Tanrı’nın Kaldıramadığı Taş!!!

saturn tanrı kaldıramayacağı taşıEy tanrıtanımaz arkadaş! Allah bir…

Şu soruyu herkes duymuştur…Tanrı, kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi?

Aslında olmayan sorunun cevabı da olmaz. Soru anormal kıt. Ama hadi neyse, birçoklarından sonra biz de ciddiye alıp çözümlemesini yapalım. Ortalıkta ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürülen bu soruya atfen, hayali bir kişiyle konuşuyor şekilde yazacağım yine.

Soruya bir daha bakalım: Tanrı, kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi?

Sorunun tümce dizilimine göre “yaratabilir mi?” bölümüne geçebilmemiz için sorunun ilk kısmının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmamız lazım. Yani “kaldıramayacağı” bölümüne…

Eğer Tanrı’nın “-emeyeceği” bir şey varsa, ancak ondan sonra “-ebilir mi?” diye sorabiliriz. Tanrı’nın vasfı “yapamayacağı bir şey yok” olduğuna göre cümlenin ikinci kısmına geçip “yaratamayacağı” bir şey arayamayız. Sen önce bize Tanrı’nın “kaldıramayacağı” bir şey göstermen gerekir ki ondan sonra onu yaratıp yaratamayacağına bakalım. Ya da tam tersi. Gördüğün gibi kıt mantıklı bu soruya aynı mantıkla verilebilecek cevaplar da mantıksız oluyor. Tümce dizilimini değiştirsen de yine aynı mantık hatası ortadan kalkmıyor.

Tüm taşları, hatta böbreğindeki taşı bile yaratan Allah’ı görmezden gelebilmek uğruna olmayan bir taş üzerinden Allah’ı reddetmeye çalışmak ne büyük bir akıl tutulması.

Etrafına dön iyi bak. Benim Tanrım bütün taşları yarattı. Eğer O’nun kaldıramayacağı bir taş var ise, onu kaldırabileni tanıt, beraber ona tapalım. Ama bu kez o tanrı için de aynı soruyu soran biri çıkınca, yeni bir taş ve eskisinin üstüne yeni bir tanrı lazım. Böyle böyle sonsuza giden taşlar ve tanrılar sayar durursun!!! İşte bu saçma mantığı durduran, o sonsuzdaki son sebep olan o tanrı kimse, zaten benim tanrım da O. O’nun altındakilerin tanrılıkları otomatik olarak düşüyor. İşte bu yüzden bu tuhaf sorunun en mantıklı cevabı da “yaratabilir” ya da “yaratamaz” değil “Allah”tır. Sorunun cevabı “Allah bir”dir.

Üstelik Allah bizimle, yarattıklarıyla kıyaslanamaz. Çünkü bize benzemez. Şöyle ki… Seninkine benzer yapıda sorular soralım ve düşünelim…

“Sen hiç bilmediğin bir soruyu sorabilir misin?” Eğer bilmediğin bir sorudan bahsediyorsan senin için o soru yoktur. Dolayısıyla “sorabilir miyim?” diyemezsin. Ama başkası senin soramayacağın, o bilmediğin soruyu sorar.

“Sen ciğerlerine girmeyecek nefesi alabilir misin?” Eğer ciğerlerine girmeyecekse, o nefes senin için yok hükmündedir ve olsa bile sana ait değildir. Ama başkası senin alamayacağın o nefesi alır.

“Sen hiç göremeyeceğin bir manzarayı seyredebilir misin?” Eğer hiç göremeyeceksen o manzara senin için yoktur. Ama bir başkası, senin göremediğin o manzarayı doya doya seyreder.

Şimdiiii….

“Allah kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi?” diyorsun ya… İşte eğer kaldıramayacaksa o taş zaten yoktur. Ama olmayan o taşı kaldıracak O’ndan başka kimse de yoktur.

Şöyle bir çelişkidesin üstelik…

Her şeyi yaratan tek tanrıyı nedense görmezden geliyor, sonra O ve O’nun üstüne başka tanrılar varmış gibi soru soruyorsun! Önce sen, bir kum tanesi yaratacak birini bul. Sonra kalk her şeyi yaratanın gücünü sına!!!

Şimdi daha da yoğunlaş!!!

Allah o bahsettiğin kaldırılamayacak taşı kaldırmaktan, çok daha fazlasını yapmıştır. Tüm yarattığı varlıklarla beraber potansiyeli de, ve hatta yokluğu da yaratmıştır. Her şey O’ndandır. Olmayan taşı hayal edip sorman işte tam da bu yüzden!

İyi kulak ver…

Allah, senin sorduğun dâhil, olmayan taşların hepsini çoktaaan kaldırabilmiş ve sen sorasın diye yokluğa hapsetmiştir. Günaydın!

Peki şimdi ben sana bir sorayım… Allah, kendisinin varlığını kabul edemeyecek insanlar yaratabilir mi? Evet yaratabilir diyorsan, neden varlığını kabul etmiyorsun? Yok, yaratamaz diyorsan, sen nesin?

“Ben zaten varlığını kabul etmiyorum” diyerek, sorumu mantıksız mı buldun? O halde sen neden taş sorusuna bu kadar takıldın? Cevap şu… Çünkü O’nun var olma ihtimalini sıfırlayarak içini rahatlatmak için bir sürü zannın ve sorunun peşinde koşuyorsun. Olmadığına emin olsaydın, bu soruların peşinde koşma ihtiyacı bile hissetmezdin.

Ama sen arayışta olmana rağmen kendi sorularını üretemiyor, başkalarının tekrar tekrar üretip sorduğu sorular yerine kendi sorularını sormuyorsun. Sen düşünmüyor, düşündüğünü zannettiğin başkalarının fikirlerini savunma gayretine giriyorsun. Oysa soru sormak iyidir. Yeter ki kendi sorularını üretebilmeye başla. Düşün. Başkası düşünmesin senin yerine. Sen niçin varsın?

Var olduğunu gördüğün her şey, O’nun varlığının da kanıtıdır. O zaten taşları kabzetmiş durumda. İster Satürn’e bak ister tüm uzaya. O Allah, göktaşlarını, kuyruklu yıldızları, koca koca gezegenleri ve en büyük gök cisimlerini boşlukta tutuyor ve yörüngelerde gezdiriyor. Dağlar gibi bulutlardan sana tonlarca yağmuru yağdırıyor. Hadi sen de tüm zanlarından bir an için sıyrılıp Kuran’ı okuyup anlamayı dene. Okurken mantıklı sorular sormaya çalış ve düşünmeye devam et. O’na, herşeyi bilene, seni senden iyi bilen o Tanrı’na dönersen emin ol ki, seni yarı yolda bırakmayacak. Allah’a, seni yaratana emanet ol ve özgürleş. Göreceksin ki Tanrı’n sana, kaldıramayacağın yükü yüklemeyecek.

8 thoughts on “Tanrı’nın Kaldıramadığı Taş!!!

  1. Eline, koluna, yüreğine sağlık. Bu yazıyı yazmak size kısmet olmuş. Allah C.C., dilediğine dilediğini verendir.

  2. Soruya bakarak “kaldıramayacağı” dendiği anda öncelikle taşın kaldırılması gereken bir zemin de olması gerekiyor. Yani kaldırmaktan bahsediyorsak ağırlıktan dolayısı ile ağırlığı etkileyen bir yer çekiminden bir zemin çekiminden bahsetmek gerek. Allah’ın dünyayı diğer gezegenleri kainatı yaratmış olduğuna inandığımız için bu zemin çok daha büyük bir zemin olmalı ki bu zeminde yaratılsın taş. Bu açıdan bakarsak soru şöyle olsa daha iyi olurdu 🙂
    Allah kendinin bile kaldıramayacağı taşı taşıyacak büyük bir zemin ve bu zemine ait çekim gücü yaratabilir mi?

  3. Yukarıda yazdığım yorumun nedeni yazınızda ”yokluğu da tanrı yaratmıştır.” demenizden dolayı.. Yokluk nasıl yaratılır?

  4. Aslına bakılırsa (teşbinde hata olmasın) kendisine yazdığı kurallar çerçevesinde müdahil olmadığı (müdahil olmamayı murad ettiği) bir alan yaşatmış. İnsanın iradesi. İnsan sonsuz hür iradeye sahip ve yaratıcı da buna müdahale etmeyeceğini bildirmiş.
    Zira isteseydi toptan hepimiz iman ederdik ama istemedi. Müşriklerin çarpık kader anlayışlarını da bu nedenle eleştirmiyor mu?

  5. Tanrı, kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi?
    diyene Yüce Allah küçük bir taş yaratır ve bu taşı kaldıramaz…işte, kaldıramayacağım taşı yarattım der…
    O da HANİ SENİN GÜCÜN HER ŞEYE YETERDİ der..
    ve Yüce Allah şöyle der: Yarattığım taşı kaldırmaya da kaldıramamaya da benim gücüm yeter…dilersem yarattığım taşı
    kaldırırım, dilersem de kaldıramam… ve hiçbir şey benim dileğimin dışına çıkamaz..

  6. Bu soruyu matematiksel olarak ele alırsak sonuç tanımsızlığa gider.
    Tanrıyı, bizim anladığımız ölçütlerde her şeyi ile sınırsız veya sonsuz olduğunu kabul edelim.
    Soruya göre tanrının kaldıramayacağı bir taş olduğunu da kabul edelim. Yani buna göre taş sonsuzdan fazla olmadır.
    buna buna (sonsuz+1) diyelim.
    matematiksel olarak; (sonsuz+1)=tanımsızdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir