Yeryüzü | Denenme Platformu

Yaratılış Kalemi | 5.Bölüm | Denenme Platformu

yeryüzü

Kitapta yeryüzü tabiri “genel algımız itibarıyla” dünya arzı için kullanılıyor. Ancak gök, yakın gök, dünyanın göğü, üzerinizdeki gök ve gökler gibi kelimelerin özellikle kullanılmasından o göklerin muhtevasında bulunan yerlere de arz/yeryüzü demekte bir sakınca olduğunu düşünmüyorum. Allah bize kendi üzerine bastığımız yeryüzünü gezip dolaşıp incelememizi söylerken aya, güneşe, yıldızlara bakmayın demiyor. Hatta onlara ait bir takım özellikleri bize işaret ederek kâinatın geçici dünyadan ibaret olmadığını hatırlatıyor. Ayetler okundukça ve bilimsel tespitler ilerledikçe bilgide de daha derine gidebileceğimiz açıktır. İşi ehline bırakıp, bildiğimiz kadarını söylemekle ve net bilgiler üzerinden tasavvur etmekle yetinmeliyiz. Gaybı taşlamak yerine ayetlerin söyledikleriyle devam edelim.

2:29 Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O’dur. Sonra göğe yönelip/yönetip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzenleyen O’dur. Ve O, her şeyi bilendir.

Bir önceki bölümde belirttiğim gibi, gök ve yer paralel biçimde gelişmeye devam ediyor ve dördüncü devrenin sonunda yeryüzü yaşama hazır hale geliyor. Ardından iki devrede de (yedi) gök katmanları tamamlanıyor. Böylece altı devirde göklerin ve yerin yaratılması tamamlanmış oluyor. Ancak bu altı devir içinde olup bitenlere dair ayetlerde özetle nelerden, hangi inşalardan bahsediliyor. Bir bakalım…

Göklerle ilgili olarak…

Genişletilmesi… Göğün yedi katman olarak ve göklerin yedi gök olarak yaratılması (üstünüzde yedi yol yarattık (23:17) ayetinin de bununla irtibatlı olabileceğini yeniden diriliş evresinde çıkarımlayabiliriz)… gökte burçlar (bence yıldız kümeleri ve galaksiler olabilir) kılınması, gökyüzünün korunmuş bir tavan kılınması (ki buna dair gerek mecaz gerekse reel birçok kanıt vardır. En ciddi kanıt atmosferin dünyayı birçok zararlı ışından ve gök taşlarından koruyor olması ve manyetik alanla çevrelenmesi başta geliyor)… güneş ve ayın bir hesap ile belli bir karar noktasına doğru akıyor oluşu (ki güneş yakın bir geçmişe kadar sabit zannediliyordu)… Gecenin ve gündüzün oluşması (ki güneş ve ayla birlikte zikredilmesi manidardır)…

Yeryüzüyle ilgili olarak…

Yer döşenip yayıldı… dağlar, ırmaklar ve hareket sahaları var edildi… dağların çakılmış kazıklar olarak yerleştirilmesi (ki bugün artık dağların tektonik kaymalara karşı depremden bu şekliyle koruyucu oldukları bilinmektedir)… çatlaklarla dolu yer (fay hatlarının oluşması)… gökten su indirilip yer altı kaynakları dahil olmak üzere toprak canlandırıldı… denizler oluşturuldu… aşılayıcı olarak rüzgarlar gönderildi (ki rüzgarların aşılayıcılığı sadece bitki tozlarını taşımasından ibaret değil esasen bulutların aşılanarak yağmurların oluşmasını tetiklemesi de söz konusudur)… ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirildi… hayvanlar yaratıldı… bizim beslemediğimiz ama bize direkt ya da dolaylı olarak mutlaka faydası bulunan birçok canlının besinleri (besin zinciri) onlar için de hazır edildi…

Göklerin ve yerin altı günde (devirde) yaratılmış olmasıyla, en başta bahsettiğim tüm yaratılışın ikinci aşaması henüz bitmiş olmuyor. Biraz geçişken olmakla birlikte sadece kitapta gördüğüm kronolojiyi vermeye çalıştım.

Denenme Platformu…

Kendisinden “Rabbimsin” sözü alınan ve kendi kendisine şahit kılınan insana beden verilmeden önce hem o bedenin verileceği yapıtaşlarını içeren hem de deneneceği şartları oluşturan platform böylece hazırlanmış oluyor. İster Âdem devrinde doğmuş olsun ister bugün isterse yarın, kâinatın varlığına bağıntılı olan zaman var edilmeden önce yaratılmış olan her insan, bu mekân ve zaman sürecine bir aşamada dâhil olmuş oldu ve oluyor.

Her insan bir âdem gibi… Bu süreçleri bir şekilde her insan yaşıyor. Varlığı Allah’ın kabzasında olan ve bugün yeryüzüne doğan bebek milyarlarca yıl önceymiş gibi bir algıyla değil, az önce Allah’a “Rabbimsin” diye söz vermiş ve kendisinin farkında olmadığı 13,7 milyar yıllık platform o bebek için hazırlanmış ve son dokuz ayda ana karnında beden olarak suretlendirilmiştir. Buradaki zaman çizgisine henüz dâhil olmuş olsa da, maddi varlığı üç boyutlu yeryüzü kaynaklı olmakla birlikte esas varlığı âdemle aynı yaşta ve fücuruyla, takvasıyla, unuttuklarıyla ve hatırlaması gereken fıtratıyla âdemle aynı donanımdadır.

Makaledeki yaratılış bölümlemesinde hala ikinci aşamadayız ve şimdi sırada beşerin topraktan yaratılması ve Âdem’in yeryüzüne halife kılınması süreci var. İşte üzerinde en çok ihtilafın kol gezdiği alan burası… Tartışmaların yoğunlaştığı sorular da genelde şunlar… Âdem ilk insan mıydı? Âdem’in anası babası var mıydı? Âdem’in çocukları birbirleriyle mi evlendiler de çoğaldılar? Evrim var mı yok mu? Maymundan mı geldik? İblis kimdi? Şeytan kimdir? Cinler kimlerdir? Melekler Âdemoğlunun kan dökeceğini nereden biliyorlar? Âdem’in yerleştirildiği cennet o cennet mi? Ve sair bazı sorularla bütünleşik olarak önümüzdeki bölümden itibaren görüşmek umuduyla ve selam ile…

6.Bölüm | Su Toprak ve Adem

6 thoughts on “Yeryüzü | Denenme Platformu

  1. Pingback: Big Bang ve Ötesi - Kalemzade

  2. Öyle bir yerde bitirmişsiniz ki yazıyı ; heyecanlı biten diziyi bir hafta nasıl bekleyeceğiz sıkıntısı oluştu bizde 🙂
    Merakla bekliyoruz…özellikle ben merakla bekliyorum çünkü saydığınız o şeyleri hep merak etmişimdir …

  3. Kendisine önyargısız ve iyi niyetle yönelen her kesim insana hitap eden bir kitap olduğunu, detaylandırak yapmış olduğunuz bu çalışmalarınızdan bir kere daha anlamış bulunuyorum. Bende kitabı okuyup kendi gücümle kafa yormama rağmen bu kadar detay düşünebilen olmadığım halde, Kur’an bütünlüğünde varmış olduğum bazı sonuçlarla detaylandırmış olduğunuz sonuçların bir noktada buluşması beni Kur’an’ın çok güçlü ve yegane kaynak olduğuna dair düşüncelerimi birkez daha netleştiriyor. Kişilerin kısıtlı kavrayışları böyle detaylarla daha kuvvet kazanıyor. Yeterki insan bakışını doğru yere çevirsin. Son bölüm sorularda evet toplumun çoğunluğunda bana göre bazıları gereksiz bir merak olarak insanların kafalarını kurcalıyor. heyecan ile bekliyoruz, sevgi ve saygı ile …

  4. Aklıma gelen bir kaç düşünceyi eklemek isterim.
    Son kısımlarda bahsettiğiniz gibi yeni doğan bir insanı Adem ile ilişkilendirmek insana farklı bakış açıları kazandırıyor
    Mesela yeni doğan bir bebek, duyuları dış dünyaya açılmaya başladıktan sonra eşyayı,kelimeleri, kavramları öğrenmeye başlıyor ve birgün geliyor ve artık buluğ çağı diye ifade ettiğimiz o dönemlere geldiğinde şeytanın vesvesiyle insan ağaca yaklaşıyor ve ilk meyvesini yiyor ve imtihan başlıyor, hesap gününe kadar izin alan şeytan insanla uğraşmaya başlıyor, ta ki saat imiz gelen kadar, bize düşen şey meyveden yemişsek bile hemen tevbe edip vahye sarılarak sıratı müstakimde yürümüye çalışmak

  5. Allah ilmini artırsın kardeşim, ilmimize yaptığın katkılardan dolayı da Allah senden razı olur inşallah. Selamlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir