Fil Ordusu mu? Pislik mi?

Fil Suresinden İzdüşümleri

Kimilerine göre hayvanlar bize hep iyi örnek oluştururlar ve fıtratlarına göre yaşadıkları için yanlış şeyler yapmazlar. Doğruluk payı olsa da bu bakış algısından hatalı sonuçlar çıkarımlanıyor. Çünkü hayvanlar sadece iyi misaller değil, ibret alınacak kötü misaller de taşırlar. Bizim için yaratılışa örnekliktirler ama sadece olumlu değil olumsuz da ibretler içerirler. Mesela Kuran’da geçen ankebut (yani örümcek) ve onun (evi) ağı bu manadadır. Esasen hurafe ile din uyduranların insanları nasıl kandırdığının ve kendisine köle ettiğinin örneği olsun diye kitabın içindedir. Biz de örümcek gibi avımızı yakalayalım ve onun gibi zayıf ama hain bir ağ kuralım diye değil, tam tersi merhametli ve doğru olalım diye anlatılmıştır.

Hayvanlarda İbretlikler

Hayvanların yaptığı her işi insanlara aynen uyarlamaya kalkarsak güzel örneklerde onlardan faydalanırken kötü şeylerde onların seviyesine ve hatta altına inmiş oluruz. Örneğin karasinekler gibi her pisliğe uzanmamalı, köpekler gibi kendi dışkımızı yemeye kalkmamalı, eşekler gibi kişnememeli, yavrumuzu ayılar gibi sevmemeliyiz. Hayvanlar için tüm bunlar yaratılışlarına uygun olabilir. Ancak onların davranışları insanlar için düşünsel veya bilimsel kaynaklardır. İyi ya da kötü olsun her davranışları bizim psikolojik ve biyolojik tekamülümüz için ibretlik, bilimsel gelişmelerimiz için araştırılası şeylerdir. Hayvanlar böyle yapıyor, demek ki bu insanlar için de uygulanabilir diyemeyiz. Her hayvan da diğerlerinin yaptığı her şeyi yapmıyor zaten. Hepsinin farklı özellikleri de var. Bunun Kuran’daki fil suresiyle ve Kuran’ın dışında dinin bir parçası olarak anlatılan fil vakasıyla ne ilgisi var diyebilirsiniz. Oraya geleceğim…

Filler Nasıl Hayvanlardır?

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımızın fil suresi ile ilgili düşüncelerine göz gezdirdiğimde hatırıma daha önce bir televizyon kanalında fillerin yaşamlarına dair izlediğim bir belgesel geldi. Bir ara öyle sahnelerle karşılaşmıştım ki midem alt üst olmuştu. Demek ki (insan örnekliğinde de) bizim yaratılışımızda o fillerin yaptığı o şeyler yok. Filler için normal olan o şeyler bizim için hem itici hem de pis. Kitaptan haberdar olsak da pis, olmasak da pis. Kısaca şöyle… Af edersiniz… Bir fil hortumuyla diğer filin makatından giriyor ve oradaki dışkıyı çekip kendi ağzına doldurup yiyor. Ayrıca birçok hayvanda da görülen biçimde, bazı filler (erkek olsun dişi olsun aralarında oldukça yaygın olan) eşcinsel davranışlarda bulunuyorlar. Kocaman kocaman hayvanlar… Her iki alışkanlıklarının da dışarıdan fark edilmesi çok kolay. Çünkü bu işleri açık seçik göze batıyor. Filler için alelade ve sorumluluğu olmayan davranışlar olsa da insanlar için pisliğe tam yerinde örneklikler bunlar. Bizim anlamamız için boyun eğdirilmişlerin örneklikleri…

Şimdi gelelim fil suresine…

Kuran’daki fil suresi her okunduğunda veya hatırlandığında bizlere anlatılan bir olay var. Fil vakası diye… Ancak bu olaya dair kitapta yeterli bir bilgi görünmemekle beraber tarihsel kaynaklarda da böyle bir olayın vuku bulduğuna dair bir bilgiye ben henüz rastlamış değilim. Bu olay sadece hadis kaynaklarında geçiyor. Güya Kâbe’ye yapılan ziyaretleri engellemek isteyen kral Ebrehe kurduğu fil ordusu ile birlikte Mekke’ye yöneliyor. Yolda öndeki fil duruyor. O sırada gökten ebabil kuşları pişmiş taşları bu ordunun üzerine bırakıyor. Böylece Ebrehe’nin ordusu helak oluyor. Ebrehe ise yaralı bir halde yakın bir şehre kaçıyor ve orada göğsü ikiye ayrılıp feci biçimde ölüyor… İlk bakışta sanki Kuran’daki anlatıma uygun gibi görünen bu hikayeye rağmen, sure incelendiğinde görülüyor ki ayetler başka bir olaya işaretler ve deliller taşıyor aslında. O olay da Lut kavminin helakı. Fil suresi içinde geçen ifadeler aynı kelimelerle farklı anlatımlar içererek başka surelerde geçiyor. Gökten düşen pişmiş kayalar, ekin yeniği gibi olmuş bir yaşam alanı, kötü işler ve planlar yapan kötü niyetli arkadaşlar, helak…

Kuran’da tekrar tekrar Allah’ın sünnetinin (koyduğu kuralların ve ölçünün) değişmediği anlatılır. Bu kapsamda gökten pişmiş taş yağıyorsa bu da tabiatta geçerli düzen çerçevesinde olacaktır. Bir an için ebabil denilen kuşları unutun ve Vezüv yanardağının yanındaki bir şehirde yaşadığınızı düşünün. Bir gün yanardağ patlıyor ve şehrinizin üzerine lavlar, mağma kanallarında pişmiş kayalar sürü sürü kuşların yere doğru yaptığı manevralar gibi yağıyor.

Rivayetlere göreyse oluş zamanı ve biçimi şöyle… Ortalık da henüz Muhammed yok, Kuran yok. O güne kadar gelen son dine ve son peygamber İsa’ya iman eden ve putperest bir kavmin içi bir sürü putla dolu kabesini yıkmaya geldiği iddia edilen Ebrehe isimli hıristiyan bir vali ya da kral… Allah tarafından, puthane haline gelmiş bir binayı yıkmak istediği için günaha girmiş(!) bu adam mucizevi bir biçimde, filleri ve ordusu ile birlikte gökten gelen kuşların normal şartlar altında yapamayacağı biçimde cezalandırılıyor. Böylece henüz İslam’dan dinden imandan haberi olmayan bir toplumun hac turizmi korunmuş oluyor! İlginç değil mi? Turizm, para, ticaret, din sömürüsü ve sair… Düşünürsek tabi…

Hadisler yoluyla anlatılan fil vakasında başka tutarsızlıklar da vardır. Sözgelimi bugün adı ebabil olan kuşların göç yolu Arap yarımadasından ve Mekke civarından geçmemektedir.

105:1 Rabbinin, fil arkadaşlarına neler yaptığını görmedin mi?

105:2 Onların ‘tasarladıkları planlarını’ boşa çıkarmadı mı?

105:3 Üzerlerine uçuşan sürüler gönderdi.

105:4 Üzerlerine atılan “pişmiş taşlar”

105:5 Böylece onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.

Meallerde Durum

Gelelim birçok meale ve ashab kelimesine… Fil suresinde bir ordudan bahsedilmezken geleneksel meallerin bir kısmında nedense bir ordu yerle bir oluyor… Peygamberin ashabı deyince peygamberin sahipleri diye çevrilmezken, kehf ashabı deyince mağara arkadaşları diye mealler yapılırken “fil ashabı” söz konusu olunca hemen “fil sahipleri” diye çevriliyor…

“Sürü” anlamına gelen ebabil çevrilmeden “uçan” anlamındaki tayren ile birleştirilince birden (çok sonra bir kuşa ismi verilen) ebabil kuşu oluyor. Ayette geçen kelime kuş olsa da uçmaktan örneklik olduğunu anlamak bu kadar zor mu?

Gelelim Lut kavminin helakının söz konusu olduğu diğer ayetlere… Ki kafada oluşan sorular cevaplanmış olsun…

İlk ayetle ilgili olarak… Elem tere… “Görmedin mi” sorusunu esas manasında yani, Arapların mutlaka gözleriyle bahsekonu olayı görmesi gerektiği şeklinde algılamak… ve bu yüzden fil olayının da Arapların gözü önünde olması gereken bir şey olduğunu iddia etmek hatalıdır. Bu fiil Kuran’da birçok yerde doğa olayları ile ilgili yerlerde geçmekle beraber… aynı zamanda çok eski tarihlerde geçmiş olan… ve örneklikleri güncel olarak da kendi toplumlarında görülmesi muhtemel olan misallerin temsili için de kullanılmıştır. Fecr suresinde bunu görüyoruz…

89:6-11 Rabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi? ‘Yüksek sütunlar’ sahibi İrem’e? Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi. Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud’a? Ve kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun’a? Ki onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı. Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı.

Pişmiş taşlara gelince… termihim bi hicaretin min siccilin… Aynı formda Hud suresinin 82’nci ayetinde aynen geçer… Fil suresinde geçen “atmak” kelimesinin yerini ise orada “yağdırmak” alır… Emterna aleyha bi hicaretin min siccilin… Konu Lut kavminin helakı ile ilgilidir.

11:81 Dediler ki: Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin bir bölümünde ailenle birlikte yola çık. Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın. Fakat karın başka. Çünkü onlara isabet edecek olan şey, ona da isabet edecektir. Onlara vaadedilen (azap) sabah vaktindedir. Sabah ne kadar da yakın değil mi?

11:82 Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine pişmiş taşlar yağdırdık.

Aynı form “bi hicaretin min siccil” Hicr suresi 74’üncü ayetinde de vardır ve yine Lut vakası ile ilgilidir…

Sonuç olarak…

Kısacası Fil suresi Lut kavmindeki Fil arkadaşların çirkin işleri ile ilgilidir. Yazının başında değindiğim fillerin davranışları ile Lut’un kavmindeki insanların davranışlarını ilişkilendirdiğinizde açıkça göreceksiniz ki… o çirkin işlerin çirkinliğine argo kullanılmadan en uygun biçimde Kuran’da kısacık bir surede özetle değinilmiştir. Kuran kendi kendisinin sözlüğüdür. Konuyu örtüştüren birçok ayeti de yazı uzayacağı için buraya almadım. Lut kıssasından alınacak birçok ibret ve ters örneklemeyle edinilecek birçok erdem vardır.

Rivayetlerdeki fil vakası ve Ebrehe olayı ise sadece taştan bir yapının yoktan yere ve ilgisiz bir zamanda kutsallaştırılmasına yol açmaktadır. Bu yönüyle de Fil suresi maalesef saptırılmakta, peygamber doğumundan önce bile sözde mucize sahibi yapılmakta ve birçok konuda olduğu gibi Arapların menfaatlerine yarayacak biçimde konu yüzyıllardır sabote edilmektedir. Din, bir kavmin rivayetlerine ya da din adamlarının uydurmalarına bırakılmayacak kadar önemlidir. Kuran ruhbanlığı reddeder ve her insanı aklını kullanıp gerçeği anlayıp bilmeye davet eder.

Selam ile…

8 thoughts on “Fil Ordusu mu? Pislik mi?

  1. Müşrik akıl her konuda iyi çalıştığı gibi surelerin anlamlarını çarpıtmakta da üzerine düşeni hakkıyla yerine getirmiş. Muhammed filminde de bu soruyu kendime sormuştum. Sayenizde güzel bir cevap aldım.
    Gel gelelim kandırıldıklarının farkında olmayan büyük gruba bu nasıl bir anlam ifade edecek!
    Bunu kestirebilmek çok da zor olmasa gerek. Elinize sağlık.

  2. Günaydın Cengiz Bey. Allah aklınızı ve yolunuzu her daim açık etsin. İki yıldır kendi hafızamdaki batıl çöplüğünü temizlemek ve bunları çevreme de anlatmak için verdiğim savaşta bu yazılarınız bana inanın çok yardımcı olacak. Burayı keşfedeli birkaç gün oldu ama Kuran meallerindeki çelişkileri anlatım tarzınız çok açıklayıcı. Kuranda çelişme yoktur ama mellerde o kadar çok var ki ve ben bunu fark ettiğimden beri korkmaya başladım. Yaptığımız yanlışlardan, inandığımız ve uyguladığımız abuk subuk şeylerden.
    Hep şunu düşünüyorum. Allah ” okyanuslar mürekkep olsa benim kelimelerime yetmez” diyorsa neden bir kelimeyi birçok ayrı anlamda kullanmış olsun?
    Bunu düşünüp de bir kelimeyi kullanıldıkları ayetlerde hep aynı anlamda kullanınca inanılmaz farklı bir sonuç çıkıyor. Örneğin ziynet kelimesi. Kuran’ın başında mallar ve oğullar olarak geçerken bir anda kadın memesine dönüşmesi ya da nisanın insandan kadına dönüşmesi gibi.
    Kuran tüm müminlerden bahsederken, sadece erkek egemenliğine dönüşmesi, cennette bile sadece erkeklerden söz edilmesi Allah’a iftiradır diyorum ben.
    Yazılarınızı ilgiyle okuyorum.
    Sevgiler..

  3. Selam, bu yazıyı okuyunca aklıma “muhammed neredeydi” yazısı geldi. O yazıyı okudunuz mu? Okuduysanız düşüncelerinizi paylaşırmısınız. Ve yazılarınız çok bilinçlendirici teşekkür ederim..

  4. Hocam , muhammed filmini izledikten sonra bu sureyi arastirdim, fil suresi ile anlatilan hikaye arasindaki sacmaliklardan emindim. Fakat bu surenin neye tekabul ettigini bir turlu aciklayamiyor ve beynimin kıvrımlarinda bunun sancisini cekiyordum. Ama simdi yazinizla gayet iyi anladim. Tesekkurler allah razi olsun sizden. Keske her sure icin boyle bir calisma yapsaniz

  5. Aklına ve gönlüne sağlık Cengiz kardeşim, herzaman ki gibi açıklayıcı bir makale olmuş. Meal okudukça bir çok kavramın ve manalandırmaların Allah’ın sünnetini kavrayabildiğimiz kadarı ile tezat içerdiğini görmekteyiz. Siz ve sizin gibi Kur’an’ın kendisini sözlük ve açıklayıcı bilip üzerinde çalışan kardeşlerimizin yakaladıkları bu bilgilerden dolayısı ile biz de faydalanıyoruz elhamdülillah. Rabbim ilminizi arttırsın, işlerinizi kolay etsin inşaallah. selam ile….

  6. Kuranda ki bu anlatım hinduizmin binlerce yıllık putu ganeşa ile ilgili olabilir. Bu put fil-insan karışımı şeklindedir. Tarihte hint yarımadasında çok sayıda felaket olmuştur. Ormanlar içerisinde terk edilmiş çok sayıda eski görkemli şehirler bulunmaktadır. Fil suresinde anlatılan helak ile ilgili o bölgede örnekler bulunabilir.

    En doğrusunu Allah bilir…

  7. Nedense insanlar Allah’ın varlığı ile ilgili hep bir mucize arayışı içindeler. Allah’ın varlığının kanıtını mucizelere bağlar gibi hep ön planda sergilenmiş hikayeler.. fil ordusu, miraca yükseliş, gökten inen bin melek gibi… Allah’ın risaletinde okuduğumuz gibi mucizeyi kim arar ve kim bekler sizce ?… hiç şahit olunmayan bir olayın vuku bulması Allah’ın varlığının tam kanıtımıdır ki insanlar böyle bir kanıta gereksinim duyar.. aslı olan şahit olunmayan değil bütün şahit olunan her şey bir mucizedir. sosyal paylaşım sitelerinde olduğu gibi hani bir ineğin, bir bal peteğinin, bir dağın, bir meyvenin içinde Allah yazısını görürler “aaa mucizeye bak” derler ama asıl mucizeyi yani ineğin balın dağın meyvenin Allah’ın muhteşem yaratma sanatının örneği olduğunu yani mucizeyi görmezler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir