hAman’sız Din

Suyun Sahibi Kim?

Binlerce ve binlerce yıl önce… Bir köyün merasına ilim ve ilham sahibi, salih bir adam bir çeşme yaptırıp o köye hayrat etmiş. Köyün ortak malı olmuş… Masal bu ya… Zamanla meradaki çeşmenin kıymetini fark eden zalim bir ağa peydah olmuş. Başlarda kimse pek bir şey anlamamış… İyi adamdır demişler… Gel zaman git zaman zalim ağanın çobanları çeşme başını tutar olmuşlar. Çobanlar da ağalarının ağalığıyla kendine itibar bulan adamlarmış. Ağa zaten bir kibirliymiş bir kibirliymiş ki sormayın! Onun abasının arkasında da köyden ileri gelir adamlar saklanır işlerini öyle yürütürlermiş. Köyün bir kısmı ağaya ve çobanlarına hayranlıkla bakar, onlar gibi olmaya heves eder… diğer bir kısmı ise ağanın zulmüne karşı çıkarlarmış. Ama her iki kesimin çoğunluğu da kendi cahillikleri içerisinde yaşamaya devam ederlermiş.

Zulüm arttıkça aklını kullanan insanlar türemeye başlamış ve köy halkını uyandırmaya çalışmışlar…

“Sizi kandırıyor. Her gün yalanlar söylüyor. Türlü dolaplar çeviriyor. Çeşmeyi kendisinin zannediyor. Siz köleler gibi onu övdükçe o da kendisini efendi zannetmeye devam edecek. Ondan beklenti içinde oldukça onun şeytani bakışlarını fark etseniz bile itibar sayacaksınız. Onunla övünecek, onunla gurur duyacaksınız. Çünkü o sizdenmiş gibi sizi övüp duruyor. Çünkü size ihtiyacı var. Oysa sizin ona değil suya ihtiyacınız var.

Sizi uçuruma doğru sürüklerken sizi köyünüzle övünmekle kandırıyor, atalarınızı övmekle kandırıyor, fakirliğinizi yoksulluğunuzu itibar gibi gösterip, size vaat vererek aldatıyor. Biliyor ki siz yoksul kaldıkça ondan ümit edecek ve onun peşinden ayrılmayacaksınız. Sizi dininizle aldatıyor. Allah ile aldatıyor. Sizin hoşunuza gidecek cümleler söyledikçe, onun nasıl biri olduğunu asla fark edemeyeceksiniz.

Bize fikren uysanız bile bir kısmınız o ağayı alkışlamaktan vazgeçmiyorsunuz. Bir gün doğru fikirlere olan sadakatinizi gizlemeye, savurduğunuz ve beğendiğiniz ayetleri kendi dilinizle söylediğinizi onun tehdidini görünce silmeye kalkacaksınız. Güneş görmüş bit gibi saklanmaya çalışacaksınız. Her firavun er geç elçiye saldırır. Emin olun. O gün utanacaksınız… Ama çok geç olacak.

Çeşmenin başını tutan hoyrat çobanlar, sahipleri olmadığı halde suyu kontrollerinde tutar ve çeşmeyi kendi mülklerinde zannederler. Oysa hayratın sahibi onlar değildir. Musa olanlar, onlara rağmen suyu alıp dağıtanlardır. Suyumuzu / kitabımızı / ilmimizi / bilmimizi / ahlakımızı / hayatlarımızı cahil din bezirganlarına ve onların tehditkâr ilahlarına terk edemeyiz. Onlar dini de Allah’ı da unutmuşlardır… Biz, suya muhtacız, suyun başını tutanlara değil.”

Peki çeşmenin ortak mal olduğunu anladığı halde bu apaçık çözüm anahtarını göremeyen köylüler ne demişler dersiniz?

“Eeee çözümün ne!!!”

Güler misin, ağlar mısın!

Peki sözüne güvenilir bilinen, fikirlerine itibar duyulan ve en akıllı zannedilenler ne demiş biliyor musunuz?

“Biz sadece bizi zora sokmayacak doğruları söyler, ağanın siyasetine karışmayız!”

Böylece köylülerin gözünde ağanın siyasetine kıyam etmeyenler ak, pak kalmış… Uyaranlarsa kirlenmiş!!!

Masal işte!

Kıssadan hisse… Musa siyasetle kirlenmek için Firavun’un sarayına gitmiş, çeşme başını tutan çobanlara gereksiz bir cesaretle müdahale etmişti… İbrahim yoktan yere en büyük putun boynuna baltasını asmış,cahilliğinden Nemrut’un ateşine atılacak kadar mücadele etmişti… Nuh işgüzarlığından gemi yapmıştı… Muhammed EbuCehil ve EbuLeheb gibilerle boşuna didişmişti… Ali ve oğulları ise yok yere ölmüştü… !!!

Biz suya sabuna dokunmadan nasıl elimizi yüzümüzü yıkayacağımızı, kaç vakit ve kaç rekat namaz kılacağımızı falan konuşmaya devam edelim ve böylece firavunsuz, hamansız ve ağasız sofi bir dini anlamaya ve anlatmaya devam edelim!!! Bir adım öne çıkmayalım! Ne olur ne olmaz! Nasıl olsa müslümanız! Bu bize yeter!

Siz öyle devam edin…

28 Kasas 4,5,6 Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde büyüklenmiş ve oranın halkını kesimlere ayırıp bölmüştü. Onlardan bir kesimini güçten düşürüyor, erkeklerini boğazlıyor, kadınlarını ortada bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı. Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyorduk. Ve (istiyorduk ki) onları yeryüzünde güç/iktidar sahipleri yapalım, Firavun’a, Haman’a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.

6 thoughts on “hAman’sız Din

  1. Selam ve sevgi ile.. Ön yargılarından biraz uzak olabilecekler için günümüzü, başka açılardan bakıldığında da geçmişimizi de anlatan ifadeler. Fakat perdeleri demirden olanlara ne ifade edecek. Kendisi de aciz ve muhtaç olan yaratılmışların insanlar üzerinde sahibiymiş gibi tasarrufta bulunmasını yadırgamamak kime teslim olduğumuzun göstergesi. Yine de Rabbim önce kendisine teslim olduğunu düşünen bizlere gereği gibi teslim olmayı nasib etsin diyerek bu yolda samimi kardeşlerimizin de işlerini kolay eylesin..Gerçek aydınlıklarda uyanan kullarına selam olsun…

  2. ” Çünkü o sizdenmiş gibi sizi övüp duruyor. Çünkü size ihtiyacı var.” Bu kısım bile tek bir cümle olarak o kadar büyük anlamlar içeriyor ki… Ah bi anlasak ve anlatabilsek. Günümüzde bile en bariz örneklerini sabah akşam duyuyoruz, görüyoruz ama ısrarla “raina” diyoruz. Bilmiyoruz ki Allah Kur’an’da apaçık uyarmış bizleri. A pardon, Kur’an yalnızca geçmişi anlatan, namaz ve oruç emreden ve Arapça okunduğunda büyük sevaplar kazanılan bir kitaptı. Dahası onu anlamaya aklımız ermezdi bizim. Baş üstünde dursun yeterdi…
    Allah bizlere ıslah olmayı nasip etsin.

  3. Yaşadıklarımızı anlayabilmek için bir kitaba bakmalı akli selim düşünmeli ve çok çalışmalıyız.
    Teşekkürler cengiz kardeşim.
    saygılar

  4. Selam..Tevafuk işte dün akşam tam da bunu konuşmuştuk senle..Böyle masal mı olur canım bildiğimiz gerçeğin ta kendisi..Çok şey anlatmışsın yine anlayana..

    kalemine ve yüreğine sağlık…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir