Örtünme Bahsine Nokta

örtünme

Kuran’da kadınlara, niçin ve nasıl örtünme tavsiye ediliyor?

Esasında bu konuya hiç girmek istemiyordum. Çünkü bu örtünme konusu öyle bir hal aldı ki ne söylersek söyleyelim, tartışmaya meraklılar bunu fırsat bilecekler. Şahsen, sadece kendi fikrimi, kendi anlayışımı sadece benim gibi düşünenlerin ama ifade etmekte zorlananların yalnız olmadıklarını bilmeleri ve olası ufuk açılımlarına vesile olabilmek için paylaşacağım. Yoksa kimsenin nasıl ve ne kadar örtündüğü ya da niçin yeterince örtünmediği beni direkt olarak ilgilendirmiyor. Yine de kendimce ulaşmış ve uzun süreden beri kani olmuş olduğum bu düşüncemi kendime saklamayı artık etik bulmuyorum. Çünkü bunu şu ana kadar benim gibi düşündüğünü ifade eden hiç ama hiç kimseye varsa da rastlamış değilim. Bu yüzden yeter miktarda bir açıklamayla söyleyip geçeceğim.

Örtünme ile ilgili ayetlerden başlayacağımı düşünmüş olabilirsiniz. Ama sizi şaşırtacağım. Size daha kitabın başında yazan bir ayeti hatırlatacağım. Bakara suresinin en başını…

2 Bakara 2 İçinde hiçbir şüphe olmayan şu kitap, takva sahipleri için/ona yaslananlar için yol göstericidir/hidayete erdiricidir.

Öncelikle bunu kabul etmeliyiz. Bu kitap, ismini sahiplenip, içinde yazanları sahiplenmeyen ve böylece ona ihanet eden sözde dindarların elinden artık kayıp gitmiştir. Bu Kuran… Bu Kuran’ı tek başına yeterli görmeyen… ve ona her türlü kulaktan kulağa gelen hükmü din diye ekleyen anlayış için artık rehber olmaktan çıkmıştır. Bu kitap sadece ona yaslanıp, onda yazanları akıl yoluyla anlayıp bilmeye çalışan takva sahipleri için rehberdir.

Bu durumda şöyle bir gerçek ortaya çıkıyor… Bu kitapta “Ey iman edenler… ey iman eden erkekler… ey iman eden kadınlar… inanan kadınlara söyle…” ve benzeri bir hitapla başlayan emirler ya da öğütler gördüğümüzde bilmeliyiz ki, bu tavsiyeler, bu kitabı rehber edinenler olarak bizi ilgilendiriyor. Daha Kuran’ın ana mesajının ne olduğundan gafil olan, henüz ortak koşmanın ne olduğunu bile anlayamayanlar için bu tavsiyeler henüz ölüdür. Demek ki “örtünme” bahsi geçen ayetler de sokaktaki herkesi değil bizi, yani kitabı rehber edinenleri ilgilendiriyor. Henüz kitabın ve gerçek vahyin ne olduğundan habersiz olanlar için örtünmekten öncelikle söylenecek çok daha başka şeyler var ki bunları gayet iyi biliyoruz.

Bu düşünceye ulaştığımdan beri artık başörtüsü, tesettür ve benzeri bazı konularla ilgili fikrim bana sorulduğunda, sorana bakıyorum. Eğer kitabın ana mesajını anladığını düşündüğüm biriyse fikrimi açık seçik söylüyorum. Yok eğer daha ana mesajdan habersiz olduğuna kaniysem, bu durumda örtünme konusunun üstünde durmayı bile yersiz buluyorum. İnsanlar diledikleri gibi örtünebilir, giyinebilirler. Hatta uyduruk bile olsa benimsedikleri dinin gereği ne ise, benim anlayışıma uygun olsun olmasın onu uygulamaları gerekir. İnsanlar hangi hükmü benimsemişse ona dürüstçe, tutarlıca uymalılar.

İşte bu kapsamda Kuran hakkında kiminle ne konuşacağımız Kuran’ın hitaplarında bellidir. O kitaptan yüz çevirenler için örtünme ayetlerinin anlamı yoktur.  Örtünme ayetleri Kuran’ı rehber edinenleri ilgilendirir ve onları korumak içindir.

Sorular iyi niyetle de olsa kötü niyetle de olsa genellikle şöyle geliyor… Başörtüsü hakkında ne düşünüyorsun? Sence başörtüsü var mı, yok mu? Başı açmak günah mı değil mi? Oradaki kelime başörtüsü demek mi, yoksa sadece örtü demek mi? Yakanın üzerine vurmak mı yoksa yakanın üzerine salmak mı? Daha bir sürü saçma sapan soru… Nur 31 de Nur 31! Ahzab 59 da Ahzab 59! Sanki Kuran’da Nur 31 ve Ahzab 59’dan başka ayet yokmuş gibi! Bir insan Kuran’a inandığını söylüyorsa, kitabın birkaç ayetine inciğine cinciğine kadar bakıp, diğer altı bin küsur ayetine neden hiç bakmaz? Bu durumda sadece birkaç ayete bakmak, kitabı rehber edinmek değil, işine geleni almak değil midir? Ama işte gel gör ki… o ayetler, o kitaptan yüz çevirip “onu biz anlayamayız” diyenleri değil, onu anlayabileceğini idrak ederek rehber edinenleri ilgilendiriyor.

Şimdi gelelim o ayetlere. İki ayeti de buraya yazmayacağım. Çünkü herkes kendine göre meallendirmiş olanı kabul etme yönünde. Ben ise hiçbir zaman iki taraftan biri olmaya niyet etmedim. Her zaman Allah’ın, üçüncü ve birleştirici bir yolu olup olmadığına baktım. Hiç de pişman olmadım. Geçmişe bakın göreceksiniz… Evren sonludur diyenler de sonsuzdur diyenler de yanıldı… Allah’ın üçüncü seçeneğini, evreni genişleticiyim dediğini görmediler. Namaz konusunda da, abdest konusunda da, teyemmüm konusunda da ve daha birçok konuda da hep üçüncü ve hizipleştirmeyici bir çözüm olduğunu gördüm. İşte örtünme konusunda da aynısını görüyorum. Bu minvalde başörtüsü ve örtünme konusunda da sorulan sorular bence çok yanlış sorular. Şimdi ben farklı birkaç soru sorup cevabını olabildiğince göstermek istiyorum.

  1. Bahse konu iki ayette Allah örtünme ayetlerini kime söylüyor?

Cevap: Bu kitapla iman eden kadınlara.

  1. Kadınların örtünmesi ile ilgili ayetlerde maksat nedir?

Cevap: İman eden kadınların kendilerini koruması.

  1. Ayetlere göre kadınlar örtünerek kimlerden korunacaklar?

Cevap: Ortak koşan kalbi hastalıklı erkeklerden.

  1. Peki bu malum erkeklerle ne şartlarda ve nerelerde karşılaşılır?

Cevap: Bunun cevabını herkes kendine göre versin.

Demek ki Allah, örtünme konulu bu ayetlerle Kuran’a gönül vermiş, onu rehber edinmiş kadınları diğer insanların hedef göstermesinden, aleyhlerine bir delil bulunmasından, farklı bilinip de rahatsız edilmesinden, kötü erkeklerce taciz edilmesinden korumak istiyor. Ve demek ki kadınlar her ne şekilde giyinirlerse giyinsinler bu korunma öğüdünü yerine getirmek için bunu yapmalılar. Elbette erkekler de kendi ölçülerinde örtünmeliler ama kadınların durumu bu hususta daha hassas görünüyor ve bu iki ayet yazının bahsi olduğu için kadınlardan bahsediyorum.

Peki kadınlar neyi, ne kadar, nasıl yapmalılar ki korunsunlar? İşte bu noktada birçok yanlış uygulama mevcut. Kuran’da örtünmenin şeklini nasıl anlarlarsa anlasınlar, çoğu kadının asıl öğüt olan “korunun öğüdü” nden uzaklaştığını düşünüyorum. Örnekler vereyim…

Bir kadın kitapta başörtüsünü görse de görmese de, bu toplumdaki mescidlerin çoğuna namaz kılmaya ya da Kuran okumaya gidiyorsa orada başı açık namaz kılmak ya da okumak yerine başını örtmeyi tercih etmeli. Bunu yapmak istemiyorsa, ya kendi gibi olanların bulunduğu bir ortama gitmeli ya da evinde salat etmeyi tercih etmelidir. Çünkü Allah’ın örtünme emrindeki maksadı, kadının bozguncu olması değil, kendisini korumasıdır. Gerekli olduğunda ve gerektiği yerde örfe uygun hareket edilmelidir. Aksi takdirde bütün gözler ona dönecek, bütün dikkatleri toplayacak ve aleyhinde delil bulmak isteyenlerin dedikodularına malzeme olacak ve hatta belki de taciz/rahatsız edilecektir. Buna meyilli olanların olduğu ortamlarda bu fitne çoğu zaman maalesef kaçınılmazdır.

Bir kadın kitapta başörtüsünü veya bir başka kıyafeti görse de görmese de, birçok kırsal kesimde genel giyinişe çok aykırı bir tutuma girmemelidir. Aynı biçimde bütün dikkatler ve rahatsızlık emareleri üzerinde olacaktır. Bu durumda kadın “korun” öğüdünün dışına çıkmış olacaktır. Bir kadın Urfa sokaklarında, Paris sokaklarında dolaştığı gibi dolaşmamalıdır.

Ve tam tersi de bence geçerlidir. Eğer bir kadın herkesin oldukça açık giyindiği bir ortamda normalin üstünde bir kapalı kıyafetle dolaşırsa yine maalesef rahatsız edilecektir. Daha da içsel düşünürsek kendisi rahatsız olmuş hissedecektir. Böyle giyinmeyi tercih eden kadınlar, ya ortamda dikkat çekmeyecek bir kıyafetle dolaşmalı ya da oradakilere benzer bir kıyafet giyemeyecekse o ortama hiç girmemelidirler. Maalesef mevcut ortamların çoğunda kadın farklı kıyafette olduğunda rahatsız ediliyor. Rahat hareket etmek isteyen bir kadın, bulunduğu ortamda rahatsız edilmeyeceği ve/veya kendini rahatsız hissetmeyeceği bir kıyafeti tercih etmelidir.

Oysa geçmişte birçok kadın, sırf Allah’ın emrini uygulayacağım diye bazı kıyafetlerinde direttiği için rahatsız edildi, hakları gasp edildi ve kendilerine zulmedildi. Halbuki Allah’ın emri bir kıyafette diretmeleri değil, bulunduğu ortamlarda korunacak ve rahatsız edilmeyecek biçimde giyinmeleriydi. Aynı zamanda bu genç kız ve kadınlar, Kuran’ı anlayamayan ama onları kendi anlayışsızlıklarına rağmen dine simge yapmak isteyenlerce adeta savaş meydanında en öne sürüldü. Kadınlarını kızlarını başörtüsü taktırarak korumaya aldığını zanneden zihniyet, maalesef bu davranışlarıyla kızlarını ve kadınlarını tam tersine tehlikeye attı ve itilip kakılmalarına, yerlerde süründürülmelerine, zulüm görmelerine neden olmuş oldu. Bunu kabul etmeleri zor olsa da… başörtülü kadınlarımız ve kızlarımız adeta en önde koşan piyadeler gibi dinlerini savunduklarını düşünürken aslında bilmeden Allah’ın “kendinizi erkeklerden ve rahatsız edilmekten koruyun” öğüdüne aykırı hareket ettiler. Zalim zalimliğini yapar. Ama Allah zulmedici değildir. Toplumun başına gelen musibetler, toplumun kendi yapıp ettikleri yüzünden karşılarına çıkmıştır.

Yarın tam tersi bir zihniyet zulmetmeye başlarsa, başörtüsü mağdurlarının yerini açık başlı mağdurlar alacaktır. Örneğin… Kabil’in arka sokaklarında bırakın başı açık dolaşmayı, başörtüsü takarak bile dolaşsanız rahatsız edilirsiniz. Bir kadın olarak orada dikkat çekmeyecek, çok daha kapalı bir kıyafeti tercih etmelisiniz. Korunmak için bu elzemdir. Cesaretin alanı, aklın ve dayanışmanın alanının dışında değildir.

Neticede Allah, şu kıyafeti giyin, bu kıyafeti giyin, şu kadar kapatın, şu kadar açın diye bir emri direkt vermek yerine misalle öğüt verir. Tek tek şuralarınızı örtün demez. Allah’ın “kendinizi korumak için örtünün” öğüdü ve misal verdiği “yaka üzeri” ve “üst giysisi” gibi sembolik işaretleri vardır. Bulunulan ortamlara ve hatta örfe göre farklı kıyafetler tercih edilebilir. İyi düşünenler anlayacaktır ki, kitapta bedenin örtülecek her yeri de söylenmemiştir. Allah sadece öğüt vermiş, ortam çok kötüyse ve gerekirse evinizde oturun bile demiş, dışarıya çıkarken üzerinize yeterli bir dış örtüsü almalısınız diye eklemiştir. Ve bunu her Müslümanım diyene değil Kuran’a dayanan gerçek takva sahiplerini, vahye ortak koşan kalbi hastalıklıların tehditlerine karşı korumak üzere söylemiştir. Çünkü öğüt verilmiş bu kadınlar vahye uydukları için rahatsız edilecek olan kadınların ta kendileridir.

Bir kadının tanınıp bilindiği ve yakın çevresinin olduğu ortamlarda her iki yönde aşırıya kaçmadıkları sürece nasıl giyinirse giyinsinler, etrafındakiler bu kıyafete karşı bile olsa, çok rahatsız edilmeyebilir ve açık ya da kapalı hoş görülebilirler. Ama farklı ortamlarda o kadınlar bilinip tanınmazlar. İşte bu yüzden kötü niyetlilerce her iki yönde de olsa rahatsız edilebilirler. Bu yüzden mümkün mertebe bulunulan ortama göre kıyafet tercih etmelidirler.

Aklını kullanan erkekler de kadınlar da zaten neyi ne kadar bir ölçüyle örteceklerini çok iyi hesap edebilirler. Dikkat edin… Ben başörtüsü vardır ya da yoktur gibi bir iddia üzere hizip oluşturmadım. Çünkü mesele bu değil. Aslında hiç olmadı da. Ben kitapta bunu görüyorum diyerek… illa ki özel bir örtüye bürünmek ve bunu zorlamak ne kadar yanlışsa… ben kitapta bunu görmüyorum diyerek… açılmayı zorlamak ve kötü niyetlilerin de bulunabileceği her ortama inatla… dikkat çekeceği bilinen çok açık bir kıyafetle bile bile girmek… aynı derecede yanlıştır. Kalplerimiz gerçekte ne düşündüğümüze şahittir. Ve en doğrusunu o kalpleri de bilen Allah bilir.

Selam ile…

18 thoughts on “Örtünme Bahsine Nokta

  1. Ellerimize sağlık ilk adım ayrımı güzel yaptınız. Ben de mesela Avrupa’da Çarşaf giyip dışarı çıkan kadınların o toplumda daha cok dikkat çekmelerinden ötürünbiraz şüpheyle bakarım. Ya da gidip Müslüman bir ülkede herkesin derece giydiği bir yerde Sıkma bas örtünenlerin de ayni sekılde dikkat çektiğini düşünürüm. Bence bu yazı başlangıç niyetine cok verimli olmuş ama devamı gelecek gibi geliyor bana. En azından dikkat çekmeme Uğruna Avrupa ülkesinde onlar gibi görünmeye calısmayacagımız vurgusu gerekiyor sanki cınku onlara benzememe konusu da önemli ….

    Ellerinize kaleminize saglık

    • Müslüman ülkede derece yazmışım 🙁 maksadım ferace giyen cogunlugun Arasında dar Sıkma bas giymek dikkat çekecektir demek istedim. Telefonun Sözlüğü değiştirmiş.

  2. Her zamanki gibi cok güzel bir yazi olmus.
    Bas örtüsü ve kadinin kapanmasi konusunun bu kadar merkeze konulma sebebini düsününce, kendimce bir sonuca vardim.
    Kuranda Allah emirleri insanlarin keyfine ve fantazilerine göre koymuyor. Allah emirlerini bizzat kendisi yine kendi yarattiklarina uygun sekilde koymustur. Allahin emir ve yasaklari evrenseldir.

    Örtünme konusu aslinda cok net bir olay. Cinsel organini ört ve koru deniyor. Bu hem erkege hem kadina emrediliyor. Kadinlarin gögüslerininde örtülmesi gerektigi söyleniyor. Yani aslinda durum bu kadar net. Kuranda hem kapatma durumu var hemde bir eylem durumu var. Örfe adete, bulundugu cevreye göre kisi örtülmesi gereken yerlerini örter ve ayrica eylemide gerceklestirir yani KORUR! Her hangi bir saldiri ve taciz söz konusu oldugunda korunma eyleminede gecilmesi gerekir.
    Malesef geleneksel anlayista EYLEM yok! Örtüyü örtmek yeterli diye görüyorlar. Örtüye ayni zamanda koruyuculuk görevi yüklemisler. Halbuki bez parcasi herhangi bir seyi KORUMAZ! Arabayi kitlemedikten sonra, arabinin üzerine örtü ile örtmek arabayi ne kadar korursa, örtüde kadini ancak bu kadar korur.. Örtü tek basina bir koruyucu degildir, önce bunun anlasilmasi gerekiyor.

    Ayrica KURANDA olmadigi halde hadislerden gelen ” TAHRIK ” durumu var. Bu tahrik durumu iyiden iyiye yerlesmis ve benimsenmis durumda.
    Allah kuranda insanlarin fantazilerini ve keyiflerini ölcü olarak vermez.
    Allah emir ve yasaklarini insanlarin keyiflerine göre degil, bizzat kendisi yarattiklarina ve akla uygun sekilde koyuyor. Allahin örtünme konusundaki emrine bakinca ” cinsel organini gögüslerini ört ve koru ” diyor, bu kadar.

    Allah ; ” Erkeklerin tahrik olma fantazilerini göz önünde bulundurarak giyinin ve örtünün ” demiyor ama malesef olayi bu sekle cevirmisler..
    Erkekler ; ” Allahin emirlerine göre degil, benim TAHRIK olma FANTAZiLERIMi ölcü olarak alacak ve ona göre giyineceksiniz ” diyorlar. Haliyle erkekler kendi TAHRIK olma durumunu ÖLCÜ olarak alip, ona göre degisik degisik örtünme fetvalari veriyorlar. Kisaca örtünme konusunda ERKEKLERIN fantazileri TAHRIK adi altinda örtünme ÖLCÜSÜ olarak alinmis durumda. Sorunun temeli aslinda tam olarak burasidir. Tabi bu TAHRIK durumu, beraberinde bir süre sapik zihniyetin ortalarda sanki NORMALMIS gibi dolasmasina ve türemesine sebep olmus.

    Bir cok konuda oldugu gibi, örtünme konusunda da Allahin kanunlari degil, erkeklerin fantazileri ÖLCÜ olarak alinmis durumda.
    Yazinda da belirtigin gibi KÖTÜ NIYETLI insanlardan korunmak icin bir örtünme söz konusu iken, TAHRIK adi altinda sözde dindar insanlar bile kadinlara kötü gözle baktiklarini RAHAT bir sekilde üstelik cok NORMALMIS gibi anlatabiliyorlar.
    Kisaca olayin cikis noktasi TAHRIK durumudur. Kuranda olmayan, insanlarin sonradan UYDURDUKLARI ” Tahrik olma ” durumunu enine boyuna düsününce, örtünme durumunun neden bu kadar dallanip budaklandigi gayet net sekilde aciga cikiyor. Selamlar.

  3. Enteresan 🙂 Cengiz abimiz arafta mı kalmış bana mı öyle geliyor.

    Öncelikle senin özel durumunu kurtarma gayretinden bağımsız olarak olaya bakman gerektiğini düşünüyorum naçizane. Nihayetinde, yani en nihayetinde sen kendinden sorumlusun o’da kendinden, anladın değil mi abi. Bilinçaltımızdaki vardır bi yolu biz bu ikilemden kurtuluruz anlayışını bilinçüstümüze doğrulatmaya çalışırken, Allaha karşı haddi aşan ve doğru ahada budur diyen ahkam kesmelerden kendimizi uzak tutmaya çalışmalıyız. Öyle yapıyorsun demiyorum, sen de ben de hepimiz bu tehlikeye dikkat etmeliyiz diyorum.
    Sen evlisin ve benden 6 yaş büyüksün. Saçın cinsel obje olmadığını iddia eden arkadaşların önce, semtlerindeki kuaför adedini bi saymalarını tavsiye ederim. Biz erkekler mecburen gidiyoruz saç kestirmeye peki ya kadınlar.

    Ayrıca saçını açan kadınların giysileri de genellikle ona uyumlu oluyor öyle değilmi. Mesala tayt, dar kot, mini etek gibi. Elbette çarşaf altından davetkar bakışlar atanlarda vardır veya baskı ile örtünenler biz özgür irade ile olanı konuşuyoruz şu an öyle değil mi.

    Bir de ortam, tanınma, rahatsız edilme gibi kelimelere kendince anlamlar vermişsin, subjektif olmuşsun, objektif olanı aşağıdaki videoda var.
    Cengiz abi, Seni seviyorum, senin kelimelerinin hak olanın karşısında ezilmesini istemediğim için naçizane fikrimi belirtmek istedim, umarım seninle aynı düşünmüyorum diye beni tekfir etmezsin 🙂
    link:https://www.youtube.com/watch?v=JbIx-cRz4x8

  4. Kalemine, gönlüne, aklına sağlık değerli kardeşim. Nokta koydum diyorsun ama daha asırlarca konulacak bu konu. İnanıyorum günü geldiğinde tekrar kaleme alacaksın. Şimdilik konunun bu yönüne ben de nokta koyayım.

    Yazında sorduğun 1. Sorunun cevabını yazmışsın ya; “Bu Kitapla iman eden kadınlar.” Bu cümledeki kadınlar, yüzde 99’u Müslüman dediğimiz inanan kadınlarımızın % 5’ini geçmez. Yani büyük bir çoğunluğu, büyükleri ve çevresi tarafından korunan (mecburi giyim tarzı diyebiliriz), “İman ettiğini zanneden” kadınlar oluşturuyor. (Atalardan gördükleri ve baskı.)

    Yine yazında vurguladığın cümle çok güzel.

    “Ortak koşan kalbi hastalıklı erkekler.” Bence, kadın ve giyim konusunun en başındalar!.. Ülkemizdeki inanan kadınlarımızın giyimindeki en büyük etken, belirttiğiniz Ortak koşan kalbi hastalıklı erkeklerdir.

    Bir an için Şuayip emmi ile Hafize teyze geldi gözümün önüne. (Yıllar önce Şuayip emmi anlatmıştı.)
    Şuayip emmiler mahalleliler olarak otobüs kiralayıp Kapadokyaya gidiyorlar… Otobüsün ortasında, arkadan öne kadar uzanmış, gerili çarşaflar var… Çarşafın bir tarafında kadınlar, diğer tarafında erkekler oturuyor. Manzarayı gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?

    Değerli Kamil Kardeşim, burada ki sıkıntı Hafize Teyzemin ve diğer inanan teyzelerimizin giyinmeleri değil, GİYDİRİLMELERİDİR!.. En vahim olanı ise; aynı mahallede aynı havayı soluyan insanların birbirlerine olmayan güvensizliğidir.

    Şuayip emmi Hafize teyzemi sarıp sarmalayarak kankası Mehmet ağa’dan korumaya çalışıyor… Yediği içtiği ayrı gitmeyen Hasan emmiden ve diğer mahallelilerden korumaya çalışıyor… Yani onlara GÜVENMİYOR!.. Mehmet ağa, Hasan emmi ve diğerleri de eşlerini Şuayip emmiden korumaya çalışıyorlar… Onlar da Şuayip emmiye GÜVENMİYORLAR… Düşünemedikleri, farkında olamadıkları şu iki yüzlülüğe bakar mısınız? Bunlar aynı mahallenin insanları… Bunlar biribirlerinin KOMŞU’su.

    Yukarıda yazılı bütün erkekler, “Bu Kitapla iman eden ERKEKLER” olmadıkça, daha yüz yıllarca, Kadın ve Giyim konuşulacaktır.

    Emeklerin için Allah razı olsun Kardeşim. Selam ve Dua ile,

    Fikret ARMAN

    • Cengiz bey,
      yine güzel bir yazı dercetmişsiniz.
      eksi artılarıyla güzel olmuş.
      siz bir ışık yaktınız, dileyen o ışığı çoğaltabilir.
      dileyen sizin kibrit alevinizle 3 metre boyunda, 1 metre çapında gür alevli bir ışık saçıcı yakabilir.
      eksi artılarla güzel bir yazıydı. Yüreğine sağlık…
      NOT: Fikret Arman beyin yorumu da güzel olmuş. Sağolsunlar..

  5. Zaten anlatilan da bu .ortama gore kendini korumak.video yu kapakmis gibi yayinlamak ilginc.Turkiyede bu bambaska,sadece basi ortulu diye otobuste yer veriyorlar,buda basi acik olana bir zulum degilmi,ezmek hor gormek.İnanan kadinlar ve erkekler olmadigi surece isimiz zor…

  6. İşin doğrusunu bilmiyorum ama cidden çok güzel ve ilginç bir şekilde yorumlamissiniz. Yalnız nur suresindeki ayette gerçekten somut, nesnel bir ortunme var bence. Çünkü kimlerin yaninda açık olabilecegi çok açık açık anlatılıyor. Fakat sadece bu ayetlere takılıp kalmamaniz yerinde olmus.

  7. Her zaman ısrarla söylüyorum, Kuran-ı Kerîm kurallar koyan, kanunlar yazılı bir kitap değildir. O kitabı doğruyu ve yanlışı insanın fitratina doğuştan yerleştirmiş olan Yüce Allah insanların ısrarla fitratina, doğasına aykırı şeyler yapmasına karşı bir öğüt olması, doğru amellerle yaşayan insanlara da bir müjde olması için göndermiştir. Eğer Kuran’da yer alan her cümleyi akılla birleştirip yaşamımıza entegre edersek aslında yazılmış olan herşeyin, hem de a dan z ye herşeyin bizim iyiliğimiz, huzurumuz için yazılmış olduğunu görürüz. Dolayısıyla aklı başında her insan ortunmenin de salatin da orucun da insanın kendi iyiliği için o kitapta belirtilmiş olduğunu anlar. Yoksa Yüce Allah’ın ne bizim ortunmemize ihtiyacı var, ne de namazimiza orucumuza. Bunlara ihtiyacı olan biziz.

  8. Şahsen katıldığım bu yazınız dolayısıyla teşekkürler…
    Aklı olan ve onu çalıştıran bir toplum için bu örtünme meselesi, sorun olmaktan çıkar. Yeter ki, kadın-erkek; birey bakışı ve toplumun genel bakışı olarak olayları sadece siyah ve beyaz olarak görmekten-algılamaktan çıkarabilelim!..
    ‘Aklın yolu birdir!’ derler. Şu halde, Kur’anda ana hatları verilmiş bu konuyu bir sorun olmaktan çıkarmanın yolu; akıl birliği sağlamaktır! Bu da , yeterli entellektüel düzeyde, düşünebilen insanların artması ve birbirleriyle yapıcı olarak etkileşimleriyle mümkün olacaktır. Bilgi ve aklın birleşmediği; bu iki kıymetli hazineye sahip insanlarımızın artmadığı ve birbirleriyle etkileşmediği ortamlarda akılları durmuşlara ve zırcahillere teslim olunması kaçınılmazdır, biline!..

  9. Bence giriş çok iddialı ancak konunun bağlandığı nokta yine sorunlu. Çözüm yok. Orda böyle, şurda şöyle ile olmaz. Kuranda Örtünme vardır, başörtüsü yoktur bu kadar basit. Niye işi yokuşa sürüyoruz ki. Urfada da olsak, pariste de olsak örtüneceğiz.

  10. Tüm yorumlar için öncelikle teşekkür ederim. Yazımın başında da belirttiğim gibi “Şahsen, sadece kendi fikrimi, kendi anlayışımı sadece benim gibi düşünenlerin ama ifade etmekte zorlananların yalnız olmadıklarını bilmeleri ve olası ufuk açılımlarına vesile olabilmek için paylaştım.” Yani bu yazım herkesi ilgilendirmiyor. Şükrü arkadaşa aşağıda ayrıca cevap vereceğim. Onun dışında bu konuyu gerçekten tartışmak istemiyorum. Zaten ne demek istediğimi alıp anlayacakların anladığına eminim. Sözüm meclisten dışarı anlamayanlardan anlamalarını da beklemiyorum. Herkese selam ve sevgilerle…

  11. Şükrü selam, gelelim sana…

    Facebookta size cevap verip tartışmayı uzatmak istemedim. Burada da uzatmayacağım. Ancak cevabı hak ettiniz. Ben size kırılmadım. Beklenir bir tepkiydi. Şimdi siz de söyleyeceklerim için kırılmayın. Sadece düşünün.

    Şöyle söyleyeyim…

    Siz yazdıklarımı asla anlamadınız. Daha doğrusu yeterince ANLAYAMADINIZ. Ayşegül hanımsa ifadelerimi tam çözemeden “haklı yaşanmışlıklarıyla” duygusal bir tepki gösterdi, oysa onun sözlerinin bir kısmı hariç çoğunu ben yazımda da aynen ya da bir benzeriyle söyledim. Sizin söyledikleriniz ise olumsuz örnek olarak yazımı onayladı.

    Ama sizin yaptığınız birkaç şey var ki çok ayıp. Smile ifadeleri sui zannınızı örtmez. Zan ile benim hakkımda sözde özel durum algıladınız, zannınız sıra ironi yaptınız. Ama hakkımda bildiğinizi sandığınız şeylerin hiçbirini BİLMİYORSUNUZ.

    Örtü konusundaki kesin kabulleriniz adeta genlerinize işlemiş. Ben sizi ve sizin gibi düşünenleri tekfir etmiyorum ki! En doğru benim de demiyorum. Ben görüp anladığıma koyduğum noktayı, benim gibi düşünenlerin yalnız olmadığı üzere paylaştığımı söyledim sadece. Ama siz, bazı hususlarda hatalı olma ihtimalinizi yok sayıyorsunuz.

    Örtüyü ve örtülüleri savunayım derken başı açık milyonlarca kadını günahkar yerine koyuyor ve cinsel objelik adına kuaföre gittiklerini, cinsel objelik için tayt, kot, giydiklerini ima ediyorsunuz. Eğer başörtüsüne dil uzatılmasını kabullenemiyorsanız, siz nasıl böyle bir tutarsızlığa düşer de giydikleri pantolon yüzünden diğer kadınların kılık kıyafetlerine laf edebilirsiniz?

    Eğer benden hep sizin gibi düşündüğüm konuları ifade etmemi bekliyorsanız, bu çok yanlış bir beklenti. Yeryüzünde böyle bir insan bulamazsınız. Örtü zulmünün yaşandığı döneme ilişkin olarak, sanki ben zulmedenler haklıydı mı dedim? Tepkinize sebep, cebinizde taşıyıp da atamadığınız putlar olmasınlar! Düşünceye saygı duyun. Belki siz de bir gün benim gibi düşünürsünüz. Çünkü benim neler yaşadığımı ve neleri tecrübe edip etmediğimi siz bilemezsiniz.

    Ve yazımda anlattıklarımın arkası hiç ummadığınız kadar doludur Şükrü bey. Allah’a emanet olun.

  12. selam

    teşekkür ederim yerinde ve çok doğru bir yazı kaleme almişsınız.
    bende bu konuda aynı sizin gibi düşünüyorum.
    korunmak için ispanyada saçı açık olmalı..
    korunmak için kabil de veya Arabistan da saçı kapalı olmalı…
    korunmak için türkiye de özgürce davranmalı isteyen saçını kapatmalı isteyen saçını açmalıdır. fark etmez.
    saygılarımla

  13. Basörtüsü geçen ayete baktığımız zaman çok uzun bir ayet olduğunu görüyoruz..Bu uzun ayette 3 yerde geçen Zinet nedense sorgulanmamiş.Oysa bu Zinetlerin gösterilmemesi hatta kime gösterilip kime gösterilemiyeceği LiSTE si verilmiştir..
    Zineti göğüs yada cinsel bölgeler olarak alırsanız
    Neden bir kadin cinsel bölgelerini ,göğüslerini babasina,kayinbabasina,kayinbiraderlerine göstermesinde SAKINCA olmasin.
    Ayet liste vermis ve göstermesinde sakinca yok diyor.
    Ayetin icinden yüzyillardir basörtüsü cımbizlanmış maalesef..

  14. Yazı yine bomba gibi olmus.Yanlız anlıyamadığım siz giriş cümlenizde ” Çünkü bu örtünme konusu öyle bir hal aldı ki ne söylersek söyleyelim, tartışmaya meraklılar bunu fırsat bilecekler. Şahsen, sadece kendi fikrimi, kendi anlayışımı sadece benim gibi düşünenlerin ama ifade etmekte zorlananların yalnız olmadıklarını bilmeleri ve olası ufuk açılımlarına vesile olabilmek ” diye bu kadar açık açık belirtmişken ki nedense ademoğlu olarak açık açık anlatılanlara karşı bi zorumuz var yani kavrıyamıyoruz.Niçin firik hürriyetinize eleştiri geliyor.Bu yazı bilimsel yada deneysel yada herneyse öyle bir yazı değilki.Tartışmalı insanları uzun yıllardır hırpalayan bir konuya mübarek kitabımızdan anladığınız şekilde yapıcı bir üslupla yaklaşmışsınız.Katılırsın katılmazsın. Sevgiyle…

  15. Selam Cengiz …

    Bunun sebebi Onların Allah ın indirdiğini beğenmemeleridir…

    Takva örtüsü iyice düşünülmelidir…

    Selam ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir