Yağmur’un İzdüşümü 4

Yağmur’un İzdüşümü | 4.Bölüm | Sadece Kuran Anlayışındaki Problemler

Ve geldik günümüzün en büyük ihtilafına!

Kuran yeter mi Kuran yetmez mi?

Elbette Kuran yeter… Ve bunun yanında elbette Kuran’ın, ilimde derinleşmek isteyen her inananı bazı adreslere de gönderiyor olması o Kuran’ın yeter oluşunun dahilindedir. Anlaşmazlık, akıl edemezlik işte burada… Kavganın nedeni yine düşünmeden hizipleşmekte… Peki Kuran bizi hangi adreslere gönderir?

Birkaç tane söyleyeyim… Kuran, daha önce indirilenlere iman edin diyor… Yeryüzünü gezin dolaşın da ibret alın diyor… Yağmura bakın diyor… Kuşlara ve hayvanlara bakın diyor… Göklere bakın düşünün diyor… Akledin diyor… Rakamlar ve sayılar üzerinden de konuşuyor… İlimde derinleşin diyor… İlimde derinleşenlere sorun diyor… Ve de en önemlilerinden biri sözü dinleyin güzeline uyun diyor. Yani Allah bizi (Kur’an denetleyiciliği ile) Tevrat ve İncil’e, arkeolojiye, astronomiye, matematiğe, zoolojiye, biyolojiye, meteorolojiye, felsefeye, daha birçok ilme ve güzel düşünenlerin güzel sözlerine davet ediyor.

Peki bir söz peygamber adına ya da bir alimin adına geliyorsa!…

Önemli olan, bir sözün peygamberimize ait olup olmadığı değildir. Önemli olan sözün getirdiği şeyin gerçek mi yalan mı olduğudur. İsterse peygamber değil de mahallenin bakkalı söylesin! Doğru söz doğru sözdür.

Hadis tartışması baştan yanlıştır. Hadise inanıp inanmamak kavgası tamamen boştur. Hadisler Kuran hükmü değildir. Bir söz peygambere ait ya da değil diye kavga etmeye gerek yoktur. Kimden gelirse gelsin güzel söz güzel sözdür. Epiktetos da söylese doğrudur, peygamber de söylese doğrudur, şii de söylese, ehlisünnet de söylese, ateist de söylese, bir ümmi de söylese doğrudur. İtibar edilecek söz, güzel ve akıllı sözdür.

Rivayetlerin arasında “İki kere iki dörttür” diye bir hadis olsa bir kısım başlayacak bu peygamberin hadisidir demeye, bir kısmı başlayacak peygamber hadisi değildir demeye. İkisi de yanlış yaklaşım. Mesele bu değil. Mesele iki kere ikinin dört olmasıdır. 2X2=4’tür. Gerçektir. Peygamber söylememiş bile olsa gerçektir.

Aynı şekilde Kuran’a aykırı bir ifade ile “İki kere iki beştir” rivayeti ortaya konsa aynı kavga yine başlayacak. Oysa bu sözün peygambere ait olup olmaması değildir mesele. Mesele Kurani olmayan bir haberin hem Kuran tarafından onaylanmıyor oluşu hem de akla ve gerçeğe aykırı oluşudur. Peygamber dini anlamda Kuran’a aykırı söz söylememiştir. İki kere iki beştir sözünü gerçekten peygamber söylemiş bile olsa yanlıştır ya da yanılmıştır. Ve bu hüküm gerçel ve Kurani olmadığına göre bizi zaten ilgilendirmez. Hadisleri adeta ayet yerine koymak da yanlıştır, rivayetlerde arka plan aramak gayba taş atmaktan başka işe de yaramaz. Zan olmaktan öteye gidemez.

ferisi saduki yağmur ayet ihtilaf

İnsanlar sadece kavga ediyorlar

İnsanlar nereye bakıyorlar ve ne yapıyorlar? İnsanlar sadece kavga ediyor ve birazcık ilim elde edince diğerlerini tekfir etmeye başlıyorlar. En iyisi bile olsa yeryüzündeki hiç kimse Fatiha’dan vazgeçebilir mi? Artık benim Allah’a “Bize dosdoğru yolu göster” dememe gerek kalmadı diyebilir mi? Eğer bunu diyebilen biri varsa en çok yanılan odur. Biz her gün Allah’ım beni en doğru yola yönelt diyebilen ve bu uğurda emek sarf edenler olmalıyız. Bilgisi fazla olan bilgisi az olandan değil, imanı fazla olan imanı az ya da sahte olandan kıymetlidir. Öğreten zaten Allah’tır. Allah dünyayı düzeltmeyi insana mahkum bırakmaz. Allah çabamıza şahit olmak ve bizi de şahit etmek ister. Değerli olan çabamızdır.

En büyük hatalardan birisi ümmileri müşrik gibi görmektir.

Peygamberimiz de önceleri bir ümmiydi etrafında toplananlar da. Ümmi olmak okuma yazma bilmemek değil, vahiyden kitaptan habersiz yaşamaktır. Uyarılmamış olanlardır. Yani kitap ehli olmamaktır. Peygamberimizin zamanında yaşayanların etrafında İncil de vardı Tevrat da Zebur da ve hatta Sadukiler gibi Tevratın ilk dört kitabını kabul edip diğer insan yazmalarını kabul etmeyenler de.

Onlar bunların hepsinin kültürel karışımı olan ve İbrahim’in yolundan, İbrahim’in sünnetinden gittiğini iddia eden ama etraflarında okunup duran vahiyden kitaptan habersiz kimselerdi. Aynen bugünkü gibi… Bugün de kendisine Müslüman diyen ve Kuran peygamberinin sünnetini takip ettiğini ileri süren ama Kuran’dan ve daha önce indirilenlerden haberleri olmayan bir halkla karşı karşıyayız. Bu halkın büyük kısmı müşrik değil, ümmidir. Ve eğer biz doğru yola doğru koşuyorsak etrafımızda toplananlar ve inananlara arkadaşlık edecek olan, onların uyananları olacaktır.

“Kuran Yeter” Söylemini Sadukiliğe Taşıyanlar

Her insan ilham alır ve gerçeği fark edebilir. Ancak burada da şu sorun var ki insana Allah da ilham verebilir şeytan ya da beşerin şeytani tarafı da. İnsanın ayırt etmesi gereken seçimleri bunlardır. Gelen ilhamın Allah’tan mı yoksa şeytandan mı olduğunu ayırt edecek bilgi sinemizde vicdanımızda saklı olan ve reddedilemez olan gerçeklerdir. İşte bu kapsamda da birçok konuda olduğu gibi Kuran ve İncil’in paralel olarak şiddetli biçimde eleştirdiği bir grup daha ortaya çıkıyor. Kitabın arka planını incelemeye kalkarken, öyle bir noktaya gelip de hem kitabın tamamından vazgeçemeyip hem de yeniden dirilişi reddederek… farkına varmadan birçok ayeti ters düz etmeye ve bunun getirimi olarak izdüşümlerinde de ahlaki zafiyetlere düşme riskinde olan kimselerdir bunlar.

ferisi saduki yağmur

Kuran’da “kitap ehlinden olduğu halde” yeniden dirilişi yok sayanların kimler olduğu uzun süre kafamı karıştırmıştır. “Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?” diyenler… ya da “sadece ölürüz ve yaşarız” diyenler… ya da “Bu dünya hayatımızdan başkası yoktur ve bizler diriltilecek değiliz” diyenler… ya da “Ahirete inanmayanların kalpleri inkârcıdır ve onlar kibirli davranırlar” diye bize açıklananlar… ya da olanca haykırışlarıyla “öleni Allah diriltmez” diye yemin edenler… ya da “sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak” diye uyarıldıklarımız… veya “Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?” diye soranlar… veya ahiretten yana kuşku içinde olup “Andolsun, bu dirilme tehdidi, bize ve daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma masallarından başkası değildir” diyenler… eğer kitap ehlinden olmasalardı sadece kitabı yok sayan anlayışa izdüşürebilirdim. Ama gördüm ki bunların büyük kısmı kitap ehlinin tam da içinde olarak gelip peygambere bu hususta karşı çıkıyorlar. Bir kısmı da onu dinliyorlar ve buna rağmen diriliş ve benzeri hususlarda tartışmaya kalkıyorlar.

O halde bunların bugünkü izdüşümü de Kuran ehlinin içinde olmalı! İşte ne zaman ki Kuran’ın verdiği adreslere göz attım… Bingo!

saduki yağmur

İşte bugün “Sadece Kuran” söylemiyle yola çıkan ama “Kuran yeter” ayetine ve Kuran’a… mutedil olarak akılla ve sağduyuyla yaklaşamayanların geldiği noktayı orada gördüm. Adeta yeni bir din icat edercesine ve müstekbirlikle, Kuran’ı rehber edinen inananları bile koyu gelenekçi görüp, mezhepçi Ferisilerle bir tutanların önemli bir kısmının… sonunda Kuran’ı salt bir beşeri-tanrı bilinç metnine ve ahireti de redde kadar götüren sürece onlarda tanık oldum. Onların yağmurları ikazlardan korunmamaları nedeniyle üzerlerine yıldırımlar yağdırmaya başlamış durumda.

İşte bunların İncil’deki örnekleri sadukilerdir ve Tevrat’ın ilk dört kitabına inanıp onun dışında insan sözü tanımayanlardır. Onlar da “Sadece Kuran” der gibi “Torah Only” diyerek ortaya çıkmış ama neticede ahireti ve yeniden dirilişi reddetme noktasına gelmişlerdir.

torah only yağmur saduki

İşte tam da bu yüzden inananlar Allah’ın verdiği isimden başka kendilerine dini anlamda bir isim bence vermemelidirler. Sadece Müslümanım demek, sadece Allah’a teslim olan olmak yeter. Yoksa “Kuran Müslümanı” demek bile ne kadar iyi niyetle söylenirse söylensin adeta bir mezhep gibi algılanır oldu. Biz ne Ferisi olmalıyız ne de Saduki! Biz elbette sadece bize vahyolunana uymalıyız. Ancak bunun yolu bugün Kuran’dan ve Kuran’ı önümüze alarak diğer “gerçek” delillere (ayetlere) o gözle ve mutedil bir akılla bakabilmemizden geçiyor. Buna rağmen böyle inananlara bile selam içinde gerçeği söyleyip geçmekten başka bir yol yok. Onlar da kitabı hak ettikleri biçimde algılıyorlar. Gerisi onlara kalmış.

Netice olarak benim izdüşümü dediğim şey vahiyden furkanla alınan hikmettir. Yağmurun kişiye yağış biçimine göre alacağı öğütlerdir. Yani gerçeklerden, doğruyu yanlışı ayırt eden vicdanımızla yapabildiğimiz çıkarımlarımızdır. Ve biliriz ki kimseyle ayetlerden birebir aynı çıkarımı yapmamız gerekmez. Benim için ne lazımsa Allah bana onu verir.

İki protonun nasıl çarpıştığını bilmesi gereken çerçevede ayetten o hikmeti çıkarmak benim değil fizikçinin izdüşümüdür. Bir askerin Tevbe suresinden savaşla ilgili çıkarımı onun izdüşümüdür. O yağmur kimin üzerine yağdığına göre anlam kazanır ve hatırlatarak öğüt verir.

Çoban yeryüzünün nimetlerini ve ağasının koyunlarını beklerken ağasından mı yoksa Allah’tan mı korkarak onları suvardığını benden daha iyi anlar. Ben bu çobanla neden kavga edeyim?

Eğer babaannemiz ya da modern bilim okumamış çoban, altı günleri Allah için tutuyorsa bırakın tutsun orucunu. Tutup onun orucu ile uğraşmayın, ya da o çobandan Zülkarneyn kıssasını yorumlamasını beklemeyin. Ama haberiniz olsun Davut’un koyun davacılarının hikmetini belki o sizden daha da iyi anlayabilir. Zaten modern ilim sahibi olmak imanın göstergesi değildir. İmanın göstergesi insanın Allah’a olan güvenidir. Allah da herkesi en adaletli biçimde ölçecek ve O’na güvenenleri asla boş çevirmeyecektir. İlmimizle övünmeyelim, imanımızla ümit edelim.

Ya da bir idareci, bir hukuk adamı ya da kanun koyucu bir milletvekili Davut’u Süleyman’ı bizden daha iyi anlayabilir. Tabi eğer Kuran’ı anlamak için okuyorsa ve Allah’a ortak zannederek bir şeylerin ya da birilerinin peşinde gitmiyorsa!

Hüküm | Hikmet

Hikmet: Sözlük anlamı… İlim ve amel ile hakka isabet etme, ulaşma. Yani bilgi ve eylemle doğru olanı bulma, gerçeğe ulaşma demektir.

Allah Hâkimdir, Hüküm Sahibidir. Hüküm hikmetten daha geniş anlamlı bir kelimedir.

Tin 8 Allah hâkimlerin hâkimi değil mi?…

Yunus 1 Elif Lam Ra. İşte bunlar o hâkim kitabın ayetleri…

Hud 1 Ayetleri muhkem kılınmış…

Meryem 12 …ve ona çocuk iken hikmet verdik…

Ali İmran 164 Onlara kitap ve hikmet öğretiyor…

Maide 44 Teslim olan nebiler, Yahudilere onunla hükmederlerdi….

Ali İmran 7 Onun bazı ayetleri muhkemdir ve kitabın anasıdır, diğerleri de müteşabihtir…

Kelimeler öyle muhteşem kullanılmış ki muhkem ayetlere kitabın babası denmemiş anası denmiş.. Ana dişildir, ürün verir… Kitabın anası muhkem, muhkemlerden doğanlarsa hikmetlerdir. İşte o hikmetlere ben izdüşümü diyorum. Bu izdüşümler insanın daha doğar doğmaz önüne serilmeye başlanır ki ileride fikri olgunluğa ulaştığında üzerlerinde akıl yürütebilsin.

Dini Yönetim ve Şeriat Bahsi

Mesele bir ülkenin dini hükümlerle yönetilmesi gerektiği değildir. En iyi düşünce akımının bile iş başına geldiğinde zalimleşebilme ihtimali çok yüksektir. Ülke hangi rejimle yönetiliyor olursa olsun, yönetime ilişkin ayetlerin hükmü, siz eğer bir gün hükmederseniz makbul ve güzel işleri yapmanız ve zalimleşmemeniz içindir…

Nisa 58 İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmedesiniz…

Hepimizin üzerine son yıllarda şiddetli bir yağmur yağıyor… Ve biz kendi hissettiğimiz yağmuru tanımlıyoruz. Aynı yağmurun altında kavga edeceğimize ondan fayda sağlamayı birlik ve beraberlikle amaç edinmeliyiz. O yağmurun bize verdiği ortak izdüşümlerini görebilmeliyiz. Yoksa o şiddetli yağmur bizi ihya da edebilir helak da!

Vahyin izdüşümü yağmurun izdüşümü gibidir.

Hepimizin ayetlerden aldığı hikmet öncelikle kendisi içindir. Geçmişteki babaannesinin anneannesinin halinin ne olacağını düşünüp de kendini düşünmeyen insanevladı! Belki o kadın Kuran ayetlerine tafsilatıyla ulaşabilmiş değildi. Ama o kadın köyünde gökle yer arasındaki ayetlerin içinde yaşıyordu. Hakkında kararı Allah verecektir.

Yine de şunu söyleyebilirim ki onun izdüşümü kendi şartlarıyla ilgilidir ve Allah en merhametlidir. O kadın tüm bilgisizliğine rağmen yapıp ettikleriyle cenneti kazanmış olabilir. Çünkü bir ayeti duyup anlaması için birinin ölmesi, imamın Kuran okumaya gelmesi ve okuduğu ayetin de hasbelkader anlamını söylemesi durumunda o ayetten haberdar olabilirdi. Ama sen elindeki telefona Zühruf 44 yazdığında okuyabiliyorsun. Sen kendini düşün. Belki de sen o kadının yaptığının yirmi mislini yapsan da kurtulamayacaksın! Çünkü sen makbul ve güzel işler yapmak yerine hala ayetler yüzünden kavga etme peşindesin! Kitapta ne yazdığını bilmen imanının o kadından daha güçlü olduğu anlamına gelmez. Tatbikin ve güzel işlerin gerekir.

Hizipleşmeyenlerden olmamız temennisiyle…. Kıymet verip, sabır gösterip sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ediyorum. İnşallah en güzel yağmurların altında ve ardında neşe ile coşan ve paylaşanlardan oluruz! Selam ile…

Kalemzade Cengiz Yardım

yağmurdan sonra

1.Bölüm | Yağmur Ayeti

2.Bölüm | Ayetleri Neden Farklı Anlıyoruz?

3.Bölüm | İhtilaflara Cevaplar

13 thoughts on “Yağmur’un İzdüşümü 4

  1. Sevgili Yardım, yazdıklarınız çok hoşuma gitti fakat sizin çerçeveniz’den (düşünsel) bakarken günümüz dünyasında birey,aile,toplum,devlet ilişkilerinde mevcut yönetime teslimiyet (teslimiyet sadece Allah içindir) hissine kapılmak söz konusu olabiliyor. Bunun olmaması için temel eğitimden tutalım en üst eğitim sistemine kadar, doğru kavram anlayışının önünde sorun teşkil eden tüm öğeleri araştırıp ortaya koyarak, insanı din faktörünü kullanarak köleleştiren sistemi yargılamak kanımca en doğrusu olacaktır. Güzel anlatım tarzınıza uygun olarak İslamiyeti fevkalede bireysel olarak çağımıza uyarlayabiliriz burada herhangi bir sorun yok. Hatta anlaşmazlık söz konusu olduğunda düşüncenizi söyler geçersiniz, burada da sorun yok. Modernitenin (kapitalizm) zorunlu kıldığı kentleşmenin ahlak değerlerini yozlaltırıp metalaştırdığı bireysellikten kurtulmak adına o kenti terketip ait olduğumuz doğaya yönelerek bir yaşam da kurabiliriz, burada da sorun yok, çözüm de yok.
    Emeğiniz için teşekkürler.

  2. Ufku açan, yeni çıkarımlar elde edebileceğim, söylemek isteyipte ifade edemediğimiz bazı yaklaşımlardan dolayı arkadaşlarıma tavsiye edeceğim makaleniz için çok teşekkür ederim. Bilgi ve amel ayrılmaz iki kavram. Bu iki kavramı doğru anlamış kişilerde hizipleşme zor olsa gerek. Hizipleşmenin bu iki kavramdan biri ile yetinenlerde ayrılıkların ortaya çıktığını düşünüyorum. Bilgi olup hayata tatbik edememek yanlış olduğu gibi, iman edip bilgi olmayıncada aynı yanlışa düşülüyor. Hatta Rabbimizin bir beyanında dediği gibi “imanınız size ne kötü şeyler emerdiyor” durumuna düşebiliriz. Kur’an bağlamında makalenizin açıklayıcı olduğunu düşünüyorum. Kur’an ölçülerinde birleşen, yine Kur’an ölçülerinde ayrılanlardan olamız temennisiyle.. Selam ve sevgi ile…

  3. Arkadaşlar selamlar,
    Yağmur bahsine de daha önceki yazılarımın altına da düşüncelerini paylaşan arkadaşlarıma buradan özel bir teşekkür göndermek istiyorum. Bu blogu benim için yük olmaktan çıkaran ve manen hayatta tutan sizin ilginizdir. Yorumlarınızın hepsini okuduğumu bilmenizi isterim. Emin olun ki yorumlarınız ister beğeni yönünde olsun, isterse üslubunca eleştirel olsun beni motive ediyor ve daha iyi ve daha ciddi bir emek sarf ederek yazabilmem için yüreklendiriyor. Her birinize ayrı ayrı cevap yazamadığım için anlayış göstereceğinizi umut ediyorum. Şunu da tüm samimiyetimle söylemek isterim ki; eğer sizlerin ilgisi bu belirginlikte olmasaydı, blog yazmayı çoktan bırakmış ve sadece kitap yazmaya odaklanmış olacaktım. Ama gerek yorumlarınız gerekse benden sosyal medyadaki yazma ve paylaşma beklentiniz beni makale yazmaya devam etmek için sorumlu hissettiriyor. Yaklaşık 5,5 yıldan ve özellikle Eylül 2012’den bu yana bloguma sizlerin bıraktığı her kelime benim için onur ve sevinç olmuştur. Hepinize yeniden teşekkür ediyor ve üzerinize Allah’ın merhametini ve yardımını niyaz ediyorum.
    Kalemzade Cengiz Yardım

  4. Çok çok değerli bir yazı dizisi olmuş değerli Kardeşim. İlmine, gönlüne, emeğine ve kalemine sağlık… Allah razı olsun.
    Selm ve dua ile,

  5. Kalemzade Kamil’in yeni kitabının geleceğini görmek çok güzel….
    Harika tefekkürlük yazı dizisiydi elinize kolunuza sağlık Rabbim düşüncelerinizi nurlandırsın ve siz de bizlerle paylaşmaya devam edin inşaallah…

    Dua ile..

  6. Pingback: Yağmur'un İzdüşümü 3 - Kalemzade

  7. Arkadaşlar merhaba, değerli yorumlarınız için teşekkür ediyorum…

    Not: Eğer yorum yazdığınız halde burada yayınlanmamışsa nedenleri vardır:
    Birincisi… Yorumlarınızda başka sitelere ve adreslere link vermeyin lütfen. Eğer daha önceden onaylı bir yorumunuz yoksa spam kategorisinde algılanır ve yayınlanmaz. İkinci olarak… rastgele isim ve rastgele mail adresi kullanmayın… Üçüncü nedense benden geçmeyendir… Yorumunuzda kötü söz ya da belirgin bir hakaret barındırıyorsanız yorumunuzu silmek zorunda kalırım. Bunların dışında tüm fikirler yayınlanmaya değerdir.

    Selam ile…

  8. Pingback: Yağmur'un İzdüşümü 2 - Kalemzade

  9. Pingback: Yağmur'un İzdüşümü 1 - Kalemzade

  10. Selam Cengiz, yine çıktı alıp dün 2 kez okuduğum bir yazı serilerini birleştirip okuyorum böyle çok akıcı oluyor ha bir de çok geç farkettim seni ama olsun mutluyum, Allah herkese böyle bir yetenek vermez çok güzüel bir kalemin var . Kafama koca taşlar düşmeye başladı..Hep merak ettim bu kafaya nasıl geldin ? ( olumlu mana da ha ;;) Rabbim selamet versin sana..Ben çok şüpheci ve sorgulayıcı biriyim hep yazılarında ha şimdi namaz yok diyecek ha şimdi peygamberi inkar edecek derken geldiğim nokta kendimden korktuğum, kaçtığım, yermiş meğer…Rabbim bizlere bilmediklerimizi öğretsin ilmimizi arttırsın ve Furkan nasip etsin İnşaallah…

  11. Selamlar,Yağmurun izdüşümü makalesi ile Cengiz Yardım kardeşimiz yine bazı önemli konuları incelemiş,tahkik etmiş ve bizlere bir pencere açmış veya pencerenin kirlerini silip veya önündeki tülü çekip manzarayı biraz daha net görebilmemize yardımcı olmaya çalışmış.Teşekkür ediyorum .Allah razı olsun.
    Yunus suresi 6. ayette ..’.Allah’ın göklerde ve yerde vücut verdiği şeylerde,sakınanlardan oluşan bir topluluk için sayısız ayetler vardır. der’.Ayet ‘in manasını burada geniş anlamda düşündüğümüzde ;delil.işaret anlamına ulaşırız.Burada sözü geçen ‘sakınanlar’ıda açıklamak gerekecektir.Yüce Rabbim bize doğru anlayıp,doğru söylemek nasip etsin:Sakınanlardan benim anladığım öncelikle Allah’tan sakınmayı içeriyor.Ona gönülden iman etmeyi,onun yasaklarına uymayı,hak yolunda olmayı,şeytanın yoldan çıkarıcılığından Allah’a sığınmayı içeriyor.Eğer bu şartları taşımıyorsanız Allah’ın bize gösterdiği yerdeki ve gökteki sayısız ayetleri:delil ve işaretleri yanlış anlayıp ,yanlış yorumlayıp kaybedenlerden olursunuz .Yani önüne gelen ben şunu gördüm,ayın önüne gölge geldi,güneş tutuldu,falda şu çıktı,ağacı kestim içindeki halkalarda şu ayetleri okudum türünden zırvalarla deliller sunması tam bir akıl tutulmasıdır..Sakınanlar’dan olabilmek ise öyle basit bir şey değildir.Önce tüm içimizdeki kötü düşünceleri,vesveseyi,maddi hırsları,dünyasal makam,evlat,parasal kaygılardan arınmış olmayı,bir su gibi duru ve saydam olmayı,neredeyse bir tarafımızdan baktıklarında öte taraf görülebilecek kadar şeffaf olmayı,içinde Allah sevgisi ve korkusu dışında hiçbir şey olmamayı gerektirir.O takdirde okuduğunuz yeni bir ayet doğru ve Hak’tan gelmiş olur.Aksi halde nefsinizden size seslenen şeytanın sözlerini ilettiniz.Bunun da bir hesabı vardır elbet.Bu Ayetler ise Cengiz kardeşimin de güzelce açıklamaya alıştığı gibi her kesim insan meslek,yetenek için farklı olur.Sakınan bir çiftçi ürününe doğru zamanda ilaçlama yapar,doğru zamanda ürününü toplar,imalatçı kar kaygısı ile ürüne zararlı maddeler karıştırmaz,sakınan bir öğretmen doğru bilgiyi derste siyasete girmeden,özel ders kaygısı olmadan tam olarak vermeye çalışır,sınıfta ileride büyük adam olacak cevher öğrenciyi keşfedip yetiştirdiği gibi yeteneği az olanı da ezmeden geliştirmeye çalışır,sakınan bir doktor performans kaygısına düşmeden doğru teşhis ve tedaviyi uygular,sakınan bir polis hak yolundan ayrılmaz,suçlu dururken mazlumu yakalamaz,sakınan bir hakim kanun neyse ,deliller neyi gösteriyorsa onun karşılığı hükmü verir…..ve hepsi bu işler yaparken Hak’ın gösterdiği delilleri ,işaretleri kullanırlar,şeytanınkileri değil.
    Sakınan ve sakınma yolunda olanlara (ki ne güzel ,ne huzurlu yoldur o) Selam ve sevgilerimle.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir