Yağmur’un İzdüşümü 2

Yağmur’un İzdüşümü | 2.Bölüm | Ayetleri Neden Farklı Anlıyoruz?

Aslında ayetlerin hükmünü farklı anlamıyoruz… Ya, Allah’ın hükmüyle o hükümden alacağımız hikmeti karıştırıyoruz ya da hikmeti kendi akli-vicdanımız yerine başkalarının din dayatmalarında arıyoruz. Sonra da elimizdeki hikmeti hüküm zannetmeye başlıyoruz. Yani sadece kendi izdüşümümüzü göstererek ayeti delillendirip ayetin hükmünü beyan etmek yerine, kendi izdüşümümüzü dayatıyor ve aynı izdüşümünü bulanlarla mezhepleşiyor, diğerlerini kâfir ilan ediyoruz! Tabi ki genel geçer anlayıştan yani çoğunluktan bahsediyorum…

Aynen Kuran’daki ayetler de durum böyle… Önüyle arkasıyla ayetler farklı izdüşümler verirler.

yağmur şemsiye

“Raina demeyin unzurna deyin” ayetini iyi biçimde bir çobanın,

“Biz gökleri genişletmekteyiz” ayetini iyi biçimde bir astronom ya da fizikçinin,

“Onların şehirlerini yerle bir ettik ibret alın” gibi ayetleri iyi bir biçimde bir arkeolog ya da tarihçinin anlaması çok muhtemeldir.

Raina (Bizi güt) demeyin uznurna (Bizi gözet) deyin ayetini okuyan/dinleyen çoban kendi hikmetini, aynı ayeti dinleyen köy ağası kendi hikmetini, marabalar kendi hikmetini, o köyün yolundan geçen misafir kendi hikmetini, kahvehanede ömür tüketen köylüler kendi hikmetini, bir politikacı kendi hikmetini, bir seçmen kendi hikmetini bulur.

Andolsun Kaleme… ayeti bir yazar için farklı bir hikmet verirken, bir okur için farklı, bir felsefeci için farklı, bir muhasebeci için daha farklı hikmetler verir.

Yağmurun ne zaman yağacağı hususunda yanlış bir tahmin bile yapsa kimse meteorolojiyi kâfir ilan etmez. Ya da meteoroloji kalkıp, benim yağmur hakkındaki hava tahminime aykırı düşünenler bizden değildir demez, yağmur hakkında kendi çaba ve tecrübesiyle fikir sahibi olanların Müslümanlıkla alakaları yoktur demez.

Bu ayet (delil) bunu söylüyor diyerek sadece bir çıkarımı doğru kabul eden anlayış, başkasına da o ayetin farklı bir biçimde ineceğinden gafil demektir. Bir yağmur birisinin mahsülüne bire yetmiş başak verirken, sen elindeki tek başakla sevinip, övünüp duruyor olabilirsin.

Senin üzerine çiseliyor ve mahsul alıyorsun diye, başkasının evini sel götürmez de diyemezsin. O yağmur sel biçiminde o adamın üzerine iner. Sen görmesen de iner.

İşte bu yağmur ayeti yüzünden kavga edip hizipleşmek ne kadar saçmaysa, Kuran ayetleri üzerinde hizipleşmek de o kadar saçmadır.

Bu da kaçınılmaz olarak fırkalaşmayı getiriyor. Aslında bunu yapmak dini tekeline almak gibidir. Sadece benim dediğim doğrudur demek, Allah’ın hüküm sahibi olduğunu reddetmekle aynı şeydir.

Peki ne yapmamız lazım?

Yağmuru (ayeti) iyi okuyup, onu birlikte anlamaya çalışmamızda problem yok. Ama herkes gerçekte zaten yağmurun (ayetin) ne olduğunu bilir. Yağmur zikirdir, yani hatırlatıcıdır. Yağmurun yağması insana zaten bildiğini hatırlatır ve insan da o sırada ne yapması gerektiğine kolayca karar verir.

Bulutlar nasıl toplanıyor, şimşek neden çakıyor, içme suyumuzu nasıl temin ederiz, nasıl barajlar kurarız, seli su baskınını nasıl önleriz diye topluma yönelik hikmetler bulmamız ise makbul ve güzel işlere örnektir. Çünkü kavga etmek yerine o yağmurdan ortak fayda sağlamış oluruz.

Kavga etmek yerine işte Kuran ayetlerinden de ortak faydayı sağlamamız lazım. İnsan kendisine Allah tarafından verilen öğüt yüzünden kavga eder mi? Bu nasıl bir akıl tutulması! Tabi sizinle kavga edenlere, size bu saçma sebeple adeta savaş açanlara aynı ölçüde karşılık vermeniz ve apaçık zanları göstererek insanlara gerçeği beyan edip geçmeniz bundan müstesnadır.

Riba ayetlerini okuyan tüccar anlaması gerekeni, aynı ayeti okuyan bankacı anlaması gerekeni, vergi memuru kendi anlaması gerekeni, son kuruşunu bir ekmek için harcayan fakir kendi anlaması gerekeni, borç içinde yüzen adam kendi anlaması gerekeni anlar.

Ayetler Hak Edene Hak Ettiğini Verir

Aynı ayeti duyan ve Allah’ın rehberliğini arayan adam o ayetle doğru yolu bulurken, aynı ayeti duyan bir münafığın bir kulağından girip öbüründen çıkar, aynı ayeti duyan inkârcı ise o ayetten aldığı ilhamla Kuran’ı bile reddedebilir. Kuran ayetleri o kadar mucizevidir ki herkese hak ettiğini verir. Kuran’ı reddeden bir adam bile o ayeti tam da anlaması gerektiği gibi anlamıştır. Onun yapıp ettiklerinin karşılığı budur, bunu hak etmiştir. Yani bir anlamda Kuran’ı kimse yanlış anlayamaz, Kuran’ı herkes anlaması gerektiği gibi anlar. Ölmesi gereken adam ölür, istediğiniz kadar suni teneffüs yapın, istediğiniz kadar kalp masajı yapın, beyin ölümü gerçekleşmiş adamı hayata döndüremezsiniz.

Ayetler Canlıdır… Zamana ve Mekâna Göre Anlam Kazanır.

Her ayet her devirde de farklı şekilde toplumlara inebilir. Aynen yağmur gibi… Bir dönemde Allah’ın verdiği misal bir ahlaki öğeye tekabül ederken, diğer bir tarihte bilimsel bir doğrulukla bire bir eşleşebilir.

Ayetler adeta canlıdır. Zaman içerisinde yaşarlar ve yeniden doğarlar. Allah atılmış suya x dememişse siz hükmen x diyemezsiniz. X size ve devrinize inen izdüşümüdür. Bir dönemde atılmış sudan çıkarılan izdüşümü farklı olabilir veya genetik ilmi geliştikçe çok daha belirleyici bir gerçekliğe de işaret edebilir. Bugünkü çıkarım, bugünkü izdüşüm x olabilir. Doğrudur da. Ama bugün için izdüşümüdür.

İnsanların yazdıklarını muhkem kabul ederseniz yarın bir gün o atılmış suyun x’le beraber “sözün gelişi” x’in yanında seyahat eden ve aslında esas geni taşıyan bir hidrojen bileşiği olduğu da ortaya çıkabilir. Bu durumda geleneksele ya da eskiyen bilime saplanmış ve “bir âlimin kitabında okudum” diyerek x diye direten adam ayeti örtmüş olur. O ayetten alacağı yeni izdüşümünden mahrum kalır.

İnsanlar tefekkür eder ve çağdaşlarının ufuklarını açabilirler. Ama en iyi insan sözü bile mutlaklaştırılırsa, o insan ilahlaştırılmış ve o güzel insanların sözleri bile gelecekte ayetlerin anlaşılmasına engel döşenmiş olabilir. Bu yüzden en önemli şey şirk koşmamaktır, ortak koşmamaktır. Bugünün insanlarına bugünün gerçekleri anlatılır ama bunlar geleceğe dair hüküm değil bugünün izdüşümleridir. Ve gaybı kimse bilemez. Bugünkü izdüşümleri nedeniyle insan hükmün izdüşümüne değil, hükmün bildirdiği gayba, orada mutlak bir gerçek olduğuna güvenir.

Kuran bir rivayet değildir

Sözün güzeline uymak, ama Kuran’ı yeterli görmek ve dinini Kuran dururken adı üstünde rivayetlerin içinde aramamak gerekir… Kuran nesilden nesle geçti diye rivayet değildir. Zikirdir, hatırlatıcıdır. Yağmur yağdığındaki otomatikleşmiş tavrınızı düşünün… Ne yapacağınıza hemen karar verirsiniz. Çünkü o bilgi sizde zaten vardır ve yağmur size onu hatırlatmıştır. Kuran ayetleri de böyledir.

Kuran, peygamberin ağzından çıkıp bugüne kadar kesintisiz gelmiştir. Kuran hatırlatıcıdır. Bize, bizde olanı hatırlatır. Bizim sinelerimizde saklı olan gerçekleri hatırlamamızı sağlar. Uyarır. Bak doğrusu buydu, hatırla der. Bu kapsamda her insan hem kitabı okurken, hem onun üzerinde düşünürken hem de hayata ve kâinata bakıp tefekkür ederken Allah’tan vahiy (ilham) alır. Balarısına bile vahyeden Allah bize de vahyetmektedir (ilham etmektedir). Yağmur ne kadar gerçekse ve rivayet değilse, Kuran da o kadar gerçektir ve rivayet değildir.

1.Bölüm | Yağmur Ayeti

3.Bölüm | İhtilaflara Cevaplar

4.Bölüm | Kuran Yeter mi Yetmez mi?

7 thoughts on “Yağmur’un İzdüşümü 2

  1. Konunun en güzel tarafı, ister bir ekonomist, filozof, tarihci,veya bilimadamı olun tüm kapılar Allahın’ın sözlerine çıkıyor.
    Güzel anlatım için teşekkürler.

  2. Pingback: Yağmur'un İzdüşümü 3 - Kalemzade

  3. Pingback: Yağmur'un İzdüşümü 4 - Kalemzade

  4. Pingback: Yağmur'un İzdüşümü 1 - Kalemzade

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir