Peygamberin İtibarı

muhammed peygamberTanrılarınızı Korumayı Bırakın

Varsayalım… Birisi ile dini konularda kıyasıya tartıştık. Bırakın Allah’ın ayetlerini, isterse dini, isterse Allah’ı bilmiyor olsun. Karşı fikri savunan tarafı yerle bir ettik, ya da belki de onun sözleri bizim iddialarımızı örseledi. Ama ikimiz de haddimizi aşmadık. Çayımızı içtik, gülümsedik, muhabbetimizi kesmedik. Onu karşıt fikirlerinden ötürü ötekileştirmedik ve asla düşman bellemedik. Tüm karşıt fikirlerimize rağmen içimizde hiçbir hiddet uyandırmadık ve yarın ya da ilk fırsatta yine görüşelim, çay içelim biraz daha tartışalım dedik.

İşte fikrimiz ne olursa olsun ikimiz de hizipçi değil, doğrunun peşinde olan ve doğruyu yaşamaya çalışan iki insanız demektir. Birimizin gördüğünü öbürü henüz görememiş olabilir. Doğrusunu biliyor olmamız bizim üstünlüğümüz değil, iyi ve doğru işler yapabilmek için öğüdümüzdür. Tartışmanın karşı tarafında kin ve saldırı yoksa bizde zerresi bile olmamalı.

Şimdi de gelelim her fikre karşı, fikir üretemeyip saldıran, kinlenen ve aslında tartışmaya bile değmeyenlere… Böyleleriyle istesek de bu nezih tartışma ortamını oluşturamıyoruz. Sürekli bir saldırı, sürekli bir saldırı altında anlatmaya çalış dur! Ama sonra siz bu saldırıya karşı sesinizi yükselttiğinizde “vay efendim, sen çok sertsin, hakaret ediyorsun!” O “sapık” deyince sorun yok, o “zındıklık bu” deyince sorun yok, o “sen anlayamazsın” deyince hakaret değil, o “sen peygambere düşmanlık ediyorsun” deyince iftira değil, ama sen “Kuran’da böyle yazmıyor arkadaş. Allah’a iftira etmiş oluyorsun. Kuran’ı oku. Kendini koru.” dediğinde sesini yükselten, kibirli, terbiyesiz ve zındık sen oluyorsun!

Öyleleri var ki Allah’ı ve Allah’ın berisinde edindikleri bir takım isimleri sahiplenip akılları sıra Allah’ın dinini korumaya alıyorlar. Sözüm o kişilere ki… Allah’ın dininin sahibi Allah’tır, insan değil. Edeceğiniz tebliğiniz, ortaya sürecek iddianız, söyleyecek sözünüz varsa söyleyin, ama tanrılarınızı korumayı bırakın. Eğer tanrıysalar onlar kendilerini korurlar. Yok eğer koruyamıyorlarsa onlara niye tapıyorsunuz?

“Biz onlara tapmıyoruz ki, eserleriyle yol alıyoruz” diyeceğinizi çok iyi biliyorum. Ama içinizdeki şüphe, bana itiraf edemeseniz de için için sizi kemiriyor. Bunun çok iyi farkındasınız. Ama bastırmaya çalışıyorsunuz. Çünkü “tek ilah” kavramının ne demek olduğunu bile hala anlamış değilsiniz. Bu kavram, Kuran kursunda, okulda ya da şurda burda bir hocadan öğrenebileceğiniz bir şey değil. Bunu ancak birikmiş kirli bilgilerinizden arınmak istediğiniz zaman anlayabilirsiniz. Kimse de size, sizin vicdanınızın size anlatabileceği gibi anlatamaz. Ona dönmeniz lazım.

İşte… Her şeyin sahibi olan tek Tanrı (Allah) fikrine ulaşmadıkça kutsadıklarınızdan, dininizden ve ilminizden asla emin olmazsınız. Emin olmanız ise öğüde sahip çıkıp onları hayatınıza izdüşürmenizi gerektirir. Aksi takdirde samimi de olamazsınız. Sözünüz de boşa gider, özünüz de.

Eğer bir muskacı hocaya güvenip en çözümsüz sorunları çözebildiğini zannediyorsanız, onun neden sizden para aldığını düşünün. Madem bu kadar becerikli, kendi maddi ihtiyacını gidermek için neden sizden ücret alsın! Yapsın bir muska, yağsın paracıklar! Bunu yapamıyorsa, demek ki o da sizden pek de farkı olmayan bir beşer. Muska iddiaları, üfleme iddiaları göz boyama.

Eğer geçmişlerden bir “âlimin” zamandan münezzeh manevralar yaptığına inanıyorsanız, çağırın gelsin. İşte ben, benim tanrım hakkında iddia ediyorum. Benim Allah’ım beni yaşlılığıma doğru yaşatıyor, sizin zamandan ve mekandan münezzeh tüm evliyalarınızı çağırın ve sizi gençliğinize götürecek zaman çizgisine koysunlar! Apaçık yaşamakta ve tanık olmakta olduğunuz gerçekleri onaylamak yerine hayalleri ve masalları onaylıyorsunuz. Birisi size “peygamber şunu dedi” ya da “peygamber şöyleydi” dediği zaman şıp diye inanıyorsunuz. Çünkü peygamberin adını bile duyduğunuzda, Allah’tan daha çok itibar ediyorsunuz.

Öyle atıp tutmakla olmuyor.

Allah, seçtiği kuluna emrediyor ki: De ki; ben de sizin gibi bir beşerim. Bana sadece ilahınızın tek olduğu vahyolunuyor. Yani Allah diyor ki, tek ilah benim, o elçim ise sizin gibi bir insandır. Ve elbette anlıyoruz ki güzel bir insandır. Ama yine de insandır neticede. İlah değil.

Allah, o beşerdir diyor. Âlimleriniz çıkıyor, onun gölgesi yoktu diyor. Allah, o beşerdir diyor. Âlimleriniz, ilk yaratılan nur o idi diyor. Allah, o beşerdir diyor. Âlimleriniz, bütün vücudu nurdandı diyor. Allah, o beşerdir diyor. Âlimleriniz, kanı ve dışkısı mübarekti, içeni cehennem ateşi yakmayacak diyor. Allah, o beşerdir diyor. Âlimleriniz, o gaybı, geleceği biliyordu diyor. Allah, o beşerdir diyor. Âlimleriniz, yedi kat göğe çıkıp indi diyor. Allah, o beşerdir diyor. Âlimleriniz, ay’ı ikiye yardı diyor. Allah, o beşerdir diyor. Âlimleriniz, parmaklarının arasından içme suyu akardı diyor. Allah, o beşerdir diyor. Âlimleriniz, zehirli koyun kebabının “yeme beni” dediğini duydu diyor. Allah, o beşerdir diyor. Âlimleriniz, yaslandığı kütük ağlıyordu diyor. Allah, o bir beşerdir diyor. Âlimleriniz, dokunduğu yeri ateş yakmaz diyor. Allah, o bir beşerdir diyor. Âlimleriniz, o günahtan münezzehti diyor. Allah, o bir beşerdir diyor. Âlimleriniz, boyu bilmem kaç yüz arşındı aslında diyor. Allah, o bir beşerdir diyor. Âlimleriniz, iki kainatın efendisi odur diyor. Diyor da diyor. Kocaman adamlar olmuşsunuz, burnunuzun büyüklüğünden ayaklarınızı göremiyorsunuz ama çocuklar gibi uyduruk masallara inanıyorsunuz.

Bir düşünün, eğer düşünebilirseniz! Bana kızıyorsunuz ama söyleyin. Ya âlimleriniz yalan söylüyor, ya da Allah! Şimdi ben hangisini seçeyim!

O halde ben de diyorum ki, ya sizin âlimleriniz âlim değil, ya siz âlimlerinize iftira atıyorsunuz, ya da daha kötüsü siz Allah’a iftira ediyorsunuz. Âlimlerinize Allah’tan daha çok inanıyor, güveniyorsunuz. Yalanlara öyle bir alışmışsınız ki ben bunları söylediğimde sapık oluyorum, Allah’ın dininin düşmanı oluyorum, peygamberi itibarsızlaştırmaya çalışmış oluyorum! Ama siz Allah’ın söylemediğini söylerken, Allah’a iftira atarken tertemiz Müslümanlar oluyorsunuz! Ben Allah’ın dediğini dedim diye zındık olurken, siz Allah’ın demediğini dediniz diye dindar oluyorsunuz! Ben Kuran’da bu yazıyor dediğimde kitabı anlamamış oluyorum, siz namazında niyazında anlamadığınız ezberlerle arapça okuduğunuzda Allah’ın dinini anlamış oluyorsunuz! Öyle mi!!!

Allah dilerse peygamber onu da yapar bunu da, dediğinizi biliyorum tabi ki. Elbette Allah dilerse her şey olur. Ama Allah’ın kitabında bahsetmediği bir takım şeyleri Allah söylemiş gibi nasıl hareket edebilirsiniz ki! Bu nasıl ayet algısı! Allah demedi ama şu da olur bu da olur dediğiniz zaman istediğiniz her uydurmayı kitaba eklemiş olursunuz ki, bu Allah’a iftira atmaktır. Allah demedi ama şunu da demiştir!!! Miştir, miştir, miştir… Sonu yok ki!

Size şunu söyleyeyim; siz Allah’ı hiç tanımıyorsunuz. Gönül gözünüzle O’nu hiç göremediniz. Hiç bilmediniz. Âlimlerinize çok güveniyorsunuz ve hep onların “dedi” dediğini yapıyorsunuz. Onların yanında ise bazen güvenip, bazen güvenemediğiniz bir tanrınız var. Ama algınızdaki o tanrı, Allah değil.

Tek söylediğim “açın kitabınızı okuyun” Ama siz hem o kitabı okumuyor hem de o kitaba, alimlerin kitapları diyerek bir sürü kitabı ortak koşuyorsunuz. Ben bunları söyleyince de size hakaret etmiş oluyorum! Öyle mi! Hayır hakaret etmiyorum! Ben sadece Kuran’da bana anlatılanlardan, hayatta gördüğümü, bildiğimi söylüyorum! Siz ise görmediğinizi ve bilmediğinizi! Ben peygamberin getirdiğine yani Kuran’a yaslanıyorum, siz ise peygamber hakkında başkalarının bugüne getirdiğine.

Peygamberin cinsel hayatını anlatan siz… peygamberin sahabesinin entarisinden damlayan bilmem ne lekelerini anlatan siz… peygamberin kaç eş aldığıyla, onlarla neler yaşadığıyla, yatağından banyosuna kadar dedikodularını dinleyip konuşan siz… Ama “din bunlar değil” dediğimde “sapık” olan ben!!! İyi düşünün. Peygamberi itibarsızlaştıran ben miyim, siz misiniz!!!

Peygamberin parmağına, tırnağına, saçına, boyuna, posuna, sakalına, dişine, bıyığına, pabucuna, yeleğine, ayak izine, kanına, tuvaletine, yatak odasına, mezarına bakan siz. Getirdiği Kuran’a bakansa ben. İyi düşünün. Peygamberin yolunu takip eden ben miyim, siz misiniz!!!

Camide imam tutuyor “Size peygamber efendimizin hiç bilinmeyen mucizelerini anlatacağım!” diyor. “İyi de madem hiç bilinmiyor, sen nereden biliyorsun, nereden haber aldın?” diye soran bir tane uyanık adam yok üç yüz kişilik camide. Kafalarını eğmiş tin tin sallanıyorlar. İmam, Allah’ın adını anarken ne hazret var ne bir ilave ne de bir uyanış cemaatte… “Muhammed” dediği anda ise cami salavattan yıkılıyor, eller göğüslere kalkıyor. Soruyorum sadece. Madem bu kadar dininize bağlısınız, bu halinizle ilahınız kim!!!

Peygamberinizi tanrı yapmayın. Allah’ın dinini korumaya kalkmayın. Tek tanrı Allah’tır ve kendisini de, dinini de O korur. Siz kendinizi yalanlardan koruyun, din adına dönen dolaplardan, yüzyıllardan beri gelen uyuşturuculardan koruyun. Güvenin Allah’a ve O’nun sözlerine artık. Açıp anlamak için okuyun kitabınızı artık. Bütün hayatınız ve hayata bakışınız değişecek. Artık şüphe ile değil, kesin bilgiyle inanacaksınız. Açın gözlerinizi… Hayatınızı da ötesini de mahvediyorsunuz.

3 Al-i İmran 78
Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler, siz onu kitaptan sanasınız diye. Oysa o kitaptan değildir. ‘Bu Allah katındandır’ derler. Oysa o, Allah katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah’a karşı yalan söylerler.

3 Al-i İmran 79
Hiçbir insanın, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah’ın berisinde bana da kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis, Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz, der.

3 Al-i İmran 80
O, melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi emretmez. Siz, müslüman olduktan sonra, size küfrü mü emredecek?

18 Kehf 110
De ki: ‘Şüphesiz ben, sizin gibi bir beşerim; yalnızca bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın.’

11 thoughts on “Peygamberin İtibarı

  1. Helal olsun sana çok güzel yazı olmuş yine. Ah keşke insanlar bu dediklerini bi görebilse. Eline emeğine sağlık, Allah yolunu açık etsin.

  2. çok güzel yazmışsınız keşke bu yazıyı çok kişiler okusa inansa ona göre yaşasa ne güzel olmuş

  3. Çok güzel bir yazı kaleme almışsınız,aklınıza,gönlünüze sağlık.İlgiyle takip ediyorum ve paylaşımlarınız için teşekkür ediyorum.

  4. Kalemzade abim. Gönlü güzel, sözü güzel abim. Ben senden razı oldum. Allah’da senden razı olsun. Hakkını helal eyle bu mübarek görevde sana yeterince destek olamayan bu kardeşlerine de. Rabb’ime eğilsin o güzel yüzün secde de, üzülme sen O seninle…

  5. …….Sana; her şeyi açıklayan, hidayet ve rahmet, müslümanlara da müjde olan kitabı indirdik. Nahl.89.

    İşte böylece Biz; sana da emrimizden bir ruh vahyettik. SEN KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN. Fakat Biz; onu, kullarımızdan dilediğimizi hidayete eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen, dosdoğru bir yolu göstermektesin.Şura.52.

    Kur’an inmezden önce Muhammed’in a.s.durumu ortada iken, gaflet ve dalalette ısrar edenlere söyleyecek sözüm senin dinin sana, benim dinim bana. Kur’an’ı yeter kabul edip, bu kesin bilgi ile bilgilenen ve bu bilgi ile hayatını şekillendiren kullar olmamız dileği ile Elhamdülillah..

  6. Konu ettiğiniz gerçek, aşk’ın anabilim ile uyumsuz yolculuğudur. Kabul etmez fakat ne onunla ne onsuz olur. İnanç çıplak ayak yolculuğudur. Zaten Hz.Muhammed’in vefatından sonra toplumsal anlamını büyük ölçüde yitiren İslamiyet aynı zamanda Ortadoğunun kanayan yarasıdır. Zihinsel sömürülmeye de açık oluşu, birlikte felaketleri getirmektedir!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir