Hocam Orucu Ne Bozar?

Önemli Olan Gerçekten de Niyettir…

Ramazan akşamı gelir gelmez bir oruç tartışmasıdır aldı başını gidiyor… Ergeninden amcasına kadar… Konunun üslubunca ve akıllıca her daim tartışılmasına sözüm yok da…  Aktif halde olanın… bu gibi konuların zamanını ve zeminini iyi tartabilmek lazım.

Bırakın isteyen istediği gibi oruç tutsun ya da tutmasın… Kitap okurken ikide bir birisinin gelip elinizdeki kitabı çekiştirmesini ister misiniz?… Peki, iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış yaptığınız bir işe birilerinin o esnada burnunu sokup durmasını?… Veya birisi namaz kılarken omuzlarına çıkılıp tepinilmesi doğru mudur?… Hayır. O halde arkadaşım, orucun ne olup olmadığını tartışmak için on bir ayınız varken bu ayı mı beklediniz?… Ramazan hocaları gibi neden şimdi vır vır konuşuyorsunuz? … Aykırı görünmek için mi? Düşünmek, bilmek, öğrenmek, düzelmek mi yoksa tartışıp münakaşa etmek mi peşindesiniz? Erdeminize ne oldu? Özgürlük söylemleriniz uçtu mu?

Orucu ne bozar diye soruluyor ya… Söyleyeyim… Siz de bozuyorsunuz… Oruç tutmayana saldıranla oruç tutana saldıran arasında, oruç tutmayanı rahatsız edenle oruç tutanı vır vır konuşup rahatsız edenler arasında erdemsizlik açısından hiç bir fark yoktur…

Hayırlı NİYETler…

6 thoughts on “Hocam Orucu Ne Bozar?

  1. yeme-içme yasağı nerede? oruç nedir? kuranın hangi ayetinden yeme içme siyamı çıkar?

    Bakara 187. Siyam gecesinde eşleriniz ile ilişkiye girmek (refese) size serbest kılındı. Onlar sizin elbiseniz, siz de onların elbisesiniz. Allah, (sıyamın refese yasağı emrini çiğneyerek-Bakara 197 de yasaklandı) kendinize ihanet ettiğinizi biliyor. Tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Eşleriniz ile ilişkiye girebilirsiniz, fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar SERBESTSİNİZ, sonra geceye kadar siyamı tamamlayın. (Gece olduğu halde Salat bitmemiş ve bu yüzden)mescidlerde alıkonulduysanız (itikâf), bitene kadar bırakıp eşlerinizin yanına gitmeyin. İşte bunlar, Allah’ın sınırlarıdır, sakın onları çiğnemeyin. Allah, insanların kendisine karşı gelmekten sakınarak dosdoğru tertemiz yaşamaları için, işte ayetlerini böyle açıklıyor.

    (mescidinde aslında bu manada kullanıldığını düşünmüyorum yani mekan anlamında…o sonraki konu)

  2. Selam cengiz kardeşim, hayırlı ramazanlar olsun inşaallah diyerek yazılarınız için teşekkür ederim. Yazınızda ramazan hocaları gibi demişsiniz bence gibisi fazla olmuş, yadırgamamak lazım çünkü bu zatların gerçekleri bildirmek gibi bir kaygısı olduğunu düşünmüyorum. Genelde her sektörün bir sezonu vardır. Bunlar da ramazan sezonunu değerlendiriyorlar. Cenaze, mevlit gibi ara işlerden ziyade tam bir ay süren bir sezonu iple çekiyorlar hele televizyonlarda boy gösterenler ne taklalar atıyorlar farklı olup reyting yaparak cukkalarını sağlamlaştırmak için, toplasan bir iki sayfada beyan edilen oruç ayetlerini ey vatandaş bütün açıklama Kuran’da okuyup görün diyeceklerine ne hikayeler ne alakasız açıklamalar ile milleti kandırıyor bundan da hiç bir rahazsızlık duymadan işlerine devam ediyorlar.Ne hikmetse ramazan gelince sade hocalar değil normal insanlarda birden takva oluyorlar. Böyle başa böyle tarak misali birbirlerini buluyorlar. selam ve sevgi ile….

  3. Ramazan ayı geldi ne mübarek bir ay değilmi arkadaşlar .örnek mi istiyorsunuz .kıyma kuşbaşı kısaca buna et diyorlar. zam geldi. çok mübarek bir zam yedik..
    Din adamlarımıza zam geldi. nihatlar, mustafalar, cüppeliler …mübarek hocalarım televizyonlardan epeybi parayı kırdılar gerçek zam bunlara geldi…
    Yiyecek içeceklere zam geldi ne de güzel oldu ekonomi canlandı…
    Hurmaya zemzeme zam gel nede mübarek yiyecekler değilmi onlara da nasip oldu zam hemde mübarekli zam
    Ne mübarek ramazanmış arkadaş cepte hiç para durmuyor.
    Ne mübarek ülkeyiz değilmi
    isveç fillandiya Hollanda .v.s……. bu ülkelerde mübarek ramazan dan ve zamlardan bu yılda mahrum kaldılar.

  4. Ramazan ayında temel gereksinimlerimize olan bağımlılıklarımızın bile geçici süre de olsa önüne geçebileceğimizi görüyoruz. Peki özgürlüğümüzü elimizden alan diğer bağımlılıklar ? Ramazan ayı bu anlamda iyi bir fırsat diye düşünüyorum. Allah hepimizin yardımcısı olsun

  5. 1- meallerde sıyam niye oruç diye çevriliyor?
    2- kuranda sayılı günler 2,3,4 gün olabileceği belirtildiği halde niçin 30 gün oruç tutuluyor?
    3- kitapta sıyamın aç ve susuz kalmak olduğu nerede yazıyor?
    4- niçin oruç tutmak için bir kavmin takvimi baz alınıyor?
    5- kurandaki şehru ramadan ifadesinin şöhretli dolunay olduğu açıkken neden kimse bu konuda bir şey söylemiyor?
    6- hicri takvim peygamberin ölümünden 5 yıl sonra, hicretten 17 yıl sonra resmileştiği biliniyor peki peygamber ve arkadaşları hangi takvime göre oruç tutuyordu?
    7-Kuran işa (akşam) ve leyl (gece) ifadelerini ayırmış olduğu halde ve ayette geceye kadar tamamlayın dendiği halde bugün neden oruç akşam vakti oruç bitiriliyor?
    8-Kutuplardaki insanlar neye göre oruca başlayıp neye göre bitirecekler?
    9- Ekvatora yakın bir insanın tuttuğu oruç ile kutuplardaki bir insanın tuttuğu oruç arasındaki saatlerce farkı hangi ilahi adalete sığdıracağız?
    10-Uygulanagelen hicri takvimle beraber haram ayların yani ramazan ve hac aylarının yerlerinin değiştirilmesi tevbe suresi 37. ayeti ile belirtilen küfürde ileri gitmek demek değil mi?

    • ALINTIDIR….
      CENGİZ ABİMİZİN SALATI İKAME’Yİ HAKKIYLA YORUMLAMASINA BENZER ŞEKİLDE SAVM’IN DELİLLERLE AÇIKLANMAYA ÇALIŞILDIĞI BİR ALINTI UMARIM SORULARINIZA TATMİN OLACAĞINIZ CEVAPLAR VARDIR
      SAVM – ORUÇ
      Bilindiği üzere oruç kelimesi Farsça’dan dilimize geçmiş bir kelimedir. Dilimize oruç diye çevrilen bu kelimenin Arapça aslı “savm-siyam’dır”dır. Biz bu makalede savm kelimesini kullanmayı tercih ediyoruz. Kur’an’da yer alan savm konusunu iki başlık altında ele alacağız. 1.Şehri Ramazan/Başlangıç Dolunayı 2.Savm’ın/Orucun Niteliği.
      1.ŞEHRİ RAMAZAN / BAŞLANGIÇ DOLUNAYI
      Bu yazıda inceleyeceğimiz konu savm’ın vakti ve süresidir. Bu konuda öncelikle Bakara 185’i mercek altına alacağız:
      Ramazân ayı ki, Kur’ân, bir kılavuz olarak ve furkândan, yol göstermeden açık açık açıklamalar olarak kendisinde indirilmiştir. Bu nedenle sizden her kim bu aya şâhit olursa hemen onda savm etsin/oruç tutsun. Kim de hasta veya yolculukta ise diğer günlerden sayısıncadır. Allah, size kolaylık diler, size zorluk dilemez. Bu kolaylık, Allah’ın koruması altına girmeniz ve sayıyı tamamlamanız, size yol gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyüklemeniz ve Allah’ın verdiği nimetlerin karşılığını ödeyesiniz diyedir.(Bakara, 185)
      Bakara 185’teki “Ramazan ayı” tabiri nedeniyle savm, bugün Hicri takvimde yer alan Ramazan ayında 30 gün süre ile icra edilmektedir.
      “Ramazan ayı” olarak yapılan çevrinin orijinal hali “Şehri Ramazan”dır. Öncelikle “Şehr” kelimesini ele alalım:
      Şüphesiz Allah katında; gökleri ve yeri yarattığı günkü Allah’ın yazısında, şehran/ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haramlardır. İşte bu koruyan dindir… (Tevbe, 36)
      Bu ayetteki “şehran/ayların sayısı on ikidir” ifadesi takvimlerdeki 12 aya bölünmüş 30 günlük zaman dilimlerini değil, bir senede ortaya çıkan 12 dolunayı işaret etmektedir. Hicri takvim peygamberin ölümünden çok sonra Ebu Bekir ve Ömer zamanlarında oluşturulmuştur. Oysa ki yukarıdaki ayet, “göklerin ve yerin yaratıldığı gün”den bu yana şehran/ayların sayısı on ikidir, diyor.
      Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinde de “Şehr” kelimesi için şöhret kökündenmastar olup bir şeyi açığa çıkarmak manasındadır denilerek gökte görünen aya şehr dendiği belirtilir. Nitekim, birçoğu dilimize de geçmiş olan ve şöhretli, göze çarpan anlamlarını taşıyan kelimeler şöyledir:
      meŞHuR: göze çarpan
      teŞHiR: göz önüne sermek
      ŞeHiRat: şişman kadın
      eŞHarat: gebe kadın
      eŞHaR: göz alıcı çiçekler
      Gökteki ayın Kur’an’daki adı kamer’dir. Şehr, kamer’in şöhretli halidir, yani dolunay halidir. “Şehr” kelimesi Kur’an’da 11 ayette kullanılmıştır. Kullanıldığı tüm yerlerde takvim ayına değil, ayın dolunay haline işaret etmektedir.
      Şimdi de “Ramazan” sözcüğüne bakalım:
      Ramazan sözcüğünün kökü, [r-m-z’dir].
      [ramaz] ve [ramza], şiddetli sıcaktır. Ramaz, “güneşin sıcaklığının şiddetinden taşların sıcaklaması” demektir.
      Bu açıklamalardan sonra “Şehru Ramazan”ın şiddetli sıcakların olduğu zamandaki şöhretli dolunay olduğu anlaşılmaktadır. O halde yapmamız gereken senenin en şiddetli sıcaklarının olduğu zamanki Dolunayı bulmak olacak. Senenin en sıcak zamanı Haziran Temmuz aylarıdır ve 21 Haziran yaz dönencesinden sonra ilk 0-30 gün içerisinde görülen Dolunay, Şehru Ramazan’dır. Şehru Ramazan “Başlangıç Dolunayı” demektir. (Bu hususta “Sebe 12 ve Büyük Çeviri Hatası” makalesi okunabilir.)
      22 Haziran 2005’te çekilen bu fotoğrafata o yıla ait “Başlangıç Dolunayı” görülüyor.

      Kur’an’ın bütünü incelendiğinde Kur’an ayetlerinin insanın, dünyanın ve evrenin dinamiklerine göre yazıldığı görülecektir. Ocak ayında savm edin ya da Kasım ayında savm edin gibi bir ifadeyi Kur’an kullanmaz. Eğer bir zaman verecekse bunu değişmez dinamiklere güneşin ya da ayın durumlarına göre yapar.
      Buraya kadar yazdıklarımız ile savm’ın Hicri takvimdeki Ramazan ayında değil, 21 Haziran yaz dönencesinden sonra görülen ilk Dolunay’da/Başlangıç Dolunayı’nda tutulması gerektiğini belirttik.
      Peki savm kaç gün süreyle icra edilmelidir?
      Kur’an’da yer alan “Şehri Ramazan” tabiri, Hicri takvimdeki Ramazan ayı olunca ve bu ay da 30 gün çekince haliyle savm’da 30 gün süreyle icra edilir olmuştur. Oysa ki Bakara 183 ve 184 ayetlerine göre savm sayılı günlerdedir.
      Ey iman sahipleri! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır. Sayılı günlerdir… (Bakara, 183-184)
      O halde “Sayılı günler/Eyyamen madudat” ifadesi kaç gün demektir?
      Ve Allah’ı sayılı günlerde anın. Artık kim iki gün içinde acele ederse ona günâh yoktur… (Bakara, 203)
      (Savm’ın amacının Allah’ı anmak/Zikrullah olduğu ileride açıklanacaktır) Ayet dikkatli okunursa şu görülecektir: 2 gün savm etmek acele etmek ise sayılı günler 3 gündür. Bunun daha açık şekilde ifadesi Bakara 196’dadır:
      …Bunu bulamayan oruç tutsun: Bu, üç günü hacda, yedi günü döndüğünüzde, tam on gündür…
      Bakara 196, hacc ve umre yapmak isteyip de herhangi bir sebeple engellenen kimselerin ne yapacaklarını anlatmaktadır. Engellenme hali bitip de kişi güvenliğe kavuştuğunda hediye verecektir. Verecek hediye bulamazsa, o taktirde 10 gün savm edecektir. Bunun üç günü hacc’dadır. Burada belirtilen üç gün “sayılı günler”in açık ifadesidir. Ve Bakara 203’teki “kim iki gün içinde acele ederse” ifadesini tamamlamaktadır.
      Tüm bunlardan çıkardığımız sonuç şudur ki: Savm, yaz dönümü olan 21 Haziran’dan sonraki ilk ŞEHR’DEN/DOLUNAYDAN itibaren 3 süreyle yerine getirilmelidir.
      2.SAVM’IN – ORUCUN NİTELİĞİ
      Bakara 183 ve 184 bizden öncekilerin savm’ını anlatmaktır. Bakara 185 ve 187 ise bizim savm’ımızı anlatmaktadır. Savm’ın niteliğini “Savm Emri”, “Bakara 187” ve “Savm’ın Amacı” başlıklarında ele alacağız.
      A.Savm Emri:
      Ramazân ayı ki, Kur’ân, bir kılavuz olarak ve furkândan, yol göstermeden açık açık açıklamalar olarak kendisinde indirilmiştir. Bu nedenle sizden her kim bu aya şâhit olursa hemen onda savm etsin/oruç tutsun… (Bakara, 185)
      Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinde savm şöyle tarif edilmiştir:
      “sıyâm, savm”, sözlükte nefsi meylettiği şeylerden, isterse bir söz olsun alıkoymak yani kendini tutmaktır.
      Bakara 185’te savm’a ilişkin bir çok unsur vardır. Ancak emir bir tanedir ve çok açıktır: “Savm edin/kendinizi tutun”. Bu emrin ne şekilde yerine getirileceği insanın özgür iradesine bırakılmıştır. İşte savm, arzu ve isteklerimiz konusunda kendimizi tutmak, bu yönde irade göstermektir. Hem yememek hem içmemek suretiyle savm edilebileceği gibi sadece yememek ya da sadece içmemek suretiyle de savm edilebilir. Sigara içmemek, kumar oynamamak, alkol kullanmamak, dedikodu yapmamak ve bunlar gibi daha yüzlerce konuda savm edilebilir. Bünyeleri, duyguları, düşünceleri, arzuları, hayatı algılamaları, psikolojileri farklı milyonlarca insan için geçerli bir tek savm şekli yoktur.
      Ancak bugüne kadar savm önce oruç ismiyle hayatımıza girmiş daha sonra da yememek içmemek ve cinsel ilişkide bulunmamak olarak algılanmıştır.
      Ragıp El İsfahani’nin Müfredat’ta savm için yaptığı tarif hayatımıza yerleşmiştir. Ragıp El İsfahani Müfredat’ta savm’ı “yemeyi, içmeyi, konuşmayı ve cinsel ilişkiyi bırakmak” olarak tarif etmiş ve bu tarif de kabul görmüştür. İsfahani’nin tanımını yaptığı, Kur’an’da yer alan savm çeşitlerinin bir toplamıdır. Bunlar da savm’dır ama savm’lar bunlarla sınırlı değildir.
      Yiyip içerek de savm edilebileceği Meryem Suresi’nden açıkça anlaşılmaktadır:
      Sonra ona aşağısından/aşağısındaki kişiseslendi: “Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir su arkı akıttı. Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine olgunlaşmış taze hurmalar düşsün. Sonra ye, iç, gözün aydın olsun. Sonra eğer beşerden birini görürsen, ‘Ben Rahmân’a bir savm adadım, onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım’ de.” (Meryem, 24-26)
      Kadınların konuşmayı erkeklerden çok sevdikleri ve daha çok konuştukları bilimsel bir gerçektir. Burada da Meryem, İsa’nın doğumuyla ilgili konuşma dürtüsüne savm ederek engel olmaktadır. İsfahani’nin tanımına göre Meryem’in savm’ı 4’te 1 savm olmaktadır. Tanımda yer alan 4 unsurdan sadece konuşma hususunda savm edilmiştir. Ancak ayet Meryem için “savm etti” demektedir. Eğer ki savm, yemeyi içmeyi tamamen kesmektir denirse o taktirde Meryem’in savm’ı açıklanamaz olur ve Kur’an’a çelişki atfedilmiş olur. Kur’an’da çelişki yoktur.
      Ayrıca Bakara 185’te “Allah size kolaylık diler zorluk dilemez” denerek, bizden evvelkilerin savm’ından (Bakara 183’te anlatılandan) daha kolay bir uygulamaya gidileceği belirtmiştir. Bir sonraki cümledede “Bu kolaylık, …sayıyı tamamlamanız… içindir” denerek artık herkesin sayıyı tamamlayabileceği bir savm uygulamasına geçileceğinin haberi verilmiştir.
      B.Bakara 187:
      Oruç tutma gecesinde kadınlarınıza refes [çirkin söz, cinsel ilişki], size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir giysidir siz de onlar için bir giysisiniz. Allah, sizin kendinize hâinlik ettiğinizi bildi de tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık onlara [kadınlarınıza] yaklaşın ve Allah’ın sizler için yazdığı şeylerden arayın. Ve fecrden beyaz iplik siyah iplikten sizin için açığa çıkıncaya kadar yiyin, için. Ve geceye kadar orucu tamamlayın. Ve siz mescidlerde âkif [programlı ibâdet hâlinde] iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır, Artık onlara [Allah’ın sınırlarına] yaklaşmayın. Allah, takvâlı olsunlar diye âyetlerini insanlara işte böyle açıkça ortaya koyar. (Bakara, 187)
      Bakara 185’teki emir açıktır: “Savm edin/kendinizi tutun”. Bu emrin ne şekilde yerine getirileceği insanın özgür iradesine bırakılmıştır. Ayetlerden anlaşıldığına göre, Bakara 185 indiğinde Muhammed toplumu sabahtan akşama kadar yememek içmemek ve savm süresince cinsel ilişkiye girmemek yönünde savm kararı almıştır. Ancak eşleri ile birlikte olmamak yönündeki savm’larını yerine getirememişlerdir. Bunun üzerine Bakara 187. Ayeti inerek geceleri eşleri ile birlikte olmayı helalleştirmiştir/serbestleştirmiştir.
      Şimdi Bakara 187’deki “Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır, Artık onlara [Allah’ın sınırlarına] yaklaşmayın” cümlesi ile Bakara 187. Ayetini tahlil edelim:
      Muhammed toplumu savm süresince eşleriyle cinsel ilişkiye girmeme konusunda savm kararı almış ancak bu konuda kendilerini tutamamışlardır. Bu suretle Bakara 185’teki kendini tutma emrini ihlal etmişlerdir. Kendilerini tutamayacakları konuda savm kararı almakla aşırıya kaçmışlardır. Ayetler sadece uygulanmamak suretiyle değil, uygularken aşırıya gitmek suretiyle de ihlal edilebilir. Bu ihlalden sonra da tevbe etmişlerdir. Bu tevbe üzerine: “Allah, sizin kendinize hâinlik ettiğinizi bildi de tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı” denerek tevbeler kabul edilmiştir. Bakara 187 ayeti bu ihlal ve tevbeler üzerine inmiştir. İnmesiyle birlikte:
      1.Geceleri cinsel ilişkiyi helalleştirmiş/serbestleştirmiş ve bu yolla insanların kendilerine yaptıkları zulme son vermiştir. Ancak bu helalleştirme diğer yönüyle bir haramlaştırmayı/yasaklamayı beraberinde getirmiştir. Buna göre gündüzleri cinsel ilişki yasaktır. Bu birinci sınırdır.
      2.Muhammed toplumu gündüzleri yememe ve içmeme yönündeki savmlarını yerine getirdiğinden burada bir onama vardır. O sebeple yemek ve içmek konusunda bir haramlaştırma/yasaklama yoktur. Yani Bakara 185’te belirtildiği gibi insanlar hangi konuda savm edeceklerine özgür iradeleriyle karar verecektir. Muhammed toplumu gündüzleri yememe içmeme yerine başka türlü bir savma gitmiş ve onu da uygulamış olsaydı yine onanacaktı. Çünkü emir kendini tutmaktır. Kendini tutmanın hangi konuda olacağını kişiler kendileri belirleyecektir.
      3.Geceleri cinsel ilişkinin helalleştirilmesine karşılık dengeyi sağlamak için itikafta iken cinsel ilişki yasağı gelmiştir. Bu da ikinci sınırdır.
      Bakara 187’de “yemeyin, içmeyin” diye bir emir yoktur. Sadece Muhammed toplumunun kendisine uygun bulduğu sabahtan akşama kadar yememe içmeme kararının onayı vardır. Bu anlamda o gün yaşayanların kendileri için belirledikleri sabahtan akşama kadar yememe içmeme şeklindeki savm’ını kurallaştırmak uygun değildir. Belli bir süreyle de olsa Allah hiç kimseye yemeyi içmeyi yasaklamış değildir. Sadece Kendisinin anılmasının yolunun insanın kendisini tutmasından geçtiğini belirterek hangi konuda kişinin kendisini tutacağını kişinin özgür iradesine bırakmıştır. Bakara 187 ayetinde, savm halinde iken gündüzleri cinsel ilişkiye girmemek ve itikaftayken cinsel ilişkiye girmemek dışında bir sınır, bir yasak yoktur.
      Mekke ve Medine tarlanın, bağın, bahçenin ve suyun olmadığı bir çöl arazisidir. Bu sebeple o günkü Arap toplumu açlığa ve susuzluğa çocuktan beri talimli ve dayanıklıdır. Bu coğrafyada büyüyen insanlar için sabahtan akşama kadar yememek ve içmemek belki de birçok gün yaptıkları bir şeydir ve onlar için kolaydır. Buna karşılık o günkü toplum bir çoğumuz için daha kolay görünen cinsel ilişkiye girmemek yönündeki savm’ı gerçekleştirememiştir. O halde bugün için şunu söyleyebiliriz: Yaşadığı coğrafya, yetişme şartları, duygu, düşünce, zaaf, arzu ve istekleri farklı olan her kişi, kendi sınırlarını bilerek aşırıya kaçmadan ve kendine zulmetmeden kendine uygun savm şeklini belirlemelidir.
      Bu anlamda Bakara 187 tek başına değerlendirilemez. Önce Bakara 185’teki savm emrinin niteliği belirlenmeli daha sonra Bakara 187 bu ayete göre değerlendirilmelidir. Savm emri Bakara 187’de değil, Bakara 185’tedir.
      C.SAVM’IN AMACI:
      Ramazân ayı ki, Kur’ân, bir kılavuz olarak ve furkândan, yol göstermeden açık açık açıklamalar olarak kendisinde indirilmiştir. Bu nedenle sizden her kim bu aya şâhit olursa hemen onda savm etsin/oruç tutsun… (Bakara, 185)
      Yukarıda altı çizili bölüm bize savm’ın sebebini açıklamaktadır. Biz savmı, Şehri Ramazan’da/Başlangıç Dolunay’ında Kur’an’ın indirilmesi nedeniyle yerine getiriyoruz. Şimdi birinci ve ikinci cümleleri düz bir cümle haline getirelim:
      Şehri Ramazan ki/Başlangıç Dolunay’ı ki, Kur’ân, bir kılavuz olarak ve furkândan, yol göstermeden açık açık açıklamalar olarak kendisinde indirildiği için sizden her kim bu aya şâhit olursa hemen onda savm etsin.
      Kısaca, Kur’an Başlangıç Dolunay’ında indirildiği için savm edin, deniyor.
      Kur’an kendi başına inmedi. Kur’an’ı indiren Allah. O halde, Allah Kur’an’ı indirdiği için savm edeceğiz.
      O halde savm ederek, Kur’an’ı bir kılavuz olarak ve furkândan, yol göstermeden açık açık açıklamalar olarak indirdiğinden dolayı Allah’ı anıyoruz/Zikrullah.
      Savm ile kendini tutma eylemi, Allah’ı anmak içindir.
      Şerhi Ramazan’da/Başlangıç Dolunay’ında sadece savm edilmeyecek aynı zamanda Kur’an çalışılacaktır. Bunu da gerek Bakara 185 gerekse Bakara 187’den anlayabiliriz:
      Şehri Ramazan ki/Başlangıç Dolunay’ı ki, Kur’ân, bir kılavuz olarak ve furkândan, yol göstermeden açık açık açıklamalar olarak kendisinde indirilmiştir. Bu nedenle sizden her kim bu aya şâhit olursa hemen onda savm etsin… (Bakara, 185)
      Şehri Ramazan’da/Başlangıç Dolunay’ında Kur’an indirilmiştir. Kur’an baştan sona bilgi dolu bir kitaptır. O halde Allah’ı anmak için Kur’an da çalışılacaktır. Kur’an’ın indirilmesi sebebiyle savm yapılan bir dönemde Kur’an çalışmamak olmaz.
      …Kim de hasta veya yolculukta ise diğer günlerden sayısıncadır. Allah, size kolaylık diler, size zorluk dilemez. Bu kolaylık, takvaya ulaştırması (Allah’ın koruması altına girmeniz) ve sayıyı tamamlamanız, size yol gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyüklemeniz ve Allah’ın verdiği nimetlerin karşılığını ödeyesiniz diyedir.(Bakara, 185)
      Aç kalmak, susuz kalmak, cinsel ilişkiye girmemek tek başlarına insanı takvaya ulaştırmaz. İnsanın takvaya ulaşması ham düşünce arzu ve isteklerini terk edip aklını işletmesi ile mümkündür. Savm (arzu ve istekler konusunda kendini tutmak) + ham düşüncelerden kurtulmak için Kur’an çalışmak insanı takvaya ulaştırır.
      …Ve siz mescidlerde âkif [programlı ibâdet hâlinde] iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır, Artık onlara [Allah’ın sınırlarına] yaklaşmayın. Allah, takvâlı olsunlar diye âyetlerini insanlara işte böyle açıkça ortaya koyar. (Bakara, 187)
      Bu ayet de savm’da Kur’an çalışılacağını çok net göstermektedir. İsteyen herkes savm edecek Kur’an çalışacaktır. Ancak ayetten de anlaşılacağı üzere bir kısım insan savm zamanı mescidlerde programlı Kur’an çalışmaları yapacaktır.
      Savm ile Allah, kullarına Kendisi’nin nasıl anılması gerektiğinin yolunu göstermektedir. Buna göre, kişi kendi belirlediği bir konuda kendini tutarak ve Kur’an çalışarak Allah’ı anacaktır.
      Ay takvimi için: http://kalender-365.de/ay-takvimi.php
      2017 yılında savm/oruç günleri 10-11-12 Temmuz’dur.
      NOT: Bakara 185 Kur’an Başlangıç Dolunay’ında indirildi der. Başlangıç Dolunay’ı aynı zamanda Kadir Gecesi’dir (Kadir Suresi).
      “Savm” kelimesi sadece Meryem Suresi’nde Meryem’in kendini tutmasında kullanılır. Kur’an’da bunun dışında kalan ve oruç diye çevrilen kelime “siyam”dır. Her ikisi de kendini tutmaktır ancak “Savm” kişinin herhangi bir zaman herhangi sebeple kendini tutmasıdır (adak). “Siyam” ise Allah’ın Kur’an’da insanlar üzerine yazdığı kendini tutmaktır. “Savm” ismi ünlendiği için biz bu makalede “Savm” kelimesini kullandık.
      http://www.kurandini.net/index.php/savm-oruc.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir