Enfal Suresinden İzdüşümleri

Kitabı sırası ile taradığımızda G-Y-S (Ğayın-Ye-Peltek Se) kök harfleriyle ilk olarak 8’inci sure olan Enfal suresinin 9’uncu ayetinde karşılaşıyoruz.

إذ تستغيثون ربكم فاستجاب لكم أني ممدكم بألف من الملائكة مردفين

Ayetin meali şöyle: Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da size icabet etti. “Ardarda gelenlerden bin melekle sizin yardımınızdayım.”

İçinde G-Y-S geçen kelime تستغيث yağmur anlamına gelmiyor. Dolayısıyla ayetin içinde yağmur kelimesi yok. Kelime “yardım istemek, dilenmek, yakarmak, yalvarmak” gibi benzer anlamlarla meallendirilmekte. Ancak konunun yağmurla ilişkili olarak ilginç ve manidar tarafı bu ayetin ardından gelen devam ayetlerinde ortaya çıkıyor. Şimdi bu bölümü devamıyla birlikte okuyalım. Yağmuru orada göreceksiniz.

8 Enfal 9 Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da size icabet etti. “Ardarda gelenlerden bin melekle sizin yardımınızdayım.”

Bir sonraki ayette bu yardımın neden yapıldığı söyleniyor.

8 Enfal 10 Allah bunu sizi müjdeleyerek kalplerinizin tatmin olmasından (cesaretlenmenizden) başka bir nedenle yapmadı. Yoksa yardım sadece Allah katındandır. Elbette ki üstün olan ve hüküm sahibi olan sadece Allah’tır.

Acaba gökten kılıç ve mızrak kuşanmış melekler indi de müminlere savaşlarında saf safa geçip yardım mı ettiler? Bu destek nasıl oldu? Bu yardımın oluş şekli acaba nasıldı? İşte cevabı…

8 Enfal 11 Hani sizi bir dinginlik bürüyor, kendinizi ondan gelen güvenlikte hissediyordunuz. Şeytanın mecalsizliğini (verdiği uyuşukluğu, tembelliği, ataleti) üzerinizden gidermek, kalplerinizi (birbirine) bağlamak ve ayaklarınızı sağlamlaştırmak için üzerinize gökyüzünden su indiriyordu.

Çok manidar değil mi? “Yardım istemek” kelimesinin kökünde “yağmur” kelimesinin bulunması ve istenen yardımın yağmurla ulaştırılması! Bin melekle yapılan yardımın sureti hayalet gibi olan melekler değil de aslında doğa kanunları çerçevesinde yağmurun getirdiği bir cesaretlendirme olması…

Benim ayette “sizi bir dinginlik bürüyor” diye çevirdiğim bölüm çoğu mealde “sizi bir uyku bürüyordu” olarak çevrilmiş durumda. Ancak kelimenin bir anlamı “az uyku hali” olmakla birlikte diğer anlamı da “dinginlik”tir. Nitekim “az uyku” olarak çevrilse bile bu anlam daha kolay yakalanabilirdi. Ama maalesef meal yazarlarının çoğu dört beş çeşit uyku haline ait kelimelerin hepsini uyku diye çevirerek bu hassasiyeti göstermemiş durumda. Allah’ın uyku hali vererek savaşan müminlere nasıl yardım edeceği hiç mi kulaklarını tırmalamadı bu şekilde meal yazanların merak ediyorum. Uyuyun da gelip sizi biçsinler der gibi! Bakalım daha neler göreceğiz…

Bunu elbette ben de kafamdan sallamış değilim. Gerek El-Müfredat’a gerekse El-Beyan’a gerekse bazı iyi düşünülmüş geçmiş tefsirlere bakılırsa kelimenin benim kullandığım anlamda çok rahat çevrilebildiğini ve hatta geleneksel anlayışın bile çok saygıdeğer gördüğü bazı isimlerin tefsirlerinde bunun kullanıldığını görürsünüz. Bunun için öyle çok iyi Arapça bilmeye de değil, Allah’ın ayetini düşünerek anlamaya çalışmaya gerek var. Ama ben bu hususu bu kadarla da bırakmayıp şimdi size günümüze izdüşürerek örneklendirerek ispat etmeye çalışacağım.

Yorgun, sıkıntılı ve uykusuz olduğunuzu ve bir iki saatlik az bir uyku uyuduktan sonra yağmurun barınağınızın ya da evinizin çatısının üstüne düşen damlalarının sesiyle uyandığınızı düşünün. Dışarı baktığınızda gökyüzünden boşalan hoş bir yağmurla birlikte size zararı dokunması çok muhtemel olmayan şimşekler çaktığını gördünüz. Belki şimdiye kadar dikkat etmediniz ama bir daha başınıza geldiğinde dikkat edin; bu kapalı hava size de huzur vermekte, uykunuzu almamış bile olsanız kendinizi uykuya muhtaç görmez hale getirmekte, uykusuzluğunuza rağmen sizi dinç hissettirmekte ve uykuya yatmadan önceki sıkıntılarınızı göz ardı ederek anı yaşamaya sizi sevk etmektedir. Yağmur için geçerli olan bu durum kar yağışı için de geçerlidir.

Yağmurun insan üzerinde hem biyolojik hem de psikolojik etkileri vardır. Bunların başlıcaları; huzurlu hissetme etkisi, sevgi ve bağlanma etkisi, birlik olma etkisi, daha önce yaşanan olayları hatırlama etkisi, uyanıklık hissi, dinç hissetme etkisi, dikkati toplama etkisi, gerginlikten sıyrılma etkisi, güvende hissetme etkisi, barınma ihtiyacı etkisi, daha az susama etkisi ve süzülmemiş su olduğu için cilt yoluyla zengin mineral alımı gibi etkilerdir.

Akla yine bir soru gelebilir: Tüm bu etkiler iman edenler için genelde olumlu iken düşmanları için de aynı olumlu etkiyi göstermiyor mu? Hayır! Bu etkilerin çoğunluğu hareket halinde olmayanlar ve korunak içinde olanlar için olumludur. Ancak eğer hareket halindeyseniz yağmur çoğunlukla sizin canınızı sıkacak, üşütecek ve işlerinizi zora sokacaktır. Şunu da biliyoruz ki Kuran’da savaş daima savunma savaşları olarak gündeme gelir. Müminler durup dururken gidip müşriklere saldırmazlar. Şimdi burada bir virgül koyup devam eden 12’nci ayeti okuyalım. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

8 Enfal 12 Rabbin meleklere “sizinleyim” diye vahyetmişti. İman edenleri dayanıklılaştırın. İnkarcıların ise kalplerinin içine korku vereceğim. Vurun onların boyunlarının fevkine, vurun bütün parmaklarına.

Kuran’ın nasıl bir hak söz olduğunu kavramadığım zamanlarda bu ayeti duyduğumda zannederdim ki Allah gökten tam teçhizatlı askerler şeklinde bir melek ordusu indirdi ve onlar müminlerle omuz omuza sahada kılıç kalkan kafirlere giriştiler, hücum ettiler. Boyunlarına parmaklarına haldır huldur kılıç darbeleri indirdiler. Her ne kadar inanması güç gelse de demek ki öyle olmuş diye bu zanna inanasım gelirdi. Ne kadar cahilmişim!

Allah’ın yardımının yağmur yağdırması olduğunu, bin rakamının bir çokluk ifadesi ve yağmurun şiddeti olduğunu, destek yönünün boyunların fevklerinden yani üst yönden, yukarıdan inen bir destek olduğunu ve bu yağmurun dosta nasıl düşmana nasıl etki ettiğini göstermek için bana geçmişimde bu yönde askerlik yaptırarak, tüm bunların izdüşümünü anlamamı sağlayan Rabbime şükürler olsun.

Savaşta bir savunan taraf, bir de taarruz eden taraf vardır. Savunan taraf tedbilerini almış beklerken, taarruz eden taraf hareket etmeye hazır ya da hareket halindedir. Bu esnada şiddetli bir yağmur yağdığını hayal edin. Savunanlar beklerken taarruz edenler çamur üstünde yürüyecektir. Savunanlar dinlenirken çamurun ve yağışın etkisiyle yürüyenler kuru havaya göre çok daha fazla yorulacaktır. Savunanlar beklerken taarruz edenlerin içi dışı ıslanacak, elleri ayakları su içinde kalıp büzüşerek seri hareket kabiliyetilerini, kılıç kullanma kıvraklıklarını yitirecektir. Yukarıda saydığımız yağmurun etkilerinin çoğu taarruz edenlerin aleyhine gelişecektir. Dolayısıyla güç dengesi savunan tarafın lehine dönecektir. Bu arada ayette böyle bir teşbih mutlaka olmalı diye düşünmesek de, arapçada boyun’un dik duruş, parmakların ise bir merkezin ileride bulunan üsleri, tesisleri, konak yerleri anlamlarında mecazen kullanılabildiğini de söylemiş olayım.

Neticede Kuran’da ve tabiatta Allah bize hayali ve genel geçer manada mucizevi şeyleri değil, hak olanı gerçek olanı öğretiyor ve ona göre öğüt veriyor. Neden sonuç ilişkisini bile yer yer açıkladığı halde kelimeleri kutsallaştıran ve efsaneleştiren zan anlayışı gerçeğin üstünü bilerek ya da bilmeyerek örtüyor. Başımıza gelen bu durum da bir neden sonuç etkisi mutlaka. Hak ettiğimizi yaşıyoruz. Allah her şeyi doğal ve gerçek bir neden sonuç ilişkisinde yaratıyor.

8 Enfal 13-14 Bu, onların Allah’a ve elçisine baş kaldırmaları dolayısıyladır. Kim Allah’a ve elçisine baş kaldırırsa, şüphesiz Allah azabında pek zorludur. İşte bu sizin. Tadın bunu. Gerçeği inkâr edenleri ateşli bir azap da beklemektedir.

2 thoughts on “Enfal Suresindeki Bin Melek

  1. hani Rabbimizden habersiz hiç bir şey vuku bulmaz. her şey onun takdiri ile olur ama biz görüp fark edemeyiz o bakımdan bu yazıyı okuyunca Cengiz’in google den bilenen anlamına baktım.

    Mantıklı, Sanata ılgilisi Yüksek , Zihin gücü ve kültür zenginliği olan , Çok fazla düşünen,irdeleyen , Araştırmacı. , Yıkılmayan,yılmayan , İçgüdülerine güvenen

    şeklinde çıktı. dedim ki kendi kendime gerçekte bunda da bir hikmet varmış.

    1. Mümin bey, güzel bir bağlantı yakalamışsınız.Teşekkürler.Bütün isimler Allah’ındır aslında.Bu ismin sahibi ise ismine ne kadar uymuş,gereğini yerine getiriyor.Hayret ve hayranlık içinde şahit oluyoruz.
      Selam ve sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir