Yoklukla Denenmek

Düşünsenize… yok!!!

Makalenin görseli belki sorgulatmıştır ama sadece başlığı görseydiniz hemen aklınıza para gelmiş olabilirdi. Paranın yokluğu! Malın, servetin, maddi gücün yokluğu… Ben de böyle bir başlık görseydim, aynen sizin gibi benim aklıma da aynısı gelirdi. Hatta şu soruya cevap mı acaba derdim… “Neden paranın, malın yokluğuyla deneniyoruz çoğumuz?” … “Çoğumuz” diyorum. Çünkü varlıkla denenenler de elbette var.

Daha önceki bazı yazılarımda değinmiştim… Aslında “denenmek” kelimesi veya “imtihan edilmek” deyimi tam olarak çoğumuzun anladığı… bu dünyada yapıp ettiklerimizle veya yapmayıp etmediklerimizle kâr zarar hesabı güden… günah sevap hesabı üzerine tamamen oturmuş bir denenme ile sınırlı değil. Bu algılar toplumsal seviyemizle ilgili olarak üzerimize kadar gelmiş olan… ve belki gerekli bir parçası… ama esası değil. Esas olan ise “ol’uş”umuzun denenme aşamasıdır. Yani; biz halen ol’uyoruz… olmuşuz da deneniyor değiliz. Ol’urken kendi donanımımızla kendi oluşumuza müdahil ve şahit oluyoruz. Kısacası sonucuna hepimiz razı olacağız. Ne olursak olalım bu böyle. Her birimizin yaratılış sebebi var. Kimse boşa yaratılmış değil.

Ol’uşumuza en uygun ortam ve düzen demek bu ki böyle oluyoruz. Aksi bir durum kendi varlığımızı inkardır. Bakın Allah’ın varlığını değil, kendi varlığımızı inkârdır. Çünkü kendi ben’imizin varlığına buradaki duyularımızla bile zaten şahitiz. Yokum demek açık bir tutarsızlıktır. Çünkü eğer yoksak “yokum” da diyemeyiz. Ve Allah’ı inkâr, aslında işte bu kendi varlığımızı inkar kadar tutarsızdır. İşte bu yazının başlığındaki “yoklukla denenmek” aslında bu yoklukla ilgili. Var olanı yok olarak zannedip yaşamaktan kaynaklı yokluk…

Mal mülk sahibi değiliz, paramız filan yok diye canı sıkılanlar… Paranın ve malın yokluğu ile denenmek, Allah’ın yokluğu ile denenmekten kat be kat kolay bir deneniş olsa gerek. Düşünsenize O yoksa!!! Biz niye varız ki o zaman? Neden dünya denen bu cehenneme katlanıyoruz ki? Zaten O olmasa olamayız da… diyelim ki yok… neden bunca zahmet peşinde ömür tüketiyoruz… niçin erdem peşinde çabalıyoruz?

Genel geçer inançsız kesim için sözün gelişi… İşte siz böylesiniz, diyor adam… Allah’a inancınız olmasa erdemli, ahlaklı da olmayacaksınız, diyor. Çalacaktınız, çırpacaktınız, şehvet peşinde koşacaktınız, kötülükte sınır tanımayacaktınız! Oysa bakın diyor, ben Allah’ın varlığına inanmıyorum ama ahlaklıyım… O ahlak benim içimden geliyor… İstesem bile kimseyi öldüremem, istesem bile kimsenin malını çalamam. Esas ahlaklı olan Allah’a inananlar değil, benim ben diyor… Adam haklı, değil mi!!! Belki… Ama gelin görün ki tutarsız.

Saydığı veya sayamadığı erdemlerin hepsi içinden geliyorsa… ki inanıyorum samimi… Zaten kendinden, kendi ben’inden kaynak bulmayan erdemlerdir bunlar. Zaten her insanın içine kodlanmış olan iyi hasletler, yine her insanın içine kodlanmış olan kötü hasletlere galiptir hepsi bu. Esas kaynak değildir. Eğer “denenme” sadece buysa… Allah’ın varlığını inkar etse bile, o adam da kazanmalı… Demek ki başka bir şeyler var…

Şirkten, hurafelerden yüz çevirip Allah’a ve sadece O’nun sözlerine dönmek erdemsize erdemi getirir… fakat eğer ilmetmiyorsa… varlığının sebeplerini düşünmüyorsa… sadece iyi bir insan olarak kalır. Ol’uşu orada, o seviyede biter. Mesela tavşanlar da iyi hayvanlardır… dizi dizi uçan kuşlar da… palyaço balıkları da… O kişi de iyi bir insan olduğu için böyledir, erdemlidir. Ancak bizden istenen oluşun sadece ahlakla bağıntısı yok, yanında ilim de gerekiyor… Okuldaki ideolojik ya da cami kurslarındaki mezhepsel ilmihal ilimlerinden bahsetmiyorum tabi ki! Bu ilim, “ben kimim, nereden geliyor ve nereye gidiyorum” asil sorusunun cevaplarını oluşturan ilimdir… ve yarışta tavşanı ancak bunu cevaplayabilirseniz geçersiniz. Bilenle bilmeyen bir olmamıştır, olmayacaktır da. Yeryüzünde de böyle, gökyüzünde de… İçindeki erdemin var oluşu bile… var olan bir yaratıcı ile ilintili iken… erdemi kabul ediyor, ama erdemin neden var olduğunu ilmedemiyor… Bu durumda tavşan da olsanız, bir noktada durur ve kaplumbağalara bile geçilirsiniz.

Belki yazı sizi sıkmış olabilir ve kelimelerim yetersiz kaldığı için anlatamıyor olabilirim… Biraz daha açmaya çalışacağım…

Düşünsenize Tanrı yok!!! Allah yok!!! O halde öte bir alem de yok!!! O halde ahlaklı olmamızın yeterli tutarlılıkta bir nedeni de yok… Niçin ahlaklı olalım? Bu dünyayı düzeltmek için mi? Zaten öleceğim… bir gün biteceğim… Bir daha gelmeyeceğim bir dünyayı düzeltmeye paydaş oluyor olmam sadece “desinler” için midir? O da geçici bir süre… Bana ahlaklı desinler… Ne zamana kadar? Ölene kadar… Ya sonra!!! Sonrası yok, bitti! E niye o halde altmış yetmiş sene kalacağım, çoğu da geçmiş olan şu ömrümün dünyasında kendi adaletimi sağlamayayım? Eğer yaratıcı yoksa, bu adaletsizliği incir çekirdeğindeki çıkıntı hassasiyetinde bir adalet ile dengeleyecek bir karşılık da yok demektir… O halde senin övündüğün erdemin, ahlakın gerçek bir erdem, gerçek bir ahlak değil… Düzen belli…

Örneğin, kimse kolayına kimseye infak etmiyor… Allah yoksa, o halde derhal malı çok olanlardan mallarını hangi yollarla olursa olsun çalıp mağduriyete uğramış fakirlere vermeliyiz! Niçin prosedürlerle uğraşıp zaman kaybediyoruz!!! Senin çalmamakla övündüğün erdemin eğer Allah yoksa şu anda ihtiyaç sahibi fakirlere zulüm anlamına geliyor. Allah olmasaydı öte taraf da olmazdı. Öte taraf yoksa adalet de olamazdı. Dengelenecek adalet yoksa övündüğün erdem de olamazdı.

Adam öldürmemekle övünüyoruz madem… Allah yoksa, o halde iyiler olarak derhal birleşelim ve gidip yeryüzünde nerede terör estiren, korkutan, hatta karınca ezen varsa başını ezelim, öldürelim!!! Yok olsunlar, iyiler kalsın! Demokrasiymiş! Allah yoksa yemişim demokrasiyi! Bir anlamda o da insan dini değil mi zaten? Allah’ın dininden bile vazgeçmişken, insanın dinine mi bağımlı kalacağım! Buna ne zorlayabilir ki beni? Erdem mi? Kimin erdemi, kaynağı nerden? Bana ne!!! Niye birileri zevkü sefa içinde yaşarken, dünyanın yüzde doksandokuzu onlara kölelik yapsın? … Gördün mü? İşte senin bu “Tanrı yok” anlayışının gelip dayandığı nokta kelle kesen teröristlerin bilmem hangi şeytani tarikatın geldiği, topluca intihar eden saçma sapan akımların geldiği nokta ile aynı… Tabi ki ben böyle olmam ve olmayacağım da.

Allah yoksa, ya insanlardan uzak bir yer bulup yaşayalım, ya da bir dakika… Allah yoksa ne diye bu kadar dertle uğraşalım ki! Eğer Allah’a güvenmiyorsak, O’na sırtımızı dayamadıysak ne diye şu zalim dünyayı düzeltmek için bir daha geri gelmeyecek ömrümüzü bir şeyleri düzeltmekle harcayalım, didinip uğraşalım ki! Boşa kürek!!! Bi daa mı geleceeez dünyaya!!! Şaka bir yana, hak edenler her şartta zaten olabildiği kadar erdemli olur ve olmayı savunurlar. Konuyu pekiştirmek için bu cümlelerim…

Eğer Tanrı yoksa, duyguyu bir kenara bırakmak durumunda kalırız… Mantık olarak erdem biter, ahlak biter. Övündüğün ahlakının önemli bir kısmı erdem olmaktan çıkıp tam aksine zulme dönüşür. Düşünsene Tanrı yok!!! O halde erdem neden var? Sen neden varsın? Adalet diye bir kelime neden var?

Allah’a inanmıyorsun ama erdemli olmak içinden geliyor!!! Sadece sende değil o öyle! Allah’a inananın da içinden geliyor. Onların çoğu da aynen senin gibi…Aslında inanmıyor… Sadece kendisinden önce söylenenlere kanıp inandığını söylüyor… Farkında değil. Allah’ın varlığını hiç sorgulamamış bile! Allah’ı hiç bulamamış bile… Aynen senin gibi. Umrunda değil. İnsanların çoğuna uymuş, onlar gibi hüsranda.

Verdiğim örneklere bakma, bunu kabul ediyorum. Ben de senin gibi Allah’ın varlığını inkar etseydim, yine en az senin kadar erdemli olurdum. Ama bu mantıklı değil, bu durumda erdemlerimizin mantıklı bir zemini yok, anladın mı? Hayvanlar da mantık aramıyor. Fil, dönüp kendi pisliğini yemesini bir mantığa ya da düşünceye oturtmak zorunda değil. İyi bir davranışını da öyle… Biz onlardan kademe kademe üstünüz, ama cahiliz. Hayvanın cahili de olmaz. Bu bile ayrıcalıktır. Neyse… Umarım anlatabildim…

Allah insanları paranın, malın yokluğuyla… fakirlikle, yoklukla dener… Bu denenme insanın devam eden oluşunun (tekamülünün) dahilindedir. Ama unutma ki Allah insanları kendi yokluğuyla da dener. Umarım ki esas yoklukla denenmenin, O’nun yokluğu ile denenmek olduğunu anlayacak erdeme sahibizdir! Erdemli, ahlaklı olalım tabi. İçinden de gelse, dışından da gelse bu böyle olsun. Çalma, öldürme ve saire…

Sonuç olarak… Allah’ın yokluğunu iddia kendi yokluğunu iddiadan farksızdır. Denenmek, imtihan olmakla sınırlı bir basitlikte değildir. Sadece iyi olmaksa mesele, hayvanların çoğu bizden daha iyi. Hiç bir hayvan varlığını sorgulayacak beceride değildir. Korkusuz sorularına verebileceği asil cevapları yoktur. Ama insan cahil doğup, alim ölme olanağına sahiptir. Ahlak yetmez, erdem olmadıkça… Erdem yetmez, sormadıkça…

Selam ile…

One thought on “Yoklukla Denenmek

  1. Merhaba,
    Rahman ve Rahim olan Allah’ın yokluğu ile ilgili bir delil mi var ki, bu insanlar yokluğu ile sınansın? Bence varlığı ile sınanıyoruz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir