Bedevi Deyip Arap Aklamak

ismaila aga arap

Kuran Meallerinde “Bedevi” diye Çevrilen Ayetler

Genel geçer Kuran meallerinde, kitapta on ayette geçen ve “bedevi” diye çevrilerek, açık seçik bir milliyeti kayırıp üstü örtülen ayetler var. Oysa bu ayetlerin tamamında “bedevi” değil “Arap” kelimesi geçiyor. Sadece bir tanesinde “bedun” şeklinde geçen bir kelime var ki, o da zaten aynı cümle içerisinde kullanılmış olan “Arap” kelimesi ile yan yana duruyor. Kuran’ı örterek uydurulan bir arap dini ortaya koyanlar ve onlara kananlar için ne kadar acınası bir durum! Şimdi tekrar bakalım; acaba o ayetlerde ne deniyordu? Hani hep bedevilere yamanan ayetlerde…

…el muazzirûne minel a’râbi… Araplardan bahane ileri sürenler

9:90 Araplardan bahane ileri sürenler, izin almak için sana geldiler. Allah’ı ve elçisini yalanlayanlar böylece aşağıya oturdular. Onlardan yalancı/inkarcı olanlara acı bir azap dokunacaktır.

El a’râbu eşeddu kufran ve nifâkan… Araplar inkâr ve nifak yönünden daha şiddetlidir

9:97 Araplar inkâr ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah’ın elçisine indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha ‘yatkın ve elverişlidir.’ Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ve minel a’râbi men yettehızu mâ yunfiku magramen… Araplardan infak ettiği şeyi zarar sayanlar

9:98 Araplardan bir kısmı, infaklarını bir kayıp/zarar sayarlar ve sizin için felaketler gözetlerler. En kötü felaketler onlar içindir. Allah işitendir, bilendir.

Ve minel a’râbî men yu’minu billâhi vel yevmil âhıri… Araplardan Allah’a ve ahiret gününe iman edenler

9:99 Araplardan Allah’a ve ahiret gününe iman edenler de vardır. Onlar infak ettiklerini Allah’a yakınlaşmaya bir vesile ve elçiye destek sayarlar. Bu gerçekten onlar için bir yakınlaşmadır. Allah da onları kendi rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

…minel a’râbi munâfikûn… Araplardan münafık olanlar

9:101 Çevrenizdeki Araplardan münafık olanlar vardır ve Medine halkından da nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, biz onları biliriz. Biz onları iki kere azablandıracağız, sonra onlar büyük bir azaba itileceklerdir.

…minel a’râbi en yetehallefû an resûlillâhi… Allah’ın elçisinden geri duran Araplar

9:120 Medine halkına da, onların çevresindeki Araplara da Allah’ın Peygamberinden geri kalmak ve kendi canlarını onun canından önde tutmak yakışmaz. Çünkü Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kâfirleri şaşırtan bir adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları, kendileri için iyi bir amel olarak mutlaka yazılacaktır. Çünkü Allah iyi davrananların amellerini asla boşa çıkarmaz.

…bâdûne fî’l a’râbi… Arapların içindeki Bedeviler/Çölde Yaşayanlar

Eğer Bedevi varsa, Kuran’da sadece bu ayette vardır. Bu ayet Kuran’daki “Arap” kelimelerini “Bedevi” diye çevirenlerin tutarsızlıklarını yüzlerine vuran bir ayettir. Eğer “Bedevi” diye çevirdikleri “el-arab” kelimesi gerçekten bedevi olsaydı, bu ayetteki kişiler “bedevilerin içindeki bedeviler” olurdu!

33:20 Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlardı. O birlikler tekrar gelecek olsa çöldeki Arapların içinde olmayı ve sizin haberlerinizi uzaktan sormayı seçerlerdi. Aranızda olduklarında ise pek az savaşırlardı.

…muhallefûne minel a’râbi… Geride kalan Araplar

48:11 Araplardan geride kalanlar, ‘Paralarımız ve çoluk çocuğumuz bizi alıkoydu, bizim için bağışlanma dile,’ diyeceklerdir. Onlar gönüllerindekini değil, dilleriyle söylerler. De ki, ‘Sizin için bir zarar veya yarar dilerse Allah’ın bu dileğine kim engel olabilir?’ Oysa Allah tüm yaptıklarınızdan haberdardır.

48:16 Araplardan geri kalanlara de ki, ‘Siz çok güçlü bir topluluğa karşı çağrılacaksınız. Onlar teslim olana kadar onlarla savaşacaksınız. İtaat ederseniz Alalh size güzel bir ödül verir. Daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz sizi acı bir azap ile cezalandırır.

Kâletil a’râbu âmennâ… İman ettik diyen Araplar

49:14 Araplar dediler ki: “İman ettik.” De ki: “Siz iman etmediniz, sadece “teslim olduk” deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah’a ve elçisine uyarsanız, O sizin yapıp ettiklerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”

Bu ayetleri gördükten sonra çok da fazla bir söz söylemeye gerek de yok aslında. Tüm bir ırkı kötülemiyoruz elbette. Hatta hemen her toplum için benzer bir durum söz konusudur ve önemli olan ayetlerden ibret almaktır. Ama Allah’ın kötülediklerini de Arap değildir diye gizleyecek halimiz yok. Bu kasıtlı çeviriler din diye Arap adetlerini ve hurafelerini bize yutturmaya çalışanların marifetleridir. Bize çok yalanlar söylediler. Allah açıkça Arap derken o kelimeyi değiştirip Bedevi yapmak ve aklı sıra Arabı aklamak şeytandan başkasının işi olabilir mi? O halde şeytanı bildiğiniz dinin dışında ve hayaletlerin arasında aramayın. Tam aksine şeytan, atalarınızındır diye doğru bildiğiniz yolda oturuyor. Arap özentisi olanı size din diye yutturuyor!

Selam ile…

7 thoughts on “Bedevi Deyip Arap Aklamak

  1. Aynen katılıyorum, Bazılarına küçük bir ayrıntı gibi gelen bu kavramların aslında çok büyük oyunlar olduğunu idrak ederiz inşaallah..Kitapta Allah en güzel ve açık bir şekilde kelimeleri kullanırken, insan oğlu nasıl bir hadsizlık içinde olduğunun farkında değil. Makalenizde de belirttiğiniz gibi Allah arap diyor, doğru yol üzerinde oturan saptırıcılar bedevi diyor, Allah mescid diyor, biz cami diyoruz, Allah salat diyor, biz namazı tercih ediyoruz. Allah Musa’yı ismi ile anarken, ilim verdiğimiz kullarımızdan bir zat diye bahsedilen kişiye acilen hızır diyoruz. Mağara arkadaşlarının durumu Kitapta belli iken biz isimlerini ezberleme yoluna gidiyoruz. Malesef ekleme çıkarmayı çok seviyor insanoğlu, Allah’ın yüklemediğini yüklenmek, yüklediğini görmezden gelmek nasıl bir durumdur en iyi Allah biliyor. Selam ve sevgi ile Allah’a emanet olun…

  2. Cengiz bey isterseniz arapça bilen birine kuran da geçen ve sizin Arap dediğini zannettiginiz o kelimeyi sorun.
    Ondan sonra tasvirinizdeki Allahi ırkçılık yapmadığını görürsünüz. Yanınızda bunu açıkça belirtmesenizde soyleminizden ırkçı bir Allah tan bahsediyorsunuz.

    • Her kelimenin bir etimolojik kökeni vardır. Milliyet kavramlarının da. Mesela Türk, Kürt, İngiliz kelimeleri de öyle. Burada meal yazdığını iddia edenlerin bir çelişkisini tutarsızlığını, geleneğin etkisinde bunu yaptıklarını ortaya koyuyorum. Tüm kelimelerin etimolojik kökenlerine bakacaksak konusamayiz bile. Arap’ı Bedevi diye çevirenler Arapçayı neden arapça diye çeviriyor? Bedevicedir, çölcedir diyelim ne dersiniz? Üstelik sizin mantığınıza göre “Araplar (çoğunlukla) şöyledir” demek eğer ırkçılıksa “Bedeviler şöyledir” demek de ırkçılık olur. Ama hayır! Allah burada bir kavmin durumundan ve duruşundan bize bir örnek veriyor. Şeytan kötüdür diyen Allah bu söylemiyle de ırkçılık yapmış olur size göre. Benden daha da iyi arapça bilenler vardır. Yorumunuza “Arapça bilen birisine sorarsanız” şeklindeki söyleminizle başlamanız farkında veya değilsiniz ama zaten sizin bana bakışınızı gösteriyor. Bu sebeple beni Allah’a ırkçılık atfetmekle yaralamaya çalışıyorsunuz. Oysa ben Allah’ın dediğini değiştirmemekten ve öğüdünü almaktan bahsediyorum. Selam ile…

  3. Bedevi kelimesi konusunda haklı olabilirsiniz ama Kuranda geçen Medine(şehir) halkı ve araplar ayrımına da dikkat etmek gerekiyor. Bence Kuranda geçen arap tanımı ırktan ziyade şehirli-köylü ayırımına işaret ediyor. Şehir ile kırsal arasında imkanlar sebebiyle kültürel ve eğitim seviyesi yönünden fark olacağı ortada.

  4. Benzer bir durumun Kuran’da geçen “meker” kavramı için de çevirilerde mevcut olduğunu gözlemlemiştim. Daha önce aldığım notu burada paylaşıyorum;
    “3/54 Onlar tuzak kurdular (mekerû). Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.”
    Ayetin net olarak çevirisi budur. Bir kısım çevirmenlerin Allah’a “tuzak kurmayı” yakıştıramadıklarını ve “Allah kurulmuş olan bu tuzakları boşa çıkarır. Allah tuzakları boşa çıkaranların en hayırlısıdır” şeklinde çeviriler yaptığını görüyorum ki bu durum en hafif anlamıyla hadsizliktir. “Allah’a yardımcı” yakıştırmayanlar, Allah’a “tuzak” da yakıştıramamaktalar. Allah’ın zatını tanımlamasını beğenmemek mesajı tahrif etmektir, kanaatimce. Hâlbuki mesajın hayat içerisindeki izdüşümleri muhteşemdir. Sizin karşınızda kurulmuş bir kurguya kurgusuz bir şekilde mukabele edemezsiniz. Bu durum erdemli ve ahlaklı olmayı ütopyaya hapseden bir durumdur. Hâlbuki şeytani kurguya Rahmani kurgu ile mukabele edilmelidir. Tuzaklara tuzak ile mukabele edilmelidir. Ancak müminin kurgusu, savaşı, tuzağı son tahlilde gerçek bir barışın tesisi içindir. Fark budur. Biz barışın savaşçıları olmalıyız.

  5. Selam Cengiz,yazılarından oldukça istifade ettiğim malumundur,Onlar sözü dinler ve en güzeline uyarlar ..Her mealin bir yorum olduğunu sen benden daha iyi bilirsin ve bugüne dek yapılan da bu ..Eğer maksat art niyet olursa durum başka bunu açığa çıkarmak bilenlere düşer bu bağlamda sana katılıyorum…Ancak yapılan, ayetlerin gelişinden bu manayı da çıkarırım.. niyetim halis denir ise durum bambaşka..Sözün özü; lafz,mana ve en önemlisi de maksada ulaşmak ise çok sıkıntılı bir durum yok..Niyetim Arapları aklamak ta değil her milletin doğrusu ve yanlışı kendisini bağlar ..Onlar geçmiş bir ümmetti onların yaptıkları kendilerinin sizin yaptıklarınızın sizin … malum…senden Yaratlış kalemi yazında bahsettiğin Eğer onlarda bir hayr görseydi ..diye devam eden ayetin izdüşümlerini bekliyorum…Zira yaratılış kalemi yazını iki kez sindire sindire okudum Adeta kafama bir taş düştü birçok yerinde aman Yarabbim böyle bir okuma ve tefekkür bu Cengiz’in aklına nasıl gelmiş dedim o derece etkilendim ve arşivime ekledim şimdilerde bölümler halinde eşim ve çocuklarımla beraber okumayı planlıyorum…Selam ve dua ile…

  6. Cengiz bey, yine önemli bir kavram ve bu kavram üzerindeki oyunlara dikkat çekmişsiniz.
    Aslında bazı yorumcu arkadaşların eleştirileri belki iyi niyetli olabilir ama Allah o ayetlerde arap yerine komple bedevi veya şehirli olmayan, çölde/kırsalda yaşayan anlamında terimler kullanabilirdi.
    kısaca size katılıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir