Sen Kimden Yanasın?

Fıkradan Gerçeklere…

Gerçi çoğunuz biliyorsunuzdur bu fıkrayı ama yine de anlatayım…

 Temel ile Cemal sohbet ediyorlarmış.

“Ula Temel, tenhada bi ayıya denk gelsen naparsın?”

“Fururum oni!”

“Ya silahun yoğisa?”

“Odunlan kafasini kırarım!”

“Elınde odun da yok diyelim, ne edersun?”

“Piçağumlan teşerim oni!”

“E piçağun da yok, o vakit naaparsın?”

“Ula Cemal baa bak! Sen kimden yanasın? Benden mi, yoğisa ayidan mi?”

…..

Dikkat edin, “Sen kimden yanasın?” sorusunun sorulduğu durumlarda istisnalar hariç bu soruyu soran kişi genellikle ya düşünmekten vazgeçmiş… ya tepki alacağı bir izahattan kaçmış… ya da bir gerçeği örtme peşinde koşmuştur.

Çünkü muhtemel soru ya da iddiaya karşı cevap vermektense… karşı tarafın kimliğine yönelip onun ne olduğunu güya irdelemek… ne söylediğini anlamaya çalışmaktan daha kolay gelir. Eğer cevap veremiyorsanız ya da vermek işinize gelmiyorsa karşınızdakini karalamak çok kolay ama ikiyüzlüce bir kaçış yoludur. Böylece kaçarken taraftarlarınızı da yanı başınızda götürürsünüz. Çünkü taraftarınız sizle olmazsa güçsüz hissedersiniz. Ve çünkü, haksız  ya da çaresiz olduğunuzu çok iyi bilmektesinizdir.

“Sen kimden yanasın?” sorusuyla aslında şu denmeye çalışılmaktadır…

“Bakın bu adam bana aleyhimde bir şey sormakla sadece bana değil size de düşmanlık etmiş oluyor… iddiası var ama ben ona haddini işte böyle bildiririm… o bir haindir…”

Aslında iddiaya cevap vermemiştir ama vermiş gibi davranmaktadır. İddia sahibi kişiyle daha fazla muhatap olmaktansa o kişiyi iddiadan haberdar olmadığı halde kuru taraftar olanların lincine bırakmıştır. Olay artık iddia edilen olay değil, iddia eden kişinin aşağılanan kimliğidir… Hatta olan şey artık…. başkalarına “bir daha kimse böyle iddialarla gelmesin” tehdididir ve elindeki taraftar gücüyle bir meydan okumadır.

Soran kişinin varsayalım ki hain olması, “biz”den olmaması sanki onun söylediği şeyin doğruluğunu yanlışlığını ve hatta ne olduğunun önemini ortadan kaldırırmış gibi hareket ederek… hem düşünmekten kurtulmuş… hem gerçeğin ortaya çıkmasını engellemiş… hem de her şeye rağmen taraftarını kaybetmemiş olma galibiyetidir. Oysa kaçan adam iddia edilen gerçekleri aslında gayet iyi biliyor ya da bir ihtimal hiçbir bilgi sahibi olmadığı için bilgisizliğini ve yetersizliğini saklıyordur.

Fıkrada Temel yine birkaç soruya cevap verebilmiş… Artık çaresiz kaldığında, düşünemez ve çare üretemez hale geldiğinde “sen kimden yanasın?” diye sorarak kıvırmış… Daha ilk soruda “Sen ayıdan yanasın?” diye itiraz edenler de oluyor.

Üstelik senden yana olsam bile senin fahişini görmezden mi geleceğim? Hani adalet?

Keşke ondan bundan yana değil de “Ben sadece doğrudan, gerçekten yanayım. Sadece kendim ve yanımdakiler için değil, düşmanım için bile adil davranmaktan yanayım. Bir başkalarına karşı duyduğum öfke bile beni adaletten alıkoymaz. Ben düşünmekten yanayım. Düşünmekten hiçbir zaman vazgeçmemekten yanayım. Karşılıklı ve gönlüncelikli ve de bilinçli bir barış için her zaman uğraş vermekten yanayım.” diye cevap verebileceklerin sayısı daha fazla olsaydı…

Gönlüncelikle ve selam ile…

(Görseldeki çizerini bilmediğim karikatürü beğendiğim için arama motorundan aldım. Bu blog sitesi kar amacı gütmemektedir. Bu bağlamda çizerinin anlayışını rica ediyorum.)

One thought on “Sen Kimden Yanasın?

  1. Selam olsun düşünen aklı selimlere, Bugüne kadar o kadar çok karşılaştık bu davranışlarla ve daha da karşılaşağız. En yakın paylaştığım sizin yazınız üzerine oldu. Taraflı olmuş dendi, bende tarafımız belli Allah dedim. Fakat bu gibi davranışların neden kaynaklandığını zaten çok güzel açıklamışsınız. Bu bir gerçek, bu vesile ile düşünmeye devam diyorum, hayırlı ve sağlıklı günler inşallah..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir