunluğunda ve sorgulama ağırlığı altında yaşıyor ve her şeyi anlamaya çalışıyordum. Yaş kırkı aşmıştı ama gerçek manada daha yeni yeni düşünüyor ve bir karar noktasına doğru aktığımı bilmiyordum.

Şimşeğin Çaktığı An | 23 Eylül 2012

Gerçekten de içimde bir şimşek çakmış ve kalbim parlak bir zihin açıklığıyla uyanmıştı. Çok uzaklarda, Afganistan’da, bir konteynerin içinde yazdım bu yazıyı. İnternet erişim imkanım da sınırlıydı. Gecenin ve gündüzün eşit olduğu o tarihte gözümde din hakkındaki her şey eksi ile artı arasında gitti geldi. Hatta bir ara yazdığım bu yazıyı özele aldım. Hemen ardından sadece dine değil, hayata ve her şeye bakışım bir daha eskisi gibi olmayasıca biçimde değişti.

Oku’yun!… | 7 Ekim 2012

Net bilinçle yazdığım ilk teolojik yazım buydu aslında. İlk defa “Kuran’ı anladığınız dilde okuyun” diye seslendiğim yazıydı. İlk defa Kuran’ı tamamen okuyup bitirdikten sonra yazdığım ilk yazıydı. İlk defa net bir tatminle yazdığım ve ilk defa sonucunu çok merak ederek yazdığım yazıydı. Hatta herhangi bir blogger olmaktan sıyrılıp ilk defa ciddi bir sorumluluk hissederek yazdığım ilk yazıydı.

Baba Demek Ne Demek? | 1 Aralık 2012

kalemzade.net’in ve tüm yaptığım paylaşımlar içinde %5 okunma oranının üzerindeki tek ve istisnasız en çok okunan yazıdır. Babama atfen bir şiirimdir… Blogda yine bir “1 Aralık” yazısı olarak paylaşmıştım. Yazı sadece kalemzade.net’de değil (çoğunlukla link verilmeden) birçok sosyal medya alanında ve sayısız farklı sitede paylaşıldı ve halen paylaşılıyor.  Bir televizyon dizisinde kullanıldığını ve ayrıca çok ünlü bir ismin kızı tarafından babasına ithafen paylaşıldığını biliyorum. Kitabıma koymamak olmazdı. Bu yazı da “Bize Yalan Söylediler” kurgusu içinde yerini alanlardan biridir.

Müjde! Kurtuldunuz! | 10 Şubat 2013

Kuran’ı anlayarak okumayı özendirmek ve düşündürmek üzere yazdığım kurgusal bir hikayecik üzerinden edebi bir yazımdı. Blogumun o zamanki okunurluk oranına göre hiç beklemediğim bir ilgi görünce onu da kitabımın içine koymayı görev saydım.

Kainatın Efendisi Kimdir? | 24 Şubat 2013

Peygamberi yüceltmek için onu ilahlaştırarak ona atılmış ifitralardan birisini daha kaleme alarak eleştirdiğim yazılardan biriydi. Vikipedi dahil birçok yerde paylaşıldığını biliyorum. Bu yönde öne çıkan yazılardan biri olduğu için bu paylaşımda da yer vereyim istedim.

Ademoğluna Üflenen Ruh | 28 Şubat 2013

Başımıza gelen her şeye, her fakirliğe, her zulme, her dayatmaya, her kabalığa, her aldatmaya razı olacaksak ve karşısında kıyam edip bu zulümleri yapana karşı çıkmayacaksak ha Allah’ın sıfatlarını taşımışız ha taşımamışız neye yarar!

Bunlar da Sahih Hadis | 8 Mart 2013

Uzun uzun hadis eleştirileri yapmak yerine kendini götüren, iddiasını kendisini yok etmek olarak ortaya koyan hadisleri paylaşarak, geleneksel dini anlayışın tutarsızlığını gözler önüne sermeye çalıştığım kısa bir paylaşımdı.

Sakın Okumayın! | 9 Mart 2013

Aylarca Kuran’ı okuyun okuyun dedikten sonra “Sakın Okumayın!” diyerek başka bir biçimde yine “Kuran’ı okuyun” dediğim eleştirel bir yazıydı.

Allah Zalim mi!!! | 3 Nisan 2013

Biraz da tereddütle bu sarsıcı başlığı koyarak yayınlamıştım bu yazıyı.. Elbette Allah zalim değildir. Ancak insanlardaki hurafe yüklü şirk anlayışının beden dili adeta Allah’ı bir zalim gibi anlatıyor(du). Bunu etkili biçimde bu yazıyla farklı bir üslupla dile getirmek istemiştim.

Şeytanın Foyası | 7 Nisan 2013

Adı üstünde “Şeytanın Foyası”nı göz önüne sermeye çalıştığım ve onun hilelerinin aslında çok basitçe anlaşılabilir olduğunu gösterdiğimi umduğum bir makalemdi.

Çocuk Aklı ile Düşünebilsek | 11 Nisan 2013

Yine “Bize Yalan Söylediler”in kurgusuna girmeyi hak ettiğini düşündüğüm, sorgulatıcı bir hikaye idi. Geleneksel anlayışa bağlanmış giden bir büyükbabaya çocuğunun verdiği bir ders olarak kurgulayıp paylaşmıştım.

Futbolla Zamana ve Hayata Atıf | 13 Nisan 2013

Gençliğinde oldukça fanatik bir futbol taraftarı idim. Zaman içerisinde ona verdiğim önemin ne kadar yersiz olduğunu anladım. Bu anlayışla yaptığım eleştiriyi bu kez Kuran çerçevesinde yaparak, futbol izleyiciliğinin de sporseverlikten çıkarak adeta bir mezhep halini aldığını ve bazı güçlerin elinde taraftarların nasıl kölelere dönüştürüldüğünü açıklamaya çalışmıştım.

Bölük Bölük Ayrılanlar | 16 Nisan 2013

Yine bir kurgusal sahne ile öte yaşamda şirk anlayışının nelere mal olabileceğini anlatmaya çalıştığım bir yazıydı. 2013 yılı en çok yazı yazdığım dönemdi belki de… Ancak bir özeleştiri olarak söylüyorum ki; o zamanlarda yazılarımda paylaştığım ayet meallerini kopyalayıp üzerinde tek harf bile değiştirmeden paylaşırdım. Bu nedenle alıntıladığım meal hataları olduğu gibi kalıyordu. Zaman içinde meallerin arapçaları üzerinde çalışarak, Kuran içinde tüm geçişleri ve sınırları kontrol ederek ve kendim tercümesine hakim olarak yazıp paylaşır hale geldim. Bu kapsamda eski yazılarımda esası değiştirmeyecek olsa da nispeten müellifinden kaynaklanan meal hataları vardır. Neyse ki tefekkürü etkilemediler. Hatta o meal hataları bize gerçeği daha iyi araştırmak için vesile oldular. Neticede bu yazı en etkili yazılardan biri olmuştu.

Kuran’a Geçemedim Abi! | 18 Nisan 2013

“Amme cüzüne kadar geldim ama Kuran’a geçemedim abi!” Merak etme kardeş, yalnız değilsin. Çoğumuz yazları camide aynı yollardan geçtik. Ya senin gibi amme cüzüne kadar geldik ya da Kuran’a geçip Fatiha’yı ezbere okuduk. Ama Bakara 1’de “Elif, Lam, Mim” deyince tatil bitti!!! Bakara 2’ye geçemedik bir türlü. Geleneksel din eğitimini eleştirdiğim bir yazıydı.

Gemiye Bindikleri Zaman Hatırlayanlar | 3 Mayıs 2013

Yine bir kurgu çerçevesinde şirkin ne olduğunu anlatmaya çalıştığım, hem hiciv yaptığım hem de duygu yoğun olduğum bir yazıydı. Bir gemiye aklınıza din adına kim gelmişse doldurup bir seyahate çıkarmıştım.

İslamiyet… Nasıl Bir Teslimiyet? | 28 Mayıs 2013

“İnandık” demekle teslimiyetin gerçekleşmeyeceğini, inanmanın bir sürecin sonucu olduğunu anlatmaya çalıştığım, okumadığı kitaba inandığını söylemenin en önce kendine yalan söylemek olduğunu anlattığım bir makaleydi.

İnandık Demekle İş Bitti mi? | 30 Mayıs 2013

“Madem İnanıyorsunuz Neden Tam Aksini Yapıyorsunuz?” diye sorduğum ve kendini dindar göstererek öne çıkan Fethullah ve benzeri anlayışları örneklerle eleştirdiğim ve ikiyüzlülükleri göz önüne sermeye çalıştığım bir yazıydı.

Yıldızlar Söndürüldüğü Zaman | 31 Mayıs 2013

Mürselat suresi üzerindeki tefekküre ait duygusal nağmelerden biridir benim için. Her yazımı çocuğum gibi severim o ayrı ama… Bu yazı gerçekten de en çok sevdiğim yazılarımın başında gelir. Kitabımda olmamasını da düşünemezdim.

Apaçık Delil mi Arıyorsun? | 14 Haziran 2013

Allah’ın en net ve görülür delillerinden birinden yola çıkarak ve edebi bir üslupla hakikati anlatmaya çalıştığım… ve yine en çok sevdiğim yazılarımdandır. “Normal geliyor sana değil mi? Bak gök gürlüyor ve şelale gibi akıyor yine bulutlar. Düşün bir an için… Olmasaydı bulut diye bir şey, olmasaydı yağmurlar ve olmasaydı gök gürültüsü veya gök gürültüsüz bir fizik kanunuyla yağsaydı yağmur!”

Beyin Ergenliği | 3 Temmuz 2013

Vücut ergenliğe ulaşmış da beyin ulaşmamışsa, hala çocuk gibi masallara inanır insan. Hala çocuk gibi öcülerle korkutulur. Hala çocuk gibi oyuncak bekler. Din onun için oyuncaktan başka bir şey değildir henüz. Allah için kıyam ederken üşenerek kalkıyorsan, ekmek almak için bakkala gönderilmeye direnen bir çocuksundur hala.

Ya Tutarsa! | 27 Ağustos 2013

Toplumun din anlayışına muhalif bir adam… Nasreddin Hoca… Büyük ihtimalle Nasreddin Hoca fıkralarını bu gözle dinlemeyip hiç anlayamamış olanlar için kaleme aldığım bir paylaşımdı. İlk önce adını gündemdeki popüler sloganla ironileştirip ilişkilendirerek #dirennasreddin olarak koymuştum. Sonra yukarıdaki adı verdim.

Gören Gözlerin Maskarası | 23 Eylül 2013

Modern televizyon kanallarının bile değişmez bilir kişisiydi o günlerde… Deve sidiği içmenin peygamber sünneti olduğu iftirasını ilk ondan duymuştum. İşte o büyük din alimimiz(!) olan bir büyük zat(!) diyor ki: Evliyayı, müçtehidleri devreden çıkarıp direkt Allah’a bağlandım diyenler, şeytana bağlanırlarmış!!! Direkt Allah’a irtibat kuran bir din olur muymuş!!! Yazıda ironik biçimde eleştirdim.

Şeytanın Uydurduğu Peygamber | 30 Eylül 2013

Şeytanın sahnesinde yaşayan hayali bir peygamber var. Ama o peygamber Kuran’ı bize bırakan peygamber değil. Kuran dışında apayrı özellikleri ve iddiaları olan uyduruk bir peygamber…

İncil’i de Oku’madılar | 5 Ekim 2013

Hıristiyanların şirk içindeki geleneksel anlayışlarını da sadece Kuran değil kendi inandıkları İncil üzerinden eleştirdiğim bir seri yazının ilk basamağıydı bu paylaşım.

Fevkaladenin Fevkinde Bir Kuran Mucizesi | Sivrisinek | 8 Kasım 2013

Bakara 26’da geçen sivrisinek ayeti ile ilgili çok önemli bir makaledir ve çok ciddi öneme sahip bir araştırma neticesinde yazdım bunu. Kuran’ın Allah haberi olduğunu açık seçik ortaya koyan delilerden biridir.

Kısır Döngü | 26 Aralık 2013

Fethullahçı Terör Örgütü bağlantılı 17-25 Aralık 2013 soruşturmalarının konuşulduğu ve Fethullah’ın ne olduğuna yeni uyananların konuştuğu gündem içinde yazdığım ve toplumsal eleştiri yaptığım bir yazıdır.

İnsana Boyun Eğenler | 26 Aralık 2013

Bir Kedi, Bir Martı ve Bir Balıkçının Düşündürdükleri üzerinden edebi bir dille “insan için boyun eğdirilme” konusunu tefekkür ettiğim bir yazıydı. Kendi açımdan yine en çok sevdiğim yazılarımdandır.

 

2 thoughts on “En Çok Paylaşılan Kalemzade Yazıları 2010-2013

  1. Selam, birikimini insanlarla paylaşıp yol bulmalarına yardımcı olan, okuyamadıklarımıza rağmen okuyabildiklerimizle içimizi ferahlattığın gibi yazılarınla kendinden de bizi emin kılan, bu yolun samimi yolcusu Cengiz kardeşime..Rabbim yolunu gönlünü ferah tutsun, tüm sevenlerinle birlikte asıl mutluluğa ulaşmayı nasip etsin inşallah..Selam ve sevgi ile..

Bir Cevap Yazın