Suyun Rengi

suyun rengi

Allah’ın gökten indirdiği renksiz suyla ne kadar farklı renklerde ve ne kadar farklı çeşitlerde ürünleri topraktan bitirdiğini gözlerimizle ayan beyan görüyoruz.

Yine o suyla sıradağların zirvelerini nasıl beyaza boyadığı, bazen yeşilin bazen de kırmızının tonlarında bitki örtüsüyle örttüğü ve bazen de o dağların toprağına o suyla çeşitli renkler verdiği de apaçık.

Fakat kimi yerlerde de öyle sıradağlara rastlıyoruz ki üzerinde gördüğümüz tek renk üzerini kaplamış kocaman kayaların kuzguni siyahı oluyor.

Peki ya o inen, bizim üzerimize indiğinde biz hangi renkleri alıyoruz? Farkında mıyız?

2 thoughts on “Suyun Rengi

  1. Allah’ın selamı üzerine olsun Cengiz kardeşim, ilginç ve önemli konulara adım atmışsın, ama daha girişte yazıyı bitirmişsin! İlk aklıma gelen “Allah’ın çok çeşitliliği, varyasyonu seviyor” oluşu idi. Bu çok önemli bir konu. Açıldığında her şeyi kapsıyor. Mesela:

    Rivayetler dininde ortaya çıkan “ideal insan” resmi tek tiptir, çünkü; Sünnetin yanlış anlaşılması sonucunda herkes arap kültürüne boyanmalı ve bir kişiye benzemelidir! İnsanı insan yapan “düşünme/irade kullanma” duyusu yerine, insanı maymun yapan TAKLİT, rivayet dinin olmazsa olmazıdır.

    Yukarıda dediğim gibi Allah çok çeşitliliği seviyor; Bir galaksi yerine, çeşitli galaksiler var… Bir yıldız yerine, çeşitli yıldızlar var… Bir dünya yerine, çeşitli gezegenler var… Bir çiçek yerine, çeşitli çiçekler var… Bir hayvan türü yerine, çeşitli hayvanlar var… bu böyle sonsuza kadar gider… Yani özetle Allah “âlemin” Rabbi değil, “âlemlerin” Rabbidir! Bu, Allah’ın sünnetidir!

    En mükemmel bir tek insan yerine, bütün insanları yaratmış, onlara akıl ve irade vermiştir. Böylelikle insanlar farklılaşıp, her biri rengarenk farklı çiçekler açacaktı. Bu farklılık “birbirleriyle tanışıp sevmek” gibi olumlu sonuçlar doğuracaktı. Olumsuz yöndeki “farklılığını üstünlük” zannetmesi tuzağına da düşmeyecekti. Böyle olacaktı… ama… şeytan boş durmadı. Kendi hastalığı olan “üstünlük” illetini insanlara bulaştırdı. Bununla da yetinmeyip insanların “doğru yolu”nun “üzerine” oturdu!

    Bir iddianın doğruluğun ispatı:
    1- Evren (sünnetullah) ile uyumlu olup olmadığı,
    2- Evrenin sahibinin sözleri ile uyumlu olup olmadığı
    ile mümkündür. Din adına bir takım iddiada bulanlar, iddialarını ancak böyle ispatlayabilirler. “Rivayetler dini” her iki maddeden de sınıfta kalmıştır!

    İnsanlar, akıl toprağında, vahiy suyuyla; rengarenk , çeşit çeşit çiçek açsınlar… Farklı farklı güzel kokular yaysınlar… Ve her biri farkı, her biri birbirinden faydalı meyveler versinler… CENNET gibi…
    Vesselam…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir