Kafa Kurcalayan Teyemmüm

teyemmüm

Teyemmüm, turab, said | تيمم  تراب  صعيد

Çok basit bir soru ile başlayacağım… Uğraştığınız bir meşgaleden dolayı, BUGÜN eliniz yüzünüz kir pas içinde kaldı ve az sonra insan içine çıkmak zorundasınız. Ama elinizi yüzünüzü yıkayacağınız tek bir damla su yok ortalıkta… Ne yaparsınız? SAMİMİ OLARAK CEVAP VERMELİSİNİZ. Az çok aşağıdaki sırayı mı takip edersiniz yoksa direkt TEYEMMÜM diye 10 numaralı maddeye mi yönelirsiniz? Aklınızın yolu size ne diyor?

1) Elinizde hijneyik el temizleyici sıvınız, jeliniz olduğu için onu kullanırsınız.

2) Cebinizdeki ıslak mendille elinizi yüzünüzü temizlersiniz.

3) Çantanızdaki kolonya ile elinizi yüzünüzü silersiniz.

4) Sıvı bir sabun bulup onu elinize yüzünüze sürer sonra bir bezle kurularsınız.

5) Gazoz gibi su ihtiva eden başka bir temiz sıvı bulabilirseniz onunla olabildiğince temizlenmeye çalışırsınız.

6) Bebek pudrası ya da fondoten gibi bir toz ile ile elinizi oğuşturup kirinizi dökmeye çalışır ya da yüzünüzdeki kiri kamufle edersiniz.

7) Temiz bir bez bulup, onunla olabildiğince elinizi yüzünüzü temizlemeye çalışırsınız.

8) Bir ağacın kuru ve yaş yapraklarını karıştırıp elinizde oğuşturarak toz haline getirip onunla temizlenmeye çalışırsınız.

9) Toz halinde, olabildiğince temiz bir madde bulur, onu elinize yüzünüze sürer, oğuşturarak kirinizi dökebildiğince dökmeye ya da gizlemeye çalışırsınız.

10) Temiz bir toprak bulup, onu elinize yüzünüze sürersiniz.

Cevabınız sizi tatmin etmediyse devam ediyorum…

Peygamberimizin yaşadığı dönemde bugünkü gibi temizlik maddeleri yoktu. Ama dikkat edin… bugünküler yoktu. O günün şartlarına uygun başka şeyler vardı. Bunların ne olduğunu teyemmüm hadislerinde değil ama başka rivayetlerde ve alakasız gibi görülen hadislerde, yazanın niyeti bu olmasa da gayri istemli olarak bildirilmiş görüyoruz.

Örneğin bazı ağaçların yapraklarının kurutulup dövülmesiyle oluşturulmuş toz halindeki maddeler… örneğin kap kacaklarda kullanılan kum, kil ve kül gibi maddeler… örneğin başlara sürülen yağ (bu yağ yemek yağı değil elbette, süslenme için kullanılan yağdır)… örneğin vücut kokularını gidermek için kullanılan çeşitli buhur ya da sıvı kokular…

Şimdi soruyu da cevabınızı da, rivayetleri de unutun. Kitabımız Kuran’daki ifadelere geçiyorum…

Sa’id nedir, ne demektir?…

Kuran’da sa’id diye bir kelime var. Her yerde anlamı “düzey, seviye, (ing) level” olmasına rağmen Kuran’da kullanıldığında toprak diye çevriliyor. Tam olarak 4 yerde geçiyor. Bunlardan ikisi Kehf suresinde. Biri 8’inci diğeri 40’ıncı ayette.

وإنا لجاعلون ما عليها صعيدا جرزا

18 Kehf 8 Ve inná le cáilune má aleyhá saíden curuzá

Türkçesi: Ve biz gerçekten onun üzerinde olanları kupkuru bir “saíd haline getirebiliriz.

فعسى ربي أن يؤتين خيرا من جنتك ويرسل عليها حسبانا من السماء فتصبح صعيدا زلقا

18 Kehf 40 Fe asá rabbí en yu’tyeni hayran min cennetike ve yursile aleyhá husbánen mines semái fe tusbiha saíden zeleká

Türkçesi: Belki Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana verir, seninkinin üstüne gökten ‘yakıp yıkan bir afet’ gönderir de kaygan bir “saíd” kesiliverir.

Buradan anlıyoruz ki “sa’id” denilen şey, toprak ya da her ne ise kuru da olabiliyor akışkan da. Sa’id kelimesi Kuran’da iki yerde daha geçiyor. Biri Maide 6, diğeri Nisa 43. Bildiğiniz gibi bu ayetler de abdest ve teyemmüm konularının olduğu, temizlenme bahsinin anlatıldığı ayetlerdir. Onlara geçmeden önce şunu belirteyim. Bu dört ayetin dışında Kuran’da defalarca topraktan bahsedilir. Ama topraktan bahsedilen bu ayetlerin hiçbirinde “sa’id” kelimesi kullanılmaz. Hepsinde toprak “turab” olarak geçer veya yeryüzünden bahsediliyorsa “ar’d” kelimesi kullanılır. Hiçbirinde toprağa “sa’id” denmez.

Şimdi gelelim “teyemmüm” kelimesine…

Teyemmüm kelimesi “ymm” kökü dâhil olmak üzere Kuran’da üç yerde geçer. Birincisi Bakara 267’de…

يا أيها الذين آمنوا أنفقوا من طيبات ما كسبتم ومما أخرجنا لكم من الأرض ولا تيمموا الخبيث منه تنفقون ولستم بآخذيه إلا أن تغمضوا فيه واعلموا أن الله غني حميد

2 Bakara 267 Yá eyyuhállezíne amenú enfikú min tayyibáti má kesebtum ve mimmá ahracná leküm minel ard, ve lá teyemmemúl habiyse minhu tunfikúne ve lestum bi áhızíhı illá en tuğmidú fíhî, váalemú ennalláhe ğaníyyun hamíd

Türkçesi: Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi/temiz olanından ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye teyemmüm etmeyin ve bilin ki, şüphesiz Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayacak ganilikte/zenginlikte hamdedilmeye/övülmeye layık olandır.

Buradan anlıyoruz ki “teyemmüm” kelimesi “yönelmek, kalkışmak” anlamına gelen bir kelime. Yani sadece abdestle ilişkilendirilecek özel ve kutsal bir kelime değil. Kılıçla hamle de yapsanız “kılıçla hamleye” teyemmüm etmiş olursunuz. Teyemmüm kelimesi Kuran’da iki yerde daha geçiyor. Biri Maide 6, diğeri Nisa 43. Yine hatırlatayım ki “said” kelimesinde olduğu gibi “teyemmüm” kelimesi olan bu ayetler de yıkanma ve temizlenme konularının olduğu aynı ayetler. Şimdi onlara bakalım…

يا أيها الذين آمنوا لا تقربوا الصلاة وأنتم سكارى حتى تعلموا ما تقولون ولا جنبا إلا عابري سبيل حتى تغتسلوا وإن كنتم مرضى أو على سفر أو جاء أحد منكم من الغائط أو لامستم النساء فلم تجدوا ماء فتيمموا صعيدا طيبا فامسحوا بوجوهكم وأيديكم إن الله كان عفوا غفورا

4 Nisa 43 Yá eyyuhállezíne amenú lá takrabús saláte ve entum sukárá hattá ta’lemú má tekúlúne ve lá cunuben illá ábirí sebílin hattá tagtesilú. Ve in kuntum mardá ev alá seferin ev cáe ehadun minkum minel ğáiti ev lá mestumun nisáe fe lem tecidú máen fe teyemmemú saíden tayyiben femsehú bi vucúhikum ve eydíkum. İnnalláhe káne afuvven gafúrá

Türkçesi: Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de yoldan gelip geçenlerden olmanız hariç yıkanıncaya kadar saláta yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz tuvaletten gelmişseniz veya kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir saíd’e teyemmüm edin, onu yüzünüze ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

يا أيها الذين آمنوا إذا قمتم إلى الصلاة فاغسلوا وجوهكم وأيديكم إلى المرافق وامسحوا برءوسكم وأرجلكم إلى الكعبين وإن كنتم جنبا فاطهروا وإن كنتم مرضى أو على سفر أو جاء أحد منكم من الغائط أو لامستم النساء فلم تجدوا ماء فتيمموا صعيدا طيبا فامسحوا بوجوهكم وأيديكم منه ما يريد الله ليجعل عليكم من حرج ولكن يريد ليطهركم وليتم نعمته عليكم لعلكم تشكرون

5 Maide 6 Yá eyyuhállezíne ámenú izá kumtum ilás saláti fagsilú vucúhekum ve eydiyekum ilál meráfikı vemsehú bi ruusikum ve erculekum ilál ka’beyn ve in kuntum cunuben fattahherú ve in kuntum mardá ev alá seferin ev cáe ehadun minkum minel ğáitı ev lámestumun nisáe fe lem tecidú máen fe teyemmemú saíden tayyiben femsehú bi vucúhikum ve eydíkum minhu, má yurídulláhu li yec’ale aleykum min haracin ve lákin yurídu li yutahhirakum ve li yutimme ni’metehu aleykum leallekum teşkurún

Türkçesi: Ey iman edenler, saláta kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı mesh edin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da. Eğer cünüpseniz yıkanın; eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir saíd’e teyemmüm edin, onu yüzünüze ve ellerinize sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama SİZİ TEMİZLEMEK ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak İSTER. Umulur ki şükredersiniz.

Şimdi kelimeleri toparlayalım…

sa’id… toprak değil, çünkü toprak denilmek istendiğinde “turab” kelimesi kullanılıyor. düzey, seviye, (ing) level, toz halinde gibi anlamlara geliyor. Aynı zamanda kuru veya akışkan olabiliyor.

teyemmüm… özel bir isim değil, bir fiil. Yönelmek, kalkışmak, meyletmek gibi anlamlara geliyor.

Temiz bir sa’id’e teyemmüm edip, onu elimize yüzümüze sürmek…

Güncel Türkçesiyle söylersek…

Su yoksa temiz “kuru ya da akışkan bir toza” yönelip, onu elimize ve yüzümüze sürmek…

veya

Su yoksa, yönelin seviyeye ve ondan elinize ve yüzünüze sürün…

cümlelerinden ne anlıyorsunuz?

Ben yazının en başındaki tercihleri öncelik sırasıyla yapmam gerektiğini anlıyorum. Eğer su yoksa onunla eşdeğer veya altında bir seviyede temiz olan toprak mamulü bir madde ile elimi yüzümü temizlemem gerektiğini anlıyorum. Ya siz!

Elimde ıslak mendil, el temizleme jeli, mendil, pudra ve sair varken gidip toprakla elimi yüzümü mesh etmeyi anlamıyorum. Ve bence teyemmüm/yöneleceğim şey konusu artık kafa karıştırıcı değil. Hatta “sa’id” gerçekten toprak demek bile olsa, toprağa yönelmek illa ki toprağı eline yüzüne sürmek değil, ondan çıkan temizleyici bir maddeyi sürmek olmalıdır.

Bence, bana bu konuda katılmıyor bile olsanız siz de benim yaptığımın aynısını yapıyorsunuz. Ama konu namaz olunca bu tercihinizden vazgeçiyorsunuz. Oysa Allah bize zorluk çıkartmayı değil, bizim TEMİZ OLMAMIZI ve üzerimizdeki nimetini tamamlamayı istiyor ve en doğrusunu elbette O biliyor.

Şimdi tekrar bakın yazının başındaki cevaplara. Kir pas içindesiniz ve az sonra insan içine çıkacaksınız ya da namaz kılacaksınız. Yukarıdaki 10 tercihten hangisine teyemmüm edersiniz, yönelirsiniz? Aklınızın yolu size ne diyor?

Selam ile…

9 thoughts on “Kafa Kurcalayan Teyemmüm

  1. Değerli kardeş Cengiz bey,
    inanın teyemmüm ile ilgili ilk defa böyle farklı ve güzel bir yorum okudum.
    öncelikle sizi tebrik ve teşekkür ederim.
    Ayrıca yazının tamamına katılıp katılmamak ayrı bir şey…
    yorumunuz çok mantıklı akılcı geldi. böylesini hiç düşünmemiştim.
    Ama yazının başında sıraladığınız asit içeren (örneğin ıslak mendil) maddeler pek aklıma yatmasada %100 toprak ürünü malzeme öneriniz harika…

  2. Gerçekten okuduğumda beni heycanlandıran yazılarınızdan biri daha, elinize, gönlünüze sağlık…hah güzel bir bakış derken Rabbim, kitabın delilleri ile karşımıza daha farklı bakış açısı çıkarıyor. Daha önceleri abdest ve teyemmüm ile ilgili kavrayışım, su yoksa temiz bir toprakla yüzümüze ve ellerimize sürmekti, su iletkendir, toprakta iletkendir, üzerimizdeki elektriği boşaltarak ne söylediğimiz bilerek salata kalkmak anlayışı mantıklı geliyordu, Şimdi ilginç olan arapça metninde toprak kelimesinin geçmemesi…Şimdi Rabbim’den dileğim, bildiklerimizi akılcı olarak tekrar zihnimizde toparlayıp hayata geçirmemize yardım etmesi. Hamd hergün yeni gelişmeleri karşımıza çıkaran Allah’adır. Selam üzerinize olsun, inşaallah..

  3. Sevgili Cengiz; yazın güzel, bilgi dolu ve de akla uygun. Farklı bir bakış açısı..Her zaman ki gibi, olumlu bir fark yaratmışsın. Yazını okurken, bende de farklı bir düşünce oluştu.
    Acaba şöylede düşünülebilir mi? ; Allah’ın karşısına çıkarken temiz çıkmak gerekir. Ama bu fiziki anlamdan ziyade manevi anlamda. Temiz, pak ve olumlu bir düşünce yada enerji ile..Suyun manevi anlamda olumsuz enerjiyi aldığı bilinir. İlginçtir ki, toprak ta olumsuz enerjiyi alır.
    “Abdest almaktan maksadın; olumsuz enerjiden arınmak.” olduğu kabul edilirse : suyun bulunmadığı ortamlarda toprağın kullanılması mantığa uygun…Ne dersin…
    Çalışmalarında başarılar. Sevgi ve saygılar..

    • Hoşgeldiniz kmt… Sizi burada gördüğüme çok sevindim.
      Bu elektrik, olumsuz enerji meselesini ben çok tatmin edici bulmuyorum açıkçası. Etkenlerden biridir muhakkak ama bir metale de dokunursak statik elektriğimizi atmış oluruz. Birisine güler yüz göstersek de olumsuz enerjimizi atmış olabiliriz. Nitekim ayette de “temiz olmanız için” deniyorsa üzerine çok da fazla gerekler eklememize ihtiyaç yok diye düşünüyorum.
      Selam ile… Görüşmek umuduyla…

  4. SELAM
    Teyemmüm ile ilgili ilk kez farklı bir yazı okudum. hatta hiç aklıma bile gelmedi sorgulamam sanırım eski kırıntılar bizi bazen sorgulatmıyor. bu yazında gerçekten akla yatkın doğru tesbit olarak görüyorum.bir kez daha teşekkür ediyorum.aklına bereket versin yaratan.
    saygılarımla

  5. Selam
    Yazilarinizi begenerek okuyorum,sizden ALLAH razi olsun.
    Yeni cikan kitabiniz Bize Yalan Söylediler,Beyoglun da,Eminönün de,Kadiköy de hic bir kitapcida malesef bulamadim.
    Birde Nur suresinin 3 ayetini, evlenmek istedigim icin sizle fikir alis verisinde bulunmak istiyorum.
    Selam ve saygilarla
    cevap bekliyorum

  6. Selam çok hatırlarım köyde çamurla ellerimizi yüzümüzü yıkadığımı inan çok temiz ve ferah oluyor ıslak mendilden iyi yapı yapış olmuyor…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir