Onlar mı? Hâlâ Aldanıyorlar

İnsanların çoğu… Hala geçerli…

Sorgulamadan inandığını söyleyip de atalarından miras aldıkları şekilde bir zan dininin peşinde gidenlerden bahsetmeyeceğim bugün…. Uyananlardan (!) bahsedeceğim.

Siz uyandıklarını düşünürken, onların bir kısmının sadece gözleri aralanıyor ve kapanıyor…

Onların bir kısmı hala bu kısmi uyanışlarını dini ve milli aidiyetleriyle veya eski alışkanlıklarıyla özdeşleştirmiş olmak ve iktidarla hemfikirlik edinecek olmak zannı peşindeler…

Onların bir kısmı bu fikrin değerini değil, bu fikrin çerçevesinde oluşan maddi ya da itibari değeri fark ettiler ve Kuran uyanışını sayısal takipçiler edinme ve kendi lehlerine kullanma peşine düştüler…

Onların bir kısmı bu fikir çerçevesinde ceplerinizi bir de bu yolla boşaltma peşine düştüler…

Onların bir kısmının siyasi hizipliklerinden dolayı sözleriniz işlerine geliyor…

Onların bir kısmı mezhebi ayrılıklarından dolayı sözlerinizi beğeniyorlar…

Onların bir kısmının anarşist duruşları nedeniyle bazı ifadeleriniz hoşlarına gidiyor…

Onların bir kısmı ezik duruşlarından vazgeçemedikleri için bu fikirle itibar edilme peşindeler…

Onların bir kısmının içindeki sizin de onlar gibi duyarsızlaşma peşinde olduğunuz zannıdır…

Onların bir kısmı hayalini kurdukları ya da alışageldikleri ahlaksız ve umarsız hayat tarzlarını sizin fikirlerinizle onama ya da bezeme peşindeler…

Onların bir kısmı tek Tanrı ve Kuran öğretisinin toplumun ve bireyin bağımsız ıslahı ile bilim, barış ve bu gönlünceliğin etkisel adaletine yol değil de… hala dini yönetim ya da şeriatın iktidarına yol olduğunu zannediyorlar…

Onların bir kısmı hala ideolojilerini esas görüyor, gerçeklerin ise ideolojilerine sevimli veya ılıman görünen yanlarını onaylıyorlar.

Onların bir kısmı hala tek tanrı ne demektir bilmiyor, diğer tanrıları reddederken, kendi tanrılarına sıra gelince dokundurmuyor ve onları kutsamanızı bekliyorlar.

Onların bir kısmı halen Allah’tan değil toplumdan çekiniyor, sizin ifade ve paylaşımlarınızı görüyor olduklarının bilinmesinden bile kaçınıyorlar…

Onların çoğu uyanmadılar… Onların çoğu kendi sözde doğruluklarına kılıf ve yandaş arıyorlar…

Onların önemli bir kısmının Allah umurlarında bile değil… Barış içinde yaşamak umurlarında bile değil… Bireysel ıslahları umurlarında bile değil… Allah ve varoluşun gerçekleri onların umrunda bile değil…

Siz onlarla bir barış (gönlüncelik) dili içine girmeye çalışırken onların bir kısmı alttan alta Allah’tan kitaptan bahsetmenizi istemiyor… bir kısmı ise bunu size layık görmüyor, hala bunları ifade edecek din adamı arıyorlar…

Onların önemli bir kısmı kendi hatalarını asla sorgulamıyor… Hep başkalarını düzelterek kurtulacaklarını düşünüyorlar…

Onların önemli bir kısmı hala bir değeri savunmayı yeter görüyor, ikna oldukları değerleri kendi dünyalarında yaşamanın yolunu aramıyorlar…

Yarın onlar da zulmetmeye hazırdırlar… Çünkü farkında olmaksızın en iyi olanın hep kendileri olduklarını zannediyor ve hizip olmaya devam ediyorlar.

Onlardan olmayanlar azlar… Çok azlar…

Barış kelimesi kirletildi… Özgürlük de… Gönlüncelik daha iyi… İşin içine gönül girince yanlıştan kendisi vazgeçer, tahakkümden uzak durur insan. Gönlünce gez dolaş buralarda dediğinde, sahibi hissetmez insan orayı… ve gerçek sahibine saygı duyarak özgürlüğünü doğrulukla birleştirir…

Gönlüncelikle ve selam ile…

4 thoughts on “Onlar mı? Hâlâ Aldanıyorlar

  1. Selam üzerinize olsun, Yapmış olduğunuz tespitleri dikkatle okuyunca hayatımızda hem yakınlarımız da hemde çevremizde uygulandığını bolca görüyoruz. Ve her tespitinizin kitapta beyan edilmiş uyarılar olarak karşılığını da görüyoruz. Fakat bu uyarılardan sadece bir tanesi bile yeterli cevabı veriyor. 12.Yusuf.106. “Onların çoğu, şirk koşmadan Allah’a inanmazlar.” Selam ve sevgi ile iyi çalışmalar.

  2. Tüm insanlığın rehberi Kuran’da “münafık ve müşrik ” diye isimlendirilen kişilikleri ayrıntılı şekilde yazıda açıklamışsınız.Bu özellikteki kişilikler insanlık tarihinde zaman içinde daha bir gelişerek,daha bir aldatma ve aldanma içine bulanarak evrimlerine devam ediyorlar.Böylece bunların karşısında duracak,”Doğru yol” u sürdürmeye çalışanların işleri daha da zorlanıyor.Dağ başında tek başına veya küçük bir toplumda yaşayana göre kozmopolit toplumda yaşayan birisi için hayat daha zor ,daha karmaşık.Yalanlar,hileler,aldatmalar daha çeşitli,takiyyeler daha gelişkin.Dolayısı ile mücadele daha güç.O nedenle “İyiler” de kendilerini bu bozulma oranında hatta daha yüksek bir oranda ve hızda geliştirmezlerse zulüm artacak,hak düzen yerini kara düzene bırakacak.Onların bozduklarından daha fazla çalışarak,daha fazla okuyarak ,daha çok direnerek,yılmayarak gayret gerekiyor.”Ne olur yani benim söylememle”,bozuk bir işe karşı “şuraya bir şikayet dilekçesi yazmamla” dememeli.gerekeni yapmalı.Her söz bir tohum,her eylem bir” kelebek etkisi “ile kainatın öte ucunda da etkili bunu unutmamalı.Bilinç ve akıl sahibine daha bir sorumluluk düşüyor.Allah son anımıza kadar bu bilinç ve akılla mücadele etme nasip etsin dilerim.Mücadele edenlerin yolları açık,yürekleri ferah olsun ,Allah’ın onlardan razı olduğunu hissediyorum…..
    Selam ve sevgiyle.

  3. Merhaba,
    Yazdıklarınızla alakalı sizinle birebir konuşmak, tanışmak istiyorum, mümkün mü? Sizinle bire bir iletişime geçebilir miyiz?

    • Prensip gereği sanal ortamda yeterince tanımadığım insanlarla elzem bir sebep olmadıkça buluşup görüşmek istemiyorum. Ancak normal hayatın içinde çeşitli nedenlerle tanışma fırsatı yakaladıklarım müstesna… Anlayış göstereceğinizi umut ediyorum. Selam ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir